DÜŞÜNME-PROBLEM-ÇÖZME DİL

DÜŞÜNME NEDİR

DÜŞÜNME:Olaylar ve nesneler arasında bağ kurmaktır.Ancak düşünürken nesne ve olayların kendilerinden değil,zihinde kalan izlerinden,simgelerinden yaralanılır.Psikolojide düşünme denilince,bireyin zihinsel etkinlikleri ile dış uyaranlar arasında kurduğu bağlantı anlaşılır.Bu edim, imgeler,sözcük ve kavramlar gibi simgeler aracılığıyla gerçekleştirilir.Düşünme malzemesi sembollerdir.

SEMBOL(simge) NEDİR:Bir imge veya düşünce ürünü olarak dış gerçekleri yansıtan zihinsel görüntülerdir.Semboller bir anlamı,varlığı veya kavramı belirtir.Algıladığımız,öğrendiğimiz,kavramlaştırdı ğımız oluşların zihinde yerleşen sembollerine İMGE (imaj,hayal)denir.

İMGE NEDİRuyu organlarının dıştan algıladığı bir nesnenin bilince yansıyan görüntüsüdür.Örneğin zihnimizde evdeki eşyalarımızı hayal edebiliriz,özlediğimiz birini hayal edebiliriz.

KAVRAM NEDİR:Nesnelerin ya da olayların ortak özelliklerini kapsayan ve onları bir sözcük altında toplayan genel tasarımdır.Kavramlar doğada bulunmadıklarından ve soyut olduklarından, duyu organları yoluyla öğrenilemez.Kavramlar ancak düşünme ile kavranabilir.

SOYUTLAMA NEDİR:Bir özelliği ya da öğeyi bağlı olduğu bü
tünden,düşünce yada sözle ayırmadır.Örnek;benzer biçimde kırmızı olan bayrak,kan,nar,elma,gül gibi nesnelerden,kırmızı olma özelliğini soyutlayarak “kırmızı” kavramına varabiliriz.Öncelikle somut kavramlar (ev,anne,baba,araba v.b.)öğrenilir. Sonra soyut kavramlar (iyi,kötü,güzel,çirkin,rakamlar v.b.)öğrenilir.

İçsel Konuşma:Kişi, yalnız nesne ve olayları değil bir takım etkinliklerde bulunmayı da düşünebilir.Örneğin gazeteyi okurken aslında sesli olarak söyleyebileceğimiz sözcükleri düşünürüz.J.Watson “düşünme,sessiz konuşmadır” der.

Sözel Düşünme:İnsanlar nesne,durum ve kavramları sözcüklerle adlandırdıklarından düşünmelerin çoğu da sözel düşünme biçimindedir.
Kavramsal Düşünmeüşünme hem somut durum ve olayları hem de soyut ya da genel olan şeyleri kapsar.Kavramlardan yararlanılarak meydana gelen düşünmelere kavramsal düşünme denir.

PROBLEM ÇÖZME AŞAMALARI NELERDİR

Birey,bir amaca yönelik davranışları engellendiğinde ya da bir güçlükle karşılaştığında,bu problem üzerinde düşüncelerini yoğunlaştırarak engelleri aşacak çözüm yolları arar.
Genel olarak Problem çözmenin dört aşaması vardır:
1-HAZIRLIK SÜRECİ : Problem bütün olarak ele alınır,problemin tanınmasına çalışılır.
2-KULUÇKA SÜRECİ :Problem bir kenara itilmiş gibidir ve aralıklarla düşünülür.
3-KAVRAMA SÜRECİ :Problemle ilgili gizli kalmış hususlar aydınlığa kavuşmuş ve çözüm sağlayacak düşünce belirivermiştir.
4-DEĞERLENDİRME SÜRECİ :Çözüme ulaşılmış ise değerlendirme yapılır,uygunluğu düşünülür.
Mantık yürütme ve tümevarım da bir problem çözme yöntemidir.
Yaratıcı düşünme ile eleştirici düşünme genellikle birbirine benzer,ancak eleştirici düşünme akla,gerçeklere ve araştırmaya dayanır.Yaratıcı düşünme ise atılımcıdır.

