BİLECİK


YÜZÖLÇÜMÜ: 4.307 km²



NÜFUS: 175.526 (1990)


İL TRAFİK NO: 11

İLÇELER: Bilecik (merkez), Bozüyük, Gölpazarı, Osmaneli, Pazaryeri, Söğüt, Yenipazar.

İLGİ ÇEKİCİ YERLER: Osman Gazi Camisi, Orhan Gazi Camisi ve İmareti, Şeyh Edebali ve Mal Hatun Türbeleri, Köprülü Mehmed Paşa Camisi, Vezirhan olarak da bilinen Köprülü Kervansarayı, Kaplıkaya Mezarları, Kasım Paşa Külliyesi, Rüstem Paşa Camisi, Gülalan Köşkü, Yediler ve Ertuğrul Gazi Orman İçi Dinlenme Yerleri.



İl Kültür Müdürlüğü
Tel: (228) 212 14 50 - 212 32 94
Faks: (228) 212 38 37


Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Vilayet Binası - BİLECİK
Tel: (0 228) 212 10 06
Faks: (0 228) 361 32 94



Müze


Söğüt Müzesi Detaylı Bilgi
Adres: Ertuğrul Gazi Cad. Söğüt - Bilecik
Tel: (228) 361 36 94



Önemli Günler


Kurtuluş Günleri:

Bilecik'in Kurtuluşu ve Şeyh Edebali Kültür Şenlikleri
Bilecik
6-7 Eylül

Şenlikler:

Ertuğrul Gazi'yi Anma Şenlikleri
Söğüt
8-10 Eylül

Önemli Haftalar:

Ahilik Kültürü Haftası
Bilecik
12-18 Ekim

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 5816
favori
like
share
BURSALI1963 Tarih: 22.08.2007 22:20
ßuqun ßıLecıqdeydık

Nedenmı asker qoturduk

Neyse tam 75 qun sonra tekrar ordayız...
poyraz Tarih: 14.08.2007 21:57
[QUOTE=hanife_571;564347]ya herkesin eline sağlık
ben de bozüyüklüyüm...baya bi hemşom varmış burda

bende bozüyükte yasıyorum
poyraz Tarih: 14.08.2007 21:56
[QUOTE=wallace;478552]Bilecikli Kardeslere Sivas'tan Sevgiler Selamlar



Allah Türk'ü Korusun Ve Yüceltsin

sanada selam olsun
eskitoprak Tarih: 12.07.2007 18:33
duzeltildi
eskitoprak Tarih: 04.07.2007 15:16
BİLECİK



GENEL BİLGİLER



Yüzölçümü: 4.307 km²



Nüfus: 175.526 (1990)



İl Trafik No: 11



Bilecik ili, Marmara Bölgesi'nin güney doğusunda; Marmara, Karadeniz, İç Anadolu ve Ege Bölgelerinin kesim noktaları üzerinde yer alır. İlin bilinen en eski isimleri arasında Agrilion ve Belekoma vardır. Bilecik, Osmanlı İmparatorluğu' nun doğduğu topraklardadır. Sakarya ırmağının etrafında kurulan ve göletleri ve derelerinin zenginliği ile tanınan yöre antik çağlardan günümüze tarihin izlerini taşır.



İLÇELER:



Bilecik ilinin ilçeleri; Bozüyük, Gölpazarı, İnhisar, Osmaneli, Pazaryeri, Söğüt ve Yenipazar'dır.



Bozüyük: Bozüyük Frigler döneminde oluşmuş bir yerleşim merkezidir. 1908’den sonra Ertuğrul Livası"na bağlanarak Kaza merkezi yapılmıştır. Bozüyük Bilecik"in il olması ile birlikte 1924 yılında ilçe statüsüne kavuşturulmuştur.



Gölpazarı : Bizanslılar döneminde Harmankaya Tekfurluğu"na bağlı olan Gölpazarı, Osman Gazi tarafından alınmıştır. Gölpazarı kuruluşundan itibaren sıra ile Resulşel, Dönen ve Akçaova (Akçaoba) adlarıyla anılmış, son olarak Gölpazarı adını almıştır.



İnhisar : İnhisar önceleri Söğüt"e bağlı bir bucak iken mütevazı nüfusuna rağmen coğrafi konumu dikkate alınarak 1991 yılında ilçe yapılmıştır.



Osmaneli : Osmaneli çok eski bir yerleşim yeridir; Trakyalılar, Romalılar ve Bizans'a ait kalıntılar bunu göstermektedir.



Pazaryeri azaryeri'nde ilk yerleşim 1273 yılında olmuştur. Pazaryeri'nde hediyelik ve turistik toprak ev eşyası ve ağaç eşya yapımcılığı da sürdürülmektedir.



