Kişi, Kişi Türleri ve Gerçek Kişilerin Ehliyeti
Kişi ve kişilik kavramlarının tanımını yapabilmek
• Hukukta kişi terimi, haklara ve borçlara sahip olabilen, yani hakları ve borçları bulunabilen varlıkları ifade eder. Başka bir söyleyişle, hak sahibi, borç sahibi olabilen varlıklar hukuk açısından birer kişidir. Hukuk düzenince hangi varlıkların kişi olarak kabul edildiklerini kavrayabilmek
• Hukuk düzeni biri gerçek kişi, diğeri tüzel kişi olmak üzere iki türlü kişi kabul etmektedir. Gerçek kişiler sadece insanlardan ibarettir. Tüzel kişiler ise, belli bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulmuş ve hukuk düzeninin aradığı koşullara sahip bulunan kişi toplulukları ile mal topluluklarıdır. Gerçek kişiliğin başlangıç anını saptayabilmek
• Gerçek kişilik, çocuğun sağ olarak tamamen doğduğu anda başlar; çocuk ölü doğarsa kişilik kazanamaz. Ancak, kendisine gebe kalınan ve doğumu beklenilmekte olan çocuk (cenin) da, sağ doğmak koşuluyla kendisine gebe kalındığı andan itibaren hak ve borç sahibi olabilir. Gerçek kişiliğe son veren durumları belirleyebilmek
• Gerçek kişilik biri ölüm, diğeri gaiplik olmak üzere iki halde sona erer. Gaipliğe, bir kimsenin ölüm tehlikesi içinde kaybolması veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamaması halinde, ilgilinin talebi üzerine mahkemece karar verilir. Hak ehliyetinin ne olduğunu ve bu ehliyete sahip olmanın koşullarını ortaya koyabilmek
• Hak ehliyeti, bir kimsenin hak ve borç sahibi olabilme, yani hakların ve borçların süjesi olabilme iktidarıdır. Hak ve borç sahibi olabilme iktidarına sahip bulunan varlıklar hukukta kişi sayıldıklarına göre hak ehliyeti ile kişi kavramları aynı anlama gelmektedir. Hak ehliyetinden hiçbir ayırım gözetilmeksizin herkes yararlanır. Haklara ve borçlara sahip olma ehliyeti bakımından kişiler arasında genellik ve eşitlik ilkesi geçerlidir. Fiil ehliyetinin ne olduğunu ve bu ehliyete sahip olmanın koşullarını ortaya koyabilmek
• Fiil ehliyeti ise, bir kimsenin, kendi fiilleriyle hak edinebilmesi ve borç altına girebilmesidir. Fiil ehliyetinin ikisi olumlu, biri olumsuz olmak üzere başlıca üç koşulu vardır ki, bunlar da ayırt etme gücüne sahip olmak, ergin olmak ve kısıtlı olmamaktır. Fiil ehliyetinin içeriğine, hukuki işlem ehliyeti, haksız fiillerden sorumlu olma ehliyeti ve dava ehliyeti girmektedir. Fiil ehliyeti açısından, gerçek kişilerin hukuki durumlarını ve fiil ehliyetinin koşullarının tamamına veya bir kısmına sahip olan kişilerin hukuki durumunu ortaya koyabilmek Fiil ehliyetine göre gerçek kişilerin hukuki durumu aynı değildir. Gerçekten, ayırt etme gücüne sahip ve ergin olan ve aynı zamanda kısıtlı da bulunmayan bir kişinin hukuki durumu ile ayırt etme gücüne sahip olmayan bir kişinin hukuki durumu birbirinden çok farklıdır. Öte yandan, ayırt etme gücüne sahip olmayan kişilerin hukuki durumu ile ayırt etme gücüne sahip olan fakat ergin olmayan veya kısıtlı bulunan kişilerin durumu da aynı değildir. Bu itibarladır ki, fiil ehliyetinin koşullarına sahip olup olmamaları veya bunlardan bazılarına sahip olup, bazılarına sahip olmamaları bakımından gerçek kişileri dört kategoriye (gruba) ayırmak mümkündür: tam ehliyetliler, sınırlı ehliyetliler, sınırlı ehliyetsizler ve tam ehliyetsizler.

KİŞİ, KİŞİ TÜRLERİ VE GERÇEK KİŞİ

Şahıs terimi haklara ve borçlara sahip olabilen yani haklan ve borçlan bulunabilen varlıkları ifade eder. Bu nedenle şahıs terimi ile hak ehliyeti aynı anlama gelmektedir. İnsanlar, insan toplulukları ve mal toplulukları da şahıs olarak kabul edilmektedir.
Dar anlamda şahsiyet hak ehliyetini ifade eder. Geniş anlamda şah¬siyet ise hak ehliyetini, fiil ehliyetini, şahsi halleri ve şahsiyet haklarını içine alır.
Şahsi haller bir şahsı diğer şahıslardan ayıran ve hukuk düzeninin kendilerine birtakım sonuçlar bağladığı niteliklerdir. Örneğin; şahsın cinsiyeti, sahih (düzgün) n ili nesepli olması, küçük, reşit veya mahcur bulunması, evli, bekar, dul veya boşanmış olması hep birer şahsi haldir.
Şahıslar hakiki şahıslar ve hükmi şahıslar olmak üzere ikiye ayrılır



HAKİKİ ŞAHISLAR (KİŞİLER)

Hakiki şahıslar insanlardır. Hayvanlar ve bitkiler şahıs değildir.

HÜKMİ ŞAHISLAR

Belirli gayelerin gerçekleştirilebilmesi için bir kısım insanların bir araya gelmeleri, faaliyetlerini ve mallarını bu gayeye tahsis etmeleri gerekir. İşte böylece kendisini meydana getiren insanlardan ayrı ve bağımsız 'varlıklar ortaya çıkar. Bunlara hükmi şahıslar (tüzel kişiler) denir.


HAKİKİ ŞAHISLARIN EHLİYETLERİ
Hak Ehliyeti: (Medeni haklardan yararlanma ehliyeti) ve fiil ehliyeti (medeni hakları kullanma ehliyeti) olmak üzere başlıca iki ehliyet vardı]

1. HAK EHLİYETİ
Hak ehliyeti hak ve borç sahibi olabilme yani hakların ve borçlanı sujesi (öznesi) olabilme iktidarıdır. Hak ehliyeti ile şahıs kavramları ayn anlama gelmektedir. Hak ehliyeti pasiftir. Yani bir kimsenin hak ehliyetin( sahip olabilmesi için bir şey yapmasına gerek yoktur. Hakiki şahısla bakımından sadece.doğmuş olmak hak ehliyetine sahip olmak için yeterlidir. Sağ doğması şartıyla cenin dahi hak ehliyetine sahiptir. Hak ehliyet hakiki şahıslarda doğumla kazanılır.
Hak ehliyeti ile ilgili iki temel ilke vardır. Bunlar genellik ve eşitlik ilkeleridir.
Genellik İlkesi: Her şahsın medeni haklardan istifade etmesidir. Bunun için şahıs olmak gerekir. Şahıs olabilmek yani hak ehliyeti kazanabilmenin şartı;
- Hakiki şahıslarda sağ olarak doğmuş olmak
- Hükmi şahıslarda ise kanunun öngördüğü şekilde kurulmuş olmak yani şahsiyet kazanmış
Eşitlik ilkesi; Hak ehliyetine sahip olan şahıslar arasında bir ayrım yapılmamasıdır.
Genellik ve eşitli eri sadece medeni haklar bakımından söz konusudur. Kamu hakları alanında bu uygulanmaz. Örneğin; seçme ve seçilme hakları, memur olma hakkı gibi kamu haklarından herkes yarar¬lanamaz. Bunlardan faydalanmak için Türk vatandaşı olmak gerekir.
Örneğin; Seçilme hakkına sahip olabilmek için 30, seçme hakkına sahip olabilmek için ise 18 yaşını bitirmiş olmak gerekir.


2. FİİL EHLİYETİ

Fiil ehliyeti bir şahsın kendi muameleleriyle lehine haklar aleyhine ise borçlar yaratabilme ehliyetidir. Medeni kanun fiil ehliyeti terimine yer vermiş değildir. Fiil ehliyetine herkes değil ancak kanunun aradığı bazı şartları haiz bulunan şahıslar sahiptirler. Fiil ehliyeti aktif bir ehli yettir.

Fiil Ehliyetinin Şartları

Fiil ehliyetinin olumlu ve olumsuz olmak üzere iki şartı vardır.
1. Olumlu Şartlar: a) Mümeyyiz olmak (temyiz kudretine sahip olmak), b) Reşit olmak
2. Olumsuz Şart; Mahcur (kısıtlı) olmamak.

Kazai Rüşt: Şartları şunlardır;
ı. Reşit kılınacak kişi I5 yaşını bitirmiş olmalıdır.
2. Küçüğün İsteği; Reşit kılınacak küçük reşit kılınmayı istemelidir. Kaza-i rüşte karar verilmesi isteminde bulunma şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardandır. Bu nedenle istek küçükten gelmelidir.
3. Ana ve babanın muvaffakatı
4. Vasinin Dinlenmesi; Eğer küçük velayet altında değil de vesayet altında ise bu hiilde vasinin mahkeme tarafından dinlenmesi gerekir. Burada vasinin muvaffakatı (onayı) alınmamaktadır.
5. Küçüğün menfaatinin bulunması Kaza-i rüşte küçüğün ikametgahının bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi Karar verir. Yani kazanılan rüşt geri alınamaz. Kaza-i rüştüne karar verilen fakat evlenme çağına gelmeyen evlenme rüştünü kazanamaz.