Yaratıcı kişilerin özellikleri:
Yaratıcı kişilerin en önemli özellikleri zeka ve güdülenmedir.Birey ne kadar zeki ise problem çözmedeki başarısı da o kadar fazla olur.Problem çözmek için ikinci önemli etken güdülenmedir.Güdülenme olmadan yaratıcılık olmaz.
Yaratıcı düşünmeyi engelleyen etkenler:
1-Duygusal etkenler;Bazı durumlarda insanlar duygularına aykırı gelen,hoşlanmayacakları durumlarla karşılaşmak istemez.Bu tutum yaratıcılığı engeller.
2-Kültürel etkenler;Toplum değerlerine aykırı gelen gerçeklerin ortaya konması oldukça zordur.
3-Geçmiş deneyimlerin etkisi;Önceki deneyimlerimiz nesnelerin belli bir işlevi olduğunu öğretmiştir.Bunun aksini ortaya koymak zordur.
4-Algısal etkenler;Duyu organlarımızın yanılması da yaratıcı düşünmemizi engelleyebilir.

DİL NEDİR

Dil düşüncelerin sözcük halinde anlatılmasıdır.Yazı dili,konuşma dili,işaret dili olarak sınıflandıracağımız dilin amacı her durumda iletişim sağlamaktır.
Dilin öğrenilmesi:Psikolinguistlere göre dil değişik aşamalardan geçilerek öğrenilir.Bu aşamalar:
1-Refleks aşaması,bebeğin bazı sesler çıkardığı dönem
2-Cıvıldama aşaması,altı aya yaklaştığında bebeğin cıvıldaması
3-Sesleri anlamlandırma,çocukların nesne ve olaylarla sözcükler arasında bağ kurmaya başlaması
4-Dil kazanma,kısa cümlelerden hareketle gelişen yaşla birlikte konuşma ve yazmanın öğrenilmesi.

BİLİNCİN DEĞİŞİK BİÇİMLERİ HANGİLERİDİR

UYKU VE RÜYALAR

Bilinç;Kişinin kendisi ve çevresi hakkında bilgi sahibi olması,iç ve dış uyaranların açık ve net olarak farkına varmasıdır.
Normal bilinç durumları; bilinç durumunda görülen normal değişikliklerin başında uyku gelir.Bilinçli uyanıklıktan derin uykuya dek uzanan yelpaze içinde çeşitli bilinç basamakları vardır:
1-Aşırı uyanıklık; heyecan gibi aşırı uyanıklık durumunda dikkat dağınıktır,bilinçte bir zayıflık söz konusudur ve davranışlar çevreyle tam anlamıyla uyum göstermez.
2-Dikkatli uyanıklık;Duygular normal tempodadır.
3-Rahat uyanıklık; gergin olmayan,rahat ve sakin bir bilinçliliktir.
4-Uykuya geçiş; uyuklama durumudur.
5-hafif uyku;bilinç ortadan kalkmıştır.
6-Derin uyku; iç ve dış ortama yönelik bilinç ortadan kalkmıştır.Kişi rüya görüp görmediğini hatırlayamaz.
Farklı bilinç durumları;Değişik ruhsal bozukluklar ve organik beyin hastalıklarında normalde yaşanmayan bilinç durumlarıyla karşılaşılabilir.
-Bilinç bulanıklığında hastanın kendisine ve çevresine ilgisi,zamana ve ortama uyumu bozulmuştur.
-Alacakaranlık durumunda,hastaya rüyada olduğu izlenimi veren işitme ve görme sanrılarının bulunduğu bir bilinç bulanıklığıdır.
-Koma öncesinde,bilinç kaybı başlamıştır.Hasta güçlükle uyandırılabilir ve kısa süre uyanık tutulabilir.
-Yarı komada hastanın çevresiyle olan bilinçli ilişkisi kaybolmuştur.İrade dışı hareketler ve normalde görülmeyen refleksler ortaya çıkar.
-Komada ise artık ağrılı uyaranlara hiçbir yanıt yoktur.Normal refleksler ortadan kalkmış anormal refleksler yerleşmiştir.