Söğüt : Söğüt, Ertuğrul Gazi tarafından bir kuşatma ve mücadele sonucunda 1232 yılında Bizanslılardan alınmıştır. Ertuğrul Gazi Türbesinin de içinde bulunduğu ilçe önemli bir turizm merkezidir.



Yenipazar : Eski adı Kırka olan Yenipazar, Cumhuriyetten önce Bolu"nun Göynük ilçesine bağlıydı. 1926"da bucak olarak Gölpazarı"na bağlanmış, 1988"de de ilçe olmuştur.



NASIL GİDİLİR?



Karayolu : Otobüs Terminal Şehir merkezinde Atatürk Bulvarı üzerinde bulunmaktadır.











Demiryolu : Tren istasyonu şehir merkezine 4 km. mesafededir.






Bilecik Merkezinin ilçelere uzaklıkları



Söyüt .......... 29 km

Pazaryeri .... 30 km

Bozhöyük .. 34 km

Osamaneli .. 34 km

Gölpazarı .... 44 km

İnhisar ....... 56 km

Yenipazar ... 81 km



GEZİLECEK YERLER



Anıtlar



Metristepe Anıtı: Kurtuluş Savaşının simgesi Zafer Anıtı Bozüyük İlçemizde, İnönü Savaşlarının kazanıldığı yerdedir.



Türk Büyükleri Platformu: Tarihte devlet kuran Türk Büyüklerinin büstlerinin yer aldığı platform Söğüt İlçesindedir.



Kale ve Kuleler



Saat Kulesi: Bilecik il merkezinde, şehre hakim bir yamaç üzerinde inşa edilmiş, dört cepheli, saat göstergeli olup, Sultan II. Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır.



Belekoma Kalesi Hamsu Çayı kenarında sivri bir tepe üzerindedir. Bizanslılar tarafından Orta Çağ'da yaptırılmıştır.



Han ve Kervansaraylar



Köprülü Mehmet Paşa Kervansarayı: Bilecik-Adapazarı karayolu üzerinde Vezirhan Beldesindedir. 17.yüzyıl başlarında Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa yaptırmıştır. 1915'te sağlam olduğu bilinen çatı bu tarihten sonra çökmüştür. Günümüzde dört duvar durmaktadır.



Taşhan: Gölpazarı İlçe merkezindeki Mihalbey tarafından yaptırılan han, Osmanlı Mirarisinin yapısal özelliklerini taşır.



Türbeler



Şeyh Edebalı Türbesi, Ertuğrulgazi Türbesi, Malhatun Türbesi, Dursun Fakıh Türbesi, Kumral Abdal Türbesi ve Mihalgazi Türbesi Bilecik'in önemli türbeleridir.



Köşkler



Atatürk Köşkü: Bozüyük İlçesine 25 km. uzaklıkta, orman içi güzel bir sivil mimari örneği dinlenme yeridir.



Çeşmeler



Kaymakam Çeşmesi :Söğüt İlçemizde,1919 yılında Kaymakam Sait Bey tarafından yaptırılmış, Osmanlı Mimarlık Sanatının son örneklerindendir.



İçmeceler ve Kaplıcalar



Osmaneli-Selçik İçmeleri: Osmaneli ilçesine 9 km. uzaklıkta ulaşım kara ve demiryolu ile sağlanmaktadır. İçmenin suyu dört ayrı çeşmeden akar. Mide, karaciğer, safra kesesi bağırsak ve idrar yolları hastalıklarına iyi geldiği gibi böbrek taşlarının eritilmesi ve düşürülmesinde etkilidir.



Söğüt Çaltı Kaplıcası: Söğüt ilçesi Çaltı beldesinde bulunan kaplıcanın suyu 30 km. uzaklıktaki bir kaynaktan gelmektedir. Banyo ve içme şeklinde yararlanılan kaplıca; deri hastalıkları, mide rahatsızlıkları, romatizmal hastalıklar, nevrit, polinevrit ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.



Yaylalar



Kömürsu Yaylası: Bozüyük ilçe merkezine 28 km. uzaklıkta köknar, karaçam, kayın, ardıç, titrek kavak ağaçlarıyla yaz mevsiminde yemyeşil çimen ve çeşitli çiçeklerle kaplanır. Kış turizmi açısından önemli yaylalardandır.



Kamçı Yaylası: Pazaryeri ilçesinin Bozcaarmut köyü yöresindeki yayla çam ormanları ile önem taşır. Kamp ve dinlenme yeri olarak kullanılmaktadır.



