SÖZLEŞMEDE ŞEKİL

Şekil iradenin belli bir biçimde veya belli vasıtalarla açıklanması demektir.

Kanuni Şekil: Bizzat kanunun öngördüğü şekildir.

İradi Şekil: Kanunun şekle tabi tutmadığı bir sözleşmeyi taraftarın kendi istek ve iradeleriyle şekle bağlı kılmalarıdır. Taraflar bir şekil karar¬laştırmışlarsa bu şekil geçerlilik şekli niteliğine bürünür. İki tarafın karar¬laştırdığı şekle uygun yapılmayan sözleşme tarafları bağlamaz.

Geçerlilik Şekli: Bir sözleşme belirtilen şekilde yapılmadıkça geçerli olarak doğmayacaksa bu şekil geçerlilik şartıdır. Borçlar kanununda kural sözleşmelerin şekilsizce yapılmasıdır.

İspat Şekli: Bir sözleşmenin varlığının ispatı için öngörülen şekildir. İspat şekli borçlar huku¬kunu ilgilendirmez. ispat şekli Medeni Yargılama Hukukunu ilgilendirir. Medeni Yargılama hukukunu düzenleyen Hukuk Usulü Muhakerneleri Kanununa göre bazı işlemlerin yapıldıkları zamanki miktarları veya değerleri belli bir rakamı aştığı takdirde bunların senetle ispatını şart koşmaktadır. 40.000.000,-TL yi aşan sözleşmeler yazılı şekilde-senetle ispat olunmalıdır. Usul Kanununun bu hükmü Borçlar Kanununda yer alan şekil serbestisini sınırlamaktadır.

Sözlü Şekil: Sözlü şekil Borçlar Kanununda yoktur. Medeni Kanunda sadece iki muamelede sözlü şekil vardır. Bunlar; evlenme ve sözlü vasi¬yettir. Bu hukuki muamelelerde irade açıklamasının sözle yapılması gerekir. .
Bizim hukukumuzda aslolan yazılı ve resmi şekildir.
Şekle uymamanın müeyyidesi mutlak butlandır. Şekle uyulmadığı takdirde sözleşme batıldır.

Sözleşmelerde irade ile açıklama arasında bazen uygunsuzluk olabilir.

¬İrade ile açıklama arasındaki uygunsuzluk her iki tarafça kasdi olarak meydana getirilmiş se buna muvazaa,gayrıkasdi olarak meydana getirilmişse buna iradebozukluğu denir.

Muvazaa: Muvazaa bir sözleşmede her iki tarafın iradeleri ile sırasında bilerek ve isteyerek yani kasden yaratılmış olan uygunsuzluktur.
Mutlak muvazaa ve nispi muvazaa olmak üzere ikiye ayrılır. Mutlak muvazaa da taraflar gerçekte hiçbir muamele yapmadığı halde başkalarına karşı sanki bir hukuki muamele yapmış gibi görür isterler. Örneğin; Bir tacirin kredinin yükseltilmesi amacıyla arkadaşına borç senedi vermesi
Sözleşmenin sadece saiklerine ilişkin hata ile ada hesap yanlışlığı esaslı hata değildir.

2. Hile: Bir kimse yalan ve yanıltmalarda bir irade açıklamasında bulunmaya yöneItilir. Yani kişi kasden hataya düşürülür. Örneğin; altın suyuna batırılmış bakır bir bilezik hakiki altın bilezik olarak gösterilerek satılırsa bu hiledir. Hile teşkil eden davranışlar ceza hukukunda dolan¬dırıclık suçunu oluşturur.
3. İkrah (Korkutma): Bir kimsenin kendisine veya yakınlarından birine zarar verileceği tehditi altında iradesini açıklamasıdır.

Hata, hile ve ikrahın söz konusu olduğu hallerde iradesi bozulmuş olan taraf sözleşme ile bağlı değildir. Ancak karşı taraf bağlıdır. Müeyyidesi tek taraflı bağlamazlıktır. Zaman süresi bir yıldır.
1. İradenin belli bir şeklide açıklanmasına ne ad verilir?
A) Şekil B) Beyan C) Dermeyan D) Usul E) Hiçbiri

Yanıt: A'dır.


