Dünya Kalp Federasyonu tarafından kalp ve damar hastalıklarına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen “Kalbini Sev Kırmızı Giy Kampanyası” Türkiye’de de başlatıldı.

Düzenlenen basın toplantısında konuşan Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Çetin Erol, Dünya Kalp Federasyonu tarafından 100’den fazla ülkede başlatılan kampanyanın, kalp ve damar hastalıklarının önemine dikkat çekmeyi amaçladığını söyledi.

Prof. Dr. Çetin Erol, “Kalp Günü, sizlerin aracılığıyla halkın, insanlarımızın kalp hastalığının önemini bir kez daha fark etmesi, bilinçlenmesi ve buna yönelik davranış değişikliklerine gidebilmesi için bir uyarı, hatırlatma niteliğinde kutlanıyor” dedi.

Her yıl 17,5 milyon kişinin kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybettiğine işaret eden Prof. Dr. Erol, şu bilgileri verdi:
“Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 53 Avrupa ülkesinde her yıl 4 milyon 350 bin kişi kalp ve damar hastalıkları sebebiyle ölüyor. Kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümler, meme kanserine bağlı ölümlerinden 3, trafik kazalarına bağlı ölümlerden 47 kat fazla. Gelişmekte olan ülkelerde kalp ve damar hastalıkları 2 kat fazla. Ülkemizdeki ölümlerin yüzde 48’i kalp damar hastalıklarına bağlı. Türkiye’de her 2,5 dakikada bir insanımız kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Özellikle kalple ilgili hastalıklar ve inme dediğimiz beyinle ilgili hastalığı kastediyoruz.”

Yüksek kolesterolün yanı sıra sigara içme, hipertansiyon, şişmanlık, göbeklilik ve hareketsiz yaşam tarzının kalp ve damar hastalıkları açısından önemli risk faktörleri arasında yer aldığını belirten Erol, yaşam biçiminde yapılacak küçük değişikliklerle kalp ve damar hastalıklarından ölüm riskinin yüzde 80 oranında azaltılabileceğini bildirdi.

Çetin Erol, kampanyanın, kalp ve damar hastalıklarının bir numaralı ölüm nedeni olduğunu vurgulamak ve ciddi olarak üzerinde durulması gerektiği bilincini yerleştirmek için başlatıldığına işaret ederek, “Bu kampanyaya ‘Kalbini Sev Kırmızı Giy’ diyoruz. Kırmızı renk hakimiyeti sağlamaya çalışıyoruz. Kalp her zaman aşk figürü olarak kırmızı çizilir, kanımızın ve bayrağımızın rengi kırmızı, Türk milleti kırmızıyı çok sever, o yüzden kırmızıyla farkındalık yaratmak ve ideal bir renk olduğu için kırmızıyı düşünüyoruz” dedi.

Avrupa’da kırmızının hakim olduğu kampanyaların özellikle kadınlara yönelik olarak Dünya Kalp Federasyonu tarafından yürütüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Erol, “Biz sadece kadınları değil, erkekleri de temsil ettik. Cinsiyeti ortadan kaldırdık. Bütün insanlarımıza, kalp hastalıklarıyla ilgili farkındalığı yaratmak üzere ulaşmak istiyoruz. Hem kadın, hem erkek bütün insanlarımıza bu kampanyayla ulaşmak istiyoruz” diye konuştu.

Erol, kalp ve damar hastalıklarının önüne geçilmesinde egzersizin önemine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Egzersiz, kalp hastalıkları ve kalp krizi, inme, yüksek kan basıncı, kötü kolesterol yüksekliği, iyi kolesterol düşüklüğü, kilo fazlalığı ve şişmanlık ve şeker hastalığından korur. Her şekilde hareket edin, diyoruz. İş hayatına bağlı stresin kalp krizi ve inme riskini yaklaşık 2 kat arttığı bulunmuştur. Ani yaşanan stresin kalp damarlarıyla ilgili olay gelişiminde önemli bir etkisi var.”

Unilever Türkiye Gıda Pazarlama Direktörü Özgür Kölükfakı da, kampanyaya destek vermekten mutluluk duyduklarını dile getirerek, geçtiğimiz yıl “Kalbini Sev Kampanyası” kapsamında 350 bin kişinin “kalp yaşını” ölçtüklerini söyledi.

Kalp hastalıklarının dünyada bir numaralı ölüm nedeni olduğuna işaret eden Kölükfakı, kampanya ile ilgili şu bilgileri verdi:
“Kampanya kapsamında hazırlanan film, kısa bir süre sonra yayına verilecek. Yine kampanya kapsamında düzenlenecek ve kırmızının ağırlıklı olacağı defile düzenlenecek. Kırmızıyı teşvik etmek için hazırlanan bileklikler satışa sunulacak. Bunlardan elde edilecek gelir, Türk Kardiyoloji Derneğinin kalp ve damar hastalıkları için araştırmalarında kullanılacağı fona aktarılacak. Ayrıca bu konuda bilgi aktarımı için bugün yayına başlayan ‘www.kalbinisevkirmizigiy.com’ web sitesi hazırladık.”

Özgür Kölükfakı, “kalp hastalıklarında margarin yağının tetikleyici olduğu” iddialarının hatırlatılması üzerine, margarin kavramının artık farklılaştığını, yağın sağlıklı beslenmenin bir parçası olduğunu ve enerjinin yüzde 30’unun yağlardan geldiğini söyledi. Kölükfakı, margarini alternatif bir yağ olarak önerdiklerini kaydetti.

Prof. Dr. Oktay Ergene de, Türk Kardiyoloji Derneği olarak “zeytinyağını bırakıp margarin tüketin” demediklerinin altını çizerek, “Tükettiğimiz gıda maddelerinin içinde margarin var. Margarin üreticileri dünyada 1990’lı yıllardan sonra yağın katılaştırma tekniğini değiştirdiler. Margarinlerin kötü ünü 1990’lı yıllardan önceki trans yağ içeriklerinden kaynaklanıyordu, ama Türkiye için söyleyeyim, 1997-1998 yıllarından sonra birçok margarin yağ üreticisi katılaştırma tekniğini değiştirdi. Margarin diğer yağlara göre daha ekonomik bir yağ ister istemez tüketilecek” dedi.

Ntv

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 537
favori
like
share