Sofular Yaylası: Bozüyük İlçe Merkezine 25 km. uzaklıktaki çam ve köknar ağaçları ile kaplı yaylanın yüksekliği ortalama 1600 m. civarındadır. Yayla turizmi açısından önemlidir.



Çiçekliyayla: Bozüyük İlçe Merkezine yaklaşık 32 km. uzaklıkta yüksekliği 1906 metre olup, Endemik bitki Çimtien" sadece Çiçekliyayla"da yetişmektedir.



Mesire Yerleri



Küçükelmalı Gölet Çevresi: Pazaryeri ilçe merkezine 10 km uzaklıkta Küçükelmalı köyü yakınındaki gölet çevresi çam ağaçlarıyla kaplı orman içi dinlenme yeridir.



Bozcaarmut Gölet Çevresi: Bozcaarmut Köyü yakınlarında ilçe merkezine 15 km uzaklıkta, çevresi köknar ve çam ormanları ile kaplı bir mesire alanıdır.



Kınık Şelalesi: Merkez Kınık Köyü Alamandere mevkii yakınındaki kayalıktan çıkan su ilginç bir görüntü vermektedir. İl merkezine uzaklığı yaklaşık 25 km.dir.



Türbin Mesire Yeri: İlçe merkezine 7 km. uzaklıktadır. Çağlayanıyla da ilgi çeken ve tercih edilen bir yerdir.



Dodurga Barajı: Bozüyük ilçe merkezine yaklaşık 20 km. uzaklıkta Dodurga kasabasının 2 km. güneybatısında yer alan baraj ve çevresi dinlenme ve kamp yapmaya elverişlidir. Barajda sazan ve aynalı sazan balığı yetiştirilmektedir.



Sportif Etkinlikler



Kanyoning: Yenipazar, Karahasanlar- İnhisar, Harmanköy arası 3100 mt. uzunluğundaki kanyon kanyoning için elverişlidir.



Müzeler



Söğüt Müzesi

Adres: Ertuğrul Gazi Cad. Söğüt - Bilecik





COĞRAFYA



Bilecik ilinin en önemli akarsuyu Sakarya Irmağı olup, bir doğal göl, bir de baraj gölü bulunmaktadır.



İlin orman zenginliği av hayvanları bakımından da zenginleşmesini sağlamıştır. Bin metreye kadar yükseklerde orman örtüsü genellikle meşe, otsu bitkiler ve makilerden oluşmaktadır. 1000 metre ve daha yükseklerde ise karaçam, kayın, kızılçam, kestane, köknar türündeki yüksek boylu ağaçlar sıralanır.



Bilecik' de İç Anadolu Bölgesi' nin sert ve az yağışlı karasal iklimi ile Akdeniz ve Karadeniz kıyılarının ılık ve yağışlı ılıman iklimleri arasında geçiş iklimi görülür.



TARİHÇE



Kentin Antik Çağdaki hayatı, tarih kaynaklarında Bilecik" de içine alan Bitinya (Bithynia) bölgesinin genel tarihi içinde gösterilir. Bitinya bölgesinin bilinen tarihi M.Ö. 1950" lerde burada yaşayan Trakya kavimlerinden Thynler"le başlar. Bölge daha sonra Mısır, Hitit, Frig, Kimmer, Lidya, Pers, Makedonya, Bitinya Krallığı, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğunun yönetimine geçmiştir. Bilecik"in bilinen ilk adı Belekoma"dır.



Tarihte pek çok kavmin uygarlık ve egemenliğine sahne olan Bilecik, Kayı Boyu"nun Orta Asya"dan 400 çadırla gelip Söğüt"te, Osmanlı Devletinin kuruluş merkezliğini yaptığı yerdir. İlin tarihçesinin çok eskilere dayanması ve Osmanlının kurulduğu yer olması ayrıcalığı yanında, Kurtuluş Savaşı"nda verdiği çetin mücadeleler ve kazanılan zaferlerle Cumhuriyetin kuruluşunda da önemli bir role sahip olmuştur. Üzerinde çok sayıda arkeolojik ve tarihi eser bulunan, Bilecik"teki tarihi eserlerin çoğunu Osmanlı döneminde yapılan camiler, türbeler, hanlar, hamamlar, sivil mimari örnekleri , imaret ve benzeri yapılar oluşturmaktadır.



Kayı Boyu Aşireti mensuplarının 720 yıldan beri geleneksel olarak sürdürdükleri ve her yıl (Eylül ayının 2. haftası son üç gün) yapılan muhteşem törenlerle kutlanan Ertuğrul Gazi"yi Anma ve Söğüt Şenlikleri"ne çok sayıda yerli ve yabancı ziyaretçi gelir. Törenlerde yörüklerin kına gecesi ve yaşantıları canlandırılır, cirit gösterileri yapılır.



