[color="#aaa225"]İlk insandan, modern insana kadar birçok şey değişti. Çevre, iklim, toplum, kültür, hayvanlar, kıtalar, okyanuslar, hatta evren. Ancak tek bir şey değişmedi oda dünyayı algılama şeklimiz.


Düşünün ki her birimiz bir şeyleri görüyor, duyuyor, kokluyor, bir şeylere dokunuyor, tadıyoruz. Ancak hiç kimsede aynı şeyde mutabık kalamıyor. Kendimize bir başlangıç noktası seçelim, bu nokta öyle bir şey olsun ki dünyanın neresinden bakarsanız bakın aynı olsun. Aynı gözüksün yada aynı tat’da olsun diyemiyorum çünkü hangi duyu organımızı kullanacağımızı seçmediğimiz için aynı olsun diyebiliyorum. Mesela bu evrenin oluşumundan beri çok az değişmiş olan Kutup Yıldızı olsun, belki ilk zamanlarda farklı Kutup Yıldızı vardı ancak biz şimdikinden bahsedelim, belki başlangıç noktası olarak güneşi de seçebilirdik ancak, parlaklığı ve konumu dünyanın neresinde olduğunuza göre değiştiği için ve mevsimlere ve gece gündüze bağlı olduğu için Kutup Yıldızı seçtik diyelim. Şimdi bu Kutup Yıldızı’na verdiğimiz yada vermiş olabileceğimiz, insanoğlu olarak, anlamları düşünelim.

Dünyanın Kuzey Kutbu’nu gösterdiği için Kutup Yıldızı, denizlerdeyken yolumuz gösterdiği için bizim dayanak noktamız, evde otururken baktığımızda her zaman aynı yerde olduğu için evrenin değişmez noktası, her zaman gözümüz ona kaydığı için en sevdiğimiz yıldız, hatta daha bir güzel olan diğerlerine göre. Bilim adamlarına göre yalnızca diğer yıldızlar gibi bir yıldız, yada daha yüzlerce mitlerden türemiş, yada bizim uydurduğumuz bir anlam verebiliriz. Dünyanın neresine giderseniz gidin, kiminle konuşursanız konuşun, bu insanın, yaşına, kültürüne, eğitimine, dünya görüşüne hatta dinine göre size farklı cevaplar verecektir Kutup Yıldızı hakkında. Peki ama Kutup Yıldızı’nı bu kadar farklı yapan şey ne? Size söyleyeyim hiçbir şey.

En basit örnek olarak Güneş’i seçsek bile, insanlar ona bir çok farklı anlam yüklemiş ve yüklemeye devam ediyorlar, kimisi orta sınıf bir yıldız derken kimsi hayatın kaynağı, kimsi altın bir top, kimisi ateşten bir top, kimisi bir füzyon yumağı, kimisi ise size onun bir tanrı olduğunu söyleyecektir.

Peki kim haklı? Tabi ki hepside haklı, hepsi kendi algıladıkları şeyi size söylüyorlar ve buna da bütün kalpleriyle inanıyorlar. Peki ama biz uzaydan gelmiş olsak ve gerçek de Güneş’in ne olduğunu bilsek ve tüm dünyada yaşayan insanlara Güneş’in ne olduğunu sorsak? Doğru cevabı bulabilmek için yanıtlar arasından hangisini seçmek zorundayız? En çok tekrarlanan cevabı mı? Yoksa en bilimsel olanı mı? En bilimsel olanı seçsek bile bilimin anlamı gereği bu doğru olamaz. Çünkü bilim yalnızca bunu doğru olabileceğini, yalnızca aksi ispat edilene kadar doğru kabul edileceğini söyler.

Peki öyleyse doğru olan nedir? Ya da dünya üzerinde herhangi bir konu yada şey hakkında herkes tarafından doğru olarak kabul edilmiş bir şey var mıdır? Tanrı desek herkesin tanrı anlayışı farklı, hatta aynı dinden olsalar bile. Zaman desek, herkes zamana farklı değerler yüklerken, bazen yavaş bazen de hızlı geçtiğinden yakınır.

Peki tüm bu algıları, insan dışında bir şey ile yargılayarak sonuca varmak istesek ve bir makine yapsak. Mesela bu zamanı ölçse, bu makineyi yargılayacak en azından sonuçlarını değerlendirecek olan yine insan ve yanılma payı yine var. Zaten yinede herkes aynı kanıda olmayacaktır.

Peki öyleyse evrende hiç mutlak doğru, yada mutlak bilgi diye bir şey yok mudur. Gezegenin yada evrenin neresinde olursanız olun sorduğunuzda cevabı geldiğinde aynı sizin cevabınız gibi olan bir soru var mı? Evet bu imkansız gibi gözüküyor, hatta bilim kurgu gibi.

İnsanlar soluduğumuz havaya bile bu kadar çok şey yüklemiş ve ona birçok isim verdiği halde ki bu havadan dünyanın her yerinde ki insan aynı şekilde yararlanıyor fakat hepsine göre farklı bir anlamı var. Biz evrene çıktığımızda bir uzaylıya sorduğumuzda cevabının aynı bizim cevabımız gibi olacak tek soru: 2+2=4 olacaktır. Yani matematik. Evrenin her yerinde evrenin varoluşundan beri hiçbir şekilde değişmeyen tek şey, yani evrenin kendi kuralları.

İşte bunlar matematik, fizik, kimya gibi bilimler ile tartışılıyor ve araştırılıyor. Siz bırakın yabancı bir ülke yada kıtayı, farklı bir dil yada kültürü. Farklı bir güneş sistemine gitseniz bile karşınıza çıkan kişiye 2+2=? diye sorsanız onun cevabı yinede 4 olacaktır. Farklı semboller, yada farklı bir dille hatta düşünce yoluyla bile olabilir, size dokunarak cevaplayabilir yada kokusunu alabileceğiniz bir esans ile, dört kere bir organını oynatabilir yada tadı size 4 ü anımsatan bir madde sunabilir. Siz cevabı ne şekilde anlarsanız anlayın, hangi duyu organınız yardımıyla yorumlarsanız yorumlayın, karşınızdakinin kültürü sizinkine ne kadar yabancı olursa olsun yada 4 rakamına ne gibi anlamlar yüklemiş olursa olsun cevap yine de 4 olacaktır. İster roma rakamıyla, ister gördüğünüz 4 gibi, yada karşınızdakinin size sunduğu herhangi farklı bir şekildeki dört gibi. Ancak cevap hep aynı olacaktır.

O yüzden çevrenize bir bakın. Algıladığınız her şey size ne ifade ediyorsa yalnızca size o şekilde ifade ediyor. Eğer bu size ifade eden şeyleri çok güzel anlatabilirseniz ve insanın kafasında her zaman aynı şeyleri yaratmayı başarabilirseniz beklide ölümsüz bir yazarsınız demektir. Ancak evrenin her yerinde geçerli olan bir şekilde düşünüyor ve araştırıyorsanız analitik bir düşünce yapısına sahip ve de bir bilim adamısınız demektir. Şimdi de sıra her denklemi sağlayan formülü bulmakta demektir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 422
favori
like
share