[color="#ae9342"]Özgürlük insanın en temel ihtiyaçlarından biridir. Yaşamın içinde kaybolduğumuzda, kısıtlamalarla karşı karşıya kaldığımızda, dilediğimizce hayatımızı yaşayamadığımızda özgür olmadığımızı düşünürüz.


İnsan yaşamın içinde kendi sınırlarını kendi çizer ve bu sınırlar onun yaşam alanı olur. Bazen bu sınırlara başka insanların girmelerine ve hatta onların bu sınırlara müdahale etmelerine izin verir.. Başka insanlar bu sınırlara kuralları ile gelirler ve sınırlar aşılması zor duvarları oluşturmaya başlar. Birkere izin vermişsinizdir geriye dönemezsiniz. Bazen başka türlüsünün olamıyacağı inancı bile oluşur insan zihninde. Başlangıçta insan bunu sevgi adına , fedakarlık adına yapar ama giderek bu durum onu acizleştirir. İkili ilişkilerimizde, iş ilişkilerimizde, aile ilişkilerimizde, arkadaşlarımızla olan ilişkilerimizde bu sistem hep aynı şekilde işler. Taki biz özgürlüğümüzü kaybettiğimiz duygusunu içimizde duyana kadar. İşte kaos bundan sonra başlar.


Değişim için uyanış başlamıştır zihinlerde. Kişi önce kendini sorgulamaya başlar, sonra çevresi ile iletişimini irdeler. Sürekli vermiş, neredeyse hiç almamıştır. Alış veriş tek taraflı olmuştur kimilerine göre. Gösterdikleri onca sevgi karşılık bulmamıştır kimileri için. Yaşam adeta kurallar sinsilesi haline gelmiştir . Bu kurallar kalkmalı,yaşam dilediğince yaşanmalıdır kimilerine göre.. Bazıları için para kazanmak önemlidir. Para özgürlük kapılarını açacaktır. Bu noktada kişiler eşlerinden ayrılırlar, sevgililerini terkederler, işlerini değiştirirler, bazıları daha marjinal bir hayatı deneyimlemek isterken ,kimileri kendilerini geliştirmeye yönelir, Sonuçta insan evvelce yapamadığı şeyleri yapar hale geldiğinde kendini özgür hissedecektir.


Yeni süreç başladığında kişi başlangıçta kendini daha özgür, daha mutlu hisseder. Evet yaşamında bir şeyler değişmeye başlamıştır da. İstediği yere gider, istediği kişiyle birlikte olur, parası varsa dilediğince harcar. Kurallar onun için bir şey ifade etmemeye başlar yada en azından artık kurallarla başedebilir hale gelmiştir.


Peki gerçekten özgürlük bu müdür? Tüm bunları yapabiliyor olmak bizi gerçekten özgür mü kılacaktır? Yada yaşamımızda yeni sınırlar mı çizilmeye başlanmıştır? Farklı içeriklerle, farklı algı ve isteklerle. Yoksa yeni bir kaosun başlangıcı mıdır bu yenilik?


Evet; asıl gerçek, özgürlük kelimesinden de anlaşılacağı üzere öz’ün gürleşmesi, güçlenmesidir. Biz özgürlükle ilgili farkındalığımızı dış dünyaya çevirip çözümleri yine orada ararsak bir başka yaşam biçiminin tutsaklığı içine gireriz. Özgürlüğü ararken, bulduğumuzu zannederken yeniden kaybediveririz. Aslolan içimizdeki özün farkına varıp onun ortaya çıkmasını sağlamaktır. İçimizdeki kalıpları kırabilmektir. Gerçek özgürlük burada başlar. İnsan kendini tam anlamıyla ifade edebilir hale gelir. Yaşamında istemediği bir durumda karşısındakine hayır diyebilme gücüne sahiptir. Dengeleri korur ve özünün isteklerini dile getirir. Karşısındakini kırmamak adına istemediği bir şeyi yapmaz, etraf ne düşünür diye davranışlarını kısıtlamaz. İçinde sırlarını barındırmaz, yaşadıklarını tüm çıplaklığıyla ifade edebilme gücüne sahiptir. Davranışlarını dengeler içinde yaptığında, sorumluluklarının farkında olup, onların ardında durabildiğinde gerçek özgürlüğü yaşıyor demektir ve karşısındaki insanlar onu anlarlar. Kaosun ortasında, kendi içsel gücümüzün, yapabilirliklerimizin farkındalığıdır özgürlük. Sahip olduğumuz tüm duygularımızı hissedebilmek, onları yaşayabilmektir. Tüm dünyayı olduğu gibi kabul edebilmek ve koşulsuzca sevebilmektir.

Özgürleşmek özgürlük olabilmektir.

Rüya YÜKSEL

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 250
favori
like
share