2. Olumsuz Şart (Mahcur-Kısıtlı Olmamak)
Mahcur olmak, hacir altına alınmış olmak demektir. Hacir sebepler şunlardır;
ı. Akıl Hastalığı
2. Akıl Zayıflığı
3. İsraf
4. Ayyaşlık
5. Suihal (Sui=Kötü, suihal=kötü durum)
6. Suiidare (kötü idare)
7. Bir sene yada daha fazla müddetle hürriyet i ortadan kaldıra cezaya mahkum olma
8. Aciz olan kimsenin talebi (ihtiyari hacir)
Bu sebeplerden dolayı hacredilmiş (kısıtlanmış) ve kendisine b vasi tayin edilmiş olan kimseye mahcur (kısıtlı) denir.

HUKUKİ MUAMELE EHLİYETİ

Hukuki muameleler tek taraflı ve çok taraflı hukuki muameleler
olmak üzere ikiye ayrılır.
Tek taraflı Hukuki Muamele: Sadece bir tarafın irade açıklama¬ sıyla meydana gelir. Örneğin; Vasiyet, Vakıf Kurma
Çok taraflı Hukuki Muamele: Birden fazla şahsın irade açıklama¬sıyla meydana gelir. En önemlisi sözleşmelerdir. Örneğin bedel (semen) karşılığında bir malın mülkiyetini kesin surette karşı tarafa devredilmesi taahhüdünü içeren satım sözleşmesi, bir eşyanın kullanma hakkının bir bedel karşılığında belli bir süre için karşı tarafa devredilmesi taahhüdünü içeren kira sözleşmesi.
Hukuki muamele yapabilme iktidarına sözleşme ehliyeti denir ve bu da fiil ehliyetine dahildir.
Haksız fiillerden sorumlu olma ehliyeti de fiil ehliyetine dahildir.

Dava Ehliveti: Bir şahsın mahkemede usul hukukuna ait işlemleri (muameleleri) tek başına yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti taraf ehliyeti demek değildir.
Fiil ehliyetine sahip olup olmamalarına göre hakiki şahıslar dörde ayrılır.

1. Tam ehliyetliler
2. Sınırlı ehliyetliler.
3. Sınırlı ehliyetsizler
4. Tam ehliyetsizler

1. Tam ehlivetliler: Mümeyyiz ve reşit olan aynı zamanda mahcur (kısıtlı) olmayan tüm şahıslardır.
2. Sımrlı Ehliyetliler: Bunlar a) Evli Kadınlar, b) Kendilerine kanuni müşavir atanmış olanlardır. Kendilerine kanuni müşavir atanmış olanlar şu işlemleri kanuni müşavirlerinin onayı olmadan yapamazlar; Dava açma ve sulh, gayrimenkulün alım ve satımı ve onlar üzerinde rehin ve sair ayni bir hak kurma, kıymetli evrak alım satım ve rehni, alelade idare ihtiyaçları dışında inşaat, ödünç verme ve alma, sermayeyi almak, bağış¬lama, kambiyo taahhütleri altına girmek, kefalet.
3. Sınırlı Ehliyetsizler: Bunlar a) Mümeyyiz Küçükler b) Mümeyyiz Mahcurlardır. Sınırlı ehliyetsizler kendilerini borç altına sokan muame¬leleri (satım, kira, istisna, hizmet sözleşmeleri gibi) bizzat yapamazlar. Bu tür işlemlerin kanuni mümessilleri tarafından yapılması gerekir. Kanuni mümessiller ise veli ve vasilerdir. Sınırlı ehliyetsizler bu tür muameleleri kanuni mümessillerinin rızası ile yapabilirler. Verilen rızaya izin, hukuki muameleden sonra açıklanan rızaya ise icazet denir. Sınırlı ehliyetsizler kendilerini borç altına sokan hukuki muameleleri .
kanuni mümessillerinin izni olmadan yaparlarsa bu muameleler tek taraflı bağlamazlık müeyyidesine tabi olurlar. Bu tür muamelelerin sınırlı ehliyetsizi bağlayabilmesi için kanuni mümessilin sonradan rızasını açıklaması yani icazet vermesi gerekir. Kanuni mümessil icazet vermezse yapılan muamele hükümsüz olur ve iki tarafı da bağlamaz. Bu durumda taraflar aldıklarını birbirlerine geri verirler.
Sınırlı ehliyetsizler kendilerini borç altına sokmayan ve kendilerine sadece menfaat sağlayan muameleleri (örneğin ivazsız iktisap= karşılıksız kazanma) tek başlarına yapabilirler. Bu durumda kanuni mümessilin izin ya da icazetine gerek yoktur. Örneğin sınırlı ehliyetsize bir kimsenin bir şeyi bağışlaması.
Sınırlı ehliyetsizler yönetimi kendilerine bırakılmış mallar ile ilgili hukuki muameleleri de tek başlarına yapabilirler.
Sınırlı ehliyetsizler bazı muameleleri (kanuni mümessilleri rıza gösterse bile) kesinlikle yapamazlar. Bunlara yasak muameleler denir. Yasak muameleler batıldır. Yasak muameleler şunlardır;
1. Bağışlama
2. Vakıf Kurma
3. Kefalet



4. Tam ehliyetsizler: Bunların fiil ehliyetleri hiç yoktur. Gayrımü¬meyyizler tam ehliyetsizdir. Kanuni mümessillerinin izin yada icazeti olsa bile bunların yaptıkları bütün işlemler geçersizdir. Tam ehliyetsizlerin haksız fiillerden sorumlu olma ehliyeti yoktur. Bunun istisnası kusur sorumluluk halleri ve hakkaniyettir. Hakkaniyete örnek; zengin bir akıl hastasının fakir bir köylünün harmanını yakması.

Temyiz kudretinden devamlı olarak değil de geçici olarak yoksun olan kişiler haksız fiillerinden dolayı sorumludurlar. Ancak bu kişiler temyiz kudretini ortadan kaldıran hale kendi kusurlarıyla düşmediklerini ispatlarlarsa sorumluluktan kurtulurlar. Örneğin; Kendi isteği ile içki içmiş bir kimse verdiği zarardan dolayı sorumludur. Fakat arkadaşları eğer onun haberi olmadan meyve suyuna içki karıştırmışlarsa bu halde sorumlu değildir.

ÖZET:Hukukta şahıs terimi, haklara ve borçlara sahip olabilen, yani hakları ve borçları bulunabilen varlıkları ifade eder. Başka bir söyleyişle, hak sahibi, borç sahibi olabilen varlıklar hukuk açısından birer "şahıs':tır. Hukuk dü¬zeni biri "hakiki şahıs", diğeri "hükmi şahıs" olmak üzere. iki türlü şahıs kabul etmektedir. Hakiki şahıslar sadece insanlardan ibarettir" Hükmi şa¬hıslar ise, belli bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulmuş ve hukuk düze¬ninin aradığı şartlara sahip bulunan "şahıs toplulukları" ile "mal topluluk¬ları"dır.

Hakiki şahsiyet, çocuğun sağ olarak tamamen doğduğu anda başlar; ço¬cuk ölü doğarsa şahsiyet kazanamaz. Ancak, kendisine gebe kalınan ve doğumu beklenilmekte olan çocuk (cenin) da, sağ doğmak şartıyla kendi¬sine gebe kalındığı andan itibaren hak ve borç 'sahibi olabilir.

Hakiki şahsiyet biri "ölüm", diğeri "gaiplik" olmak üzere iki halde sona erer. Gaipliğe, bir kimsenin ölümüne muhtemel gözle bakılacak bir olay¬da kaybolması veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınama¬ması halinde, ilgililerin talebi üzerine mahkemece karar verilir.

Kişiliğin Korunması ve Tüzel Kişilik
Kişilik hakkı kavramının ne anlama geldiğini ortaya koyabilmek