NE YENİR?



Yöresel yemeklerin çoğunluğunu hamur işleri oluşturur. Yöre halkının bir bölümü, ekmeğini kendisi pişirir. Pide, bükme hodalak fırında pişirilen ekmek türleridir.



Yöre halkı makarna, tarhana, kuskus, erişte gibi yiyecekleri de kendileri hazırlar. Büzme, nohutlu tavuklu mantı, keşkek, ovmaç çorbası, mercimekli mantı, kesme hamur, keklik kebabı, köpük helvası, Bilecik'e özgü yemeklerin başlıcalarıdır.



Bilecik'te Yemek Tarifleri



Büzme Tatlısı



Kullanılacak Malzemeler:



1,5 kg. un

2 adet yumurta

250 gr. tereyağı

1 çay bardağı sıvıyağ

1 su bardağı süt

1 yemek kaşığı sirke

1 tatlı kaşığı tozşeker

1 tutam tuz

1 kg. ceviziçi

1 su bardağı susam

50 gr. Hindistan cevizi

400 gdr. nişasta

6 su bardağı tozşeker (ravak için)

5 su bardağı su(ravak için)



Hazırlanışı: Hamur elde etmek için, yukarıda belirtilen miktarlardaki yumurta, süt, sıvıyağ, sirke, tozşeker ve un karıştırılır ve hamur iyice yuğurulur. Yumurta büyüklüğünde parçalara ayrılarak oklava ile yufka gibi açılır. Hamura kıvamını verebilmek için yeterli miktarda nişasta ekilir ve açılan yufkalara çekilmiş ceviziçi serpilir. Yufkalar tekrar oklavaya özenle sarılır. Sarılma işleminden sonra hamurlar oklavada iken büzdürülür ve oklava içinden çıkarılır. Büzülmüş parçalar isteğe göre kesilerek yağlı tepsiye dizilir. Üzerine 250 gr. tereyağı eretilerek dökülür. Norman sıcaklıkta kızdırılan fırına sürülerek, pembeleşinceye kadar pişirilerek kızarması sağlanır. Pişirme işlemi bittikten sonra soğuması beklenirken, üzerine dökmen için 6 su bardağı tozşeker 5 su bardağı su ile ravak şeklini alıncaya kadar kaynatılır. Ravak 15 dakika kadar bekletildikten sonra tepsinin üzerine dökülerek soğumaya bırakılır. Diğer taraftan 1 su bardağı susam ezilerek ateşte kavrulur ve tepsinin üzerine yayılır. En son olarak 50 gram hindistan cevizi ile üzerine süsleme yapılır.



Nohutlu Mantı



Kullanılacak Malzemeler:



1 kg. un

1 adet yumurta

0, 5 kg. nohut

0,5 kg. yoğurt

2 su bardağı su

150 gr. tereyağı

Tavuksuyu

Yarım çay bardağı sıvıyağ

1 yemek kaşığı salça

1 demet maydanoz

1 baş sarımsak

bir miktar karabiber, tozbiber ve tuz.



Hazırlanışı: Hamur elde etmek için, yukarıda belirtilen miktarlardaki yumurta, su, tuz ve un hamur kıvamına gelinceye dek yuğurulur. Yumruk büyüklüğünde parçalara ayrılarak oklava ile yufka gibi açılır. Açılan yufkalar 4-5 cm. kare biçiminde kesilir. Bir gün önceden ıslatılan nohutlar dövülüp karabiber ilave edilerek bir karışım elde edilir. Bu karışımdan kesilen parçaların içine misket büyüklüğünde konarak, dört köşesinden kapatılır ve içine sıvıyağ sürülmüş tepsiye fazla bastırmadan dizilir. Dizme işlemi tamamlandığında tepsimiz kızgın fırına sürülür ve altı ve üstü iyice pişirilir. Pişme işleminden sonda fırından alınarak üzerine mantıların hizasına kadar kaynatılmış tavuksuyu ilave edilerek tekrar fırına sürülür. Fırında suyunu biraz çektikten sonra çıkarılarak üzerine önceden hazırlanmış sarımsaklı yoğurt karışımı dökülerek mantıların üzerine yayılır. Daha sonra üzerine süsleme yapmak için salça, sıvıyağ ve yaım bardak su ateşte karıştırılarak sos elde edilir. Yine mantının üzerine ilave etmek için tereyağ ateşte kızdırılarak tozbiberle renklendirilir. Bu karışımlar da mantının üzerine dökülerek, maydanoz yaprakları ile süslenerek sıcak olarak servis yapılır.



NE ALINIR?



