İZMİR Kale Ve Şehir Surları

İZMİR Kale Ve Şehir Surları Tarihi

İZMİR Kale Ve Şehir Surları Resimleri

Kadifekale (Merkez)



İzmir Körfezi’ne hâkim, şehrin güneyinde bulunan 186 m. yüksekliğindeki Pagos Dağı eteklerinde bir tepe üzerinde bulunan kale ilk defa MÖ.334 yılında Anadolu’yu Pers egemenliğinden kurtaran Makedonya Kralı Büyük İskender’in (MÖ. 356–323) isteği ile yapılmıştır.

İskender’in komutanlarından Lysimachos’un İmparator’un emri ile yaptığı bu kalenin bulunduğu yerde daha önce bir Leleg yerleşmesi olduğu Antik kaynaklarda belirtilmektedir. Bununla beraber burada yapılan kazılarda bu iddiayı kanıtlayacak herhangi bir buluntuya rastlanmamıştır.

Tarih boyunca İzmir çeşitli saldırılara uğramış bu yüzden de şehrin surlarla kuşatılmasına gereksinim duyulmuştur. Bu nedenle de Kadifekale’de izleri ile karşılaşılan, Akropolden bugünkü Basmane semtindeki Sart yoluna ve Eşrefpaşa’daki Efes yolundan denize kadar uzanan iki sur yapılmıştır.

Kale Roma döneminden sonra Ortaçağda Timur orduları tarafından 1402’de tahrip edilmiş, bunu İzmir’deki 1668 yılında olan deprem izlemiştir. Kaleden günümüze pek az kalıntı gelebilmiştir. Günümüze gelebilen kalıntılar daha çok Ortaçağ’a aittir. Ortaçağ kale duvarlarının altında yapılan araştırmalarda ise Helenistik döneme (MÖ. 330-MS. 20) ait duvar kalıntıları ile karşılaşılmıştır.



XIX. yüzyılda İzmir’e gelen gezginlerin sözünü ettiği bu kalenin büyük bir bölümü ortadan kalmıştır. Günümüze gelen kalıntılardan kalenin moloz taş, kesme taş ve tuğladan yapıldığı anlaşılmaktadır.

Kadifekale’den günümüze yalnızca kalenin batısındaki beş kulesi ile güneyindeki duvarlarından bir bölümü ayakta durmaktadır. Bunlara dayanılarak kalenin uzunluğunun 6 km. olduğu ve sur duvarlarını destekleyen kulelerin 20–35 m. yüksekliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Kalenin bunun dışında kalan doğu ve kuzey kısımları tamamen yıkılmıştır. Kale içerisinde ise bir dehliz ve bir de su sarnıcı kalıntısı görülmektedir.

Sarnıç moloz taş ve tuğladan yapılmıştır. Üzeri toprak dolgu olan sarnıcın içerisi birbirleri ile tuğladan yuvarlak kemerli payelerle bölümlere ayrılmıştır. XX. yüzyılın ikinci yarısında yapılan kazılar sonucunda sarnıcın bütünü iyi bir durumda ortaya çıkarılmıştır.

Kadifekale surlarının bir bölümü Çelebi Mehmet tarafından yıktırılmıştır. Yalnızca doğu yönündeki surlardan rektangonal (çok iri taşlar) parçalardan bir iki adedi Basmane Garı’ndan Tilkilik’e uzanan ve Altınpark’a giden yolun başında görülmektedir.

Pergamon Surları (Bergama)



İzmir ili Bergama ilçesinde akropolü kuşatan surlar MÖ. V.-IV. yüzyılda yapılmıştır. Antik Pergamon şehri kurulurken yerleşimin topografyası göz önüne alınmış, engebeli yerleşim alanları teraslarla düzleştirilmiştir. Akropol 275 m. yüksekliğinde bir tepe üzerinde kurulmuş olup Pergamon Kralları Attaloslar kenti iki ayrı sur ile çevirmişlerdir.

Surların yapımında buradaki dağdan çıkarılan ve işlenmesi çok kolay olan gri-mavi renklerde Andezit taşı kullanılmıştır. Bu taşların yüzleri de düzgün biçimde yontulmuştur. Surlar dikdörtgen taş bloklarından oluşmuş ve harç olmadan kendi ağırlıkları ile birbirlerinin üzerine demir zıvanaların tardımı ile oturtulmuştur. Attaloslar devrinde yapılan bu surlar II. Eumenes döneminde kentin güneye doğru yayılması ile genişletilmiştir. MS. II. yüzyılda, Roma döneminde Helenistik dönem surları moloz ve kaba taş ile tuğladan oluşan yeni sur duvarları ile tamamlanmıştır. Bizans döneminde bunlara yeni eklemeler yapılmış olup, bugün akropolün kuzeyinde Bizans’ın tuğla ve taş örgü tekniği ile yapılan surlarının bir bölümü açıkça görülmektedir.

Bergama surlarının bulunduğu akropol aynı zamanda bir kale görünümündedir. İçerisindeki mabet ve diğer yapıların yanı sıra kentin korunmasına yönelik silah depoları akropolün kuzeyinde yer almıştır. Kalenin güney yönüne ovadan çıkılması olanaksız olduğundan buraya ince uzun, yan yana bitişik odalar halinde depolar yapılmıştır. Bu depoların üst kısımları ahşap, alt kısımları da taştandı. Burada yapılan kazılarda Andezit taşından yapılmış değişik büyüklükte mancınık gülleleri bulunmuştur.