• Kişilik hakları, bir kişinin maddi, manevi ve iktisadi bütünlüğü ve varlıkları üzerindeki mutlak haklardı r.O halde bir kimse, kişiliğine dahil olan unsurlara örneğin sağlığına, vücut tamlığına, şeref ve haysiyetine, sırlarına, ismine, resmine ve özgürlüklerine karşı hukuka aykırı saldırılarda bulunmaktan kaçınılmasını herkesten ister.Kişilik hakları kişiye bağlı hak olduklarından, başkalarına devredilemedikleri gibi, mirasçılara da geçmezler. Kişilik haklarının konusunu tespit edebilmek
• Kişilik hakları, bir kişinin "maddi", "manevi" ve "iktisadi" bütünlüğü üzerindeki mutlak haklarıdır. Kişilik haklarının konusunu üç noktada toplayabiliriz; "maddi bütünlük üzerindeki haklar", "manevi bütünlük üzerindeki haklar" ve "iktisadi bütünlük üzerindeki haklar". Hukuk düzenince kişiliğin içe karşı nasıl korunduğunu saptayabilmek
• Hukuk düzeni kişiliğin korunması için gerekli önlemleri almıştır.Kişilik içe ve dışa karşı olmak üzere iki türlü korunmaktadır. Kişiliğin içe karşı korunması demek, bir kişinin kişilik haklarının bizzat kendisine karşı korunması demektir.Bu da, kimsenin kısmen bile olsa hak ve fiil ehliyetlerinden vazgeçmesinin ve özgürlüklerini hukuka veya ahlâka aykırı biçimde kısıtlamasının önlenmesi şeklinde olmaktadır. Hukuk düzenince kişiliğin dışa karşı nasıl korunduğunu ve bunun için hangi hukuki yollara başvurulabildiğini saptayabilmek
• Kişiliğin dışa karşı korunması ise, kişilik haklarına başkaları tarafından yapılacak hukuka aykırı saldırılara karşı bir kimsenin çeşitli dâvalarla korunmasıdır.Bu dâvalar; tespit, saldırıya son verilmesi, önlemeve tazminat dâvalarıdır.Tazminat dâvaları da maddi ve manevi tazminat dâvaları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Tüzel kişilik kavramından ne anlamamız gerektiğini kavrayabilmek Hukuk düzeni, gerçek kişilerin yanında bir kişi türü olarak tüzel kişilere da yer vermiştir. Bazı hizmetlerin gerçek kişiler tarafından yürütülmesine imkan bulunamamış olması, tüzel kişilerin kabul edilmesi zorunluluğunu doğurmuştur. Tüzel kişilik, belli bir amacı gerçekleştirmek üzere bağımsız bir varlık halinde örgütlenmiş olup haklara ve borçlara sahip olma iktidarı hukuk düzenince tanınmış bulunan kişi ve mal topluluklarıdır. Tüzel kişilik türlerini belirleyebilmek
• Tüzel kişiler bünyeleri itibariyle "kişi topluluğu" ve "mal topluluğu" biçiminde olabilir. Tabi oldukları hukuka göre tüzel kişileri biri "özel hukuk tüzel kişileri", diğeri "kamu hukuku tüzel kişileri" olmak üzere ikiye ayırırız. Tüzel kişiliğin başlangıcını belirleyebilmek
• Tüzel kişilerin insanlar gibi fizyolojik varlığı olmadığından onların kişiliğinin başlangıç anını doğum gibi biyolojik bir olaya bağlamaya olanak yoktur. O halde, bu anın hukuk düzenince belirlenmesi bir zorunluluktur. Tüzel kişilerin hangi anda kişilik kazandıklarını tespit eden sistemler, "serbest kuruluş sistemi", "izin sistemi" ve "tescil sistemi" olmak üzere üçe ayrılır. Türk hukukunda bu sistemlerden birinin benimsemesi yoluna gidilmeyerek her üç sisteme de yer verilmiştir. Tüzel kişilerin sahip olduğu ehliyetleri kavrayabilmek
• Tüzel kişilerin da hak ve fiil ehliyetleri vardır. Tüzel kişilerin de hak ehliyeti olmasına karşın; cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış icabı sadece insanlara özgü medeni haklar pek tabii tüzel kişiler hakkında söz konusu olmaz. Aynı şekilde, fiil ehliyetinin koşulları, ayırt etme gücüne sahip olmak, ergin olmak ve kısıtlı olmamak, tüzel kişiler için geçerli değildir. Tüzel kişilerin hangi hallerde sona ereceğini ortaya koyabilmek
• Tüzel kişilerin sona ermesi, biri "infisah (dağılma)", diğeri "fesih (dağıtılma)" olmak üzere başlıca iki yoldan gerçekleşir

KİŞİLİĞİN KORUNMASI VE TÜZEL KİŞİLİK

Dar Anlamda Şahsiyet = Hak Ehliyeti = Şahıs anlamına gelmekte
Geniş Anlamda Şahsiyet = Fiil Ehliyeti + Şahsi Haller + Şahsi Haklarından oluşur.

Şahsiyet hakları mutlak haklardandır. Yani herkese karşı ileri sürülebilir.

Şahsiyet hakları aynı zamanda şahsa bağlı haklardandır.

Şahsiyet Hakları bir Hakkın:

1. Maddi Bütünlüğü

2. Manevi Bütünlüğü

3. İktisadi bütünlüğü üzerindeki haklardır. Bu haklar üzerindeki şahsiyet hakları mutlak haklardandır.

1. Maddi Bütünlük Üzerindeki Mutlak Haklar:

2. Manevi Bütünlük Üzerindeki Mutlak Haklar:

Bu haklar arasında örneğin; insanın şeref ve haysiyeti, ismi, resmi, hürriyetleri, sırları, inançları gibi haklardır. Bir kimsenin mektuplarının okunması, telefon görüşmelerinin dinlenmesi şahsiyet hakkına tecavüzdür.

3. İktisadi Bütünlük Üzerindeki Haklar:

İktisadi bütünlükten maksat bir kimsenin iktisadi hayata serbestçe katılabilmesidir.

Şahsiyet hakları tecavüze uğradığı zaman iki şekilde koruma yapılabilir.

1. ŞAHSİYETİN DAHİLEN KORUNMASI:

Şahsiyet hakkının bizzat sahibine (insanın kendi kendisine karşı) karşı korunması demektir. ..
Medeni Kanunun 23. maddesinde yer alan "Kimse medeni haklar¬dan.ve onları kullanmaktan kısmen de olsa feragat edemez." maddesi ile şahsiyet dahilen korunmaktadır. Yani hiç kimse hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen dahi feragat edemez. Bir kimse hiçbir zaman evlenmeyeceğini, hiçbir zaman menkul ve gayrimenkul mallara malik olamayacağını, hiç kimsenin mirasçısı olmayacağını vaad edemez. Bu vaadlerle hak ehliyeti kısıtlanmış olur.
Bir kimse başkalarıyla sözleşme yapmayacağını, bir derneğe üye olarak giremeyeceğini, mal varlığı üzerinde tasarrufta bulunmayacağını, bir kimseye karşı hiçbir zaman dava açamayacağını vaat edemez. Çünkü böyle yaparsa fiil ehliyeti kısıtlanmış olur.
Hiç kimse hürriyetlerinden vazgeçemez, feragat edemez. Eğer hürriyetten vazgeçilirse kişi köle durumuna geçmiş olur. Bir kimse asla bir siyasi partiye girmeyeceğini, belli bir konuda asla yazı yazmayacağını, belli bir mesleği asla yapmayacağını, belli bir yerden asla alışveriş yapmayacağını taahhüt edemez. Çünkü bunlar hürriyetten vazgeçmek olur.

Ancak hürriyetler de sınırsız olarak kullanılamaz. Bu nedenle hürri¬yetlerden vazgeçmek yasaktır ama hürriyetler sınırlanabilir. Hürriyetler, kanuna ve ahlaka aykırı olmamak kaydıyla sınırlanabilir. Örneğin; bir kimse işçi olarak bir yerde çalışıyorsa, evlenmişse bazı hürriyetleri sınır¬lanmıştır. Hürriyetler ahlaka ve kanuna aykırı olmamak kaydıyla sınırlan¬mışsa bu geçerlidir. Ancak aykırı ise bu sınırlama batıl yani hükümsüzdür.

İnsanın kendi isteğiyle organlarını bağışlaması şahsiyet hakkına tecavüz değildir ve bu dahilen koruma kapsamına girmez.

2. ŞAHSİYETİN HARİCEN KORUNMASI:

Şahsiyetin dışarıdan yani başkalarından gelecek saldırılara karşı korunmasına şahsiyetin haricen korunması denir.

Şahsiyet hakkını dışa karşı koruyan 4 dava vardır. Bunlar;

a. Tespit Davası: Sona eren ama etkisi devam eden bir tecavüz varsa bu dava açılabilir. Bu dava sonunda ayrıca karar yayınlanabilir.

Eğer saldırı halen devam ediyorsa bu dava açılabilir. Bu davanın amacı devam eden saldırıya son verebilmektir. Örneğin; bir kimse bir fotoğrafçının kendisinin izni olmadığı halde resmini dükkanın vitrininde reklam olarak sergilediğini veya herhangi bir şahsın kendisini şahsiyet hakkına tecavüz oluşturan bir el ilanı dağıtmakta olduğunu görürse bu davayı açabilir. Çünkü tecavüz devam etmektedir ve önlenmesi gerekir.

c. Önleme Davası:

Halen mevcut olmayan ama yakın bir zamanda gerçekleşeceği anlaşılan saldırı tehlikesine karşı bu dava açılabilir. Burada saldın henüz başlamamıştır ama başlama tehlikesi ve ihtimali vardır. Örneğin; bir dergi, pek yakında bir devlet adamının özel hayatıyla ilgili açıklamalarda bulunacağını, resimler yayınlanacağını ilan ederse bu devlet adamı önleme davası açabilir.


Kısaca; Tespit Davası; sona eren ama etkisi hala devam eden bir tecavüz hakkında, .

Men Davası; halen devam eden bir saldırı hakkında,

Önleme Davası; henüz olmayan ama yakın zamanda gerçekleşme ihtimali bulunan saldırı hakkında açılabilir.

Her üç davanın da açılabilmesi içir yapılan saldırıların hukuka aykırı olması gerekir. Her üç davada da kusur şartı aranmamıştır. Yani tecavüzde bulunan kişinin kusurlu olmasına gerek yoktur.

Bazı durumlarda saldırı haksız saldırı sayılmamaktadır. Eğer saldırı;

1. Saldırıya Uğrayanın Rızası,
2. Üstün Nitelikte Kamu Yararı
3. Meşru Müdafaa
4. Bir Emrin İcrası hallerinde yapılmışsa saldırı olmaz.

d. Tazminat Davası

Tazminat davası da maddi ve manevi tazminat davası olmak üzere iki türlüdür;

1. Maddi Tazminat Davası: Saldırıya uğrayanın maddi zararları için açılan davadır, Bu maddi zarar ise aktifte azalma ya da pasifte çoğalma şeklinde ortaya çıkabilir. Bu davayı açabilmek için saldırıda bulunan kimsenin kusurlu olması gerekir,
2. Manevi Tazminat Davası: Bu dava içinde saldırıda bulunan kusurlu olmalıdır. Hakim manevi tazminat için her zaman paraya hükmet¬mez. Para dışında saldırıda bulunan kimsenin diğerine "tarziye vermesine (ondan özür dilemesine)", "yazdıklarını tekzip etmesine (yalanlamasına)" de karar verebilir.
Tespit, önleme ve men davalarında kusur aranmazken maddi ve manevi tazminat davalarında kusur aranmaktadır.