UYKU NEDİR TANIMI:

Dış uyaranlara karşı bilincin uyuştuğu,tepki gücünün ve etkinliğin büyük ölçüde azaldığı,dinlenme durumudur.İnsanın hiç uyumadan yaşaması imkansızdır.Günlük uyku süresini 1-2 saat kısaltmak ya da uzatmak uyanıklığın niteliğini bozar.Baş ağrısı,yorgunluk,gerginlik,dikkat toplaşımında güçlük gibi yakınmalar ortaya çıkar.Normal olarak insanlarda günlük uyku gereksinimi 6-9 saat arasındadır.

REM UYKUSU TANIMI :

1953’te E.Aserinsky ve N.Kleitman uyku tiplerinin hızlı göz hareketleri ile bağlantılı olduğunu açıkladılar.Buna göre;
1-Hızlı göz hareketleri-REM
2-Yavaş dalga uykusu –NREM (rem dışı uyku)
REM uykusu uyanıklık durumuna çok yakındır.Yavaş dalga uykusunda(NREM) ise;beyin dalgalarının çok yavaşladığı saptanmaktadır.Derin ve dinlendirici olan bu uykuda dört evre görülür:
1-Uyuklama evresi
2-Hafif uyku evresi
3-Derinleşen uyku evresi
4-Derin uyku evresi
Yavaş dalga uykusunda kaslar gevşer,solunum, sinir sisteminin işlevleri yavaşlar,kas basıncı ve solunum hızla düşer.
REM uykusunun başlıca özellikleri ise ;fizyolojik etkinliğin, beyne giden kan ve oksijenin, ayrıca vücut hareketleri ve kaslardaki küçük kasılmaların, artmış olmasıdır.
Yavaş dalga uykusunun (NREM) sırasıyla dört evrelerinin ardından (1.2.3.4.)- REM uykusu-daha sonra yeniden birinci evre gelir.Bu düzen uyku boyunca devam eder.Ortalama doksan dakikada bir ortaya çıkan REM uykusu 5-30 dak. Sürer.
Rüyalar genellikle REM uykusunda görülür.REM uykusunda motor nöronlar uyarılır,frenlenir.Bunun sonucu gövde hareket edemez,kol ve bacaklar hafif oynatılabilir.Bu nedenle insan rüyasında kopup kaçamaz.Gözle hızla oynamaya başlar solunum hızlanır ve düzensizleşir,kalp hızlanır.
Gecenin ilk REM uykusu 90 dak.lık bir yavaş dalga (NREM) uykusundan sonra gelir ve birkaç dakika sürer.Son REM uykusu 20-30 dak sürer.Bundan sonra uyanılır.Hatırlanan rüyalar genellikle bu son evrede görülen rüyalardır.

RÜYALARIN VE UYKUNUN İŞLEVLERİ NELERDİR:

Uyurken görülen hayaller ve olaylar dizisine rüya denir.Rüya görmeyen insan yoktur. Yavaş dalga uykusu(NREM) en derin ve sakin uykudur.Bu uyku döneminde uykuda gezme,gece korkuları görülebilir.Bu uykudan uyandırılan insan bir süre aklını başına toplayamaz.Sonra REM uykusu gelir ve rüyalar bu dönemde görülür.REM uykusunda hayatta kalmak için gündüz kazanılan deneyimler belleğe depolanırken,gündüz yapılan gövde ve göz hareketleri de tekrarlanma eğilimi gösterir.Beyin REM uykusunda hareket merkezlerini frenleyerek kas gevşemesi yapar ve böylece uyanmayı engeller.Bazı rüyalar kişide ruhsal boşalım ve rahatlama sağlar.