Yeni (Sancakburnu Kalesi) Kale (Menemen)

İzmir ili Menemen ilçesinde bulunan Sancak Kale’yi Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa yaptırmıştır. Sadrazam, Dergâh-ı Ali Kapıcıbaşısı Gevezezâde Ağa’yı denetiminde buradaki grubunun yapımında görevlendirmiştir. Günümüzde alüvyonlarla dolmuş olan bu bölgedeki kale körfezin iç kısmına girecek gemileri korumak amacı ile yapılmıştır.

Kalenin yapımında antik çağda yapılmış olan tiyatronun kesme taş blokları kullanılmıştır. Kale kare planlı olup, içerisinde kaynaklardan öğrenildiğine göre kale dizdarı ile 200 asker görevlendirilmiştir. Bu kaleye Sancakburnu Kalesi denilmesinin nedenini Evliya Çelebi şöyle anlatmaktadır:

Yabancı gemiler İzmir Körfezi’nin iç bölümüne girerken Osmanlı Hükümeti’ne gösterilen saygının nişanesi olarak direklerine beyaz bayrak çekiyorlarmış. O dönemde Osmanlı’nın tümünü kaplayan bir bayrak olmadığından direğine o devletin bayrağını çekmesi yerine bu beyaz bayrağı çekiyorlarmış.

Kale 1688 yılı depreminde yıkılmıştır. Bundan sonra birkaç kez onarılmış, 1828 yılında İzmir Ayanı Mansurizâde Emin Efendi kaleyi yeniden onarmış, tabyalar yaptırmıştır. Bu kalenin yapımı İzmir’in gelişmesini de etkilemiştir. Kale ile İzmir’in liman işlevi güvence altına alınmıştır. Sonraki yıllarda çevresine han, dükkân ve çarşılar yapılmıştır.

Sancakburnu Kalesi 1914–1918 yıllarında İngiliz donanması tarafından iki kez top ateşine tutulmuştur. Burada ölen subay ve erler Narlıdere Şehitliğinde gömülüdür.

Kaleden günümüze pek az kalıntı gelebilmiştir.

Ayasuluk Kalesi (Selçuk)



İzmir ili Selçuk ilçesinde St. Jean Bazilikası ve İsa Bey Camisi’nin bulunduğu Ayasuluk Tepesi’nde bulunan kale VII.-VIII. yüzyıllarda Arap akınlarının yörede etkili olması üzerine Bizanslılar zamanında yapılmış ve şehir koruma altına alınmıştır. Bu nedenle de St.Jean Kilisesi’nin bulunduğu alanın çevresi 20 kule ve onları birbirine bağlayan surlarla çevrilmiştir. Selçuklular ve Osmanlılar da bu kaleyi onarmış ve daha güçlendirerek kullanmışlardır.

Kesme taş ve moloz taştan yapılan kale ve surların Ephesos antik kentine yönelik bir de görkemli bir kapısı bulunmaktadır. Bu kapıdan içerisine girilen kilisenin duvarlarında ise Troia kahramanlarından Achileus’un yaşamı ile ilgili bir friz bulunuyordu ki bu friz günümüzde Abbey Galeri’sinde bulunmaktadır. Kapıdan sonraki Atrium 34.70x47.00 m. ölçüsünde olup, arazi konumu buradaki duvarların yükseltilmesi ile giderilmiştir.

Kalenin anıtsal giriş kapısı dışında biri güneyde, diğeri de batıda olmak üzere iki giriş kapısı daha bulunuyordu. Kalenin ana giriş kapısı yöredeki Roma yapılarından alınmış taşlarla yapılmıştır. Surlar on beş burçla sağlamlaştırılmış olup, günümüzde büyük bir bölümü restore edilmiştir.

Keçi Kalesi (Selçuk)



İzmir ili Selçuk ilçesine 9 km. uzaklıktaki Alaman Dağı’nda 300 m. yükseklikte bulunan bu kaleye çıkışın çok güç olmasından ötürü Keçi Kalesi ismi verilmiştir. Kızılhisar diye de anılan bu kale Menderes Ovası’na hâkim bir noktada Sardes yolunu kontrol altında tutan bir gözetleme ve kontrol kalesi niteliğindedir. Tarihi kaynaklarda bu kalenin Helenistik dönemde, daha sonraki Roma ve Bizans dönemlerindeki ismine rastlanmamıştır.

Kale Helenistik dönemde (MÖ.300-MS.20) yapılmış, daha sonra Roma, Bizans ve Selçuklular tarafından da kullanılmıştır.

Kesme taştan dikdörtgen planlı olarak yapılan kalede yer yer moloz taş ve tuğla da kullanılmıştır. Duvar örgüsünde Bizans döneminde kireç harcı kullanılmıştır. Kale iç ve dış kale olmak üzere iki bölümden meydana gelmiştir. Giriş kapısının iki yanına dikdörtgen planlı kuleler yerleştirilmiştir. İç kalenin kuzeyinde depolar bulunmaktadır.

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 1973
favori
like
share