Kamu İdareleri: Devlet, vilayet, il özel idaresi, belediyeler, köyler şahıs topluluğu niteliğindeki kamu hukuku hükmi şahıslarıdır.

Kamu Kurumları: Üniversiteler, hastaneler, TRT mal topluluğu niteliğindeki kamu hukuku hükmi şahıslarıdır.

b. Özel Hukuk Hükmi Şahısları:

Özel hukuka tabi olan hükmi şahıslardır. Bu hükmi şahıslar diğer şahıslarla olan ilişkilerinde eşit durumdadırlar. Özel hukuk hükmi şahısları kanunla değil, şahısların iradeleri ile kurulurlar ve yine kendi iradeleri ile feshedilebilirler.

Özel hukuk hükmi şahısları kazanç paylaşmak amacı güden hükmi şahıslar ve kazanç paylaşmak amacı gütmeyen hükmi şahıslar şeklinde ikiye ayrılır.

Kazanç sağlamak amacı gütmeyen hükmi şahıslara ise dernek denir. Vakıflar da kazanç sağlamazlar

HÜKMI ŞAHSİYETİN BAŞLANGICI

Hükmi şahsiyetin ne zaman başladığını belirleyen sistemler vardır.
Bunlar:
1. Serbest Kuruluş Sistemi:

Şahsiyet kazanmak için kurucularının sadece irade açıklaması yeterli olur. İrade açıklaması dışında şahsiyet kazanmak için başka bir resmi işleme ya da devletten izin almaya gerek yoktur.

2. İzin Sistemi(Ruhsat Sistemi):

Hükmi şahsın doğabilmesi yani şahsiyet kazanabilmesi için devletten izin almak gerekir. Hükmi şahsiyetin başlangıcı iznin verildiği andır.

3. Tescil Sistemi:

Hükmi şahsiyetin doğabilmesi için resmi bir sicile tescil edilmiş olması gerekir. Hükmi şahsiyetin başlangıç anı resmi sicile tescil anıdır

Türkiye'de her üç sistem de bir arada kullanılmaktadır. Başlı başını sistemlerden biri kabul edilmiş değildir.

Serbest kuruluş sistemi dernekler bakımından geçerlidir.

İzin sistemi ise uluslar arası derneklerin kurulmasında ya da bu der¬neklerin Türkiye'de şube açmalarında söz konusu olur. Bu izni Bakanla] Kurulu verir.

Tescil sistemi ise vakıflar ile şirketler) kurulmasında i bulunduğu yerdeki asli ve komandit şirketler ise şahsiyetlerini kazanırlar.

Hükmi şahısların da hak ehliyetleri vardır.

Hükmi şahısların fiil ehliyetleri ise kanuna ve tüzüklere göre lüzumlu: organlara sahip oldukları andan itibaren başlar. Hükmi şahısların fii ehliyetini kullanabilmeleri için bazı organlara sahip olmaları gerekir Organlar hükmi şahsın temsilcisi değildir.

İki türlü organ vardır;

1. Kanuni Organlar:

Kanundan dolayı hükmi şahsın mutlaka sahip olması gereken organ¬lardır. Örneğin; demeklerde kanuni organlar; yönetim kurulu, genel kurul ve denetleme kuruludur. Vakıfların sadece yönetim kurulu vardır, genel kurulu yoktur.

ÖZET:
Gerek hakiki, gerek hükmi şahıslar bakımından başlıca iki ehliyet söz ko¬nusudur. Bunlardan biri "hak ehliyeti" (medeni haklardan yararlanma eh¬liyeti), diğeri ise "fiil ehliyeti" (medeni hakları kullanma ehliyetidir.
Hak ehliyeti, bir kimsenin hak ve borç sahibi olabilme, yani hakların ve borçların sahibi olabilme iktidarıdır. Hak ve borç sahibi olabilme iktidarı¬na sahip bulunan varlıklar hukukta "şahıs" sayıldıklarına göre, hak ehli¬yeti ile şahıs kavramları aynı anlama gelmektedir. Hak ehliyetinden hiç¬bir ayırım gözetilmeksizin herkes yararlanır. Haklara ve borçlara sahip olma ehliyeti bakımından şahıslar arasında genellik ve eşitlik ilkesi ge¬çerlidir.
Fiil ehliyeti ise, bir kimsenin bizzat kendi fiil ve muameleleriyle kendi lehi¬ne haklar, aleyhine borçlar yaratabilme iktidarıdır. FiiI ehliyetinin ikisi olumlu, biri olumsuz olmak üzere başlıca üç şartı vardır ki, bunlar da "mü¬meyyiz olmak", "reşit olmak" ve "mahcur (kısıtlı) olmamak"tır. FiiI ehliyetinin içeriğine, hukuki muamele ehliyeti, haksız fiillerden sorumlu olma ehliyeti ve dava ehliyeti dahildir.

MÜLKİYET ¬

Ayni haklardan sahibine tam ve en geniş yetkiler vereni mülkiyet hakkıdır. Mülkiyet hakkı sahibine, eşyayı "kullanma", ondan "faydalanma" ve onunla ilgili her türlü "tasarruflarda bulunma" yetkilerini veren sınırsız ve tam bir ayni hak¬tır.

KONUSU: Mülkiyet hakkının konusunu sadece maddi mallar (eşyalar) teşkil eder. Maddi olmayan mallar (örneğin fikir ürünü) eserler ile alacaklar üzerinde mülkiyet olmaz.
KAPSAMI: mülkiyet hakkının kapsamına, asıl eşya ile birlikte onun "mü¬temmim cüz'üleri-yani tamamlayıcı parçaları" ve "teferruat-yani eklentileri” de dahildir.
TÜRLERİ: Mülkiyet iki şeklide ortaya çıkabilir:
a. Tek Mülkiyet: Bir kimsenin bir şeyin tamamı üzerinde tek başına mülkiyet hakkı sahibi olmasıdır.. '
b. Birlikte Mülkiyet: Bir şey üzerinde birden fazla kimsenin aynı anda mül¬kiyet hakkı sahibi bulunmaları demektir.
GAYRİMENKUL MÜLKİYETİ: Konusunu bir gayri menkulün oluşturduğu mülkiyettir.
Arazi, Madenler, Tapu sicilinde bağımsız ve daimi olmak üzere kaydedilen haklar ve kargir bir binanın bağımsız bölümü gayrimenkul sayılır.

KAZANILMASI: Gayri menkuller üzerindeki mülkiyete hakkını kazanılma¬sı iki yolla olur:
a. Aslen kazanma: işgal ve yeni arazi oluşması gibi sebeplerle gerçekle¬şir.
b. Devren kazanma: Bir gayrimenkul üzerindeki mülkiyet hakkının eski maliklerden bir hukuki muamele dolayısıyla elde edilmesidir.
Devren kazanmanın geçerli olabilmesi için, devir sözleşmesinin resmi şe¬kilde yapılması ve tapu siciline tescil edilmesi gerekir.
MENKUL MÜLKİYETİ: Menkul mülkiyetinin konusu bir yerden diğer yere
nakledilebilen eşya oluşturur. (otomobil, elbise, halı gibi)
KAZANILMASI: İki yolla gerçekleşir.
a. Aslen kazanma: ihraz, lukata, define gibi yollarla olur.
b. Devren kazanma: Eski malikten bir hukuki muamele dolayısıyla elde edilmesidir. Menkullerde mülkiyetin intikali için "teslim" gerekir.
ÖZEL HUKUKUNUN DALLARI

¬ÖZEL HUKUKUN DALLAR

I. Medeni Hukuk
2. Ticaret Hukuku
3. Devletler Özel (Hususi) Hukuku

1- MEDENİ HUKUK
Fertlerin doğumlarından ölümlerine kadar şahsi durumlarını ve iliş¬kilerini düzenleyen hukuk dalıdır. Kaynağı 1926 tarihli Türk Medeni Kanunu ile aynı tarihli Borçlar Kanunudur. Medeni Kanun 4 kısımdan oluşur Ayrıca bir de başlangıç kısmı vardır.

Medeni hukuk 5'e Ayrılır
A. BORÇLAR HUKUKU
B. ŞAHSIN HUKUKU
C. AİLE HUKUK
D.MİRASHUKUKU
E. EŞYA HUKUKU

A. ŞAHSIN HUKUKU: Şahısların türlerini, ehliyetlerini, hısımlığı, ikametgahı, şahsiyetin başlangıcı ve sona ermesi konularını düzenler.
B. AİLE HUKUKU: Aile ilişkilerini düzenler. Nişan1anma, evlenme, boşanma, vesayet, nesep, velayet, çocuğun anne ve babasıyla olan ilişkileri
C. MİRAS HUKUKU: Mirasa ilişkin hususları düzenler. Miras bırakan kişiye MURİS denir. Kendisine miras kalan kişiye mirasçı denir. Miras kalan malların bütününe tereke denir.
D. EŞYA HUKUKU: Şahısların eşyalar üzerindeki hak ve yetkilerini ve bundan kaynaklanan uyuşmazlıkları düzenleyen medeni hukuk bölü¬müdür. Eşya hukukunun konusunu büyük çapta AYNİ HAKLAR OLUŞTURUR.
Ayni Hak; Eşya üzerinde sahibine en geniş yetkileri veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haktır. Sahibi olduğumuz mal üzerindeki en geniş hak mülkiyet hakkıdır.