2.Sözlü şekil hangi kanunda yer almaktadır?
A) Ticaret kanunu, B) Borçlar Kanunu
C) Medeni kanun D) Ceza kanunu
E) İdare mahkemeleri kanunu ,
Yanıt: C'dir.

3.Bir kimsenin kendisine ya da yakınlarından birine yönelik tehdit altında istemediği bir sözleşmeyi yapmasının sonucu nedir?
A) yokluk B) Tek taraflı bağlamazlık
C) Hata D) Hile
E) Hiçbiri
Yanıt: B'dir

4.Bir kimsenin tehdit altında bulunarak, gerçek iradesine uygun olmayan bir İrade açıklamasında bulunması durumunda, aşağıdakilerden hangisi söz konusu olur?
A) Hata B) Hile c) İkrah D) Anlaşma E) Muvazaa
Yanıt: C'dir. ikrah, korkutma demektir ki, irade bozukluğu hallerinden biridir.

5.Aşağıdaki mukavelelerden hangisi resmi şekle tabidir?

A) Evlenme akdi
B) Miras mukavelesi
C) Kefalet Sözleşmesi
D) Alacağın temliki
E) Gayrimenkul Satımı
Yanıt: A'dır.

6. Yazılı şekle uymamanın müeyyidesi nedir?
A) Mutlak butlan
B) Nisbi butlan
C) iptal
D) Tek taraflı bağlamazlık
E) Yokluk
Yanıt: A'dır.


7.Sözleşmenin mahiyetinde hata ne tür bir hatadır?
A) Saikte hata
B) Esaslı Hata
C) Mutlak Hata
D) Nisbi Hata
E) Gayede Hata
Yanıt: B'dir.


TAPU SİCİLİ

Tapu Sicili, gayri menkuller üzerinde mevcut ayni hakların durumunu de¬vamlı olarak göstermek üzere, devlet tarafından veya devletin sorumluluğu altın¬da, ayni aleniyet sistemine göre tutulan sicildir. ,
Kadastro; gayri menkullerin şekillerinin, sınırlarının, yüzölçümlerinin fenni (teknik) ve geometrik usullerle (yöntemlerle) tespit edilerek planlar içerisinde gös¬terilmesidir.

UNSURLARI: İki ana grupta incelenir:
1. ASLİ SİCİLLER: Bu da üç grupta toplanır.
A) Tapu kütüğü: Özel mülkiyete konu olan gayri menkullerin yazıldığı kü¬tüktür.
B) Yevmiye defteri: Aynı hakların tescil, değiştirme ve terkinine ilişkin ta¬leplerin saat, tarih ve sıra numarası altında yazıldığı defterdir.
C) Tamamlayıcı Belgeler: Kütükteki kayıtları tamamlayan ve onlara daya¬nak teşkil eden evraktır. Bunlar da "Plan" ve "evrak-ı müsbite” den ibarettir.
2-FERİ SİCİLLER: Bunlar asli sicillere yardım eden sicillerdir.
-Mal sahipleri sicili
-Hacizler sicili
- Alacaklılar Sicili
- Tashihler Sicili
- Muhaberat Sicili

TAPU SİCİLİNE, HAKİM OLAN iLKELER:
1) Tescil ilkesi: Ayni haklar, ancak tapu siciline tescil (kaydedilmek) ile do¬ğarlar.
2) Açıklık ilkesi: Tapu sicili, ilgili olan herkese açıktır.
3) İlliyet ilkesi: Tescilin geçerli olması, tescile dayanak teşkil eden hukuki sebebin geçerliliğine bağlıdır.
4) Güven İlkesi: Resmi sicil olmak itibariyla, herkes tapu sicilindeki kayıt¬ların doğruluğuna güvenebilir.
5) Devletin Sorumluluğu ilkesi: Devlet, tapu sicilinin gereği gibi tutulma¬sından doğan bütün zararlardan sorumludur.