Pazaryeri İlçesi Kınık Köyünün Toprak Ürünleri ile Dereköy"de yapılan el sanatı ürünü ağızlıklar, alınabilecek hediyelik eşyalardır.



İnhisar İlçesi ve Tarpak Beldesi Marmara Bölgesi nar üretiminde 1. sıradadır.










YAPMADAN DÖNME



Ertuğrulgazi’ yi Anma ve Söğüt Şenlikleri ile Bilecik"in Düşman İşgalinden Kurtuluşu, Ahilik ve Şeyh Edebalı Kültür Sanat Festivalini görmeden,



Şeyh Edebalı , Ertuğrulgazi, Dursun Fakıh Türbelerini; Metristepe Zafer Anıtı, Türk Büyükleri Platformunu ziyaret etmeden,



İnhisar"ın Narını, Pazaryeri"nin meşhur bozası ile helvasını tatmadan,



Söğüt Ertuğrulgazi Müzesi gezmeden,



Pazaryeri Kınık Köyü toprak ürünleri almadan,



DÖNMEYİN.
ŞAHİN1453 Tarih: 26.05.2007 12:11
eline sağlık
oğuzhan80 Tarih: 13.05.2007 00:35
Vatanın her karış toprağı kutsaldır.Elinize sağlık
goraxxx Tarih: 13.03.2007 21:50
PAZARYERİ

24 köyünden herbiri ayrı bir güzelliğe sahiptir. Herbirinde doya doya tabiatın güzelliğini yaşayabilirsiniz. Zaman sınırlaması sorununuz olursa aşağıdaki tavsiye ettiğimiz yerlere öncelik veriniz.

Uzunçam Yaylası

İlçenin güneyinde ilçe merkezine 5 km. uzaklıkta bir yayladır. Ahı Dağı'nın bir uzantısıdır. 1300-1500 metre yükseklikte olduğu için yazın serin, kışın soğuktur. Çevresi çam, meşe, köknar ve kayın ağaçlarıyla çevrilidir. Piknik yapmak ve kamp kurmak için elverişli bir yerdir.



Karateke Yaylası

İlçenin güneyinde ilçe merkezine 4 km. uzaklıkta olup meşe ve çam ağaçlarıyla çevrili bir yayladır. Yakın çevresinde hazmı kolaylaştırıcı sularıyla meşhur çeşmeler vardır. Piknik yapmaya ve kamp kurmaya elverişli bir yerdir.



Esere Göleti

İlçenin güney doğusunda ilçe merkezine 3km. uzaklıkta ormanlarla çevrili güzel manzaralı bir gölettir. Piknik ve kamp alanı olarak kullanılabilir.



Küçükelmalı Köyü ve Göleti

İlçenin güney batısında ilçe merkezine 11km. uzaklıkta 251 nüfuslu şirin bir köydür. Küçükelmalı Köyü Kayı Boyuna mensup Karakeçeli Yörüklerinin yaklaşık 150-200 sene önce yerleşik hayata geçmeleriyle kurulmuş. Yörük adetlerinin düğünlerde ve bayramlarda yaşatıldığı otantik bir köydür.



Köyde yaşan kadınların halen giydikleri geleneksel yörük kıyafetleri görülmeye değerdir. Köy halkı gayet misafir severdir. Ziyaretçilerini yöresel yörük yemekleriyle ve ayranlarıyla ağırlarlar.

Köyde bulunan Küçükelmalı Göleti ve piknik alanı eşsiz doğası ve nefis manzarasıyla güzel bir mesire yeridir.

Piknik alanında çeşitli spor faaliyetlerinin yapıldığı tenis kortu, doğal çimli futbol sahası, voleybol sahası ve yürüyüş parkuru vardır. Ayrıca izciler için yapılmış bir izci evi faaliyettedir.



Doğa sporları merkezi sıcak sulu duşu, yatakları v.b. imkanları ile hizmet vermektedir. Gölet ve çevresi kamp kurmaya, ayrıca amatör olta balıkçılığı yapmaya elverişlidir.

Ayrıca isteklilere evlerde konaklama imkanı vardır.

Bozacaarmut Köyü ve Göleti

İlçenin güney batısında ilçe merkezine 18km. uzaklıkta 471 nüfuslu güzel bir köydür. Köyü yıllar önce Bulgaristan'dan göç eden soydaşlarımız kurmuştur.

Ormanlık arazide kurulduğu için manzarası ve havası güzeldir. Köyde nefis çilekler yetiştirilir.

Köyde konaklama için eski okul binası, sağlık evi gibi tesisler Köylere Hizmet Götürme Birliğince düzenlenerek hizmete sunulmuştur. İsteyenler köy evlerinde konaklayabilirler.



