Karamanoğlu Mehmet Bey 13 Mayıs 1277'te demiş ki;

Şimden girü hiç kimesne kapuda ve divanda ve meclis ve seyranda Türki dilinden gayrı dil söylemeye...

Bu sözün hatırına Karamanlılar ve tabii tüm Türkiye 13 Mayıs haftasını "Dil Bayramı" olarak kutluyor. Türk Dil Kurumu'nun Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın'la bütün "dil katilleri"nin kulağını çınlattık. Eğer aşağıdaki şıklara siz de giriyorsanız "Bilmemek değil öğrenmemek ayıp" deriz; eğer zaten girmiyorsanız "Bilenler bilmeyenlere söylesin..."


* Yanlış kullanımına en sinir olduğunuz ifade?
"Beş gibi gelirim..." Ne demek "gibi"? Saatin gibisi olmaz, beş sularında veya beşe doğru denir. Bir de "Atıyorum" var... Ne atıyorsunuz? Eğitimli insanlara hiç yakışmıyor.

* Asıl şu "Kendine iyi bak" lafından nasıl kurtulacağız?
Kendime iyi bakarım, sizin söylemenize gerek yok ki... Dilimizde "Hoşça kal", "Sağlıcakla kal", "Allaha ısmarladık" gibi sözler varken bu kadar gülünç bir söze neden gerek duyuyorlar; anlamak mümkün değil. Bir de "Size dönerim" var... Bu sözü duyunca içimden "Ne zaman birlikteydik, ne zaman ayrıldık da bana döneceksiniz" demek geliyor.

* Daha kötüsü de var onun: "Döncem" diyorlar.
Evet, o daha fena. Bir de "metroseksüel" sözü yok mu? Bunun dilimizdeki karşılığı "bakımlı erkek".

* Bakımlı demek de hiç frapan olmuyor işte...
Peki "metroseksüel"i kim anlıyor? Kime sorsanız "metro" için yer altında işleyen taşıt, "****üel" için de "cinsellikle ilgili bir şey" der.

* Şişli Belediye Başkanı Sarıgül'e sormuştum; "Sizin için metroseksüel diyorlar, katılıyor musunuz?" diye... Yanıtı "Hayır ben Erzincanlıyım" olmuştu.
Mümkün. Yazılıp çizilmeden önce kimse bilmiyordu ki anlamını...

* Nasıl bir ruh halindeki kişi "ş" yerine İngilizce'deki gibi "sh" yazar?
Aşağılık kompleksi olan biri... Bu durumla Türk tarihinde bir kez daha karşılaşılmıştı: Mütareke döneminde İstanbul işgal altındayken...

* Bir dilin ne kadar küreselleşmeci ya da ne kadar ulusalcı olacağının sınırı nedir?
Bu ölçüyü dilin kendisi belirler... Sınır, komik duruma düşmekle çizer kendisini. Eğer konuşurken "Ne derlerdi Türkçe'de" diyerek araya ingilizce kelimeler katıyorsanız, komik duruma düşersiniz. O zaman anlayın ki bir hata yapıyorsunuz.

* "Turkish"çe konuşanların gerekçesi şu: "Benim söylemek istediğim kavramı karşılayan Türkçe bir söz yok..." Doğru mu bu?
Türkçe'de her kavram için söz vardır. Onlar bilmiyorlar. Hep Türkçe'yle İngilizce'yi karşılaştırıp "Ama İngilizce'deki söz varlığı daha çok" derler. Diller kelime sayısıyla karşılaştırılmaz. Bir Afrika kabilesine 300 kelime yetiyordur ve biz ona fakir bir dil diyemeyiz. Bu bir uygarlık meselesidir. Siz Batı'yla dilinizi değil uygarlığınızı karşılaştırın.

* Belki şöyle düşünüyorlardır: "Ne yapayım; ben yaşadığım toplumdan daha uygarım..."
Hayır, siz sadece yaşadığınız toplumun dilini iyi bilmiyorsunuz.

* Kanıt?
Türkçe'nin gerçek söz varlığı yaklaşık 600 bindir. İnsanlarımız 300 kelimeyle yaşıyorlar.

* Türkçeyi iyi bilmenin barajı ne kadar?
Türkçe biliyorum diyen bir insanın 20 bin kelimenin sözlüğe bakmadan anlamını biliyor olması gerekir.


* "He" mi, "Haş" mı, "Aş" mı? "Ke" mi "Ka" mı?
He ve Ke diye okunur. Diğerleri yanlış.

* Peki bu 'Ğ'nin durumu ne olacak?
O bizim en önemli harflerimizden biri olarak yerini korumaya devam edecek. O olmazsa olmaz.

* Hâlâ tartışıyoruz: eski İstanbul Valisi mi? İstanbul eski Valisi mi?
Tartışmaya gerek yok: Tamlayan kelime başa gelir. Hiç "telefon eski kulübesi" diyor musunuz? Eski telefon kulübesi diyoruz, değil mi? Doğrusu eski İstanbul Valisi'dir.

Ne yuro, ne öro onun adı avro!
* Aynı TV programında bile biri "Yuro" diye telaffuz ediyor diğeri "Öro"... Nedir doğrusu?
AB para birimini Almanlar oyro, Macarlar euro, Yunanlılar efro, Ruslar yevro, Fransızlar öro, İngilizler yuro diye seslendiriyor. Çünkü bunun formülü şöyledir. Kendi dilinizde Avrupa'yı nasıl okuyorsanız ilk hecesinin sonuna "o" harfini getirirsiniz. Türkçe'de doğrusu "avro"dur. Geçen hafta Azerbaycan'daydım ve onların bile "avro" dediklerini duydum. "Nereden öğrendiniz bu kelimeyi?" diye sordum; "E başka ne denebilirdi ki?" yanıtını aldım.

* "Şey" ne demek?
Eşya kelimesinin tekilidir.

* Kullanmak sanki ayıp bir şeymiş gibi... Cehalet belirtisiymiş gibi algılanıyor.
Hayır, "şey" önemli bir kelimedir ama nerede kullandığınıza bağlı tabii.
"Şeyin şeyine şey ettim" derseniz olmaz.

* Dil bendini çiğneyip aşan bir şey değil midir? Yani kuralları sonradan gelmez mi?
Dili anlatırken güzel bir benzetme yapılır: Dil bir araçtır. Ama nasıl bir araç? Otomobil gibi uçurumdan bile aşağı sürebileceğiniz değil; at gibi gün geldiğinde korktuğu yerden bir adım bile götürtemeyeceğiniz araç.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 584
favori
like
share
CADIKIZ Tarih: 19.11.2008 11:54
Benim turkcem berbat valla yalan degil, ama turkceyi bazen oyle hale getirmislerki anlam veremiom hele bu gencler oyle dille yaziolarki bir turlu anlamiom :5:
xawe Tarih: 01.11.2008 14:09
Geçen gün bir profil başlığı ile karşılaştım. Aynen şöyle yazıyordu:
'' aojguuum sheni sefioom qieeee '' Meali: ''Aşkım seni seviyorum ki'' (anlamayan olabilir) Resmen yeni bir dil oluşturmayı başarmışlar. Türkçe'yi tam anlamıyla ben de biliyorum diyemem fakat bu duruma gerçekten müdahele edilmeli. 13-20 yaş arası bu tarzda konuşan çok kişiye rastlamaya başladım
Hakan Tarih: 28.10.2008 20:51
[COLOR=dodgerblue]Nerqish abla paylasimin icin tesekkür ederim.