Mantık kelimesi Arapça NTK (Nutk, Nutuk) kökünden türetilmiştir. Nutk, söylemek, konuşmak, dile getirmek anlamlarına gelir. Mantığın batı dillerindeki bütün karşılıklarının kökü ise Grekçe Logos sözcüğüdür. Logos, ilke, düşüncü, doğanın ve aklın yasası, söz vb… anlamlara gelir. Terim olarak ise mantık iki ayrı anlamda kullanılır.


1) Düzgün, tutarlı düşünme tarzına ve türüne verilen addır ki günlük hayatta en çok bu anlamıyla karşımıza çıkar. “Mantıklı ol biraz, mantıklı düşünelim” derken mantığın hep bu anlamını esas alırız. 2) Kendisine bu bahsedilen düzgün ve tutarlı düşünme tarzını konu edinen disiplinin ya da bilimin adıdır.
LOGOS kelimesi mantığı ya da logic’i kavramamızda bize önemli ipuçları verir.


GENEL OLARAK MANTIĞIN EN KLASİK TARİFLERİ


1) Mantık; doğru düşünme kurallarının ve formlarının bilgisidir. 2) Mantık; düşünme yasalarının bilimidir. 3) Mantık; dilsel ifadelerin, dile getirmelerin, dilsel anlatımların formel koşullarının öğretisidir. 4) Mantık; doğru önerme formlarının, kesin ifade kalıplarının kuramıdır.
İlk iki tarifte düşüncenin dil ile olan ilişkisi dile getirilmemiş. Bu bakımdan eksik sayılabilir. Çünkü biz düşüncelerimizi ancak dil ile açığa vurabiliriz. Dil ile düşünce özdeş olmasa bile birbirinden ayrılmaz bir ikili oldukları tartışılmaz. Bu bakımdan mantık dile getirilmemiş düşünceyi (o düşünce açığa çıkmadığı, çıkamayacağı için) inceleyemeyeceği için, tersinden yine aynı anlamı verecek şekilde söylersek; Mantık, sadece dile getirilmiş düşünceleri yine dilsel kalıplar içinde inceleyebileceğinden, aslında düşüncenin bizatihi kendisini değil, ancak ve sadece ifadelendirilmiş şekli olan dilsel formunu inceleyebilmektedir. Öncelikle şunu anlamak lazım; Mantık adı verilen disiplin düşüncenin her türlüsünü kendine konu almaz, o, düşüncenin içeriğiyle değil, sadece formu, biçimi, şekli ile ilgilenir. Yani mesela, mantık, düşüncenin nasıl oluştuğuyla ilgilenmez, işlevleriyle, neden ve sonuçları ile de ilgilenmez, o sadece birden fazla düşünce arasındaki AKIL YÜRÜTME ilişkilerini ele alır ve akıl yürütmeleri kendi içlerinde GEÇERLİLİK ve GEÇERSİZLİK yönleriyle inceler. Buradan anlaşılan o ki Mantık, sadece, Akıl Yürütmeler sonucu ortaya çıkan düşüncelerin geçerli ya da geçersiz olduğuna hükmeder. O halde bu akıl yürütme nedir?