TAPU SİCİLİNE YAPILAN İŞLEMLER:
Dört grupta toplanır:
1. Kayıt: Gayri menkulün tapu kütüğüne yazılmasıdır.
2. Tescil: Daha önceden kayıtlı bir gayrimenkul üzerinde yeni bir ayni hak¬
kın yaratılmasına yarayan işlemdir.
3. Şerh: Şahsi hakların, tapuya geçirilmesi işlemidir.
4. Beyan: Gayri menkulleri ilgilendiren bazı hukuki ve fiili ilişkilerin herkes tarafından bilinmesi amacıyla yapılan işlemdir.

1.Aşağıdakilerden hangisi feri siciller arasında yer alır?
A) Yevmiye Defteri
B) Tapu Kütüğü
C) Hacizler sicili
D) Evrak-ı Müsbite
E) Plan
Yarıt: C'dlr. Hacizler

2. Bir ayni hakkı ortadan kaldıran işlem aşağıdakilerden hangisidir?
A) Beyan. B) Tescil C) Şerh D) Kayıt E) terkin

Yanıt: E'dir. Bir ayni hakkı ortadan kaldıran işlem "silme (terkin)"dir.

3.Tapuya şerh edilen bir vefa hakkında, şerhin ortadan kalkması için geç¬mesi gereken süre aşağıdakilerden hangisidir?
A) 1 ay B) 6 ay C) 1 yıl D) 5 yıl E) 10 yıl


Yanıt: E'dir.


4. “Tescil Talebi olmaksızın, tapu sicil memuru kendiliğinden tescil yapa¬maz" Bu ilkeye verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?
A) Talep B) Kayıt C) Şerh D) Geçerlilik E) Hukukilik
Yanıt: A'dır.

5. "Tescil yapılmadıkça bir ayni hak doğmuş veya başkasına devredilmiş olmayacağı gibi, ortadan kalkmış da olmaz" ifadesi ile tescilin hangi
özelliği belirtilmiştir? ¬
A) Tescilde aleniyet hükmü B) Tescile güven hükmü
C) Tescilin müspet hükmü D) Tescilin menfi hükmü
E) Tescilde illiyet hükmü

Yanıt: D'dir.

Temsil
• Temsil, bir hukuki işlemin bir kimsenin adına ve hesabına bir başkası tarafından yapılmasıdır. Temsil ilişkisinde daima üç kişi vardır; Temsilci, temsil olunan ve üçüncü kişi. Temsil türlerini sıralayabilmek, bunları birbirleriyle karşılaştırabilmek, farklılıklarını ayırt edebilmek ve bunlara örnekler türetebilmek
• Temsilin dolaylı temsil-dorudan doğruya temsil ve yetkili temsil-yetkisiz temsil türleri vardır. Dolaylı temsilde, kendisine yetki verilmiş olan temsilci hukuki işlemi yaparken bunu başkasının adına ve hesabına yapmakta olduğunu karşısındaki üçüncü kişiye söylemez. Bu tür temsilde temsilci hukuki işlemi başkası hesabına kendi adına yaptığı içindir ki, bu işlemden doğan hak ve borçlar da kendisine ait olur.
• Doğrudan doğruya temsilde ise, kendisine yetki verilmiş olan temsilcinin yapmış olduğu hukuki işlemin hüküm ve sonuçları işlemin yapıldığı andan itibaren doğrudan doğruya temsil olunana ait olur. Doğrudan doğruya temsilin söz konusu olabilmesi için, temsilcinin temsil yetkisine sahip olması ve temsil olunan adına ve hesabına hareket etmesi gerekir. Temsil yetkisi, ya doğrudan doğruya kanundan veya temsil olunanın iradesinden doğabilir. Temsil yetkisi temsil olunan tarafından şekle tâbi olmadan tek taraşı bir irade açıklaması ile verilebilir. Temsil yetkisi özel ve genel yetki niteliğinde olabilir.
• Yetkisiz temsil, bir kimsenin gerekli olan yetkiye sahip olmaksızın bir başkasının adına ve hesabına hukuki işlemler yapması demektir. Bu işlemlerden doğan hak ve borçlar temsil olunanı bağlamaz, yani temsil olunana ait olmaz, temsil olunana ait olabilmesi için onun tarafından onaylanması gerekir.

