Hazarda olsun seferde olsun, her Müslüman’ın birbirine ikramda bulunup yardımlaşmaları İslam’ın önemli prensiplerindendir. Düşküne yardım elini uzatmak, yolcuyu takviye etmek, hasta ve kimsesizleri ziyaret edip tasa ve kederlerini dağıtmak.. Allah’ın emri ve Rasulullahın seve seve yaptığı ve ashabına sık sık yapmalarını tavsiye ettiği sünnetlerindendir.
Misafiri rahat ettirmek, ihtiyaçlarını gidermek, gerektiği ölçüde yardımcı olmak ev sahibine düşen görevler arasındadır.
Misafiri karşılarken güler yüz gösterip, gelene sevildiğini ifade eden tatlı ve yumuşak ses tonuyla hitap etmeliyiz. Misafirperverliği ile meşhur İbrahim (a.s.) evine gelen misafiri, bir müddet yalnız bırakıp istirahat etmelerine fırsat tanımıştır.
Ev sahibi, misafire mümkün mertebe elinde olanların en iyisini ikram etmeye çalışmalıdır. Yemeğe buyur edilirken Kuran’ın ifadesiyle “ Yemez misiniz, buyurmaz mısınız ?” ifadesini kullanmalıdır.
Misafirleri, yemek esnasında farkına vardırmadan kontrol edip varsa ihtiyaçlarını hemen karşılamak ve ‘ yeyip yemediklerine’, bakmak, yemeleri için teşvikte bulunmak da yine ev sahipliğinin adabındandır.
Rasulullah (s.a.v.), ev sahibinin normal aralıklarla üç defa misafirini yemesi için teşvikte bulunmasının icabettiğine işaret etmiştir.
Fakat devamlı ‘ye!’ demek de
Misafirin canını sıkabilir.
Peygamberimiz, israfa varan yemek bolluğundan da kaçınılmasını istemişlerdir. Hatta misafire de bu hususta ikazda bulunmuş, misafirin gittiği evde külfetli sofralar beklememesini ve olandan fazlasını hazırlamaya uğraşırsa, rahatsız olduklarını ima etmişlerdir. Nitekim bir hadislerinde, “Misafire kolayca hazırlayabileceğinizi ikram edin. Külfete girip de zorlanmayın. Böyle yaparsanız, misafiri de rahatsız etmiş olursunuz” buyurmuşlardır.
Buradan da anlaşılıyor ki, Rasulullah Efendimiz (a.s.m.) evde olmayanı hazırlamayı, maddi masraf ve külfetlere girip iktisadi sıkıntılara maruz kalmayı istemiyor, elde mevcut ne ise, onu hazırlamayı, misafirin de ikram edilene kanaat göstermesini tavsiye etmektedir.
Ev sahibi, işinde mühim bir makam sahibi olabilir. Dairesindeki ciddiyeti evinde de gösterecek olursa, onun adı gurur olur. Ev sahibi ne makamındaki vakar dediğimiz ciddiyeti evinde göstermeli, ne de misafirler ev sahibinin tevazuunu makamında beklemeli. Rasulullah ( s.a.v.)’e Habeşistan’dan elçiler gelmişti. Sahabelerin “Siz oturun ya Rasulullah, biz hizmet ederiz” demelerine rağmen; Peygamber Efendimiz, “Hayır, bunlar benim ashabıma ikramda bulunan milletin elçileridir, onlara bizzat ben ikram etmek istiyorum” 1 buyurmuşlardır.

1- Buhari, İlim, 30

-alıntı-

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1010
favori
like
share
Asiyan Tarih: 30.10.2008 09:27
teşekkürler