MUĞLA Pedasa (Pedasos, Bitez)

MUĞLA Pedasa (Pedasos, Bitez) Tarihi

MUĞLA Pedasa (Pedasos, Bitez) Resimleri



Pedasa, Bodrum’un 4 km.kuzeyinde, Gökçeler denilen yerde, yarımadanın dağ dizilerinin sona erdiği vadi geçidindedir. Bitez’in (Ağaçlı köyü) yanı başındaki denize dökülen dereden kuzeye doğru gidildiğinde ulaşılan tepede kentin kalıntıları ile karşılaşılmaktadır.
Pedasa sözcüğüne M.Ö. 2000 yıllarında Luwi dilinde rastlanmaktadır.Prof. Bilge Umar, bu sözcüğün “suyu bol” anlamına geldiğine işaret etmiştir. Troas bölgesinde de aynı ismi taşıyan bir kent olduğu İliada destanından öğrenilmiştir.
Herodotos bu kent ile ilgili bazı bilgiler vermiştir. Buna göre Pedasa’da Athena ile eş tutulan bir tanrıçaya ait mabetteki rahibelerin yüzlerinde sakal çıkması burada yaşayanların kötü bir olayla karşılaşacakları düşüncesini yerleştirmişti. Strabon, Pedasa’da Leleglerin yaşadığını, bunların kısa zamanda çoğalarak Myndos ile Bargylia’ya kadar uzanan toprakları ele geçirmekle yetinmeyip Pisidia’nın da büyük bir parçasını ele geçirdiklerini belirtir. Sonraki yıllarda Karia’lılarla birlikte Yunanistan seferine gittiklerinde orada kalarak yayılmışlar ve soyları da yok olmuştur.
M.Ö. 547’de Persler Lydia krallığına son verdikten sonra Karia üzerine yürümüşler ve burada karşılarına Pedasa’lılar çıkmıştı.Güç olarak üstün olan Perslere karşı sonunda Pedasa’lılar boyun eğmek zorunda kalmışlardı. Ayrıca M.Ö.V.yüzyılda Pedasa’nın ismi Delos Deniz Birliğine ödenen katkı payları arasında geçmiştir. M.Ö. IV.yüzyılda Mausollos’un Halikarnassos’a göç etmeye zorladığı altı leleg kentinden birisi de Pedasa olmuştur.



Pedasa’nın bulunduğu yerde yapılan yüzey araştırmalarında bulunan çanak-çömlekler bu göçten sonra Pedasa’lıların bir süre daha kentlerini terk etmediğini göstermiştir.
Pedasa’da yeterince arkeolojik bir araştırma yapılmamasına karşılık,buluntular kentin surlarla çevrili yuvarlak bir plân düzeni olduğunu göstermiştir. Bazı kalıntılar arazi konumundan ötürü kentin teras duvarlarıyla desteklendiğini, yamaçlarında Leleg mezarları ile çanak-çömlek parçaları bulunduğuna işaret etmektedir.

Ek Bilgi: (Kaynak; Muğla Ünv.Fen Ed.Fak. Prof.Dr. Adnan Diler)
Sekiz Leleg kenti içerisinde ulaşılması en kolay olan yerleşim Pedasa antik kentidir. Karialıların Persleri yenilgiye uğratmış oldukları Pedasa kentinin yeri için daha önceden, Judeich tarafından Etrim önerilmiştir. Ancak daha sonra Karacahisar olduğu öne sürülmekle birlikte Paton ve Myres tarafından yapılan çalışmalardan itibaren, Atina Vergi Listelerinin de yardımıyla Bean, Cook ve Radt kentin Bodrum’un yanı başındaki Gökçeler’ de yer almakta olduğunu tespit etmişlerdir. Ayrıca 2. km ötede yer alan Bitez Köyü’ nün isminin de Pedasa’ nın yansıması olarak günümüze ulaşmış olduğu düşünülmektedir .