Selvi boylu çam ağaçlarının arasında bulunan gölet ve uzantısındaki yayla dinlenmek, kamp kurmak ve piknik yapmak için çok elverişlidir. Doğayla baş başa kalmayı sevenler, balık tutmak isteyenler mutlaka görmeli.

Dereköyü ve Göleti

İlçenin batısında ilçe merkezine 6km. uzaklıkta 436 nüfuslu bir köydür. Dereköy yaklaşık 600-700 senelik bir tarihe sahiptir. Yörenin en eski köyüdür. Köy halkı sıcak kanlı ve misafirperverdir.

Köyde ağaçtan ağızlık, baston ve hediyelik eşya yapılmaktadır. Köyün üzerinde küçük fakat güzel bir gölet vardır. Piknik yapmaya ve kamp kurmaya elverişli bir yerdir.



Köyde eski ilkokul binası ilave mutfak ve wc inşaatıyla restore edilmiş ve izci evi olarak hizmete sokulmuştur.

Köyde kamp yapmak için uygun yerler ve kalmak için tesisler mevcuttur.

Kınık Köyü ve Çömlekçilik


İlçenin güney batısında ilçeye 7 km. uzaklıkta 493 nüfuslu evlernini ve sokaklarının temizliği ile dikkat çeken bir köydür. Kınık Köyü Bulgaristan'dan göç eden soydaşlarımız tarafından kurulmuştur.

Köyün toprak yapısının uygunluğu ve köy halkının geçmişte Bulgaristan'dan getirdiği seramikçilik sanatının gelişmesine yol açmış, zamanla köye halkı bir şöhret kazandırmıştır. Usta ellerde yoğurulan ve şekillenen toprağın genç kızların el emeği ve göz nuruyla süsledikleri vazolar, biblolar, testiler v.b. birer sanat eseri güzelliğindedir. Köyde birbirinden farklı stilleri olan 60-70 adet atölye vardır.

Kınık Köyünün eski adı "Otanlı" olan şirin bir köydür. Pazaryeri Kınık sapağına gelince "Kınık Çömlekçilik Araştırma Geliştirme ve Uygulama Köyü", "Kınık Toprak El Sanatları 1 km" tabelaları ile karışılaşırsınız. Kınık Köyü'ne Bursa yolu ile ulaşmak da mümkündür. Bu yol daha uzundur ve hayli yükseklerden dolaştığı için kış ve bahar aylarında tipik dağ köylerinin nostaljik hava değişimine tanık olursunuz.

Köye girişte, Kınık seramikçiliğinin uygulanabildiği her iki tarafı rengarenk köy evlerinden oluşan dar ve uzun bir sokak karşılar bizi. Her evin sokağa bakan yüzünde genellikle o evde üretilen seramik türlerinin sergilendiği bir vitrin pencere yer alır. Ne yazık ki, gün geçtikçe bu geleneği uygulayan evler, ya da "ocaklar" azalmaktadır. Bu pembe mavi badanalı köy evleri, taşıdıkları seramik fırınları nedeniyle "ocak" diye anılır. Ocak evlerinin konuksever sahipleri, eskimeye yüz tutmuş doğal ahşap kapılarını size büyük bir zevkle açarlar ve gururla korumaya çalıştıkları seramik fırınları ile kendi ailelerince üretilmiş eski "kınıkları" gösterirler.




19. yüzyılın ikinci yarısına kadar tenha olan köye 93 savaşı diye anılan 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sırasında Bulgarista'nın Dobruca, Rezgard, Şumnu yörelerinden yurdumuza gelen aileler yerleşmeye başlamıştır. Kınık'ta ilk seramiği başlatan Şakir Ağa'nın torunu Halil Türk ise kendi ailesinin yüzyıllar önce Konya Karaman'dan Trabzon Beşikdüzü'ne sürgün edildiğini anlatmaktadır. Orada 11 yıl kadar kalıp bu kez Bulgaristan'a sürgün ediliyorlar. Daha sonra yerleştikleri Silistire'nin Bezirgan köyünde, ata mesleği olan seramiğe, kendi değimleri ile çömlekçiliğe başlıyorlar. Türkiye'ye göç ediyor Şakir Ağa, eşi ve bir oğlu ile. O güne kadar ürettiği seramiğin form ve desenini en iyi şekilde uygulayabileceği toprağı arama çabası içinde varını yoğunu tüketmeyi göze alıyor. Hatta beraberinde getirdiği torna tezgahının çeşitli yerlerinde sakladığı ve yeniden üretime geçinceye kadar ailesinin geçindirmeyi umduğu altınları tümüyle harcayıp zor günler yaşıyor. Istanbul'da 7 yıl kaldıktan sonra, uygun toprağı bulamadığı için Bursa'ya oradan İnegöl'e geçiyor. Ancak buralarda da kendi tekniğini uygulamakta başaralı olamadığı için Kınık'a geliyor ve aradığı toprağı buluyor. Ne var ki Şakir Ağa bu yolda servetini tümüyle yitirmiş. Büyük bir gayretle yeniden üretime başlayıp Adana'ya, Erzurum'a kadar yurdun her yerine sandıklar dolusu mal gönderir. Köyden bir genci yanına alıp yetiştirir. Ancak Ocak sırrını kimseye açıklamaması için tembihlemesine rağmen, çırağı bu sırları çevreye açıkladığından, bütün köy halkı seramikçiliğe başlar, her ev bir seramik atölyesine dönüşür.

