Büyük ilgi gösterdiler, hayır diyemedim. Herkes takımı Asya Şampiyonu yapmam için gözümün içine bakıyor ve inanılmaz derecede güveniyor. Ben de burada gayet mutluyum

PAS Takımının başında 3 maçta 3 galibiyet alan deneyimli hoca ilk kez FANATİKe konuştu...

İnciler
Burada bizim 3 büyükleri çok merak ediyorlar. Özel maç için gelseler 70 bin kişiye oynarlar
Amacım futbol sayesinde iki komşu ülke arasındaki ilişkileri daha da güçlendirmek
İranda bir apartman dairesinde kalıyorum, villa istemedim. Yemek konusunda da hiç zorluk çekmedim
Maçlardan önce Milli Marş yerine dua okunuyor ama bu beni hiç rahatsız edecek bir durum değil

Mustafa Denizli, şampiyon yap bizi... Yakın geçmişte ülkemizde sıkça duyduğumuz bu tezahüratı artık İranlı sporseverler yapmaya hazırlanıyor. Çünkü Denizli artık İranın PAS takımında çalışıyor ve ekibini Asya Şampiyonasına hazırlıyor. Geçen sezon Vestel Manisaya giderek bütün dikkatleri 2.Lige çekmeyi başaran Denizli, şimdi de İtalya, Almanya ve İspanya Liglerindeki lejyonerleri takip etmeye alışan Türk sporseverinin gözünü Asyaya çevirdi. İşte, Denizli ile yapılan çarpıcı ve çok özel röportaj...

* Vestel Manisasporda sezonu tamamladınız, üzerinden 8 ay kadar bir zaman geçti. Bu zaman içerisinde futbola biraz da dışardan baktınız, ne gördünüz?
* Herkes ne gördüyse ben de öyle gördüm. Şu an Türkiyedeki futbol ortamından memnun olan varsa ben de memnunum. Öncelikle şunu söylemek istiyorum; Türkiyede iki yıldır son derece zevksiz bir futbol oynanıyor. Bunun ilk nedeni futbolu yorumlayanlar, futbola olan ilgiyi azaltıyorlar farkında olmadan. Olumsuz yorumlar futboldan kaçışa neden olur. Bu kaçışı ateşleyen hadiseler de olur ki, bir ölüm olayıyla bunu yaşadık. İnönü Stadında yaşanan olay sonrası statlarda seyirci azaldı. Bunu farklı yorumlayanlar oldu ama asıl nedeni, seyircinin haftalardır hatta aylardır kafasındaki soru işaretinin yanıtını bulmasıydı. Seyircinin söylemek istediği şuydu: Bu futbol seyredilmeye değmez.

* Bu olay sizi nasıl etkiledi?
* Son derece zor oldu statlara gitmek. Bunca yıldır futbolun içinde olan bir insanın bu tür olaylara tanık olması beni fevkalade üzdü. Asıl dikkat çekici olan Türkiyedeki futbol ortamının 5-10 sene öncesine göre daha kötü olmasıdır. Bugünkü kötü görüntülerin nedeni de o günlerdir. Türkiyede yapılan abartılı harcamalar sonucunda Avrupada rakiplerinizle boy ölçüşemiyorsanız bu da futbola olan ilgiyi azaltır. Bir Galatasaray çıktı, bir milli takım çıktı, heyecan duyduk. Son 2 yıldır bunlardan da yoksunuz. Milli takımın da elemelere kötü başlaması ilgiyi azalttı. Uluslararası alanda yarışmayı taşıyacak 3 kulüp bulamıyorsunuz Türkiyede.

Türk Futbolu kötü yolda...
* Transfer politikalarındaki tutarsızlığın da rolü olmalı bu futbolsuz ortama gelmemiz de...
* Elbette var. Türkiye uluslararası rekabette var olabilecek değerde yabancılar transfer edemiyor. Sene başından beri Alexi tartışıyoruz. Öyle ki ederi ve ortaya koyduğu futbola baktığımızda uluslararası değerde tek oyuncu o. Bir dönem Türk futbolunda 10a yakın Alex değerinde oyuncu vardı.