TEMSİL-2


Bir hukuki muamelenin bir kimsenin nam ve hesabına bir başkası tarafından yapılmasıdır. Temsil ilişkisinde üç taraf vardır. Bunlar;
1. Temsil Olunan
2. Mümessil (Temsilci)
3. Üçüncü Şahıs

Örneğin; Samsun'dan Ankara'ya tayini çıkan bir banka memuru, Ankara'daki arkadaşına kendisine ev tutması için temsil yetkisi verir ve Ankara'daki arkadaşı da onun nam ve hesabına bir ev kiralarsa buradaki temsil ilişkisinde kira sözleşmesini yapan Ankara’daki arkadaş mümessil ve ev sahibi 3. şahıs, Samsun'daki memurda temsil olunandır.


TEMSİLİN TÜRLERİ

1. Vasıtalı Temsil:
2. Vasıtasız Temsil:


1. Temsil Yetkisinin Bulunması: Mümessilin temsil yetkisi kanundan ya da temsil olunanın iradesinden doğmuş olabilir. Velayet altındaki küçükler ile kısıtlıları temsil eden kimsenin veli ya da vasinin temsil yetkileri doğrudan doğruya kanundan doğmaktadır. Bu nedenle veli ve vasiye kanuni mümessiller denir. Temsil yetkisi hukuki muameleden de doğabilir. Bu durumda vekalet sözleşmesi vardır.
2. Temsil Olunanın Namına Hareket Etme: Mümessilin temsil olunanın namına hareket etmesi gerekir. Mümessil hukuki muameleyi yaparken kendisinin mümessil sıfatıyla hareket etmekte olduğunu karşı¬sındaki 3. şahsa bildirecektir. Eğer bunu yapmazsa vasıtalı temsil söz konusu olur. Fakat bazı durumlarda başkasının namına hareket ettiğini bildirmese bile yine de vasıtasız temsil söz konusu olur. Eğer kendisiyle işlem yapılan 3. şahıs mümessilin vasıtasız temsilci olduğunu hal ve durumdan anlayabiliyorsa ya da hukuki muamelenin mümessil veya temsil olunandan biri ile yapılması 3. şahıs için önemli değilse vasıtasız temsil söz konusudur.
Yetkili Temsil: Mümessil başkasının nam ve hesabına hukuki muameleler yapabilme yetkisine sahip bulunuyorsa yetkili temsil söz konusu olur.
Yetkisiz Temsil: Mümessilin yetkisi yoksa yetkisiz temsil söz konusu olur.

Temsil yetkisi kanundan ya da temsil olunanın iradesinden doğar. Kanundan doğan temsil yetkisine kanuni temsil ve iradeden doğan temsil yetkisine ise iradi temsil adı verilir.

iradi temsil temsil olunanın iradesinden doğar. Temsil yetkisi verme tek taraflı bir hukuki muameledir, Mümessilin bu yetkiyi kabul ettiğini bildirmesine ve kendisine yetki verildiğinden haberdar olmasına ihtiyaç yoktur. Bu husus temsili vekaletten ayıran en önemli özelliktir.

1. Bir hukuki muamelenin başkası adına yapılmasına ne denir?
A) Temsil
B) Mümessil
C) işlem
D) Yetki
E) Selahiyet
Yanıt: A'dır.

2. "Temsil” hangi kanunda düzenlenmiştir.
A) Borçlar
B) Medeni
C) Ticaret
D) Ceza
E) Danıştay kanunu
Yanıt: A'dır.


3.Bir kimsenin gerekli yetkiye sahip olmaksızın bir başkasının nam ve he¬sabına hukuki muamele yapmasına ne ad verilir?
A) İradi temsil
B) Kanuni temsil
C) Yetkisiz temsil
D) Yetkili temsil
E) Vasıtasız temsil
Yanıt: C'dir.

4.Aşağıdakilerden hangisi, temsil yetkisini sona erdirmez?

A) Müessilin istifa etmesi
B) Temsil olunanın ikametgahının değişmesi
C) Mümessilin yetkisinin sona ermesi
D) Belli bir iş için verilen temsil yetiksinde, o işlemin yapılması
E) Belli bir süre için verilmiş 1emsil yetkisinde, sürenin sona ermesi.
Yanıt: B'dir.