D. BORÇLAR HUKUKU: Şahıslar arasındaki borç ilişkilerini düzenler. Şahıslar arasındaki üç kaynaktan oluşabilir.
BORÇ; ¬
1. Hukuki İşlem, örneğin; sözleşme
2. Haksız Fiil, örneğin; adam öldürme
3. Sebepsiz Zenginleşme, vermiş olduğumuz bir şeyin sebebinin
ortadan kalkması, Örneğin; Nişanlanmanın bozulması.
Bir borç ilişkisinde, ALACAKLI+BORÇLU+EDİM den oluşur. EDİM; Borçlunun bir şeyi vermek, yapmak yerine getirmekten kaçın¬makla yükümlü olduğu husus yada şeydir.

2. TİCARET HUKUKU
Şahıslar arasındaki ticari ilişkileri düzenler.
Ticaret hukuku 5 bölümden oluşur; TİCARET HUKUKU;¬
A. TİCARİ İŞLETME HUKUKU
B. ŞİRKETLER HUKUKU
C. DENİZ TİCARET HUKUKU
D. SİGORTA HUKUKU
E. KIYMETLİ EVRAK HUKUKU
Ticaret kanunu 1564 maddeden meydana gelmiştir.

A. TİCARİ İşletme HUKUKU
Türk ticaret kanunu işletme_ esasına dayanmaktadır.
Ticari İşletme; Ticarethane, fabrika yada ticari şekilde işletilen diğer müesseselere ticari işletme denir.
Tacir; Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kim¬seye tacir denir. Tacir dışında kalan kişilere esnaf denir.


B. ŞİRKETLER HUKUKU
Şirket (ortaklık) iktisadi bir amacı gerçekleştirmek yani kazanç elde
ederek bunu ortakları arasında dağıtmak amacıyla kurulmuş olan tüzel kişiliktir. Ticaret kanununda 4 tür şirket düzenlenmiştir. Bunlara ilaveten kooperatifte tüzel kişilik taşır ve şirket sayılır. Kooperatif Kooperatifler Kanununda düzenlenmiştir. Şirketler şunlardır;
ŞİRKETLER;
1. KOLLEKTİF ŞİRKET
2. KOMANDİT ŞİRKET
3. ANONİM ŞİRKET
4. LİMİTED ŞİRKET
5. KOOPERATİF
1. KOLLEKTİF ŞİRKET: Ticari bir işletmeyi bir ticaret ünvanı altında işletmek üzere gerçek kişiler arasında kurulan ve şirket borçlarından dolayı ortaklardan hiçbirisinin sorumluluğunun sınırlandırıllmamış bulun¬duğu şirkettir. KOLLEKTİF ŞİRKETTE ORTAKLAR ŞİRKETİN BORÇLARINDAN DOLAYI SINIRSIZ VE MÜTESELSİLEN SORUM¬LUDURLAR.

2. KOMANDİT ŞİRKET: Ticari bir işletmeyi bir ticaret ünvanı altında işletmek üzere kurulan ve ortaklardan bir yada birkaçının şirket alacaklılarına karşı sınırlı sorumlu, diğer ortakların ise sınırsız sorumlu bulunduğu şirkettir. ORTAKLARDAN BİRİ YADA BİRKAÇI SINIRLI DİĞER ORTAKLAR İSE SINIRSIZ SORUMLUDURLAR.
SINIRSIZ SORUMLU; KOMANDİTE SINIRLI SORUMLU; KOMANDİTER

3. ANONİM ŞİRKET: Bir ünvana sahip, esas sermayesi muayyen ve paylara bölünmüş olan borçlarından dolayı da sadece malvarlığıyla sınırlı olarak sorumlu buluna' ANONİM ŞİRKET EN AZ BEŞ ORTAKLA KURULUR SERMAYESİ EN AZ 5 MİLYAR OLMALIDIR. SERMAYE HER BİRİ EN AZ 500 TL DEĞERİNDE PAYLARA AYRILIR. HER BİR PAYI TEMSİL ETMEK ÜZERE ÇIKARILAN BELGEYE HİSSE SE DENİ DENİR
4. LİMİTED ŞİRKET: Bir Ticaret ünvanı altında kurulan ve ortak¬ların sorumluluğu sınırlı olan ve şirket sermayesi muayyen olan şirkettir. ORTAK SAYISI EN AZ 2 EN FAZLA 50 OLABİLİR. ŞİRKET SERMA¬YESİ EN AZ 500.000.000 TL OLMALIDIR. LİMİTED ŞİRKETLER BANKACILIK VE SİGORTACILlK YAPAMAZLAR.

5. KOOPERATİFLER: Ortaklarının iktisadi çıkarlarını meslek ve geçinmelerine ilişkin ihtiyaçlarını karşılıklı yardım dayanışma ve kefalet şeklinde sağlayıp koruyan değişir sermayeli kuruluşlardır. Koope¬ratiflerin paylan en az i 0.000 TL ve en fazla 500.000 TL olabilir. KOOPE¬ RATİFLER EN AZ YEDİ KİŞİ İLE KURULUR.
3. KlYMETLİ EVRAK HUKUKU
Kıymetli Evrak; Hakkın senede bağlı olduğu ve senetsiz devredilme¬sinin yada ileri sürülmesinin mümkün olmadığı senetlerdir. Kıymetli evraklar şunlardır;

1. BONO
2. POLİÇE
3. ÇEK
4. HİSSE SENETLERİ
5. TAHVİLLER
6. KONİSMENTO
7. MAKBUZ SENEDİ
8. VARANT.
BONO POLİÇE VE ÇEKE KAMBİYO SENEDİ DENİR. KIYMETLİ EVRAK DEVİR YÖNÜNDEN ÜÇE AYRILIR; KIYMETLİ EVRAKIN DEVRİ;
1. NAMA YAZILI KIYMETLİ EVRAK
2. EMRE YAZILI KIYMETLİ EVRAK
3. HAMİLE YAZILI KIYMETLİ EVRAK

NAMA YAZILI KIYMETLİ EVRAK: Başkasının adına yazılı olan senettir.
EMRE YAZILI KIYMETLİ EVRAK: Belirli bir kimsenin veya o kimse tarafından gösterilen kişinin alacaklı olduğu anlaşılan senetlerdir.
4. DENİZ TİCARETİ HUKUKU
Denizde gemilerle eşya ve yolcu taşıma işlerini düzenleyen hukuk kurallarından oluşur.
Gemi; Tahsis edildiği gayeye uygun olarak kullanılması denizde hareket etmesi imkanına bağlı bulunan ve pek de küçük olmayan her türlü tekneye denir.
Bayrak; Geminin bağlı olduğu devleti gösterir.
Bağlama limanı; Gemiye ait seferlerin yönetildiği limandır. Gemi Sicili; Gemilerin yazıldığı sicildir.
Donatan; Gemisini deniz ticaretinde kullanan kişiye denir. Kaptan; Gemiyi sevk ve idare eden kimseye denir.
Navlun Sözleşmesi; Deniz yoluyla eşya taşımak üzere yapılan
sözleşmeye navlun sözleşmesi denir. .
Navlun;Taşıma karşılığında ödenen ücrete denir.

5. SİGORTA HUKUKU
Sigorta ikiye ayrılır;
SİGORTA;
1. ÖZEL SİGORTALAR
2. SOSYAL SİGORTALAR
A. BAĞKUR
B.SSK
C. EMEKLİ SANDIĞI
Sosyal sigortalar mecburidir. Sigorta Poliçesi; Tarafların karşılıklı hak ve borçlarını gösteren ve
sigortacı tarafından sigorta ettirene verilen belgeye denir. Sigorta primi; Sigorta ettirenin sigortacıya ödemek zorunda
olduğu ücrettir.
Sigorta Tazminatı; Tehlikenin gerçekleşmesi yada hasarın oluşması sonucunda sigortacının sigorta ettirene ödeyeceği tazminattır.

3. DEVLETLER ÖZEL HUKUKU
Bir kişiyi devlete bağlayan hukuki bağa vatandaşlık ve bu kişiye de
vatandaş yada (teba) denir.
Uyrukluk iki ,Şekilde kazanılır
UYRUKLUGU KAZANMA ŞEKİLLERİ;
1. ASLİ UYRUKLUK; (DOĞUMLA KAZANILAN UYRUK¬LUKTUR)
2. MÜKTESEP (KAZANILMIŞ) UYRUKLUK; DOĞUMDAN BAŞKA BİR SEBEPLE VATANDAŞLIĞIN KAZANILMASIDIR.
Örneğin bir Türk'le evlenen yabancı devlet vatandaşı kadın, Türk vatan¬daşlığını kazanır.
KANUNLAR İHTİLAFI (YASALAR ÇATIŞMASI): Yabancılık unsuru taşıyan ilişkilerde hangi devlet kanununun uygulanacağını ya da uyuşmazlığın hangi devlet mahkemesinde çözümleneceğini gösterir.

ÖZET:

Özel hukuk, şahısların birbirleriyle olan ilişkilerini, yani "eşitlerarası ilişki¬leri" düzenleyen hukuk kurallarının tümüdür. "Kamu Hukuku" gibi "Özel Hukuk" da bir üst kavram olup çeşitli hukuk dallarına ayrılır. Özel hukukun dalları, Medeni Hukuk, Ticaret Hukuku ve Devletler Özel Hukukundan ibarettir. Medeni Hukuk, şahısların toplum halinde yaşaması bakımın¬dan bir hüküm ve değer arz eden bütün eylem ve davranışlarını, işlemleri¬ni ve ilişkilerini düzenleyen hukuk kurallarının tümüdür. Ticaret hukuku, şahıslar arasındaki "ticari ilişkileri" düzenleyen hukuk kurallarıdır. Dev¬letler Özel Hukuku, çeşitli devletlere mensup bulunan, aynı uyruklukta (tabiiyette) olmayan şahıslar arasındaki özel hukuk ilişkilerine hangi dev¬letin kanununun uygulanacağını ve şahıslarla şeylerin uyrukluğunu dü¬zenleyen hukuk kurallarından oluşur.