UYKU'NUN İŞLEVİ:

Uzun süreli uykusuzluk sinir sisteminde anormal etkinliklere ve zihinsel işlevlerde azalma ve yavaşlamaya yol açar.Bu durum uykunun özellikle sinir sisteminin sağlığının korunmasında önemli rolü olduğunu düşündürür.
UYKU BOZUKLUKLARI HANGİLERİDİR:
Uykuda ortaya çıkan bozuklukların bazıları,beynin uyku ve uyanıklığı denetleyen bölümündeki bozukluktan kaynaklanır.Bunlar;uykuculuk,uyurgeerlik,aşırı ölçüde uyuma ile uykusuzluktur.

Bunların dışında; Uykuda konuşma,gece işemeleri,uykuda diş gıcırdatma ve horlama gibi bozukluklar;REM uykusu sırasında onikiparmak bağırsağı ülseri belirtilerinin,NREM uykusunda sara benzeri çırpınmaların görüldüğü saptanmıştır.
Uykusuzluk:Uykusuzluğun nedenleri arasında uyuma koşullarının bozukluğu,dolaşım ya da beyin hastalıkları,bunaltı ya da ruhsal çöküntü gibi ruhsal sorunlar ve ağrı gibi fiziksel bozukluklar sayılabilir.


BİREYSEL FARKLILIKLAR

ZEKÂ KONUSU

ZEKÂ:Bireyin gerek sorunları çözerken gerek çevreye uyum sağlarken var olan tüm yetenek ve becerilerini kullanması ile ortaya çıkan düzeydir.Örneğin bir öğrenci bir matematik problemini çok kısa sürede çözerken bir başkası çok uzun sürede çözebilir.Bir başkası ise hiç çözemeyebilir.
Zeka ve Kişilik Psikolojide Bireysel farklılıkların temelinde yer alır.Aynı uyarıcıya farklı kişilerin farklı tepkiler göstermesi bireysel farklılıklardan kaynaklanır.Örneğin öğretmenin azarladığı bir öğrenci utanıp ağlarken bir başkası aldırmayıp gülebilir.İşte aynı uyarıcılara gösterilen farklı tepkilerin temelinde yetenek,mizaç,karakter farklılıkları;daha genel bir ifadeyle zeka ve kişilik farklılıkları yatar.

ZEKANIN SINIFLANDIRILMASI:

Günlük yaşamda zeka,genelde tek bir yetenek veya becerinin sivrilmesi biçiminde anlaşılır.Bu hatalı bir düşüncedir.Çünkü zeka algılama ,öğrenme,düşünme gibi pek çok yetenek ve becerinin birlikte kullanımı ile kendini gösterir.
Zeka genel hatlarıyla Thorndike tarafından üç ana farklılık çerçevesinde sınıflandırılmıştır;

1-SOYUT ZEKA NEDİR :Sembol kullanarak düşünme yeteneğidir.Çocuklukta pek kendini göstermeyen bu zeka,12 yaş ve sonrasında ağırlıklı olarak kendini gösterir.Soyut zeka gerçekte var olmayan ancak var olanlar arasındaki ilişkilerden zihnin soyutlama ve genelleme gücüyle elde ettiği sembollerle uğraşır.
Örneğin;pi sayısı,türev,limit,sayılar tabiatta somut olarak yoktur.Matematik kavramlarını kullanmak,matematiksel ilişkileri kurmak soyut zeka işidir.Romancı,şair,besteci soyut zekasını kullanır.

2-MEKANİK(SOMUT)ZEKA NEDİR :Araç-gereç ve makineleri yapıp kullanmada kendini gösterir.Çocukluk yıllarında kendini göstermeye başlayan bu zeka,bozulan bir oyuncağı tamir ederken,yap-boz türü oyuncaklarla uğraşırken yoğun biçimde kullanılır.
Bu zekanın daha çok mühendislerde,tamircilerde,uzman işçilerde bulunması gerekir.