5. Temsil olunan, mümessile vermiş olduğu temsil yetkisini ne zaman sı¬nırlayabilir?

A) Temsil verilmeden önce
B) Temsil verilince
C) Temsil verildikten sonra, herhangi bir zamanda
D) Temsil verildikten sonra 10 gün içinde
E) Hiçbiri

Yanıt: C'dir.



6.Aşağıdakilerden hangisinde mümessilin özel bir yetkiye sahip olması gerekir?
A) Kambiyo taahhüdünde bulunmada
B) Gayrimenkulü kiraya vermede
C) Ödünç para vermede
D) Kefil olmada
E) Menkul mal satımında .
Yanıt: A'dır.

Yargı
Genel Olarak yargı kavramının ne anlama geldiğini kavrayabilmek, yargı türlerini saptayabilmek Yargı yetkisi, Anayasamızdaki "yasama" ve "yürütme" yetkilerinin yanında yer alan üçüncü yetkidir. Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Maddi anlamda yargı demek, hukuk kurallarının bağımsız mahkemeler tarafından belli bir olaya uygulanması faaliyeti demektir. Ülkemizdeki yargı türlerini, "Anayasa yargısı", "İdari yargı", "Askeri yargı" ve "Adli yargı" (Adalet yargısı) biçiminde bir ayırıma tabi tutarız. Anayasa yargısı kavramının tanımını verebilmek, Anayasa Mahkemesi’nin kuruluşunu, görevlerini belirleyebilmek ve Anayasaya uygunluğun denetim yollarını saptayabilmek Anayasa yargısı, Anayasa Mahkemesinin bu sıfatla baktığı işler ile Yüce Divan sıfatıyla gördüğü işlerdeki faaliyetleri kapsayan yargı türü veya koludur. Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün esas ve şekil bakımından, Anayasa değişikliklerinin sadece şekil bakımından Anayasaya uygunluğunu denetlediği gibi, Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu üyeleri ile yüksek yargı organlarının başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılayan bir yüksek yargı organıdır. İdari yargı kavramının tanımını verebilmek, idari yargı yerlerinin hangileri olduğunu ve bunların görevlerini saptayabilmek İdari yargı ise, idari makamların idare hukuku alanındaki faaliyetleri dolayısıyla ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümlenmesini konu alan bir yargı türü veya koludur. İdari yargıyı, "Genel İdari Yargı" ve "Askeri İdari Yargı" olmak üzere ikiye ayırırız Genel İdari Yargı alanında, idare mahkemeleri, vergi mahkemeleri ve bölge idare mahkemelerinin yanında bir yüksek idare mahkemesi olan Danıştay yer alır. Danıştay, idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme yeridir. Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar. Askeri yargı kavramını tanımlayabilmek, askeri yargı türlerini belirleyebilmek ve bunların görevlerini saptayabilmek Askeri yargı, askeri mahkemelerin askeri ceza hukuku alanındaki yargısal faaliyetleri ile asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin bulunan idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesindeki yargısal faaliyetler olarak tanımlanabilir. Askeri yargı, askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Askeri yargının, "Askeri ceza yargısı" ve "askeri idari yargı" olmak üzere iki türü vardır. Askeri ceza yargısı, askeri mahkemelerin askeri ceza hukuku alanındaki yargısal faaliyetleridir. İlk derece (hüküm) mahkemeleri olan askeri mahkemeler ve disiplin mahkemelerinin yanında kontrol mahkemesi olarak Askeri Yargıtay, askeri mahkemelerden verilen karar ve hükümlerin temyiz yoluyla son inceleme yeri olduğu kadar, belli davalara ilk ve son derece mahkemesi olarak da bakan bir yargı organıdır.
Askeri idari yargıda yargısal faaliyetleri yürüten yargı yeri, Askeri Yüksek İdare Mahkemesidir. Adli yargı kavramının tanımını verebilmek, adli yargı türlerini belirleyebilmek ve bunların görevlerini saptayabilmek Adli yargı, diğer yargı türleri dışında kalan yargısal faaliyetleri, yani adliye mahkemeleri tarafından yürütülmekte olan yargısal faaliyetleri kapsayan yargı türüdür. Adli yargının "ceza yargısı" ve "medeni yargı" olmak üzere iki türü vardır. Ceza yargısı, ceza mahkemelerinin ceza hukuku alanındaki yargısal faaliyetlerini; medeni yargı ise, hukuk mahkemelerinin özel hukuk alanındaki yargısal faaliyetlerini kapsar. Ceza yargısındaki ilk derece (hüküm) mahkemeleri, sulh ceza, asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleri; medeni yargıdaki ilk derece (hüküm) mahkemeleri ise, sulh hukuk ve asliye hukuk (ve asliye ticaret) mahkemeleridir. Adli yargıda yüksek mahkeme Yargıtaydır. Yargıtay, adliye mahkemeleri tarafından verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olduğu kadar, belli davalara ilk ve son derece mahkemesi olarak bakan bir yargı organıdır.


