KAÇ GÜNÜ KALDI ÖMRÜMÜZÜN..?

Ruhumda,
sana yürüyen
ürkek adimlar var di ya hani?...
O adimlarin,
kutsal bir yolculuga
çiktigina inanmaya basladim.
Sadece ona degil,
her gidisin
ayni yöne dogru,
yani sana dogru
bir gelis olduguna da...
Ellerime hapsettigim
hayalini öptükce,
bir trençkotlu
serseri gibi
hayta oluyorum;
senin askinla
her daim genç kaliyorum.
Benim gecelerimi bile
aydinliga dönüstüren sen,
ben seni
ne de çok seviyorum.
Ayriliga dair ne varsa
sildim lûgatimden.
Kederlerin,
bir kader olmadigina da
inandirdim kendimi.
Kaç günü kaldi ömrümüzün.
Bir deli tay gibi yasayacagimiz
kaç saat daha var ?
Yani gülüm,
hayattayiz
ve birlesmisse kaderlerimiz,
bizi yasamaktan
baska ne yapabiliriz ki ?...
Kendimi sana sundum ben,
sana sordum
bu ask nedir diye.
Bu ask,
korkuluklara tutunarak
yürünen bir merdiveni
kosarak çikma degisimidir.
Sessiz çigliklarimiza
kulak verme
ve kulaklarimizi
sevgi fisiltilarina
teslim etme anlaridir.
Bu ask ki,
bir kuru yaprakta,
bir çakiltasinda,
bir mendilde,
bir yüzükte;
yani sembollerle kurulmus
mecaz alemde
yeni kesiflere yönelmedir...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 374
favori
like
share