Pedasa’nın M.Ö. 6.-5. yy.lar içerisinde oldukça söz edilen bir kent olduğu görülmektedir. Herodotos’un aktardığına göre Persler M.Ö. 546 yılında Sardeis’i ele geçirdikten sonra Harpagos yönetimindeki bir orduyu Karia üzerine göndermişler ve sadece Pedasa kentinde direnç ile karşılaşmıştır. M.Ö. 499 yılından sonra İonia ihtilaline katılan Karialıları cezalandırmak için Daurises komutasında sefere çıkan Pers ordusu Labraunda’ da Karialıları bozguna uğratmış olmalarına karşın, Pedasa yolunda pusuya düşürülmüşlerdir. M.Ö.494 yılında Miletos’u ele geçirdikten sonra zorluk çıkaran Pedasalıların bir bölümünü yeni kurulan bir kente yerleştirmişler ve bu kent de Pedasa adını almıştır. Kentte, Maussollos zamanından sonrada da yerleşime devam edilmiş olduğunu gösterebilecek verileri göremiyoruz.

Pedasa kentinde yer alan Athena tapınağı ile ilgili ilginç bir öykü anlatılmaktadır. Yine Herodotos tarafından aktarıldığına göre Pedasalıların başına kötü bir şey gelecek olursa Athena rahibesinin sakalı uzamaktadır ve bu olay kentin tarihinde üç kez gerçekleşmiştir. Athena tapınağının ele geçen bir yazıt yardımıyla, Gökçeler kalesinin batı ucundan Bitez’e uzanan vadide yer almakta olduğu önerilmişti . Biz bugün artık bu tapınağın yeri konusunda daha çok şey biliyoruz. Kente girişte akropolisin batı alt yamacında yerleşik dikdörtgen planlı, bosajlı düzgün kesme taşlardan oluşturulmuş yapı kalıntısı büyük olasılıkla bir tapınağa aittir. Kalıtının batı duvarı önünde yatık duran monolit sütün yapının önde sütunlar ile donatıldığını göstermektedir. Pedasa’nın belki de tek ve en önemli bu Tapınağının yakınında 2002 yılında saptadığımız bir kaçak kazı çukuru bu alanın bir tapınak bothrosu (çöplük) olduğunu göstermiştir. Kazı çukurunun çevresine atılmış kırık terrakotta parçalarının birleştirilmesi sonucu gördüğümüz ve olasılıkla Athena’ya ait baş M.Ö Geç Arkaik –Erken Klasik Çağ tarihi ile Tapınağın tarihi için de bize ışık tutmaktadır. Bu Pedasa’nın aşağı kentindeki önemli yapısının tasarı ancak kazı çalışmalarından sonra anlaşılabilecektir.



Gökçeler’de iyi korunaklı yüksek bir tepede ise akropol yer alır. Tepeyi kuşatan bir iç sur ve eğimin az olduğu güney yöne doğru ilerleyen kulelerle sağlamlaştırılmış bir diş surdan oluşur. Yerleşim bir Leleg kasabasının tüm özelliklerini yansıtmaktadır. Yaklaşık 200 m. uzunluğundaki ana sur düzensiz bir taş işçiliği ile ve aralara oldukça küçük taşlar eklenerek örülmüştür. Duvar kalınlığı 1.75–1.50 m arasında değişmektedir. Ana surun özellikle güney ve kuzey bölümünde sur duvarı ile dik birleşen yan duvarlara sahip yan yana sıralanan çok sayıda ve yan yana sıralanan oda grupları yer almaktadır. Boyutları 4 x 5m. ya da daha küçük olan bu odalar ortak duvarlara sahiptirler ve öne bir kapı ile açılırlar. Mekânların önünde ise dar ve uzun sokakların oluştuğu görülmüştür. Bu tür bir yerleşim tasarının Leleg’lere özgü olduğunu söyleyebiliriz.

Pedasa akropolisinin merkezine yakın alanda doğal kaya kütlesi üzerinde ise Kalenin en önemli yapısı yerleşiktir. 7x13 m. boyundaki in antis tasarlı olan bu yapı bir tapınak ya da büyük olasılıkla bir yönetici binası olmalıdır. Kalenin ana girişi batı yanda yer alan bugün büyük ölçüde tahrip edilmiş olan 2.50 m. genişliğindeki bir geçitle sağlanmaktadır. Güney yanda da, üzeri düz bir blokla kapatılmış daha küçük bir giriş vardır. Tepenin aynı zamanda en yüksek noktası da olan İç surun güney-doğu ucuna bugün büyük ölçüde tahrip edilmiş olan büyük bir gözetleme kulesi kondurulmuştur.



