[color="#5ac3ca"]Vakti geldi…
Kolları sıvansın masalların…
Ve ya(n)zsın parmaklar ön/söz(ü) aralı(k) mevsimlerin de..

Sabahların yad ellerine kınalanıyor kentler…
Çoğalır terk-i kırgın şiirler…Feryada bir gecelik kalem olursun ve kaleme kambur kalır insanlığın...Rengini veremezsin arşı kıyametin göç rahmetinde…

Kiralanırsın, şairin üstü kalmış yalnızlığının harf boşluğuna…Teninde, niyetine d/okunan şubat gözler türer… Kötürüm yüzünde ise, üşümelerin eksiktir…Gölgelerin deltasında, izbelerin üryan sesleri arasında, yara olursun denizin tuzuna…. Ötende çoğalır eksik yaşam, kırıntıların ben sancısı olur... Sokağına kesik ses kabuslar dökülür…İç cebin kalabalığından düşmüş bir sen daha arta kalır..Artık kalır…
Kaçamak uzağın yakınına kurulan devrik bir cümle… Ağma küskünlüklerim seyir hükmünde… Gamzelerime çalıntı imalarına uluorta fırtınanın baskını dağılır…Ben tüm dağınıklığını okurum nefesinde ve saçların uyanıyor dizimde… Çıkıp gelinemez ateşin rahminden, aşkın cürmüne...

Sana kurulmuş eski bir çığlık, tuğrabın kuraklığına azarlanan bir yağmur toplarım… Tekil acılarımın azmettirici sus yazgısı, hiçbir yazıtlarda bulunamaz. Satır satır kovaladığım dilimin yalın haline, akbar kanların rü abın-ı ateşlerim. Aykırı bir günbatımı yanaşır caddeme. Genzimin kavrulduğu iki biz arasında kalırım... Ah etmenin sabra ayar düştüğü uykulara davetkar bir öykü bağlıyorum gözlerime...Bismillah diyip düş/eş geliyorum günahların nasibine…Bütünlemeye kalıyorum, içimin hasat mevsimsizliğinin başladığı sus toprağına. Özet kalıyorsun yalnızlık; körkütük sendelenen hayatsızlığın, satır başı sarhoşluğuna.

Dur;
Yüzünün bir yıkımlık sokak ötesinden kal, çıplak gözlerinde zamanı aşk geç… Cümle boyu uzan suskunluğun başına ve beni hükmünde bağışla… Ürpertisi satılmış İstanbul’un, kristal harflerinin kırıklığıyla temize geç, nüshası olmayan gülüşlerini…Adını giyindim ,adını sattım. Gözlerinin resmiyetine süzülmüş karanlığı zırhlandım. ..Yorgunluğumu hırpalayan isyanların fallarında hep sen çıktın…Gölgeme adam kalan çocuk…

Adının baş hecesinin kare kökünü alıyor aşk...Şakaklarım da yokluğun ezberini nöbet geçiyor, alt yazı acılarım… Sükunetinin secdesinde. sahte utançları kimlikli yorum… Kadın sokakların kirlenmiş camekan yüzünde öznemin başına dönüyorum… Aşk ya(la)nını uçur ellerinin… Gelişin ateş kar olsun kentin damar damar gitmelerinde… Ezik kaygılarımın faili malum; yar/sızım… Gözlerin üç nokta düş batır içime ve yankını, kursağımda sar/sakla...Satırlara tabi tutulan yaralarımın kanında tutuluyor, saçlarıma ördüğün hırçınlığın…Baskın veriyor saatlerimin güneydoğusuna kurulan ikindi cinayetlerim... Baharın gürültüsüyle çıkagelen ıslaklığında kuruluyorum küfürlerimi… Seni öykünün alnında nemlenmiş veda ıslığında tanıdım yar/sızım… Cümlelerimin izini kırıntıla… Bedenini bas, beni aldığın yüzünün masalına. Adım tövbe ordusunda kurulsun… Aynaların avazında büyümüşlüğe üşüyen çocuğu yak ve gülüşümün şerbetinde iç yabancılığımı… Kıyında geçerken ihbar et beni, notası gırtlağına militanlaşan şiirlerine…Uyandır sözümden ve beni tanı niyetinde…

Alışkanlık kadar aşkdı, rivayetin bende..Kalbim nedametlere niyet geçti yar/sızım. Söylesene; şimdi sen mi, ben mi rutubetli küçük düş kalıyoruz. “giden kadar kalan olan terk etmelere…” Boş kalsın sevda yerin, “gittiğine inansam dönmeni beklerdim…”
Aldım tüm savunmasızlığımı arkama. Masalların saklambaç koynuna azıkladım seni.. İçime bir İstanbul yerleştin. Ruhumda tövbelere akmış yadınla mı kaldın. Acıma dayadım hiçbir hatırlayış değilsin şimdi, hiçbir unutuluş olmadığın gibi ve geveze değil artık sana vurgun kelamım. Aşk adınaydı içime denk gelişin. Karaladım işte isminin sus hecesini gitmelerinle.. Gidişlerinin bir alt sokağındayım şimdi, tekrarı için içime tuttum seni… Bitimsiz yolların kıyısıdır menekşeleşmiş adın yar/sızım… Tenimde yarım kalıntıların keşfine etiketleniyor, sen veliahtlı cümlelerim. Hatırla; kökü ben çıkan hangi cümlenin varlığı yokluğu arasında gittiğin kadar gelmeyişlerinde kaldım… Ben saymadım yar/sızım; sayamadım… Beni payıma çivile, ölümsüz sayfaları bana kefen eyle..Hadi diren ihtiyacımın kumpas hesapları..Adım yudumlarını nakışla kalan üstümün zerre hücresine.. Sen, bütünüyle bir yalnızlık olarak dinlen/iyorsun sesimde…

Şule İdiz

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 424
favori
like
share