ZİLYETLİK

Zilyetlik, bir kimsenin bir şeyi elinin altında bulundurması" demektir. Medeni kanun zilyetliği, bir şey üzerinde fiilen tasarruf sahibi olma" şeklinde tanımlanmaktadır. O halde zilyetlik, "bir şey üzerinde fiili hakimiyet" veya bir eşyayı fiili hakimiyet ve kudret alanı içinde bulundurma" biçiminde tanımlana¬bilir.

UNSURLARI: Bir eşya üzerinde zilyetliğin söz konusu olabilmesi için ilk olarak "fiili hakimiyet" ve ikinci olarak "zilyetlik iradesi"nin bulunması gerekir.


TÜRLERİ:
1. Asli ZiIyetlik - Feri ZlIyetlik: Malik sıfatıyla hareket eden kimsenin zil¬yetliği "asıl", buna karşılık bir şeyi sınırlı ayni veya şahsi bir hakka dayanarak fiili hakimiyeti altında bulunduran kimsenin zilyetliği ise "fer"i zilyetliktir.
2. Vasıtasız zilyetIik - Vasıtalı zilyedlik: Vasıtasız zilyedlik, fiili hakimiye¬ti doğrudan doğruya icra eden kimsenin zilyetliğidir, Vasıtalı zilyedlik ise, eşya üze¬rinde bir başkası vasıtasıyla fiili hakimiyet sahibi olan kimsenin zilyedliğidir.
3. Tek zilyedlik - Birlikte zilyedIik: tek zilyedlik; bir eşya üzerinde bir tek şahsın yanız başına zilyed olması demektir. Birlikte zilyedlik ise bir eşya üzerinde fiili hakimiyeti aynı hukuki sıfatla ve aynı zamanda beraberce kullanan birden faz¬la kimselerin zilyedliğidir,
4. Eşya ZiIyedliği - Hak ZiIyedliği: Eşya zilyedliği, maddi bir mal üzerin¬ deki fiili hakimiyettir. Hak zilyedliği ise, ayni haklarda söz konusu-olan zilyedliktir.
5. ZiIyed Yardımcılığı: Bir eşya üzerinde fiili hakimiyeti başkasının adına menfaatine kullanan kimsenin durumudur.
ZİLYEDLİĞİN KAZANILMASI: iki şekilde kazanılır.
1. Aslen Kazanma: Bir eşyanın zilyedliğinin bir başkasına naklen ve devren değil, doğrudan doğruya kazanan şahsın tek taraflı bir fiili ile elde edilme¬si demektir. .
2. Devren Kazanma: Bir eşya üzerinde mevcut bulunan zilyedliğin zilyedin isteği ile bir başkasına geçmesi, nakledilmesi demektir. Buna "Zliyedliğin devri" veya "zilyedliğin nakli" denir. iki türde olur. Biri teslimle kazanma, diğeri Teslim¬siz Kazanmadır.
Teslimle kazanma, eşyanın teslimi ile olur. Teslimsiz kazanma ise Kısa El¬den Teslim, Hükmen Teslim, Zilyedliğin Havalesi, Emtiayı Temsil Eden Senetlerin Devri ve Miras yolu :!e olabilir.
ZİLYEDLİĞİN KAYBEDİLMESİ: Zilyedliğin kaybedilmesi demek, eşya üzerinde fiili hakimiyet icra etme imkanının devamlı olarak ortadan kalkmış olması demektir ki, bu da zilyedin iradesiyle veya iradesi dışında olur.