3-SOSYAL ZEKA NEDİR :Toplumsal çevreye uyum sağlamada,insanlarla iyi ilişkiler kurmada kendini gösterir.Sosyal zekasını iyi kullanan bir insan çevresinde sevilir,sayılır,lider özellikleri ile sivrilip insanları etkiler.
Politikacılık,avukatlık,öğretmenlik,pazarlamacılık gibi toplumla sıkı ilişkiler içinde olması gereken mesleklerde sosyal zeka ön plana çıkar.

ZEKAYI AÇIKLAYAN KURAMLAR NELERDİR:

A-YAPISAL KURAMLAR:Zekanın nasıl bir yapıya sahip olduğunu açıklamaya çalışan kuramlara yapısal kuramlar denir.

1-TEK ETMEN KURAMI:Bu kurama göre zekanın yapısı bir tek genel yetenekten oluşmuştur.
Bu genel yetenek:Terman’a göre,soyut düşünme yeteneği;Davis’e göre,problemleri çözme yeteneği;Stern’e göre ise,düşünme yeteneğinden yararlanarak yeni durumlara uyum sağlama yeteneğidir.

2-ÇİFT ETMEN KURAMI:Spearman tarafından savunulan bu görüşe göre zihinsel güç,bir genel yetenek ile çok sayıda özel yeteneğin kullanılmasından oluşur.Spearmana göre genel yetenek soyut düşünebilme yeteneğidir.Soyut zeka düşünceler arasında bağlantı kurarak genellemeler yapar.Özel yetenekler ise spor,müzik,resim,imgeleme,betimleme gibi alanlarda kendini gösterir.

3-ÇOK ETMEN KURAMI TANIMI :Zekayı,pek çok etmenin biçimlendirdiğini
savunan psikologların görüşüdür.Zekayı bir çok özel yeteneğin oluşturduğunu kabul ederler. Örneğin;Thorndike zekayı soyut,mekanik ve sosyal zeka olarak üç etmenle açıklamıştı. Thurstone’da ,zekayı çok sayıda yeteneğin karışımı olarak nitelendirir.
Thurstone’a göre zekayı biçimlendiren özel yetenekler şunlardır:
a)Sözel Anlayış;Sözcükleri tanıma,sözel benzerlikleri bulma,okuduğunu anlama.
b)Sözel Akıcılık;Konuşurken ve yazarken uygun sözcük ve anlatmaları çabuk bulabilme.
c)Sayısal Etmen;Basit matematik işlemleri çabuk ve doğru yapabilme .
d)Mekan (uzay) ilişkilerini kavrayabilme;Nesnelerin uzaydaki durum ve değişimlerini kavrama.
e)Bellek;Geçmişte öğrenilen konularla,yeni durumlar arasında ilişki kurabilme,çağrışımlı düşünme.
f)Algısal Hız;Görsel olarak nesne ve olayların ayrıntılarını görebilme benzerlik ve farklılıklarını kavrama.
B-BİLGİ İŞLEMLEME KURAMI TANIMI :Bu kuram zihinsel gelişimi ve bu gelişim aşamalarında çocuğun neleri yapabileceğini açıklayan kuramdır.Jean Piaget’in geliştirdiği bu kuram,çocuğun zihinsel gelişimini dört aşamada inceler.
Piaget’a göre zihin dört evreden geçerek olgunluk düzeyine erişir.
1-Duyusal-devimsel evre:çocuğun doğuştan gelen fiziksel refleksleri tanıyıp geliştirdiği dönemdir.
2-İşlem öncesi evre:Yaklaşık 6-7 yaşına kadar süren bu evrede nesnelerle bunlara bağlı değişmeleri bütün olarak algılar.Bu dönemde nesneler sözcüklerle temsil edilmeye başlanır.Yani çocuk “masa” sözcüğünün masayı temsil ettiğini bilir.
3-İşlem evresi:7-12 yaşlarına kadar süren bu evrede nesnelerle değişmeleri ayırt eder.Eşitlik,madde,hacim,alan,zaman,sayı kavramları kavranabilir.
4-Soyut (formel) işlemler evresi:12 yaştan sonrası evredir.Birey artık soyut düşünebilir,sosyal ilişkileri kavrayabilir.Düşünme yeteneği düzenlilik kazanır.
Her iki kuram da zekayı farklı biçimde açıklar.Buna karşılık zeka kuramlarının tümünde ortak bir husus vardır.Bu da; zekanın gelişmiş bir beceriden çok,geliştirilebilecek bir kapasite (potansiyel) olduğudur.Ayrıca bu kuramlar zekanın biyolojik temelleri olduğu hususunda da birleşirler.
Bu durumda zeka; bireyin doğuştan sahip olduğu,kalıtımla kuşaktan kuşağa geçen ve merkez sinir sisteminin işlevlerini kapsayan deneyim,öğrenme ve çevreden kaynaklanan etkenlerle biçimlenen bir bileşimdir.
Zekanın sadece insana has olduğu kabul edilse de;yapılan bazı araştırmalar hayvanlarda da zekice davranışlara rastlandığını göstermiştir.Ancak hayvan davranışlarının çoğu içgüdüsel olduğundan zekadan ayrılır. Zeka öğrenme ve uyum gibi yeteneklerle yakından ilişkilidir.Örneğin kuşun yuva yapması içgüdüseldir.Eğer zeka-düşünme bu davranışta etkili olmuş olsaydı,değişen şartlara göre yuvanın da değişmesi gelişmesi gerekirdi.Bu nedenle hayvanların zekice davranışlarında zekanın etkin olduğu söylenemez.