Kalenin doğu ve güney bölümünde kuru moloz taştan örülme, kalın duvarlardan oluşan büyük bir dış sur bulunmaktadır. Yüzeylerinde çok daha düzenli bir taş işçiliği gösteren ve işlenmiş uzun bloklar ile inşa edilmiş dış sur kulelerle desteklenmiştir. Pedasa akropolisinde yaptığımız yüzey araştırmalarında bulduğumuz çanak çömlek parçaları bize kalenin M.Ö.6. yüzyıl ve daha eski tarihli olduğunu göstermiştir.

Pedasa’nın tüm Leleg yerleşmeleri içinde en önemli yanı çok geniş bir territorium’a sahip olmasıdır. Kuzey-güney yönünde Konacık sırtlarından başlayıp Torba limanına dek uzayan geniş bir alan eski çağdaki kentin yayılma alanıydı. Bu geniş alanda Yuvarlak Yerleşme yerleri, çiftlik binaları, tarım terasları ve özellikle de farklı türlerdeki mezarlar en geniş alanı kapsarlar. Bunlardan kentin güney ve güney doğusundaki sırtlarda Leleg kentlerinin geleneksel mezar tipi olarak kabul edilen oda-tümülüsler sayısal çokluklarının ötesinde boyut ve mimarilerinin görkemli yapılarıyla da en önemlileri olarak ilgi çekerler. Çapları yer yer 20 m. kadar ulaşan yuvarlak planlı bu mezarlar dışta yuvarlak bir çevirme ve bunun sınırladığı alanda genellikle boyutları 4 x 4 m. veya daha küçük üzeri yalancı tonozla kapatılan mezar odasından oluşur. Mezar odasına diş duvardan bağlanan dar bir geçit ile (dromos) ile ulaşılır. Çoğu yağmalanmış mezarların içi bugün boştur. Ancak araştırmalarımız bu mezarlardaki gömü olayının doğrudan pişmiş toprak lahitlere yapıldığını göstermiştir. Mezar buluntularının bizim için en ilginç yanı ithal ve lokal üretim malzemenin bir arada bulunmuş olmasıdır. Son yıllarda yaptığımız araştırmalarda Sivriçam tepesinin doğu ve güneyindeki eski ormanlık alanlarda da benzer çok sayıda tümülüs mezar saptanmıştır. Mezarlarda ele geçen malzeme bunların M.Ö. 700 veya daha önceki bir dönemden itibaren kullanımda olduklarını göstermektedir. Sivriçam Tepesinde Bodrum Müzesi ile ortak yürüttüğümüz bir kurtarma kazısında temizlik sonucu ele geçen malzeme bizi şaşırtıcı derecede erkene; M.Ö geç 2. bin yıla kadar götürmüştür. Aile mezarı özelliğindeki bu mezarlar en az birkaç kuşak kesintisiz kullanılmıştır.



Pedasa’nın farklı tiplerdeki zengin mezarlarla dolu en ilginç bir nekropol alanı ise 2002 yılındaki orman yangınıyla açığa çıkmıştır. Güney nekropolu adı verdiğimiz bu alan Konacık yerleşmesinin hemen kuzeyinde başlar. Ve doğuda Sivriçam Tepesi yamaçlarına dek devam eder. Uzunlukları zaman zaman 20 m.yi bulan ve içlerine taş örgü sandık mezarların inşa edildiği platformlar altta anakaya üzerine oturtulmuştur. Arada yer yer yuvarlak tümülüslerin de görüldüğü bu alanlarda normal gömünün yanı sıra yakma gömüler de tarafımızdan saptanmıştır.

Kentin kuzeydoğusundaki vadide ise compound tümülüsler ve geniş yuvarlak çevirmeler tespit edilmiştir . Bunlar Pedasa’nın değil tüm Leleg yerleşmelerinin en görkemli kalıntıları olarak gösterilebilir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 438
favori
like
share