Sakın “seni seviyorum” deme bana.
Jilet var sanki dilinin ucunda.
Ağzının her deviniminde, kanatacak yalana bulana bulana.
Bir dua olmalı aşk, melek kanatlarında. Yakışmıyor dudaklarına.
Çünkü; dualar yasak günaha bulanmış dudaklara…
Et giydirebilir misin bir meleğin şeffaf kutsallığına erguvan sabahlarda?
Cennet kapısında şifreyi söyleyebilmek için insan satar mı hiç ruhunu şeytana?

[COLOR="mediumturquoise"]Sakın “seni seviyorum” deme bana.
Bırak bakir kalsın o iki kelime sana ait anılarımda.
Salt ruh olarak dikildim karşına, bedenimi eritip kadınlığımda.
Erkekliğini, erkekliği bir kenara atabilecek kadar saydamlaşabilir misin karşımda?
Kendi zehrinle zehirliyorsun kendini. Gözündeki kamaşma engerekten çalınma.
Salt beden üzerine kurulu dünyanda çok uzaksın bir kadının ruhuna dokunmaya.
Senin bildiğin tüm tanımların ötesindeyim ben aşk adına.
Topla bakalım sana sevda adına sunulanları.
Ekle üstüne senin aşk için yaptıklarını. Sonra aç bak avuçlarına.
Göreceli bir ağırlık var olan.
Ben baktığımda gördüğüm bitimsiz bir boşluk parmaklarının arasında…

[COLOR="mediumturquoise"]Sakın “seni seviyorum” deme bana.
İntihar dürtüsüyle savruluyorsun bir aşktan bir aşka. Nedir duygularının etnik kökeni?
Çözemedim bir türlü. Hangi kabilenin yamyamları bu kadar açtır ki acıya?
İçimde tortop düğümlenen bir böcek söylemlerin. Dolaşmış tüm ayakları birbirine,
gerçekleri görmeden onları çözemezsin.
Hedef tahtasındaki duygusuz hedef olmak istemiyorum.
Göğsümden vurulmak istemiyorum yalan silahının kurşunlarınla.
İşte bu yüzden; anlamını bilmeden asla “seni seviyorum” deme bana…
Isırgan otunun değdiği yeri dalaması gibi, dalıyor bu iki sözcük kulaklarımı.
Menekşeler nasıl zahmetsiz açar morunu, nasıl yakışır mor ve menekşe birbirine;
söylediğin zaman öyle bütünleşmeli “seni seviyorum” ve sen dilinde.

[COLOR="mediumturquoise"]Sakın “seni seviyorum” deme bana.
Kendimin bile henüz bilmediği sırların sahibiyim ben. Sen etrafında gezinirken bu kutsal
adanışın, ben çoktan sızmıştım usuna.
Sen karlı kış gününün parlak güneş lekesi, ben ışıldayan yazın, ayrılık yüklü yağmur bulutu.
Ben yağamam senin gölgende, sen var olamazsın ıslak hükmümde.
Ancak tavşan kanı ayrılıklar demlemeyi bilirsin, tatmadığın sevdalarda.
Mevsim normallerinde seyretmemelisin gönlümde. Haziran’da kar yağdıran, Ocak’ta denize
sokan deli haller kıvamında bir şeyler olmalı bir yerlerde…

[COLOR="mediumturquoise"]Sakın “seni seviyorum” deme bana.
Tüm sıfatlar isim artık kurduğum cümlelerde. Değil ünsüzler, ünlüler bile düşüyorlar
karşılarına sevgi dikilince.
Büyük ünlüler vazgeçiyorlar uyumlarından. Küçük ünlüler dağılıyorlar dört bir yana.
Sadece Aşk büyük harfle başlıyor cümlelerimde. Kıyamet kopuyor tüm atasözlerinde, tüm
deyimlerde. Bağlaçlar bağlayamıyorlar kelimeleri öpmeden kelamları.
Yıkılıyor alfabe, yıkılıyor kurallar aşkın alfabesinde.
Aşkı yaşıyor aşkı anlatıyorum ben senin asla anlayamayacağın bir tümce düzeninde.
Kulaklarıyla görür insan bilirse eğer gerçekten duymayı.
Bir telefon ahizesinin ucunda bile sırıtır, şeytani bir tebessümle, yalansa bu kısacık cümle.
Hep ölümüne olduğu söylenip, yaşamaya korkulan aşkın varlığını hissetmek istiyorum ben
ruhumun en kuytu yerinde.
Kan tutar gibi aşk tutan bir adamın gücü yetmez ki derinliklerime inmeye.
Salt bedeniyle sevişen, salt parmaklarıyla seven hangi canlı erişebilir ki hazzın zirvesine?
Son Mikan olsam da, asil bir prenses yerine; vazgeçmeyeceğim savunmaktan aşkı,
aşktan korkan cesaretsizlere.
Sakın ama sakın “seni seviyorum” deme bana.
Çünkü; yakışmıyor aşkı tüm varlığıyla kutsamayanlara…

*****************Artık yaşamayana...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 336
favori
like
share
YokUm17 Tarih: 21.11.2008 20:17
sessizsevda Tarih: 15.11.2008 02:18
seni seviyorum deme bana
biliyorum ki yalaan
biliyorum ki ben olmayacağım zaman acın ve sevgin susacak bir gün
seni seviyorum deme bana
ağır gelir sana
eline sağlık