Kınık ve çevresinin sarı renkteki demir oksit bileşimli toprağı son derece kalitelidir.

Bu toprak pişince kırmızı renge dönüşüyor. Önceleri, günlerce elle yoğurulmuş seramik hamuru. Kınık seramiği her dönemde tophane seramiğine yakın bir yoğunlukta, sertlikte ve gözeneksiz görünümündedir.

Eski fırınları rafsız yığma türünden. Şu anda, en iyi seramik sırı 1000 C derecede elde ediliyor, 1000 C aşıldığı zaman, topraktaki demir oksitler nedeniyle kararmalar oluşuyor.

Antik çağlardan günümüze taşıdığı naif çekiciliği içinde Kınık seramik geleneği korunup yaşamak için sanat kaygı ve tutkusunu taşıyan kişi ve kuruluşların ilgisini bekliyor.

Ulaşım ve Konaklama

Pazaryeri'nden çevre il ve ilçelere ulaşmak için ilçemizin otogarı kullanılmaktadır. İlçemizden Bozüyük, Eskişehir, Bilecik ve Bursa'ya seferler düzenlenmektedir.

Pazaryeri'ne ulaşmak için eğer Bozüyük'ten gelinecekse merkezdeki duraktan her yarım saatte bir, Bilecik'ten ise Bilecik terminalinden saat başı, Eskişehir ve Bursa'dan aynı şekilde şehirlerarası terminalden ilçemize direkt arabalarla ulaşılmaktadır. Istanbul'dan İsmail Ayaz, Eskişehir Buzlu Turizm gibi firmalar, Ankara'dan ise Kamil Koç, Nilüfer Turizm gibi Bursa'ya giden firmalarla ulaşmak mümkündür. Istanbul'dan Anadolu ve Akdeniz Bölgesine giden trenler ilçemizden geçmektedir.

İlçe merkezinde konaklama için temiz bir otel ve öğretmenevi mevcuttur. Duşlu odalarıyla dinlenme salonlarıyla hizmet vermektedirler.

Köyler ilçe merkezine çok yakın mesafededir. Köylerde bulunan izci evleri spor kampları ve ayrıca ev pansiyonculuğu ile konaklama problemi bulunmamaktadır.
goraxxx Tarih: 13.03.2007 21:45
PAZARYERİ

Pazaryeri'nin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. İlkçağlarda "BİTHİNİA" denilen bugün Bursa, Bilecik, Kocaeli topraklarını kapsayan bölgenin güney batı bölümünde yer alıyordu. Roma döneminde Anadolu'nun içinden gelip Bursa'ya giden Roma yolu Pazaryeri'nden geçerdi. Bu yolun geçtiği yerler halen yöre halkı tarafından "BAĞDAT YOLU" veya "İPEK YOLU" olarak bilinir. Roma döneminden kalma antik eserlere Firanlar, Ahmetler köyleri ve Doğanlar mevkiinde rastlanır.

Bizans döneminde, Pazaryeri "BİTHİNİA THEMAKİON" bölgesinde "ARMENO KASTRON" adı yerleşim birimiydi. Bu ismin anlamı "Ermeni Kalesi"dir. Fakat bu bölgede Ermeniler yaşamamıştır. "ARMENO" ismi Ahi dağlarının antik ismidir. Bu isim Anadolu'nun yaklaşık M.Ö. 3000-2000 yılları arasında yaşamış "LUVİ" halkının konuştuğu dilde "Aytanrısı Ülkesi"dir. Bizanslılar bu dağların geçit bölgelerine haberleşme ve gözetleme kuleleri yaptığı için bu ismi vermişlerdir.