* 1999 yılında ulusal takımın başındaydınız. Sizinle yaptığım bir röportajda Bu transfer anlayışı devam ederse 5 yıl içinde kulüpler batar demiştiniz. Galatasarayın ekonomik sıkıntıları da bu görüşü destekliyor.
* Metin, bu röportajın can alıcı konusu da o 1999 röportajıdır. Bunu söylerken futbolun bir çıkış içerisinde olduğu belliydi. 1999da bunları söyledik 2000de Avrupada çeyrek final oynadık. Çünkü çıkış noktasının limitlerine geliyordu Türkiye. 2002deki Dünya üçüncülüğünden sonra Türkiyedeki futbol ortamıyla Avrupadaki değişkenlik başlayınca Türkiyede de dış transferlere yönelme baş gösterdi. Oysa o günlerde Türkiyenin bir turnuvaya daha gitmesi gerekiyordu ki, biz Portekizin dışında kaldık. Bunda futbolcularımızın Avrupaya gitmesinin de rolü oldu. Önceleri Türkiye cazipti. Yaşanan krizlerden sonra Avrupa cazip hale geldi. Yabancı transferi futbolumuzun yırtıklarını yamamaya yetmedi. Bugün Türkiyede bir veya ikisinin dışında bütçelerini denk getiren başka bir kulüp gösterebilir misin? 1999 yılında Türkiye bu transferleri kaldıramaz dediğim zaman Türkiyenin UEFAda 200ün üzerinde dosyası vardı. Bu dosyalar Türkiyeye gelecek futbolcuların sayısını hem azaltıyor hem de fiyatlarını artırıyor. Gelenler Türkiyenin sorunlu bir ülke olduğunu bildiği için ya parasının büyük bir bölümünü peşin istiyor ya da anormal ağır koşullarda sözleşme imzalıyorlar. Paralarının büyük bir bölümünü peşin aşanlar ise kendilerini Türkiyede misafir olarak gördüklerinde performansı düşüyor. Hal böyle olunca Hagi, Popescu, Taffarel gibi dünya kalitesinde oyuncuların gelme ihtimali ortadan kalkıyor. İşe bu perspektiften baktığınızda daha iyi organize olan Fenerbahçe avantajlı duruma geçiyor. Zaten Türkiyede futbolu belli bir seviyeye taşıyan futbolcu sayısı 10 civarındadır. Sayarsak: Hagi, Popescu, Taffarel, Emre, Okan, Revivo, Rapaiç, Kennet Andersson, Beşiktaşın aldıkları. Bir bakıyorsunuz bunlar piyasadan çekilmiş. Seyirci sahaya iki şey için gelir... Bir; takımın yıldızlarını izlemek, iki; iyi futbol seyretmek. Türkiyede bunlar olmadığına göre taraftar stadyumlara niçin gitsin? Şu anda yıldız seyretmek için maçına gidilen tek takım Fenerbahçedir.

* Altlardan üst sıraları zorlayan takımda yok bu sene...
* Bu kaçınılmaz zaten, zoraki zorlama. Sıralamayı 2 tane Fenerbahçe maçı tayin etti. Fenerbahçe, Galatasarayı yenip, Beşiktaş ile berabere kalsa bile şu anda lig bitmişti. Bu ligin devamı Fenerbahçe sayesinde ayakta kalabildi. Seneye bunu da bulamayacağız. O zaman sen Metin Tükenmez veya diğer köşe yazarları ne yazacaksınız! Eleştiri yazmanın da bir keyfi vardır. Mustafa Denizliyi, Fatih Terimi, Hagiyi, Hakan Şükürü eleştirmek farklı bir şeydir. Ama bunların da piyasadan çekildiğini düşünün. Yani Türkiye kötü bir yöne doğru gitmektedir.

* Yerlerine yenilerini de koyamıyoruz...
* Türk futbolu kötü bir dönemde. İlerisi için beni umutlandıracak çok az şey var şu anda.

Yanala şans tanınmalı
* Peki bu ulusal takıma nasıl yansıyacak? Gerçi şu anda maç yok. Ama fısıltı gazetelerinden kulağımıza gelenlere bakılırsa federasyon da rahatsız Ersun Yanal da...
* Türkiyede yayımı yapılan gazetelerden daha çok, fısıltı gazetesi satıyor. En büyük dram da burada. Hayatını bu ülkenin futboluna adamış insanları da neticede bir karar aşamasına getiriyor. Lanet olsun diyebiliyorsun. Ersun Yanal ile gider mi, gitmez mi başka. Ama biz bu takımı ona emanet etmişiz. Hataları olacaktır. İnsanlar fikirlerini söyleyebilir, yazabilir ama ön yargıyla eleştiri başka bir şeydir. Herkes turnuvanın sonucunu beklemek zorundadır. Grup maçları sona erdikten sonra akı, karası ortaya çıkar. Türkiye milli takımını bir umutsuzluk ortamına sürüklüyor. Tablo olumlu mu, değil. Ama Türkiyenin bu grupta içerde ve dışarda her takımı yenebilecek gücü olduğunu biliyoruz. Türkiye 2006ya gider mi, gitmez mi? Hoca konusunda karar verecekler seçenlerdir. Eğer değiştireceksen niye seçiyorsun diye sorarlar insana. Beklemek lazım.