ŞAHSİYETİN KORUNMASI

Şahsiyeti oluşturan unsurlar,.ehliyetler, şahsi haller ve şahsiyet' haklarıdır. Şahsiyet hakları, mutlak haklardandır. Şahsiyet hakları,şahsa bağlı haklardandır.

ŞAHSİYET HAKLARININ KONUSU:Şahsiyet hakları, bir şahsın, maddi, manevi ve iktisadi bütünlüğü üzerindeki mutlak haklardır.
ŞAHSİYETİN DAHİLEN KORUNMASI: Bir şahsın. şahsiyeti haklarının biz¬zat kendisine karşı korunması demektir: Medeni Kanuna göre, kimse medeni hak¬lardan ve onları kullanmaktan feragat edemez.
ŞAHSİYETİN HARİCEN KORUNMASI: Şahsiyet haklarını dıştan gelebile¬cek olan haksız saldırılara karşı korumak demektir. . .
Şahsiyeti dışa karşı koruyan dört dava vardır:

1. Tespit davası: Şahsiyet hakkı hukuka aykırı olarak tecavüze uğrayan kimse, sona ermesine rağmen etkisi devam eden tecavüzün hukuka aykırılığının tespitini ve gerekiyorsa kararın yayınlanmasını yada üçüncü kişilere bildirilmesini talep edebilir.
2. Men Davası: Bir kimsenin şahsiyet haklarına karşı haksız bir saldırıda bulunulması ve saldırının hala de devam etmekte olması halinde açılabilecek olan dava tecavüzün men'i davasıdır. ,
3. Önleme, Davası: Halen mevcut olmamakla beraber bir takım belirtiler¬
den pek yakın bir zamanda gerçekleşmesi beklenen bir haksız saldırı tehlikesine karşı açılan davadır.
4. Tazminat Davası: Haksız saldırı Sonunda zarar gerçekleşmişse, zararın tazmin edilmesi gerekir. Maddi zararın giderilmesi için açılan dava maddi tazminat, manevi zararı giderilmesi için açılan dava ise manevi tazminat davasıdır.


1.Bir şahsın şahşiyet haklarına bizzat kendisine karşı korunmasına ne de¬nir?
A) Şahsiyetin dahilen korunması
B) Şahsiyetin haricen korunması
C) Şahsiyetin kamu kudreti ile korunması
D) Şahsiyetin devletçe korunması
E) Hiçbiri

Yanıt: A'dır. Şahsiyetin dahilen korunması, bir şahsın şahsiyet haklarının biz¬zat kendisine karşı korunması demektir.


2.Aşağıdakilerden hangisi manevi bütünlük üzerindeki hakların konusu¬nu teşkil eden manevi varlıklardan sayılmaz?
A)'Resim B) ikametgah C) Sır ve İnançlar
D) isim E) Şeref ve haysiyet
Yanıt: B'dir. ikametgah, manevi varlıklardan sayılmaz.

3. Aşağıdakilerden hangisi şahsiyeti dışa karşı koruyan davalardan biri¬dir?
A) istihkak
B) Menkul
C) Alacak
D) İade
E) Tazminat
Yanıt: E'dir. Tazminat Davası ile hukuka aykırı şekilde ika edilen fiil ile uğra¬nılan zararın giderilmesi talep edilir.


4.Aşağıdakilerden hangisi şahsiyet haklarının özelliklerinden biri değildir?
A) Doğum ile kazanılması
B) Şahsa bağlı olması
C) Mirasçılara geçebilmesi
D) Herkese karşı ileri sürülebilmesi
E) Ölüm ile ortadan kalkması

Yanıt: C'dir. Şahsiyet hakları, başkalarına devredilemedikleri gibi, mirasçıla¬ra da geçmezler.


5.Bir kimsenin manevi bütünlüğüne yönelik saldırının durdurulabilmesi için açılması gereken dava hangisidir? .
A) Tespit
B) Men
C) Tazminat
D) İstihkak
E) Hiçbiri
Yanıt: B'dir. Halen devam eden tecavüzün durdurulabilmesi için açılması ge¬reken dava men davasıdır.

6.Aşağıdakilerden hangisi şahsiyeti koruyan davalardan biri değildir?
A) Tazminat B) Men C) Tespit D) İptal E) Önleme,
Yanıt: D'dir. iptal davası, hukuka aykırı idari işlemlerin iptali için açılır.

ÖZET:
Şahsiyet hakları bir şahsın maddi, manevi ve iktisadi bütünlüğü ve var¬lıkları üzerindeki mutlak haklardır. O halde bir kimse, şahsiyetine dahil olan unsurlara örneğin sağlığına, vücut tamlığına, şeref ve haysiyetine, sırlarına, ismine, resmine ve hürriyetlerine karşı haksız saldırılarda bu¬lunmaktan kaçınılmasını herkesten ister. Şahsiyet hakları şahsa bağlı hak olduklarından, başkalarına devredilemedikleri gibi, mirasçılara da geçmezler.
Hukuk düzeni şahsiyetin korunması için gerekli önlemleri almıştır. Şahsi¬yet dahilen ve haricen olmak üzere iki türlü korunmaktadır.
Şahsiyetin dahilen korunması demek, bir şahsın şahsiyet haklarının bizzat kendisine karşı korunması demektir. Bu da, kimsenin kısmen bile ol¬sa hak ve fiil ehliyetlerinden feragat etmesinin ve hürriyetlerini hukuka ve ahlaka aykırı biçimde kısıtlamasının önlenmesi şeklinde olmaktadır.
Şahsiyetin haricen korunması ise, şahsiyet haklarına başkaları tarafın¬dan yapılacak haksız saldırılara karşı bir kimsenin çeşitli davalarla hima¬ye edilmesidir. Bu davalar; tespit, men, önleme ve tazminat davalarıdır. Tazminat davaları da maddi ve manevi tazminat olmak üzere ikiye ayrıl¬ır.

SINIRLI AYNI HAKLAR

Sınırlı ayni haklar sahibine mülkiyet hakkı gibi tam ve geniş yetkiler değil, sınırlı yetkiler veren ayni haklardır. Bunlar sahibine ya "kullanma" ya da o eşya¬dan "yararlanma" yetkisi verirler. Üçe ayrılırlar.
A. İRTİFAK HAKLARI: Sahiplerine başkasına ait bir şey üzerinde sadece kullanma veya yararlanma ya da hem kullanma hem de yararlanma yetkilerini veren ayni haklardır.
Üç grupta toplanırlar:
1. Ayni irtifak Hakları: Bir gayrimenkul malikinin lehine ve diğer gayrimen¬kul malikinin aleyhine olmak üzere kurulan irtifak haklarıdır. .
2. Şahsi irtifak Hakları: Bir kimse lehine o kimsenin bir gayrimenkulün ma¬liki olup olmadığına bakılmaksızın kurulan irtifak haklarıdır ¬
3. Karışık irtifak Hakları: Mahiyetleri itibariye ayni ve şahsi irtifak hakları¬nın niteliğini taşıyan irtifak haklarıdır.
B. REHİNHAKLARI: Sahibine alacağım borçludan alamadığı taktirde re¬hin' konusu eşyayı paraya çevirterek, alacağını elde etme yetkisi veren ayni hak¬lardır. Gayrimenkul ve menkul rehni olarak ikiye ayrılır.
1. Gayrimenkul Rehni: Gayrimenkul rehininin konusunu, gayrimenkul eş¬ya teşkil eder. Ancak bir gayrimenkulün rehnedilebilmesi için "tapuda kayıtlı ol¬ması" gerekir. . .
Medeni kanun üç türlü gayrimenkul rehni kabul etmiştir: Bunlar da "ipo¬tek", "ipotekli borç senedi" ve "irad senedi"dir.
2. Menkul Rehni: Gayrimenkul olmayan bir şey veya hakkın, bir alacağa teminat teşkil etmek üzere ve alacağını alamayan alacaklıya rehin olarak verilen şeyin satış bedelinden alacağını elde etmek imkanını veren bir rehin türüdür.


MÜLKİYETİN DEVRİ AMACINI GÜDEN
SÖZLEŞMELER

1. SATIMSÖZLEŞMESİ: Satıcının satılan malı, alıcının üstlendiği bir bedel karşılığında satıcıya vermeyi ve mülkiyeti nakletmeyi yükümlendiği bir sözleşmedir. Satım sözleşmesi "iki tarafa borç yükleyen" sözleşmelerdendir.
SATIM SÖZLEŞMESİNİN. ESASLI UNSURLARI: Bir sözleşmenin esaslı unsurları demek; o sözleşmenin mevcut olabilmesi için mutlak surette bulunması gerekli olan unsurlar demektir. Satım sözleşmesinin esaslı unsurları "satılan şey", "semen" ve tarafların satılan şey ile semenin mübadele edilmesi hususunda "an¬laşmaları"dır. - .

TÜRLERİ:
- Menkul Satımı
- Gayrimenkul satımı,
- Numune üzerine satım
- Tecrübe ve muayene şartıyla satım - Taksitle satım
- Arttırma ile satım

SATIM SÖZLEŞMESİNIN HÜKÜMLERI: iki yönden İncelenir:
1) Satıcının Borçları: Dört grupta toplanır:
- Teslim ve mülkiyeti nakit borcu
- Satılanı saklama borcu
- Ayıba karşı tekeffül borcu
- Zabta karşı tekeffül borcu
2) Alıcının Borçları: İki grupta toplanır:
- Semeni ödeme borcu
- Satılan! teslim alma borcu
II- TRAMPA SÖZLEŞMESI: Trampa'da satım gibi mülkiyetin devri amacını güden bir sözleşmedir. Ancak, satım bir malın para ile mübadele edilmesi olduğu halde, trampa bir malın başka bir mal ile mübadele edilmesidir. .
Satım sözleşmesine ilişkin hükümler, trampada da uygulanır.
III- BAĞIŞLAMA SÖZLEŞMESI: Bağışlama sözleşmesi ile bir kimse, mal¬varlığının tamamını veya bir kısmını teberru (karşılıksız kazandırma) kasdıyla, bir kimseye devreder veya taahhüt eder.
Bağışlama bir kazandırıcı işlemdir.
TÜRLERI: iki türde yapılabilir.
a) Elden Bağışlama: Sadece eşyanın teslimi ile gerçekleşir:
b) Bağışlama Taahhüdü: Yazılı şekilde yapılmak gerekir.

