Abdullatif El-Bağdadi



Tam adı Muvaffakuddî Abdüllatîf b. Yusuf b. Muhammed b. Ali el Bağ-dadidir. 1162 yılında Bağdatta doğdu. Kısa boylu, zayıf, nahif bir bünyeye sahip olduğundan, İbn Nokta ve "Keçecızâde" anlamına gelen İbn Lebbâd künyeleriyle de anılır. Aslen Musullu, kültürlü bir aileye mensuptur. Babası Yusuf ve amcası Süleymanın dinî ve aklî ilimlerde otorite oldukları bilinmektedir. Çağdaşı olan İbn Ebû Usaybianın "Uyûnü1-enbâ" adlı eserinde yer alan otobiyografisine göre, çok küçük yaşta, "oyun zevkini dahi tatmadan" tahsile başladı. Kuran-ı Kerimi ezberledikten sonra, başta hadis ve fıkıh olmak üzere, dil ve edebiyat alanlarında temel sayılan metinleri okuyarak icazet aldı. Daha sonra bilgi ve görgüsünü artırmak gaye*siyle o devrin belli başlı ilim ve kültür merkezlerini dolaş*tı; gittiği her yerde ilimle meşgul oldu. İlmî sohbetlere ve münazaralara katıldı.

Mağribden Bağdata ge*len İbn Tatli adlı bir bilginden aklî ve felsefi ilimleri tahsil ettikten sonra bir süre İbn Sina, Behmenyar ve Gazzalinin eserlerini oku*du. Bağdatta artık kendisinden faydalanacağı bir kimsenin kalmadığına kanaat getirince, 1189 yılında Musula geçti ve orada devrin ünlü alimi Kemaleddin b. Yunusla tanışarak ondan faydalan*dı. Musulda bulunduğu sırada İbn Muhacir Medresesinde ve Darülhadiste müderrislik yapan Abdüllatif el-Bağdadi, fırsat buldukça Sühreverdinin eserlerini inceledi; sonra da bu işraki filizofunu çok ağır ve sert bir dille tenkit etti. 1190 yılında Şama gi*derek Taceddin el-Kindi ile münaza*ralarda bulundu; orada da ilmî üstün*lüğünü kısa zamanda çevresine kabul ettirdi. Bir yıl sonra, Kudüs ve Mısırı ziyaret etti: Mısırda iken Ebül Kasım eş-Şarii, Yasin es-Simyai ve meşhur eş-Şarii, Yasin es-Simyai ve meşhur Kelile ve Dimneden aslan ile çakal. Yahudi filozofu İbn Meymum gibi devrin ünlü ilim adamlarını tanıma fır*satını buldu. Tanıştığı bu kişiler arasında Ebül Kasım eş-Şariiye ayrı bir değer veren Bağdadi, ondan Farabi, İskender Afrodisi Alexander of Aphro-disias ve Themistius gibi Yeni Eflâtuncu Aristo sarihlerinin eserlerini oku*du. Bu seyahatleri sırasında, o yıllarda bu bölgeye hakim olan Eyûbî hanedanından büyük ilgi gördü; özellikle Selâhaddin ve ahfadının iltifatlarına nıazhar oldu ve Mısırdan tekrar Kudüse, oradan da Şama döndü. 1199-1201 yılları arasında Mısırda bulunan Abdüllatîf el-Bağdâdî, o yıllarda Mı*sırda meydana gelen büyük kıtlığı, Mısır halkının yaşadığı maddi ve mâne*vi perişanlığı görmüş, bu iktisadi ve sosyal krizi, ünlü el-İfade ve1-itibar adlı eserinde ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır. 1206da Kudüste Mescid-i Aksada, 1207de de Şamın Aziziyye Medresesinde müderrislik yaptı. Şamda verdiği dersler daha çok tıp alanında idi.

Kaynaklar, 1220-1229 yılları arasındaki seyahatleri esnasında Erzurum, Erzincan, Kemah, Malatya, Divriği ve Besni gibi, Anadolunun o dönemde*ki önemli merkezlerine kadar uzandığım bildirir. Bu sırada Mengücükoğullarından Alâeddin Davud b. Behram tarafından himaye edilmiş ve bun*dan dolayı birçok eserini bu hükümdara ithaf etmiştir. Hayatı hummalı bir ilmî faaliyet içinde geçen Abdüllatif, 1230 yılında hac vazifesini yerine ge*tirmek üzere çıktığı yolculukta doğum yeri olan Bağdata vardı ve kısa bir süre sonra 9 Kasım 1231 burada vefat etti.

Bazı kaynaklarda, ona ait eserlerin geniş bir listesi yer almaktadır. Tıp, felsefe ve mantık alanları başta olmak üzere, 160tan fazla eseri vardır, bun*ların elli üçü tıp ve farmakoloji, dördü zoolloji, dördü botanik, yirmisi man*tık, on sekizi felsefe, on üçü navih, sekizi hadis, ikisi tefsir, ikisi fıkıh, iki*si kelâm, onu metodoloji ve tarih, dördü de ahlak ve siyaset konularında ka*leme alınmıştır. Geri kalanlar ise dil, edebî tenkit, matematik, seyahat hatı*raları, mineraloji gibi çok değişik ve farklı konulardadır.

Bunların içinde onun Batıda ve İslâm aleminde bilinen en meşhur eseri, el-ifâde vel-i tibardır. Mısırda bulunduğu sırada kaleme aldığı hacim ba*kımından küçük, fakat muhteva açısından çok zengin olan bu eser, o dö*nemdeki Mısırın coğrafi, topoğrafik, sosyal ve iktisadi durumu hakkında oldukça değerli bilgiler vermektedir. Eser, XVIII. yüzyıl başlarından itiba*ren Batı dünyasında da tanınmış, Lâtince, Almanca ve Fransızcaya tercü*me edilmiştir. Müellifin beş duyuyu tıp açısından inceleyen iki makalesi, Makaletan Fi1-havas ile şeker hastalığı hakkındaki eseri, Risale fi1-maraz-el-müsemma diyabitis adıyla neşredilmiştir.

Şeker hastalığı konusunda her ne kadar Çinli hekim Li Hsuan VII. Yüzyılda ilk araştırmayı yapmışsa da, bu hastalığın karaciğere bağlı bir rahat*sızlık olduğunu ilk olarak tesbit eden Abdüllatif el Bağdadidir.


abdullatif el-bağdadi, abdullatif el-bağdadi biyografisi, abdullatif el-bağdadi hakkinda, abdullatif el-bağdadi hakkinda bilgi, abdullatif el-bağdadi hayati, abdullatif el-bağdadi kimdir, abdullatif el-bağdadi yaptiklari seyler, abdullatif el-bağdadi yasami

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 762
favori
like
share