BİR AKŞAM geç saatte karanlık sokakta yürürken çalılıkların arkasından boğucu çığlık sesleri duydum. Yavaşlayıp sesi dinlediğimde, duyduklarımın boğuşma sesleri olduğunu anladım. Ağır hırıltılar, yırtılan kumaş sesleriydi bunlar. Bir kızın saldırıya uğradığını farkettim. Müdahale etmeli miydim? Kendi güvenliğim için endişelenmiştim ve bu gece yeni yolu tercih ettiğim için lânet okudum. Sadece, en yakın telefona gidip polisi mi aramalı mıyım diye düşündüm.

Sonsuza kadar sürecekmiş gibi gelmesine rağmen, aklımı başıma almam sadece birkaç saniyemi almıştı. Bu arada kızın sesi gittikçe zayıflıyordu. Hızlı bir şekilde hareket etmem gerektiğini biliyordum. Nasıl bırakıp gidebilirdim?

Sonunda kararımı verdim. Kendi hayatımı riske atsam bile, bu meçhul kıza sırtımı dönemezdim.

Cesur ve atletik bir erkek değilim. Güçlü biri olduğumu söylemek de imkânsızdı. O gücü nereden bulduğumu bilmiyorum; ama, kıza yardım etmeye karar verdikten sonra gücümün arttığını hissettim. Çalılıkların arkasına koştum ve saldırganı kızın üstünden çektim. Yere düştük, biraz boğuştuk, sonra da saldırgan benden kurtulup kaçtı.

Ağır ağır soluyarak yukarı tırmandım ve ağacın arkasına çömelmiş hıçkırarak ağlayan kıza yaklaştım. Karanlıkta yüzünü tam seçemiyordum. Onu daha çok korkutmamak için biraz uzaktan konuştum.

“Tamam. Geçti” dedim yavaşça. “Adam gitti. Şimdi emniyettesin.”

Uzun bir sessizlik oldu. Sonra, hayret ve şaşkınlıkla şu sözleri duydum:

“Baba, sen misin?”

Sonra da, ağacın arkasından küçük kızım Katherine çıktı.







(yazarı bilinmiyor)


24/12/2006


© 2008 karakalem.net, İsmail Örgen

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 333
favori
like
share
blackx35 Tarih: 20.11.2008 02:55
paylaşım için teşekkür