Abdurrahim Tuncak (1908-1998)



1908 yılında doğdu. Atatürk'ün evlatlıklarından olan Abdürrahim Tuncak, Atatürk'ün o zamanlar Van'dan aldığı kimsesiz bir çocuktur. İstanbul'a getirdiği sekiz yaşındaki Abdürrahim'i Beşiktaş Akaretler'de 78 numaralı evlerinde annesi Zübeyde Hanım'ın yanına bıraktı.

Zaferden sonra da Ankara'ya getirerek, Celal Bayar'ın oğlu Turgut Bayar ve başyaver Salih Bozok'un oğlu Cemil Bozok ile beraber Çankaya Köşkü'ne yakın bir ilkokula yazdırdı. Daha sonra Sanayi Mektebi'ne gönderildi.

Liseyi bitirdikten sonra Atatürk: "artık askere değil teknik adama ihtiyacımız var" diyerek istanbul'a gönderdiği Abdürrahim'e İstanbul Valiliği ve Belediyesi yardımıyla fransızca ve matematik öğretilmesini sağlamıştır.

Mustafa Kemal, öğrenimine yurtdışında devam etmesini uygun gördüğü Abdürrahim'i 1929 yılında Berlin Teknik Üniversitesi'ne göndermiş ve tüm giderlerini karşılamıştır.

1934 yılından sonra Tuncak soyadını alan Abdürrahim Bey Savarona Yat'ının satın alınması görüşmelerinde tercümanlık yapmıştır. Zübeyde Hanım, ölümünden yıllar sonra 1971'de açılan vasiyetnamesinde Abdürrahim Tuncak'a 20 lira verilmesini istemiştir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'da çalışmış ve oradan emekli olmuştur.

Başkent Üniversitesi bünyesinde Abdürrahim Tuncak Atatürk Müzesi bulunmaktadır.

Mustafa Kemal Atatürk'ün özel hayatında önemli bir yer teşkil eden, manevi evlatları arasında belki de en önemlilerinden biri olan Abdurrahim Tuncak.
Zübeyde Hanım'ın koynunda büyüyen Tuncak, sadece Mustafa Kemal'in degil Zübeyde Hanım'ın ve Makbule Hanım'ın da hayatında önemli bir yer almıştır. Bunu daha iyi anlayabilmek için Dr. Behçet Uz'un agzından çözülmüş bant kayıtlarına göre, son günlerinde Zübeyde Hanımla arasında geçen olayı şöyle anlatmakta fayda vardir;

"Güler yüzlü, metal çerçeveli gözlüklü, beyaz saçlı, benim boyumda {Behçet Uz kendi boyuyla kıyaslıyor}, başörtülü, Selanik şivesiyle güzel Türkçe konuşan, ilk görüşte herkese saygı telkin eden Zübeyde Hanım Efendi, kendisi hasta olduğu halde, hep yanındaki küçük bir erkek çocuğuyla ilgileniyordu. 6-7 ay kadar Zübeyde Hanım ve üzerine titrediği bu oğlanla hep ilgilendim… Beni 3 defa Gazi Paşa'nın Başyaveri Salih Bey aradı. Zübeyde Hanım ve yanındaki oğlanı sordu. Yazılı rapor istedi, yazdım" demektedir.
Yukarıda dile getirilen bu ufak erkek çocuğu Abdurrahim Tuncak'tır.
Atatürk tarafından Akaretlerdeki eve getirildiğinde kendi ifadesiyle üç yaşında olan Tuncak, Atatürk'ün, Zübeyde Hanım'a,"Bu çocuğu biz büyütelim. Bu çocuk bizim çocuğumuz olsun" diyerek annesinin yanına bıraktığı Tuncak'ı, Zübeyde hanım bir süre önce kaybettiği ve acısını unutamadığı kızı Naciye"nin yerine koyarak. "Naciyemin erkeciği" diyerek sevmiş ve kollamıştır.

Mustafa Kemal'in çok yakınında bulunmasına ragmen hiç şımarmayan aksine o mütavazi tavrı ile Paşa'ya yaklışır bir terbiye ye yetiştirilen Tunçak bu ailenin en acı ve en mutlu günlerinde bulunma şerefine ermiştir. Abdurrahim Tuncak nüfus kütük kayıtlarına göre, 1324 (1908) yılında Diyarbakır'da dogmuş ve Atatürk tarafından istanbul'a getirtilmiştir.

Abdurrahim Tuncak'ın babası, ALÎ, annesi olarak da, HAVVA olarak gösterilmektedir. Kendisi ile yapılan röportajda ise Tuncak şöyle demekte;
"Ben ana da bilmem, baba da bilmem. Kendimi bildiğimde, annem olarak kabul ettiğim Zübeyde Hanım'ı, Halam Makbule Hanım'ı, bir de Paşamızı tanıdım..
Benim ailem, bu aileydi. Ben kendimi bu ailenin çocuğu olarak kabul ettim ve hep de öyle kaldım. Gerçek annemin ve babamm kim oldugunu asla ögrenemedim. Kesin olarak bildigim, üç yaşındayken Mustafa Kemal Paşanın evinde olduğumdur.
Beşiktaş da, Akaretlerdeki evimizdeydik. Evde annem (Zübeyde Hanım), Makbule Halam ve Mustafa Kemal Paşa ile birlikteydim" demektedir.

Etiketler:
Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 1387
favori
like
share