FARUK SARAÇ Kimdir -FARUK SARAÇ Biyografisi


Modacı.

Urfa’da dünyaya geldi. Kendini bildiği andan itibaren amacı insanlara güzellik sunmak oldu. İlk eğitimini Urfa’da Şehit Nüsret İlkokulunda aldı. Liseyi 1973 yılında Urfa’da bitirdi. 1974-1980 Yılları arasında kumaşla ilk kez tanıştı ve kuzeni Ömer Saraç ile birlikte çalışmaya başladı.
1980 yılında İstanbul’a geldi.

Marmara Üniversitesi İngilizce Bölümü’nü bitirdi. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun "Renk imiş her ne varsa alemde" mısralarını yaşam ilkesi edinip başladı çalışmaya... Renk, Özgünlük, Şıklık ve Özgürlük ilkelerinden yola çıkarak hayatının akışını değiştirdi ve 1981 yılında İstanbul Kadıköy’deki Onur Çarşı’nda "Butik Faruk" adında ilk mağazasını açtı.

1984 yılında adının bir imza olduğuna karar verdi ve Moda’da Faruk Saraç Dönemini başlattı. Artık büyüme dönemi başlamıştı... Hayallerini yaşam amacı edinince bu dönem içinde 4 mağazasının temeli de kendiliğinden atılmış oldu.

Faruk Saraç moda dünyamıza "ilk erkek modacısı" olarak imzasını attı ve sert, katı, siyah, kahve ve laci’den başka renk giymeyen Türk erkeğini kırmızılarla, yeşillerle, mavilerle tanıştırdı kaynaştırdı. Faruk Saraç’a göre moda; "Renktir, Özgürlüktür ve en önemlisi Kişiye özeldir..." Her Faruk Saraç imzasında renk, özgürlük ve özgünlük vazgeçilmezdir.

Bütün kreasyonlarının tasarımını kendisi yapar, kumaş ve malzemelerini seçer ve uygular. Dünyaca ünlü İtalyan firmalarıyla zaman zaman birlikte çalışır, renk seçer, desen üretir. Farık Saraç’ın bir düşü vardır, 90’lı yıllarda; konfeksiyon üretimini ve giderek daha çok ustalaştığı Haute-Couture’ı bir arada yürüteceği bir moda merkezi ister hep. Sonunda 97 yılında İstanbul-Levent’te bu düşünü gerçekleştirir.

Farık Saraç 98’de ilklere imza atan ustalığını hiç kimsenin şimdiye kadar cesaret etmediği hatta aklından bile geçirmediği bir konuda daha gösterir. Ulu önderimiz Atatürk’ün, şıklığını 453 parça askeri, resmi günlük kıyafetini "bire bir" dikerek, 60. ölüm yıldönümünde "O’nun evinde, Dolmabahçe’de “Sarı Zeybek" adlı bir görsel şölenle ölümsüzleştirir. Bu unutulmaz gösteri onlarca kez yerli ve yabancı tv’lerde yayınlanır, yüzlerce haber olur, Türkiye’nin bir çok ilinde tekrarlanır.

Faruk Saraç, 1999’da Topkapı Sarayı’nda, Tesavir-i Al-i Osman adlı Osmanlı padişahlarının portrelerinin, minyatürlerinin sergilendiği bir sergi izler. Bunun üzerine Selçuklu ve 642 yıllık Osmanlı Dönemi’nden günümüze ulaşan bütün kıyafet verilerini inceler. "Payitaht İstanbul’da saray, cami, türbe ve müze gezer, dönemin pamukluları ve ipekli dokumalarını inceler, Hereke fabrikasında atlas kumaşlar dokutur, takı ve sorguçların örneklerini tespit eder ve başlar çalışmaya... Sonunda ortaya delice bir çalışmayla 700 parçalık 36 padişah, 6 valide sultan, 1 şahzade, 1 çengiye ait "Padişahın Esvabı" isimli göz kamaştırıcı bir başka görsel şölen çıkar ve yine tarihsel bir mekanda Aya İrini’de sergilenir.