AKIL YÜRÜTME VE GEÇERLİLİK


Herhangi bir şey hakkında kesin bir kanaatiniz vardır ve bu kanaatinizi bazı ön kanaatler sonucu elde etmişsinizdir. “O şöyleyse bu böyledir, o halde şu da şöyle olur” şeklinde düşünür ve bunlardan hareketle bir sonuca varırsınız. Dikkat ediniz ortada birden fazla düşünceniz vardır ve bu düşüncelerinizden birisini, sonra gelenin kanıtlayanı durumuna sokmuşsunuzdur. Buradan da bir sonuca vardığınız zaman akıl yürütmüş olursunuz. Demek ki Akıl Yürütme; En az iki düşünce arasında, bu düşüncelerden birini diğerinin kanıtlayanı yaparak buradan bir sonuca ulaşmaktır. Ancak bu tarif eksiktir. Neden? Çünkü dedik ki; düşünceler kendisini ancak dil aracılığıyla dışa vurur, belli eder, dolaylı olarak incelenebilir hale getirir. O halde yukarıdaki tarifte “en az iki düşünce arasında” ibaresinden kaynaklanan boşluğu doldurmak lazım. Bu boşluğu ise “Önerme” kelimesiyle doldurabiliriz. Önerme; Bir yargı/hüküm bildiren, doğru ya da yanlış olabilen cümle türüdür. Yani dilbilgisindeki haber cümlesi/yargı cümlesi tabiri, mantıkta Önerme adıyla anılır. Şimdi tam bir tarif yapabiliriz;



AKIL YÜRÜTME; En az iki önerme arasında bu önermelerden birini diğerinin

kanıtlayanı yapıp bir sonuç, bir yargı, bir hüküm çıkarma işlemidir. Bu ‘En Az İki Önerme’den önce gelenine “Öncül”, bu öncül sayesinde kanıtlanan, gerekçelendirilen önermeye ise “Sonuç” ya da “Sonuç Önermesi” denir. İşte mantığın asıl konusu burada ortaya çıkar. Mantık, öncül ile sonuç arasındaki kanıtlama bağıntısını inceler. Öncülden böyle bir sonuç çıkar mı, bu çıkan sonuç öncülün sonucu mudur, öncül sonucu gerçekten kanıtlıyor mu, vs. gibi durumları inceler. Hatta bazı mantıkçılar mantığın temel konusu için; ‘Bir akıl yürütmede öncül veya öncüllerin sonucu kanıtlayıp kanıtlamadıklarını denetlemek’ fikrini ileri sürerler. Bu önermelerin mutlaka Öncül ve Sonuç sırasını takip etmesi gerekir.

GEÇERLİLİK

Bir akıl yürütme işleminde, sonucun/sonuç önermesinin, öncülden/öncüllerden zorunlu olarak çıkmasına geçerlilik denilir. Yani sonuç önermesi, öncüllerden zorunlu olarak çıkıyorsa, Son önerme, öncüllerin zorunlu sonucuysa, Öncüller, sonucu zorunlu kılıyorsa, bu akıl yürütme geçerli bir akıl yürütmedir. Diğer taraftan bir akıl yürütmede öncüller sonucu zorunlu kılmıyorsa geçersizlik söz konusudur.
p Bütün insanlar kuştur. q Ali de bir insandır. r Öyleyse Ali de bir kuştur.
Burada öncüllerden hareket edilerek elde edilen sonuç(çıkarım=r )önermesi mantık bakımından geçerlidir. Çünkü taşıdığı anlam, şekil(form)bakımından birebir öncül önermelere(p ve q)uygundur. Ancak sonuç önermesi(çıkarım=r), öncul önermeler(p veq)'e bilgi(epistemik) bakınımdan uymadığı için(öncül önermeler de epistemik bakımdan yanlıştır)yanlıştır. Ancak mantık içerikle ilgilenmediğinden bu önermeyi geçerli olarak ele alacaktır. Demek ki mantıkta bir önermenin doğruluğu ile geçerliliği arasında bir ilişki yoktur. Yani geçerlilik, doğruluk değerinden bağımsızdır. Önermelerin içeriksel(epistemik) doğrulukları bir ‘Bilgi’ konusudur. İçeriği doğru önermeler elde etmek bilimin işidir, mantığın değil. İşte mantığın ‘Formel’ özelliği burada ortaya çıkar. Mantık, ne bilimler gibi önermelerin içeriksel doğruluğuyla ne de felsefe gibi mahiyetleri ile ilgilenir. Sadece formlarını ele alır ve inceler.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1356
favori
like
share
sereins Tarih: 16.11.2008 00:20
etkileyici