Enaniyet; kendini beğenmek demektir. Enaniyetli insan büyüklük taslar, aczini unutup çevresine hava atar. Ancak insan kendini beğenmekle değil kendisini Allah'a ve dolayısıyla müminlere beğendirip Allah'ın rızasını kazanmakla mükelleftir.
Enaniyetin en mühim özelliği gurur yapıp kendisini üstün görmektir. Buna bağlı olarakta hiçbir zaman hatalı olduğunu kabul etmez dolayısıyla kendini daima en doğru zanneder.
Allah (C.C.) tüm eksikliklerden münezzehtir, Samed'dir (herşey O'na muhtaçtır) O ise hiçbir şeye muhtaç olmayandır. (Gani)


"İnsanlara yanağını çevirip (büyüklenme) ve böbürlenmiş olarak yeryüzünde yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez. " (Lokman Suresi 18)

Kibir ve enaniyet hiçbir zaman Allah'ın beğendiği bir tavır olmaz ve bunları yapanlar hep hüsrana uğramaya mahkumdurlar. Böyle bir hareketin müminler tarafından kabul görmesi de mümkün değildir. Enaniyetli insan sanki üstüne bir pislik bulaşmış gibi ya da kötü bir koku gibi rahatsızlık verir ve onun çevresindeki herkesi uzaklaştırır.

" Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden engelleyeceğim. Onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar; dosdoğru yolu (rüşt yolunu) da görseler, yol olarak benimsemezler, azgınlık yolunu, gördüklerinde ise onu yol olarak benimserler. Bu onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları dolayısıyladır. " (Araf Suresi 146)

Aklın kapanması enaniyetin doğal bir sonucudur. Kendini üstün ve yeterli gören bir insanda da gerçek imandan bahsetmek söz konusu değildir. İbadetlerini yerine getirmez ve Allah'tan gereği gibi korkup sakınmaz.


" Mesih ve yakınlaştırılmış (yüksek derece sahibi) melekler, Allah'a kul olmaktan kesinlikle çekimser kalmazlar. Kim O'na ibadet etmeye `karşı çekimser' davranırsa ve büyüklenme gösterirse (bilmeli ki,) onların tümünü huzurunda toplayacaktır. "


" Ama iman edenler ve salih amellerde bulunanlar, onlara ecirlerini eksiksiz ödeyecek ve onlara kendi fazlından ekleyecektir de. Çekimser davranlar ve büyüklenler, onları acıklı bir azapla azaplandıracaktır ve kendileri için Allah'tan başka bir (vekil) koruyucu bir dost ve yardımcı bulamayacaklardır. " (Nisa Suresi 172, 173)

Allah hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır. Yaptığımız tüm ibadetler ve ecir almak için işlediğimiz salih amellere bizim ihtiyacımız vardır. Allah'ın rızasını kazanmak için çaba harcamalı ve hiçbir fırsatı kaçırmamalıyız.


" Şayet onlar büyüklenecek olurlarsa, Rabbinin katında bulunanlar, O'nu gece ve gündüz tesbih ederler ve (bundan) bıkkınlık duymazlar. " (Fussilet Suresi 38)

Enaniyetten şiddetle kaçmalı ve nefsin oyunlarına düşmeden tevazu ve alçak gönüllülüğü benimsemeli. Aczini ve fakrını iyi düşünüp ona göre hareket edilirse enaniyet insana yaklaşmaz.
Enaniyet sustukça ihlas konuşur...





Enaniyet, insanın Allah’ın karşısındaki aczini unutarak kibirlenmesi, diğer insanları kendinden aşağı görmesi ve büyüklük hissine kapılmasıdır. Halbuki İnsan; Allah’ın lütfetmesiyle görme, duyma, işitme vb. gibi birçok nimetlerle teçhiz edilmiş başkasının yaratmasına ihtiyaç duyan aciz bir varlıktır.
İnsanın; kendisine verilen sayısız nimetler karşısında hakiki nimet vericiyi tanımaması,
şükretmemesi büyük ölçüde yanılgıdır. Hakiki, nimet veren Allahu azimüşşandır ve yine verdiği nimeti geri almada da iradesi sonsuzdur. Şöyle ki; İnsan kendisine verilmiş hiçbir özelliği yine kendisine mal edemez…

“Kün fe yekün” emri ilahisiyle; her şeyin onun emrin dahilinde olduğunu düşünen kimse, Allah’ın yaratışındaki hikmeti görüp, ona göre acizliğini bilen, dolayısıyla enaniyetten uzak duran güzel ahlaklı kimsedir.
Bediüzzaman enaniyeti bırakmanın, ihlası kazanmada en önemli adım olduğunu şöyle ifade eder:

“Ve hakkı, bâtılın saldırısından kurtarmak için… nefsini ve enaniyetini ve yanlış düşündüğü izzetini ve ehemniyetsiz rekabetkârane hissiyatını terk etmekle ihlası kazanır, vazifesini hakkıyla îfa eder.”(20. Lema)

İhlas tohumlarının yeşermesi için enaniyetten uzak durmak şarttır. Çünkü Enaniyet; kişinin kendi özelliklerini; sözlerini davranışlarını sevmesine neden olur.Böylelikle insanları beğenmeyip kendinden aşağı görmesini beraberinde getirir.zamanla dışarıdan gelecek uyarılara aldırış etmez.bu durum ilerledikçe Taraf-ı ilahiden gelen uyarılara, ihtarlara boyun eğmeme neticesine gelir ki inkara yönelmiş olur. Kuran-ı Kerim de bu kimselerden şöyle bahsedilmiştir;

“Ona: “Allah’tan kork” denildiğinde, büyüklük gururu onu günaha sürükler, kuşatır. Böylesine cehennem yeter; ne kötü bir yataktır o.” (Bakara Suresi, 206)

Kendisine yakışanı ifa eden mü’minler;

“İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah’ın rızasını ara(yıp kazan)mak amacıyla nefsini satın alır. Allah, kullarına karşı şefkatli olandır.” (Bakara Suresi, 207)

Bu ihtara kulak verenlerdir…

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2346
favori
like
share
kuber Tarih: 04.12.2008 09:54
değerli paylaşım için ALLAH razı olsun asiyan cım