Siyaset, iş, spor dünyasından birçok kişiyi giydiren Faruk Saraç’ın amaçlarından biri de ilk 3 yıl içinde avrupa ve kuzey afrika’da adını yaygınlaştırmak ve dünya modacılarından biri olmaktır. Faruk Saraç 20 yıla yaklaşan meslek yaşamı boyunca sayısız plaket, ödül ve başarı belgesi alır, ulusal ve yabancı basında binlerce habere konu olur.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 6750
favori
like
share
SU-PERISI Tarih: 27.07.2010 10:09

Hiç durmadan, yorulmadan sonu olmayan zamana kadar işleyecek bir makine düşünün. Kainat olsun bu makinenin adı. İçindeki her insan, her canlı ve her madde makinenin mükemmel ahengini sağlayan parçalar olsun.

Pek çok kişi sonsuz evrende kendi varlığının, pek çok kişi başı sonu belli olmayan zaman içinde kısacık hayatının ne anlama geldiğini sorgulamıştır.

Faruk Saraç sonsuz evrende ve başı sonu belli olmayan zaman içinde kendi varlığının anlamını düşündüğü anlardan birinde meslek yaşamında 25 yılı geride bırakmak üzere olduğunu fark etti. Aslında uzun süredir aklında 25. yılını özel bir defileyle taçlandırma fikri vardı. Ama bu öyle bir defile olmalıydı ki sadece Faruk Saraç’ın 25 yılını anlatmakla kalmasın. Bu öyle bir defile olmalıydı ki Faruk Saraç özelinde, evrenin, maddenin ve insanın nerelerden geldiğini nerelere vardığını dili döndüğünce anlatsın. Bu öyle bir defile olmalıydı ki evrenin ve zamanın içinde durduğumuz, bulunduğumuz yeri işaretlesin. Ve işte bu düşüncelerle Tılsımlı Gömlekler Defilesi’nin adımları atılmaya başlandı. Faruk Saraç bu defilede güneşi, ayı, gezegenler ve yıldızları podyuma taşıyacaktı. Kolları sıvadı ve çalışmaya başladı.


Sonuçta ortaya daha önceki temalı defilelerde olduğu gibi yine izleyenleri koltuklarına mıhlayan harika bir görsel şölen çıktı. Faruk Saraç bu defileyle gösterdi ki yaşamının son 25 yılı sadece modaya değil tüm yaşama renk katmış. Faruk Saraç Tılsımlı Gömlekler Defilesiyle gösterdi ki; doğduğu günden bu güne kadar yaşadığı her şeyin bir anlamı varmış.

Faruk Saraç 1955 yılında Urfa’da dünyaya geldi. Başka bir deyişle Faruk Saraç dünyaya gözünü açtı ve sarıyı tanıdı. Güneş sarı, toprak sarı, başak sarı.

70’li yıllarda bir daha ayrılmamak üzere İstanbul’la tanıştı. Sarılar içinde geçen çocukluk ve ilk gençlik yıllarının ardından geldiği İstanbul’da onu ilk çarpan renk denizin mavisiydi. Sonraki yıllarda İstanbul’da gökkuşağının bütün renklerini keşfetti. Ve Faruk Saraç, güneşten, denizden, topraktan ve gökkuşağından gelen tüm bu renklerle gömlekler, pantolonlar ve ceketler işledi. Türkiye’de erkek modası Faruk Saraç’la renkleri tanıdı, Türkiye’de giyimine özen gösteren erkekler Faruk Saraç’la renkli giyinmeyi sevdi.

Mesleğinin ateşi Osmanbey’de düştü ilkin Saraç’ın yüreğine. Kimseler pek bilmez ama ciddi bir futbol kariyeri vardı. Hakkında hayırlısı bu olmalı ki; Beşiktaş formasıyla futbol oynadığı yıllarda, genç yaşta kariyerini noktalamak zorunda kaldı. Ve işte ondan sonra bir yandan üniversite eğitimini sürdürürken bir yandan da hazır giyimin merkezi Osmanbey’de kumaşı, dikişi tanımaya başladı.

Faruk Saraç 81’li yıllarda Kadıköy’de Butik Faruk’u açtı. Titizdi, özenliydi, yenilikçiydi ve tüm bu özelliklerini işlettiği butiğin vitrinine yansıtmak istiyordu. Ama hazır giyim atölyeleri onun düşlerine ayak uyduramıyordu. İş başa düştü ve Faruk Saraç hayalindeki giysileri tasarlamaya koyuldu. İşte o günden sonra Türkiye’de erkekler, lacivertten, siyah ve kahverengiden başka renkler de olduğunu gördü. Türk erkeği işte o günden sonra Faruk Saraç’ın renkleriyle tanıştı.