1.Aşağıdaki kavramlardan hangisi "karşılıksız kazandırma" anlamını taşır.
A) Teberru B) Akit C) Sükna D) Vedia E) Şufa
Yanıt: A'dır.

2."Gayrimenkul satımların resmi şekilde yapılması gerektir" Menkul sa¬tımları ne şeklide yapılmalıdır?
A) Resmi B) Yazılı .
C) Sözlü D) Resmi sözlü
E) Herhangi bir şekilde yapılmak gerekmez.
Yanıt: E'dir.

3.Aşağıdakilerden hangisi satım sözleşmesinin türlerinden biri değildir?
A) Açık Arttırma B) Tecrübe şartıyla satım C) Menkul satımı
D) İpotek E) Nümune üzerine satım
Yiınıt: D'dir.

4."Bağışlama Sözleşmesi"nde amaç nedir?
A) Teberru B) ivaz C) Saik D) Kast E) Hiçbiri
Yanıt: A'dır.

5."Trampa" ne demektir?
A) Malın, para ile değiştirilmesi.
B) Malın, malla değiştirilmesi
C) Malın, herhangi bir şey ile değiştirilmesi
D) Paranın para ile değiştirilmesi
E) Hiçbiri
Yanıt: B'dlr.


6.Aşağıdakilerden hangisi, satım sözleşmesinde satıcının borçlarından bi¬ri değildir
A) Ayıba karşı tekeffül borcu
B) Zabta karşı tekellüf borcu
C) Satılanı teslim etme borcu
D) Mülkiyeti nakiI borcu
E) Satılanı sigorta ettirme borcu
Yanıt: E'dir.

7.Bir kimsenin, kendi kitabını arkadaşının kitabıyla değiştirmek hususun¬da anlaşma yapması aşağıdaki sözleşmelerden hangisine bir örnektir?
A) Takas B) Trampa C) Satım D) Bağışlama E) Mahsup
Yanıt: B'dir.





KULLANDIRMA AMACINI GÜDEN SÖZLEŞMELER

1. KİRA SÖZLEŞMESİ: Bununla bir kimse (kiralayan), bir bedel (ücret) karşılığında bir şeyin kullanılmasını veya ondan yararlanılmasını belli bir süre için başka bir kimseye (kiracı) bırakmayı taahhüt eder.

TÜRLERİ: İki türde yapılabilir.
A) xxx kira: Kiracıya, kiralanan şeyi sadece kullanma hakkını veren kira türüdür.
B) Hasılat Kirası: Kiracıya, kiralanan şeyi kullanma hakkının yanında, onun semerelerini toplama hakkını da verir.
KİRA SÖZLEŞMESİNİN HÜKÜMLERİ: Kiralayan ve kiracı açısından iki grupta toplanır.
1. Kiralayanın borçları: Kiralayan, kiralayan şeyi sözleşmenin gayesine uygun şekilde kullanmaya elverişli bir halde kiracıya teslim etmek ve kira süresi boyunca onu bu halde bulundurmak zorundadır.
2. Kiracının borçları: Kiracı. kira bedelini ödemek ve kiralanan şeyi özen¬le kullanmak ve dönem sonunda kiralanan şeyi geri vermek zorundadır.
KİRA SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ: Kira sözleşmesinin sona ermesi sebepleri şunlardır.
- Sürenin geçmiş olması
- Feshi bildirme
- Fesih
-Kira-kanununa göre tahliye
- Önemli sebeplerden dolayı feshi bildirme

II. ARIYET SÖZLEŞMESİ: Ariyet ile ariyet veren bir şeyin bedava kullanıl¬masını ariyet alana bırakma ve alan dahi o şeyi kullandıktan sonra geri vermekle yükümlü olur. .

III. KARZ SÖZLEŞMESİ: Karz sözleşmesi ile karz veren, bir miktar para veya diğer bir misli şeyin mülkiyetini karz alana devretmeyi, karz alanda miktar ve vasıfta eşit aynı türden misli şeyi karz verene geri vermeyi taahhüt ederler.

TÜRLERI:
1. xxx Karz: Karşılıksız yapılan karzdır.
2. Ticari Karz: Daima ivazlıdır, faiz vermek gerekir.

1."Ariyet" ne tür sözleşmelerdendir?

A) Kullandırma amacını güden sözleşmeler
B) İş görme amacını güden sözleşmeler
C) Mülkiyetin devri amacını güden sözleşmeler
D) Saklama amacı güden sözleşmeler
E) Teminat amacı güden sözleşmeler

Yanıt: -A'dır.




2.Hakkın yanında, semerelerin de sözleşmede "alacak" olarak konu teşkil ettiği kıra türü aşağıdakilerden hangisidir?
A) xxx kira
B) Nevi ile belli bir şeyin kirası
C) Şahsı ile belli bir şeyin kirası
D) Hasılat kirası
E) Hiçbiri
Yanıt: D'dır.


3."Ariyet sözleşmesi"nin konusu nedir?

A) Tüketilemeyen şeyler
B) Tüketilebilen şeyler
C) Menkul eşyalar
D) Haklar
E) Gayrimenkuller
Yanıt: A'dır


4."Para"nın semeresine ne ad 'verilir?
A) Gelir B) Faiz C) Semer D) Akar E) Öşür
Yanıt: B’dir.


5.Ödünç verenlerin uygulayacakları -faiz oranlarını kim tespit eder?
A) Maliye Bakanlığı
B) Ticaret Bakanlığı
C) Ticaret Mahkemesi ¬
D) TB.M.M.
E) Uyuşmazlık Mahkemesi
Yanıt: A'dır.


6.Aşağıdakilerden hangisi kullandırma amaçlı sözleşmelerden biri değil¬dir?
A) Vedia B) Karz C) Ariyet
D) xxx Kira E) Hasılat Kirası
Yanıt: A'dır.



7.Aşağıdakilerden hangisi karz sözleşmesinin konusu olabilir?
A) Kitap B) Şemsiye C) Para' D) Tava E) Otobüs
Yanıt: C'dir






İŞ GÖRME AMACINI GÜDEN SÖZLEŞMELER

I. HİZMET SÖZLEŞMESİ:
Bununla bir kimse (işçi), belirli veya belirsiz bir süre için hizmet görmeyi, di¬ğer taraf (işveren) ise buna karşılık bir, ücret ödemeyi taahhüt eder Hizmet Söz¬leşmesi "tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdir. ,.
UNSURLARI: Hizmet Sözleşmesinin esaslı unsurlarından bir işçinin "hiz¬met taahhüdü" diğeri ise işverenin "ücret taahhüdü"dür.
HÜKÜMLERİ: işçi işi bizzat yapmak, işverenin talimatına uymak, özen göstermemek zorundadır. İşveren ise, işçiye ücretini ödemek, avans vermek, alet ve malzemeyi sağlamak zorundadır,

II. İSTİSNA SÖZLEŞMESİ:
Konusu insan emeği olan sözleşmelerdendir. Bununla bir kimse (müteah¬hit), diğer tarafın (iş sahibi) ödemeyi taahhüt ettiği bir ücret karşılığında bir şey imal etmeyi taahhüt eder. "Şey"den kasıt bir eşya'dır.

HÜKÜMLERİ:
1. Müteahhit işi bizzat yapmak, işe. özen göstermek ve işi zamanında bitir¬mekle yükümlüdür.
2. İş sahibi ise ücreti ödemek, eserin ayıplı olması halinde müteahhide du¬rumu bildirmekle yükümlüdür.

III. VEKALET SÖZLEŞMESİ:
Bununla bir kimse (vekil), vekalet veren tarafa (müvekkil) bir işin idaresini veya bir hizmetin görülmesini taahhüt eder, Vekalet sözleşmesinde zamanın öne¬mi yoktur.
TÜRLERİ: xxx vekalet, itibar mektubu, itibar emri, tellallik gibi türleri vardır.

HÜKÜMLERİ:
1. Vekilin Borçları:
- İşi iyi bir şekilde yapmak
- İşi bizzat ,yapmak
2. Vekalet verenin borçları:
- Ücret ödemek
- Masraflar karşılığını ödemek
SONA ERMESI: Vekalet, azil ve istifa ile ayrıca vekalet verenin ölümü ve iflası ile sona erebilir.


1."İstisna" ne tür sözleşmelerdendir?
A) iş görme amacını güden sözleşmelerden
B) Kullandırma amacını güden sözleşmelerden
C) Mülkiyetin devri amacını güden _özleşmelerden
D) Saklama amacı güden &özleşrı1olarden
E) Teminat amacı güden sözleşmelerden
Yanıt: A'dır.

2.Bir şahsın başka bir kimsenin resmini yapması, hangi sözleşmenin ko¬nusunu oluşturur?
A) İstisna B) Vedia C) Vekalet D) Hizmet E) Emanet
Yanıt: A'dır.

