Kenarlarında dikenli düş çukurları olan bir aşk ; umutsuzluğun mayınlı sözcüklerle çevrelendiği,bir masada oturuyor.Ve suskun kalpler korkarcasına susuyor, cesur duruşlarıyla...

Çünkü her kelime mayına atılan bir adım oluyor, titreyen dudaklarda..


Sığındıkları tek liman konuşmak oluyor ; susarak ! Önce kız konuşuyor içinde ; karşısındakinin içine yol alıp :

''Dişlerimin arasına gizli öfkeler var, sana miras bırakacağım."


Saçlarımda gecemin sen kayıpları,uçsuz sarkaçlar uzuyor.Yolumun üstüne düşmüşken aşk,ellerim tutuk kaldı ardına.Gözümden akmışken bu sevda,dilsizliğim söz oldu.Yamaçlar büyüttüm sonra,bırakıp gidince sarılacağım.Bir boşluktu gözlerin,gün geçtikçe tutunacağım.
Ne zaman gittin benden, usul usul yer etmiştin oysa içimde.Göremediğim, söyleyemediğim neydi sana? Keşke bu kadar yalnız olmasaydım.Oysa ben heryeri sana ayırmıştım.Meğer sen, ne çok kalabalıkmışsın.Yitik fırtınalar sakladım bağrıma, gözlerine baktıkça durgunlaşan..Çöllerim adını sayıkladı,içimdeki sahrada.Sonra kurudu ömrümün son gülü,sususz kaldım okyanuslara...Şimdi alnımdaki kavga küsmüşlük soluyor gittiğin mevsimlere.Bir şarkıyla tutuşuyor içimdeki yangın.Bir avuç tuz oluyor bu veda,sol yanımda..Sızılı bir sevmek sızıyor ellerimden,sen dönüp gittiğin an !

Gözlerin ayrılığın biletini kesiyor,kalbimdeki tren raylarında. Ve ben 'Gitme!' diye bağırsam da intiharlar bulaşıyor avazıma..''


Bir aşkın enkazında kalan yüreğiyle tutundu, vedaları avuçlarına bırakan adamın gözlerine. Bir çizgiydi ayrılık, üstünden düşmeden yürüyeceği..Sarsıntılara meydan okuyarak yürümeliydi. Yoksa ayakları bu ayrılığın boşluğuna düşecekti...
Tam düş(üş)ünden tuttu adam sözlerinin :
''Zamansız girdi gözlerin, düşlerle örttüğüm geceme.Bir hıçkırıktı çaresizliğin,geldin ve yerleştin.Sormadın bendeki hüznü, aşka küsmüşlüğümü..Sessizce daldın, büyüttüğün bu masalın koynuna..Ben sana uyanma demedim.Gözlerindeki sevginin altında ezildim.Oysa içimde taşıdığım ölünün ellerine değmiştin.Gel-gitler çoğalttım seninle aramda.Barış yelkenleri vardı yüreğinde, kırgınlıklarımı suya indiren..
Duvarlar ördüm yıkılası suskunluğumda; anahtarlarını gömdüm, beni içerde bırakan kapılarımın...Güncemdeki darp izlerini koyup sayfalara, kalemimde sildim geçmişin tüm sancılarını..'Unutmak için yazdım, yazmak için unuttum'..Sonra habersiz bir sabaha gözlerini düşürdüm.Hangi iple çıkmalıydım bu kuyudan? Herşeyi bir bıçak gibi kesip atan itaatini mi, ruhunun başkaldırılarını yorgun yüreğimin dizlerine yatırışın mı ?...Yoksa sahipsiz gidişlere bağrını açan, uslandıran şefkatin mi...Yeri dolmaz sancılarımı dize getirmek değildi niyetin..Ama uysal bir deprem oldu hüznüm, ellerin değince..

Sana 'Git!' desem ; öksüz kalacak yine sol yanım.Avunmayacak yıllanmış avuntularım.Sana 'Gitme!' desem sol yanım hep ihanet edecek, içinde nefes verdiği ölüye...Cesedimin bakışındaki ben,yakacak gözlerini..''


Hava boşluğunda kırıldı tüm sözler,uzayıp gitti yürekler.Zaman eritmeye başladı hüznü, tadı kaçmış bir sevdada..Bitti sus-pus oynu, aşk sobelendi göz çukurlarında..


Ve iki ebe kaldı tek başına, ayrılığın giderken bıraktığı gözyaşlarında..



MaviEylül...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 346
favori
like
share