ZİLYEDLİĞİN KORUNMASI: Üç yol vardır:
1. Savuma Hakkı: Zilyed, bütün gasp ve tecavüz fiillerini kuvvet kullan¬makta defetmek hakkına sahiptir.
2. ZiIyedlik Davaları: Medeni kanunumuz zilyedliğin tecavüz ve gasp fi¬illerine karşı dava yoluyla da korumaktadır ki, bu davalara "zilyedIik davaları" de¬nir. Biri "yeddin iadesi davası", diğeri "tecavüzün meni davası" olmak üzere başlıca iki türdedir.
3. Zilyedliğin İdari yoldan Korunması: Bir gayri menkule zilyed bulunan kimse, bu gayri menkule tecavüzde bulunulduğu taktirde, gayrimenkulun bulundu¬ğu yerin kaymakam veya valisine müracaatla tecavüzün men'ini (önlenmesini) ta¬lep edebilir.
SORUMLULUK: iyi niyetli zilyed, eşyada gerçekleşen zarardan dolayı so¬rumlu olmaz. Kötü niyetli zilyet, eşyada meydana gelen hasarı ödemekle mükel¬lettir.

1.Aşağıdakilerden hangisi emtıayı temsil eden senetlerden biri değildir?
A) Konşimento
B) Taşıma Senedi
C) irad Senedi
D) Rehin Senedi
E) Makbuz Senedi
Yanıt: C'dlr.

2.Eşya üzerinde bır başkası vasıtasıyla fiili hakimiyet sahibi olan kimsenin zilyedIik türü nedir? '
A) Feri B) Vasıtalı C) Hak D) Eşya E) Hiçbiri
Yanıt: 'B'dır.

3.Bir kimse sizin saatinizi çalarsa saatiniz üzerindeki hakimiyetinin huku¬ki niteliği nedir?
A) Malik B) Zilyed C) Hak sahibi
D) Zilyet yardımcısı E) Aynı hak sahibi
Yanıt: B'dlr.

4.Aşağıdakilerden hangisi zilyedliğin teslimsiz kazanılma yollarından de¬ğildir?
A) Hükmen teslim B) Miras C) Havale
D) Kısa Elden Teslim E) Hiçbiri
Yanıt: E'dir.


5.Maddi mallar üzerindeki zilyedlik nedir?
A) Hak zilyedliği B) Eşya zilyedliği C) Zilyed yardımcılığı
D) Vedia E) Sükna
Yanıt: B'dir.

6.Üç arkadaşın birlikte ev kiralamaları halinde, her biri ev üzerinde ne tür zilyed olur?
A) Asli Zilyed B) Müşterek Zilyed C) Vasıtalı Zilyed
D) Hak Zilyedi E) iştirak Halinde Zilyed
Yanıt: B'dir.



Özet Zilyetlik, bir şey üzerinde fiili hakimiyet veya bir eşyayı fiili hakimiyet alanı içinde bulundurmaktır. Bir eşyayı fiili hakimiyet ve kudret alanı içinde bu¬lunduran kimseye "zilyet" denir. Bir eşya üzerinde zilyetliğin söz konusu olabilmesi için iki unsura gerek vardır: Fiili hakimiyet ve zilyetlik iradesi.
Bir eşya üzerinde malik sıfatıyla hareket eden kimsenin zilyetliğine "asli zilyetlik", bir eşyayı sınırlı ayni veya şahsi bir hakka dayanarak fiili hakimiyeti altında bulunduran kimsenin zilyetliğine ise "fer'i zilyetlik" de denir. Bir eşya üzerinde bir şahsın tek başına zilyet olması halinde 'tek zilyetlik", birden fazla kimsenin hep beraber zilyet olması halinde birlikte zilyetlik" söz konusu olur. Birlikte zilyetlik de "müşterek zilyetlik" ve "iştirak halinde zilyetlik" olmak üzere ikiye ayrılır. Zilyetlik biri aslen, diğeri devren olmak üzere iki yoldan kazanılabilir.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2726
favori
like
share
chen38 Tarih: 06.04.2009 17:18
teşekkürler....