* Hazırlık maçları da sorun yaratıyor son yıllarda...
* Biraz önce sen söyledin. Hazırlık maçı yapmıyor Türkiye. Bizim milletimizi hazırlık maçına motive etmek zordur. Ama arada bir toplanarak hazırlık çalışmaları yapılabilir. Özel maçların olduğu dönemlerde maç yapmayabilirsin ama özel çalışmalar daha yararlı olabilir. Bir hazırlık maçında 20-25 tane oyuncu oynatılıyor. Bu kime ne yarar sağlar? Geçtiğimiz on yılda milli takım grubun sonlarından bu yarışa giriyordu. Halbuki son 4 yıldır bu takım grup birincisi olarak katılıyor. Ancak Türkiye bu fırsatı da elinden kaçırıyor. Daha önemlisi dünyadaki ve Avrupadaki imajını kaybedebilir. Avrupada çeyrek final oynamış, 2002de dünya üçüncüsü olmuş bir takım Portekizden sonra 2006da da olmazsa bu, Türkiyenin edindiği prestiji, saygınlığı yok eder.

* Şimdi geldik İrana... Biri bana Mustafa Denizli yurt dışına transfer oluyor deseydi aklıma en son İran gelirdi. Nasıl oldu?
* Benim de hiç aklımda olan bir yer değildi. Çok nazik bir davet aldım. Komşu bir ülkeden, kırılması, geri çevrilmesi mümkün olmayan bir davetti bu. Buna karşı çıkamazdım. Bu herkesin yapacağı bir şeydir. Benim bir teknik adam olarak yabancı futbolculara yaptığım davetin bir benzeriydi. Yani Fenerbahçeye almak istediğim futbolcuları İstanbula çağırdığımda çoluk çocuklarınızı alın, mutfağımıza ayak uydurabilir misiniz, çocuklarınızı okutabilir misiniz, bizim misafirimiz olun, gerisi önemli değildir derdim. İrandan da böyle bir davet aldım. Zaten iki günlüğüne gittim. Orada kalacağıma benim de inancım yoktu. Fikrim inince değişti. Bana öylesine ilgi gösterdiler ki çalışmamak mümkün değildi.

* İran futbolunu tanıyor muydunuz?
* İranda daha önce iki maç izlemiştim. Futbol kaliteleri şu andaki bizim futbolumuz düzeyinde. Evet bu biraz komik gelebilir ama 2000 yıllarındaki futbolumuzdan geri, bugünkü futbolumuzla ise üç aşağı beş yukarı aynı. Birşeyler yapmak isteyen bir ülke. Bizim 15 sene önce hayal ettiklerimiz onların da şimdi en büyük hayali. Onların asıl amacı kıtada, Asya Şampiyonasında başarılı olmak. Beni cezbeden de bu zaten. Geçen yıl ligi şampiyon olarak tamamlayan benim takımım Asya Kupasına odaklanmış durumda.

* İranda daha önce Asya Kupasını alan takım var mı?
* Var. Benim başında bulunduğum Pas, 14 yıl önce bu kupayı almış. Ondan daha önce de Persepolis takımı kupayı İrana getirmiş. Ama uzun bir zamandır kazanamıyorlar. Onlar için çok önemli bir prestij ve saygınlık kazanma mücadelesi. Bu sene asıl amacımız bu kupa. Ligde bir hayli geriye düştük. Şampiyonluk çok zor görünüyor. Çünkü 15 puan gerideyiz.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 436
favori
like
share
termeli Tarih: 06.06.2005 19:41
uefa kupasi bence sadec bir teselli olabilir GS nin en tarihindeki onemli basarisi
bence cupa1 deki yari finaldi (sahsi yorumum)
termeli Tarih: 06.06.2005 19:39
yahu kartalimin basinda gormek istedigim tek(bjk li olmayan) hoca. GS yi seneler once sampiyon kulupler kupasinda yari final oynatti. buna imparator dahi erisemedi
Lord Black Tarih: 18.02.2005 23:52
Paylaşım için teşekkürler