ZEKANIN OLUŞUMUNDA KALITIM VE ÇEVRE ETKİLERİ NELERDİR :

Zekayı belirleyen iki temel etken vardır.Bunlar kalıtım ve çevredir.Zekayı etkilemede kalıtımın ve çevrenin payları nedir? Sorusuna cevap aramak için çeşitli araştırmalar yapan psikologlar,zekanın gelişebilme sınırlarının kalıtımla belirlendiğini tespit etmişlerdir. Kalıtımla getirilen bu potansiyel iyi çevre koşullarında geliştirilebilir.Ancak uygun çevre koşulları zekanın sınırlarını değiştiremez.Ancak iyi çevre koşulları kalıtımla getirilen potansiyelin en verimli bir şekilde geliştirilmesini sağlayabilir.Yani çok iyi çevre koşulları geri zekalı bir bireyi normal veya üstün zekalı duruma getiremez.Kalıtımla getirilmiş olunan potansiyeli kullanma açısından iyi bir çevreye ihtiyaç vardır.
Yine araştırmalar göstermiştir ki;kalıtımla getirilen potansiyel eğer iyi bir çevre ortamında(eğitim,sağlık ve sosyal yönden) geliştirilmez ise zeka seviyesi açısından tek başına yeterli olmamaktadır.
O halde öncelikle kalıtımın zeka potansiyeli açısından etkisi daha fazla olmakla beraber,tek başına zekayı belirlememektedir.Potansiyel ne olursa olsun çevre şartlarının o potansiyele uygun olması gerekmektedir.Bu da zekanın ciddi ölçüde kalıtım ile ve bunu tamamlayan çevre şartları ile oluştuğunu ve geliştiğini gösterir.
Kalıtım,zekanın ve duyu organlarının düzeyini belirlemede belki daha önemlidir;çevre ise inançların,alışkanlıkların,tutumların yani kişilik özelliklerinin belirlenmesinde daha etkili görülmektedir.
Zekada yaşa bağlı olarak da bazı değişmeler görülür.Bireyin zekası genellikle 18-20 yaşlarına kadar artar.30 yaşlarından sonra bazı alanlarda düşüş belirir.Ancak genellikle normal dışı bir durum olmadıkça bireyin zeka ile ilgili gelişme hızında İleri yaşlarda önceki durumun korunduğu görülür.Pek çok düşünür,sanatçı ve bilim adamının yaşlılık döneminde verimli olmaları zeka düzeylerini koruduklarını göstermektedir.