3.Aşağıdakilerden hangisi "Vekalet Sözleşmesi" türlerinden biri değildir?
A) Simsarlık B) İtibar emri C) İtibar mektubu
D) xxx vekalet E) Müteselsil vekalet
Yanıt: E'dir.


4."İstifa" ne demektir?
A) İşi bırakma B) İşe alınma C) İşi tatil etme
D) İşçi alma E) Hiçbiri
Yanıt: A'dır.


5.Vekalet verenin, tek taraflı irade açıklamasıyla sözleşmeyi feshetmesine ne denir?
A) Kabul, B) Red C) İstifa D) Azil E) Vekil
Yanıt: D'dir.

6.Hizmet sözleşmesini düzenleyen hükümler, Borçlar Kanunu dışında aşağıdaki kanunların hangisinde yer alır?
A) İcra - İflas Kanunu B) Medeni Kanun
C) Ticaret Kanunu D) Ceza Kanunu
E) Toplu İş sözleşmesi, grev ve lokavt kanunu
Yanıt: E'dir.


7.İstisna Sözleşmesinde, Işın başlangıcında kesin surette tespit edilmiş olan ücrete ne ad verilir?

A) Takribi ücret B) Götürü ücret C) Peşin ücret
D) Brüt ücret E) Nakdi ücret
Yanıt: B'dir.



ÜNİTE. 26 SAKLAMA VE TEMİNAT AMACINI GÜDEN SÖZLEŞMELER

I. VEDIA SÖZLEŞMESI: Bununla, vedia alan (müstevda) vedia veren (mu¬di) tarafından kendisine tevdi edilen (bırakılan) şeyi kabul ve onu emin bir yerde saklamayı taahhüt eder.
Herhangi bir şekle tabi değildir.
HÜKÜMLERİ: Vedia alan, vedia konusu olan şeyi vedia verenin izni olma¬dıkça kullanamaz. Vedia veren ise, bütün masrafları ödemek zorundadır.

TÜRLERİ:
1. xxx Vedia: Eşyanın kullanılmasının mümkün olmadığı vediadır.
2. Usulsüz Tevdi: Vedia alan, xxx vediada olduğu gibi aynen değil, eşyayı mislen geri vermekte yükümlüdür.
Ayrıca yediemine tevdi, Ardiye, Mukavelesi ve Otelciye tevdi türleri vardır.
II. KEFALET SÖZLEŞMESİ:Borçlunun borcunu ifa etmemesi halinde, ke¬filin bundan şahsen sorumlu olmasını alacaklıya taahhüt ettiği sözleşmedir. Tek ta¬rafa borç yükleyen sözleşmelerdendir.

GEÇERLİLİK ŞARTLARI:
1. Asıl Şartlar: Geçerli bir asli borcun bulunması ve kefilin ehliyeti
2. Şekil Şartlar: Sözleşme yazılı şekilde yapılması ve sorumlu olunacak miktarın sözleşmede yazılı olması gerekir.
TÜRLERI: Kefalet sözleşmesinin xxx, Müteselsil, Birlikte, Kefile Kefalet ve Rücua Kefalet olmak üzere beş çeşidi vardır.
SONA ERMESİ: Asıl borcun İfa, imkansızlık, takas gibi sebeplerle ortadan kalkması halinde sona erer.

Sözleşme Türleri II Vekalet Sözleşmesi, Kefalet Sözleşmesi, Finansal Kiralama Sözleşmesi, Franchise Sözleşmesi, Factoring Sözleşmesi
Vekalet Sözleşmesinin tanımını verebilmek, Vekalet sözleşmesinin taraflarını ve bunların yükümlülüklerini kavrayabilmek, Sözleşmenin sona erme nedenlerini saptayabilmek Vekalet sözleşmesiyle vekil, vekalet verene karşı bir işin idaresini veya bir hizmetin görülmesini üstlenir. Vekalet sözleşmesi ücretli olabileceği gibi ücretsiz de olabilir. Vekil kural olarak üstlendiği işi bizzat yapmak zorundadır, başkasına yaptıramaz. Ancak kanunda belirlenen ayrık durumlarda, o işi başkasına yaptırabilir. Vekalet sözleşmesi, diğer sözleşmeler gibi normal sona erme sebepleriyle ortadan kalkabilir. Ayrıca vekalet sözleşmesine özgü sona erme sebebi olan azil veya istifa sebebiyle de vekalet sözleşmesi sona erebilir. İstifa, vekilin tek taraşı irade açıklaması ile sözleşmeyi sona erdirmesidir. Azil ise, vekalet verenin tek taraşı irade açıklaması ile vekilin görevine son vermesidir. Kefalet Sözleşmesinin tanımını verebilmek, Kefalet sözleşmesinin taraflarını ve bunların yükümlülüklerini kavrayabilmek, Sözleşmenin sona erme nedenlerini saptayabilmek Kefalet, teminat (güvence) amacını güden sözleş melerdendir.
Kefalet sözleşmesiyle kefil borçlunun borcunu ifa etmemesi halinde bundan şahsen sorumlu olmayı alacaklıya taahhüt eder. Kefalet borcu ancak geçerli bir asli borcun mevcudiyeti halinde hüküm ifade ettiğinden "fer’i" borçtur. Kefalet borcu aynı zamanda "tali" bir borçtur; zira önce asıl borçlunun takip edilmesi ve borç asıl borçlu tarafından ödenmezse ondan sonra kefile başvurulması gerekir. Kefalet sözleşmesinin geçerli olarak doğabilmesi için, geçerli bir asli borcun mevcut olması, kefilin ehliyeti, sözleşmenin yazılı olarak yapılması ve kefilin sorumlu olacağı tutarın belirtilmiş bulunması gerekir. Kefil asıl borçlu ile birlikte, borçlunun kusur veya temerrüdünün kanuni sonuçlarından, dava ve takip masraflarından ve faizlerden sorumludur. Finansal kiralama sözleşmesinin tanımını verebilmek, finansal kiralama sözleşmesinin taraflarını ve bunların yükümlülüklerini kavrayabilmek, sözleşmenin sona erme nedenlerini saptayabilmek
Finansal kiralama sözleşmesinin esası, malın mülkiyet hakkı ile ekonomik olarak işe yararlılığının birbirinden ayrılması, malın hukuki sahibi ile ekonomik sahibinin farklı kişiler olmasıdır. Finansal kiralama sözleşmesi kiralayanın, kiracının istemi ve seçimi üzerine üçüncü kişiden satın aldığı veya başka şekilde sağladığı malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere ve belli bir süre feshetmemek şartı ile bedeli karşılığında, kiracıya bırakmayı öngördüğü bir sözleşmedir. Finansal kiralama sözleşmesinin esaslı unsurları; finansal kiralama konusu mal, finansal kiralama bedeli, feshedilmezlik süresi ve taraflar arasındaki anlaşmadır. Kiracının temel borcu, kiralama bedelini ödemek, kiralayanın temel borcu ise, sözleşme konusu malı satın alarak veya başka şekilde sağlayarak zilyetli ğini kiracıya bırakmaktır. Finansal kiralama sözleşmesi, süreli ise kendiliğinden sona erebileceği gibi, taraflardan birinin feshi ve sözleşmeden dönmesi gibi nedenlerle sona erer. Franchise sözleşmesinin tanımını verebilmek, franchise sözleşmesinin taraflarını ve bunların yükümlülüklerini kavrayabilmek, Sözleşmenin sona erme nedenlerini saptayabilmek Franchising, bir kimsenin, başkasının ilke ve buyruklarına uyarak ve bir bedel karşılığında onun ürününü ya da hizmetini değerlendirerek pazarlama imtiyazı sağlamasıdır. Franchise verenin borçları, malları franchise alana kullandırma ve franchise alanı desteklemektir. Franchise alanın borçları ise; mal ya da hizmetin sürümünü yapmak ve artırmak, kendisine sunulan maddi olmayan malları kullanmak, işletme pazarlama ilkelerine uymak ve ücret ödemektir. Franchise sözleşmesi, sürenin sona ermesi, olağan fesih, olağanüstü fesih, taraflardan birinin ölümü, işası ve ehliyetini kaybetmesi hallerinde sona erer. Factoring sözleşmesinin tanımını verebilmek, factoring sözleşmesinin taraflarını ve bunların yükümlülüklerini kavrayabilmek, sözleşmenin sona erme nedenlerini saptayabilmek Factoring, müşterinin üçüncü kişilerden olan alacaklarının, factoring şirketi tarafından bedeli peşin ödenerek satın alınmasıdır. Mal ve hizmet satışı yapan bir ticari işletmenin vadeli alacaklarının factor denilen bir mali kuruluş tarafından, alacaklıya başvuru hakkı olmaksızın satın alındığı finansal hizmettir. Verilen tanımdan da anlaşılacağı gibi factoring işleminde üç ilgili taraf bulunmaktadır:Müşterinin alacaklarını, karşılığını peşin olarak ödeyerek devir ve satın alan şirket (factor), alacaklarını factoring şirketine devreden işletme (satıcı) ve müşterinin alacaklı olduğu işletme ya da kişi (borçlu)

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1798
favori
like
share
kkardelen Tarih: 06.03.2009 15:37
süper ya
schlizer Tarih: 11.01.2009 01:43
AÖF de yeni sayılırım. İşletme (ilk senedeyim). Bilemiyorum bu yazılar sadece kopyala / yapıştır ın ürünümüdür yada gerçekten emekmi verdiniz. Ilk olasılığı bir hayli yüksek tutuyorum ama bu okadar da önemli değil. Sorum şu ki... Sadece bunları ezberlersem arasınavda iyi puan alırmıyım?

Teşekkürler..
GÜLŞAH SEVİM Tarih: 06.01.2009 20:38
ELLERİNE SAĞLIK ÇOOK GÜZEL OLMUŞ