MANİSA Aigai

MANİSA Aigai Tarihi

MANİSA Aigai Resimleri



Manisa ili merkez ilçeye bağlı Köseler Köyü yakınındaki Aigai antik kenti, İzmir-Aliağa’ya 14 km. uzaklıkta, Şakran dağından sonra gelen oldukça engebeli Gün Dağı üzerindedir.
Strabon Dikili’nin bulunduğu yarımadanın İlk Çağda isminin Arga olduğunu söyleyerek kent ile bağlantı kurmaya çalışmıştır. Aigai sözcüğünün Hellen dilinde karşılığı olmadığı, keçi anlamında “Aigos” tan türediği düşünülmüştür.Prof. Bilge Umar ise, bunun rastlantıdan ileri gidemeyeceğini söyledikten sonra “Toprak Ananın Yeri” olmasının doğru olacağı kanısındadır. Van Windekens’e göre Aigai sözcüğü “meşe” anlamındadır.
Herodotos’un on iki Aiolis kentinden biri olarak nitelediği Aigai, İon göçünden sonra kurulmuştur. Persler Anadolu istilâsı sırasında bu kent ile ilgilenmemişlerdir. Kentin stratejik, ekonomik yönden önem taşımaması veya sarp bir yerde oluşu da bunun nedenleridir. Anadolu’daki Pers istilâsından nasibini almadığından dolayı burada Arkaik çağa ait kalıntılara bolca rastlanmaktadır. Helenistik dönemde M.Ö.218’de Bergama Krallığına bağlanmış, M.Ö.156’da ise Bithynia’lı Prusias’ın egemenliğine girmiştir. Dacha sonra da Roma hakimiyetini burada görürüz. M.S.17’deki büyük depremden çok zarar görmüş, İmparator Tiberius şehri Tarihçi Tacitus’un yazdığına göre diğer 12 Aiol şehri ile beraber yeniden inşa ettirmiştir.




Aigaililer hayvancılığa önem verdikleri için buna paralel olarak dokumacılıkta Sardes’den sonra devrinin en önde gelenlerindendir. Hatta Aigai’liler komşu şehirlerle anlaşmalar yaparak onların dokuma işlerinden uzak kalmalarını istemişlerdir. İşledikleri keçi derileri ise antik dünyada çok beğenilmiş ve Smyrna ve Magnesia Agora’larında satılmıştır.
Aigai’de yeterince bilimsel kazılar yapılmamıştır. Yalnızca Osman Hamdi Bey’in verdiği izinle, Bergama kazılarını yürüten Richard Bohn başkanlığındaki Alman kazı heyeti 1886’da burada bazı araştırmalar yapmıştır.
Kentin dağlık bir alanda olması, yüzyıllar boyu taşlarının yağmalanmasına mani olmuş , bu yüzden üç ayrı terasla desteklenen Stoa, dayanak duvarları, Bouleterion, Tiyatro, Demeter ve Kore Mabetleri ile Stadyumun kalıntıları günümüze gelebilmiştir.
Teraslardan oluşan kenti kuşatan surlar üçgen bir alanı çevreler. Güney-batıdaki sur kapısı (El sernes tor) günümüze çok iyi bir durumda ulaşabilmiştir. M.Ö. VI.yüzyılda yapıldığını duvar tekniğinden anladığımız surlar M.S.17 depreminden büyük zarar görmüş İmparator Tiberius’un emriyle yenilenmiştir. Kuzey-batıdaki sur duvarları Helenistik özellikleri yansıtmaktadır.




Kentin kuzeydoğusundaki Agora antik çağ agoralarından farklı biçimde. “L” plânında olup yüksek duvarlarla desteklenmiştir.”L” ‘nin 82.30 m.lik uzun kolu doğuya , kısa kolu da kuzeye yöneliktir. Geç Helenistik çağdan kalan yapı üç katlıdır. Alt kattaki dükkanlar dizisi iki bölümlü kare mekanlardan oluşmaktadır.11 m.yi bulan duvarları, kapı geçişleri ve pencereleri oldukça iyi durumdadır. Buradan orta kata geçişi kemer sistemi sağlamaktadır. Orta katın doğu duvarı penceresiz olup uzun bir depodan ibarettir.Üst kat ise seyirlik yeri görünümündedir. Aigai’nin bu bölümünün yer aldığı yamaç,derin bir vadiye ve Güzelhiser (Tisnaıos,Titnaios) çayına bakmaktadır.
Aigai’nin tiyatrosu, mabetleri,Gymnasium’u Agora’ya simetrik olarak kuzey-batıda sıralanmışlardır. Batı teraslarından daha alçak olan alt terasın kuzeyinde tiyatro yer alır. Oturma sıraları ayakta değildir, Cavea’sının bütünü toprak altındadır. Skene yıkılmış ve taşları çevreye yayılmıştır. Helenistik devire ait olan tiyatronun M.S.17 depreminden sonra yenilendiği mimari süslemelerinden anlaşılmaktadır.




Tiyatronun kuzeybatısındaki küçük mabedin, M.Ö.2.yy.a ait kitabesinde Demeter’e adandığı yazılıdır. Kentin en önemli mabedi M.Ö. 48’de Prokonsül Servilius İsauricus’un Apollon Khesterios için yaptırmış olduğudur. Bu tapınağın doğusu ayrı bir Stoa ile çevrilmiştir. Kuzeyindeki Propylaion ‘un uzun kenarında 12 kısa kenarında 6 sütun vardır. Tiyatronun altındaki terasta Gymnasium bulunmaktadır. Binanın taşları, dor sütunları çevreye saçılmış bir durumdadır . Çevredeki mimari parçalardan büyük bir palaestra ile iki katlı bir stoa ile çevrili avlusu olduğu anlaşılmaktadır.
Kentin doğuya bakan yamacında Bouleterion bulunmaktadır. Yuvarlak olan bu yapının oturma kademelerinden ancak bir ikisi görülmektedir. Kentin nekropolü doğu ve güney yamaçlardadır. Çok sayıda lahit halen ayaktadır.

Etiketler:
Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1253
favori
like
share
hasan baki Tarih: 28.08.2010 17:28
slm daha çok resim daha çok hayır getirir sanırım