ZEKANIN ÖLÇÜLMESİ NASIL OLUR:

Zeka testlerle ölçülür.
TEST:Bireylerin başarı,kişilik ve yeteneklerini değerlendirmek ve karşılaştırmak için kullanılan bir yöntemdir.
Zeka testlerinin doğmasına,çocuklar arasında zihinsel başarı yönünden büyük farklar olduğunun anlaşılması yol açmıştır.

İlk bireysel zeka testi,1905 yılında Fransız psikologlardan Alfred Binet ile Teodor Simon tarafından, Binet-Simon zeka ölçeği adı altında yayımlanmıştır.Bu test 2-14 yaşları arasındaki çocuklara uygulanan sözel yeteneklerin ölçülmesine ağırlık veren bir testtir.

Yaygın olarak kullanılan zeka testlerinden biri de Wechsler Yetişkinler Zeka Ölçeğidir.

Daha sonra çocuklar için zeka ölçeği de eklenmiştir.Wechsler testlerinde sorular yaşlara göre değil,giderek zorlaşan sözel ve performans testler olarak iki grupta hazırlanmıştır.Sözel grupta;genel bilgi,sayı dizileri,sözcük dağarcığı,aritmetik,anlama ve yargılama ile benzerlik testleri yer alır.

Performans testleri grubunda ise;resim tamamlama,resim düzenleme,küplerle desen,parça birleştirme,şifre ile ilgili testler bulunur.
Bu testler sonunda, 3 zeka bölümü elde edilir:
1)Sözel zeka bölümü
2)Performans zeka bölümü
3)Tüm zeka bölümü, belirlenir.

Bu zeka testlerinden başka, daha bir çok bireysel ve grup testleri geliştirilmiştir.

Zeka testlerinin türleri:
1-Uygulanış biçimine göre;
a)Bireysel testler:Bireylere tek tek uygulanan testlerdir.
b)Grup testleri:Birden fazla bireye aynı anda uygulanan testlerdir.

2-Cevaplandırma biçimine göre;
a)Sözlü testler:Sözlü olarak cevaplandırılan testlerdir.
b)Yazılı testler:Yazılı olarak cevaplandırılan testlerdir.
c)Performans testleri:Bir eylem yapılarak cevaplandırılan testlerdir.

Zeka testlerinin değerlendirilmesi(IQ TESTİ):

İYİ BİR TESTİN ÖZELLİKLERİ:

1-Güvenirlik:Aynı testin ve ya eşdeğerinin aynı kişi ya da grup üzerine yeniden uygulandığında,yaklaşık aynı değeri vermesidir.
2-Geçerlilik:Testin neyi ölçmek için hazırlanmışsa onu ölmesi gerekir.Örneğin kişilik testi olarak hazırlanmış bir test zekayı ölçmek amacıyla kullanılamaz.
3-Normları olmalıdır:İyi bir test standart bir gruba ya da gruplara dayanan normlara sahip olmalıdır.Normlar çok sayıda kişiden elde edilmiş bir ortalamadır.Normlar bir kişinin puanının başka kişilerin puanları ile karşılaştırılmasını sağlar.
4-Standardizasyon:Testler mesleki yeterliliği olan uzman kişilerce uygulanmalı,uygulamada belirli bir düzen,yönerge,zaman sınırlaması gibi koşullar değişmeden aynı biçimde uygulanmalıdır.Ayrıca testin kültürel standardizasyonu yapılmalıdır.Yani bir test ne kadar geçerli ve güvenilir olursa olsun hazırlandıkları kültürün etkilerini taşır.Bu nedenle farklı bir kültürde uygulanacağı zaman,o kültürün unsurlarına uyarlanmalıdır.


ZEKA BÖLÜMÜ:

Zeka bölümü,bir kişinin aynı yaşta olan diğer kişilerle karşılaştırılmasını sağlayarak,kişinin norm grubu içindeki yerini belirtir.

Zeka Bölümü;

Z.B.(lQ)=Z.Y./T.Y.x100 formülüyle hesaplanır.