81’li yılların sonlarına gelindiğinde Saraç’ın müşteri yelpazesi atık gökkuşağı kadar genişti. Sanat, siyaset, iş ve spor dünyasının öncü erkekleri Faruk Saraç’ın moda dünyasına getirdiği yeni soluğu benimsemişti. O artık vitrinine sadece kendi ürettiği giysileri koyan, zaman zaman uluslar arası moda devleriyle işbirliği yapan bir renk, desen ve tasarım ustasıydı. Şimdi artık en büyük hayalinin peşinden koşma zamanıydı. Bu hayal; haute-couture ile hazır giyimin bir çatı altında toplanacağı bir moda merkeziydi. Ve bu merkez 1997 yılında İstanbul Levent’de kapılarını açtı. Bu kapılardan saçılan ışık tayfı sadece moda dünyasını değil, artık Türkiye’nin kültür ve sanat yaşamını da renklendirecekti.

Nitekim 1998 yılında gerçekleştirilen Sarı Zeybek Defilesi, Faruk Saraç’ın Türkiye’nin kültür mirasına ilk büyük katkısı oldu. Saraç, örneği olmayan bu defileyle sonraki yıllarda dahi arkasından kimsenin gelmeyeceği yepyeni bir yol açıyordu.

Sarı Zeybek Defilesi Faruk Saraç’ın daha sonra gerçekleştireceği Padişahın Esvabı, Geçmişten Günümüze Türk Polisi, Tılsımlı Gömlekler gibi tematik defilelerinin ilkiydi. Başta Sarı Zeybek olmak üzere tamamı defalarca tekrarlanan bu defileler Türkiye’nin kültür ve sanat yaşamında yerlerini aldılar.
Sarı Zeybek Defilesi’nin ilk gösterimi 10 Kasım 1998’de Mustafa Kemal Atatürk’ün bu dünyayı terk edişinin 50. yıldönümünde onun son evinde; Dolmabahçe Sarayı’nda yapıldı. Atatürk’ün erişilmez şıklığı 453 parça kıyafetin birebir yeniden dokunup, dikilmesiyle Dolmabahçe Sarayı’nda 50 yıl sonra yeniden ışıldadı.

Sarı Zeybek Defilesi’ni bir başka görsel şölen izledi. Faruk Saraç aylar süren çalışmanın ardından bu defa Osmanlı tarihini podyuma taşıdı. Podyumun kurulduğu yer hanedanın yüzyıllarca yaşadığı Topkapı Sarayı’nın yanı başındaki Aya İrini, projenin adı; “Padişahın Esvabı” idi. Saraç bu çalışmayla Osman Bey’den Vahdettin’e 36 padişahı, gözdeleri, valide sultanlarıyla birlikte günümüze taşıdı. Bu defile için aslının tıpatıp aynısı tam 700 parçalık bir koleksiyon yaratıldı. Dönemin pamuklu, yünlü ve ipekli kumaşları yeniden dokundu, takı, sorguç ve aksesuarlar yeniden yapıldı.

Sarı Zeybek ve Padişahın Esvabı farklı zaman ve mekanlarda defalarca tekrarlanan defileler oldu. Bu iki defile Modacı Faruk Saraç’ın Türkiye’nin kültür-sanat yaşamına attığı imza olmuştu.

Bu iki defileyi bir sosyal sorumluluk projesi izledi: “Geçmişten Günümüze Polis Kıyafetleri.” 10 Nisan 2006 tarihinde Türk Polis Teşkilatı’nın 161. Kuruluş Yıldönümü için hazırlanan defilede bu kez podyuma Türk Polisi’nin köklü geleneği yansıdı.

Bütün bu sıra dışı defileler sadece katılan davetlilerin değil, medyanın dolayısıyla da tüm toplumun büyük ilgisini çekti. Bütün bu sıra dışı defileler Faruk Saraç’ın yaptığı en iyi işi, bugüne kadar öğrendiklerini, Türkiye’nin ona verdiklerini ülkesiyle, toplumuyla, insanlıkla paylaşmasıydı.

Faruk Saraç; birikimini, hayatın ona verdiklerini paylaştıkça, kültürümüzü podyumlara taşıdıkça insani değerlerinin arttığına, ruhunun zenginleştiğine inandı.