Yıllar önceydi.
Taşradaki aile işlerini bırakıp İstanbul'a taşınmış bir arkadaşımız "bu şehri seviyorum ama burada yazın bile üşüdüğü hissine kapılıyor insan" demişti de, gülüşmüştük!
Oysa ciddiydi.
Ama bunu Güneyli olmasına bağlayıp konuyu kapatıvermiştik.
Bir başka "üşüme"den söz edebileceğini aklımıza bile getirmemiştik.
Büyük ailenin sıcaklığından; birbirini tanıyan, yardımına koşan eş dost çevresinden çıkıp metropollere özgü "kim kime dum duma" ortamına geçişin basbayağı bir "iklim" değişikliği olabileceğini düşünmemiştik.

Çok sonra anladım o arkadaşımı!
Artık inanıyorum ki, mevsim ne olursa olsun insan üşüyebiliyor.
Önce ruhunda başlıyor bu his, sonra bedenini sarıyor.
Toplumsal-bireysel iklime bağlı bir üşüme bu!
Hastane kuyruklarında yanında akrabası, dostu olmadan bekleyip duranları saran titremenin kaynağı o...
Akşamın bir vakti apartman dairelerinde bir başına oturanların üzerlerine bir hırka alma ihtiyacı hissetmeleri ondan...
"Derdimi kime açsam anlamayacak" diye düşünmeye başlayan ve aile ortamında veya sevdiklerinin arasında bile yalnızlık çekenleri ürperten şey o...
Kimisini "cemaat battaniyesi"nin altına girmeye iten, kimisini metropol eğlencelerinin anonim kalabalığında kaybolmaya sevk eden üşüme yani...
.....

Haşmet Babaoğlu

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 337
favori
like
share
MEVLÜT Tarih: 07.11.2008 23:02
burada yazın bile üşüdüğü hissine kapılıyor insan"! insanları bu hale getirenler utansın.
türkiyede kaç kişi okuma yazma biliyor.emeğine sağlık teşkkürler.