Teste bir önceki yaş düzeyine ait soruların sorulması ile başlanır.
Deneğin bütün test sorularını doğru olarak cevaplandırdığı yaş düzeyine “temel yaş”,
hiçbirini cevaplandıramadığı yaş düzeyine de “çatı yaşı” denir.

Zeka bölümünü bilmenin yararları:

1-Normal eğitimden yararlanamayacak durumda olanlara,zeka kapasitelerine uygun bir eğitim uygulanır.
2-Meslek seçiminde zeka düzeyine uygun mesleğe yönelmeleri sağlanır.
3-Mesleğe seçilirken de gerekli zeka düzeyine sahip olanların seçilmesi ve verimliliğin artmasını sağlar.
Zeka Bölümlerinin Dağılımı şu şekildedir:
0- 70 Zeka özürlü 70- 90 Sınır(düşük zeka) 90-110 Normal110-120 Normal üstü120-130 Üstün zeka130-+ Deha (çok üstün zeka)

ZEKA YÖNÜNDEN ÖZEL GRUPLAR:
1-Zeka Geriliği
2-Üstün Zekalılık

1-Zeka Geriliği:
Zeka Bölümleri düşük olan bireylere geri zekalı denilmektedir.Zeka geriliğinin nedenleri;kalıtım ve (beyin zedelenmesi,doğum öncesi annenin geçirdiği hastalıklar gibi) diğer hastalıklardır.

Zeka özürlüler üçe ayrılır:
a)İdiot: (Z.B. 0-24) Sürekli bakıma muhtaç olan zeka özürlülerdir.Bunlar ortalama olarak 2 yaşındaki bir çocuğun zeka düzeyini geçemezler.Sürekli bakıma muhtaçtırlar.
b)Embesil: (Z.B.025-49) Eğitilebilir zeka özürlülerdir.Öğretilirse basit işler yapabilirler.Tarlada çalışmak,bulaşık yıkamak v.b. Sorumluluk duygusundan yoksundurlar.
c)Moron: (Z.B. 50-69) Öğretilebilir zeka özürlülerdir.Erişkinlerinin zeka düzeyi 9-10 yaşındaki bir çocuğunki gibidir.Tüm zeka özürlü olanların yaklaşık %85 i morondur.Ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bazı ilköğretim okullarında bu tip zeka özürlüler için özel sınıflar açılmıştır.

2-Üstün Zekalılık:

Zeka bölümü yüksek olan bireylere üstün zekalı denilmektedir.Her alanda her zaman üstün başarı gösterirler.Üstün zekalılar özel eğitimle seviyelerine uygun yetiştirilemedikleri takdirde,zekalarını olumsuz alanlarda kullanma ihtimalleri vardır. Bu da toplumsal açıdan önemli bir risk oluşturur.Bu nedenle üstün zekalı kişilerin zamanında tespit edilerek,seviyelerine uygun bir şekilde yararlı alanlara yönlendirilmesi gerekir.

Özel yetenekler:

Yetenek bireyin zihinsel ve bedensel alanlarda iş başarabilme gücüdür.İnsanlar arasında yetenek bakımından farklılıklar vardır.Psikolojide özel yeteneklerin tespiti mesleğe yöneltme ve mesleğe seçme açısından önem taşır.
Yaratıcı düşünme:
Yaratıcı düşünme yeni düşünceler,buluşlar,araçlar ve yapıtlar oluşturmaya yöneltilmiş düşünmedir.Kendini daha çok bilim, teknik ve güzel sanatlarda gösterir.

Zeka, yaratıcı düşünmenin ortaya çıkarılmasını sağlayan bir araçtır.

Eğitimde yaratıcılık geliştirilebileceği gibi, engellenebilir de .

Yaratıcı bir bireyin ortaya koyduğu eserler alışılmışın dışında olacağından, çoğu kez alışılmışa yöneltilerek yaratıcılığı köreltilmiş olabilir.
Bu nedenle çocuk yaşta bireyin yaratıcılığı tespit edilirse ve bu yönde imkan tanınırsa yaratıcılık daha çabuk geliştirilebilir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 14855
favori
like
share