Kayı aşireti 1132 yılında Söğüt'e yerleştikten sonra Ertuğrul Gazi'ye yaylak olarak verilen Domaniç yaylasına giden en kısa yol Pazaryeri'nden geçmekte idi. Osman Bey Osmanlı devletini kurduktan sonra İnegöl'e (ANGELO KOMA) ve verimli ovalara ulaşmak ve fethetmek amacı ile batıya yöneldi. "Ermeni Derbendi" denilen bugünkü Pazaryeri'nin civarından geçen yolu kullandı. Bu isim Osmanlılar tarafından Ahı dağında verilen "Ermenek" isminden geldiği sanılır. Adı geçen Söğüt-Bozhüyük'ten gelir "Karani Derbendi'nden (Bu derbent bugün Pazaryeri'ne bağlı Karaköy civarındadır) geçip Pazaryeri'ne vardıktan sonra Ahi Beli/Büyük Derbent/ Nazif Paşa köyü civarında Ahi dağını kuzeyden aşardı. Küçük Derbent/Bahçesultan köyünden geçerek Kurşunlu yolu ile İnegöl'e ulaşırdı. Osman Bey buraları fethettikten sonra III. oğlu olan Yahşi Pazarlu Bey'e iskan ve idare etmesi amacıyla Pazaryerini ve havalisini verdi. Bu bölgenin ismini Yahşi Pazarlu Bey kendi adını taşıyan "PAZARLUCUK" ismi ile değiştirdi. Bu isim zamanla "Pazarcık"a dönüştü.

Osmanlılar döneminde önemli ticaret ve askeri yolların üzerinde olduğu için Avrupalı seyyahlar Anadolu'ya giderlerken Pazaryeri'nden geçerlerdi. Ünlü Avusturya'lı seyyah Hans DERNSCWAM 1553-1555 yılları arasında Anadolu'ya yaptığı seyahat sırasında Pazaryeri'nden geçmiştir. Bunları şöyle anlatır: "...Pazargik'te bir mescit var. Burada yalnız Türk'ler oturuyor. Rum yok. Sağ tarafta yol kenarında büyük bir kervansaray gördük. Kervansarayın içinde orta kısmında 12 tane meşe direk var. Bu direkler taşlar üzerinde oturtulmuş. Bütün binayı taşıyorlar. 20 baca saydım. Kervansaray herkese açık. İçinde 150-200 at barınabilir...Pazargik (Pazarcık) sakin iki tarafı dağlarla çevrili güzel bir yer. Buarada üzüm yetişmiyor. Bir Rum bize ilerideki Rum köyünden bir tulum şarap getirdi... 19 Mart sabahı Pazargik'ten Boz Gywck (Bozüyük)'e dığru yola çıktık."

17. yy'da İran seferine çıkan IV.Murat sadrazamı Kara Mustafa Paşa ordusu ile birlikte askeri yol üzerinde olan Pazaryerine uğramış ve konaklamıştır. Buraya kendi adını taşıyan cami ve külliyeyi yaptırmıştır. Fakat bu cami Yunan işgali sırasında yıkılmış yalnız tarihi minaresi kalmıştır. Caminin yerine yenisi yapılmıştır.

Pazaryeri 19. yy'ın sonlarına kadar Hüdavendigar (Bursa) livasına (vilayet) bağlı bir nahiye idi. 1852'de (H.1301) Pazarcık adı ile Ertuğrul (Bilecik) livası merkez kazasına bağlı nahiye merkezi oldu. Rumeli'den Kafkaslar'dan gelen göçmenlerin ve Yörüklerin buralara iskan edilmesiyle Pazaryeri'nin nüfusu artmış. Çok renkli ve gelişmiş bir kültür alt yapısı oluşmuştur.

Kurtuluş Savaşı zamanında Pazaryeri üç kez Yunan işgaline uğramış ve yıkılmıştır.

Miralay Ayıcı Arif Bey komutasındaki birliklerimizle yunanlı işgalcileri arasında kanlı çarpışmalar sonucunda 5 Eylül 1922 tarihinde Yunanlılar Pazaryeri'ni boşalttılar. Ancak çekilirken yakıp yıktıklarından Pazaryeri harabe halinde bırakılmıştır.

1926 yılında, yeniden yapılan idari taksimata göre, Pazarcık, Bilecik İli Bozüyük ilçesine bağlı bir bucak merkezi oldu. Pazarcık bucağı 1953 yılında Maraş ilinin Pazarcık ilçesi ile isim benzerliği ve bu benzerliğin çeşitli karışıklıklara sebep olacağı gerekçesi ile PAZARYERİ ismi ile ilçe merkezi oldu. 1974 yılında Eskişehir-Bursa karayolu üzerindeyken 1974'den sonra yeni açılan Mezit Boğazı ile kıyıda kalmış ve gelişememiştir.