[color="#b2a27b"]Ölmek, yaralanmak, sakat kalmak mukadderdir, her asker bunu bilir…

Öyle operasyonlara çıkılır ki, sıcaktan, soğuktan, uykusuzluktan, yorgunluktan öyle bir noktaya gelinir ki, öleyim de kurtulayım denilir.

Bu yüzden kimse korkmaz. Acemi bir asker bile içindeki ürpertiyi, üç günde atar.

O Cudi’nin keçi tırmanması zor yokuşlarından sırtında sırt çantası ile çıkmak kimi zaman ölümden de zordur.

Sağgöze’nin kurtları donduran soğuğunda bir gece geçirmek ölümle kardeş olmaktır.

Gabar’da Haziran sıcağı nedir, bilir misiniz? Güneşin alevini unutursun, kayalardan yansıyan ateşi hissedince…

Askerime, arkadaşıma bir şey olur korkusu kendi bacağına saplanan mermiden daha çok yakar insanı…

Biraz önce gördüğün, dudaklarında tebessüm, hayallerinde memleketi olan Mehmedin, biraz sonra dudaklarından sızan kanla toprağa uzanmış yatarken gördünüz mü siz?

Ya da, şehidin boynundan sızan kanın cüzdanının içindeki çocuğuna ait siyah beyaz fotoğrafı pembeleştirdiğine şahit oldunuz mu?

Size hiç şehit olmak üzere olan Mehmetçiğin “Komutanım ben Allah’ıma kavuşuyorum, siz intikamımı alın, çok huzurluyum, üzülmeyin” deyişini duyupta üzülmediğiniz oldu mu?

Asker korkmaz. Sadece sevdiklerini bir daha göremeyeceği için üzülür.

Ölümü tevekkülle kabul eder. Bacağının mayınla kopmasına alın yazım der.

Ölümden çok daha zoru nedir, bilir misiniz?

Bir Mehmedin şehit olduğu O’nun sevdiklerine bildirmektir.

Analarının hepsinin önceden içine doğmuştur. Kimisinin içi daralmış, kimisi rüyasını görmüş, kimisinin de kalbine müjdelenmiştir.

Sizin gelişinizi beklerler.

Kapılarını açtıklarında resmi üniformalı birini gördüklerinde hepsi anlar.

Ne siz bir şey söyleyebilirsiniz, ne de onlar bir şey duymak ister.

Hepsinde ortaktır. Kalplerine doğanı, beyinleri ile reddetmek isterler. “Lütfen, lütfen şehit oldu, demeyin” derler. Çocuklarının sakat kalmasına razıdırlar, sadece yüzünü görmek, sesini duymaları için.

Yaşarken rüyada olduklarını, uyanınca böyle bir şeyin olmayacağına inandırmaya çalışırlar kendilerini.

Olmaz ki…

Ağzınızdan, “Oğlun şehit oldu” cümlesi çıkmaz. Boğazınızı yumruk tıkar. Keşke ölsem de bunu ben söylemesem, dersiniz.

Çocuğunuz varsa, bilirsiniz…

Nasıl büyütülmüştür o Mehmetçik… Her gece uyurken kendisine şevkatle bakan bir annesi, gururla okşayan bir babası olmuştur. En küçük öksürüğünde telaşlanılan, omzuna elinizi koyacağınız bir oğlunuz bir anda hayallerinizden bile kayıp gider.

Tenini, sesini, saçlarını, göz bebeklerinin içini özleyeceğiniz oğlunuz bir yıldız olmuş, gökyüzündeki yerini almıştır.

İşte böyledir…

Bunları bile bile bir asker için ölmek mi daha iyi, yoksa oğlunun artık Allah’ına kavuştuğunu bir aileye söylemek mi?

Bugün 15 ailenin kapısı bu yüzden çalındı. Kapıyı açan mı, kapıyı çalan mı olmak daha zor, bilemiyorum…




Sedat Onar

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 259
favori
like
share
werbatim Tarih: 27.11.2008 19:23
çok zor olmlıdır çünkü her genç yitip giden bir gelecektir.
NaZ Tarih: 27.11.2008 19:06
[quote][COLOR=#b2a27b]Yaşarken rüyada olduklarını, uyanınca böyle bir şeyin olmayacağına inandırmaya çalışırlar kendilerini.

[COLOR=#b2a27b]Olmaz ki…[/quote]


Offff :79:

Her sehit haberini duydugumda ilk aklima anneleri geliyor, içine nasil bir ates düstügünü düsünüyorum, tabiki benim hissetigim o annenin hissettiginin yaninda sifir. Ama o halde ben dayanamiyacak gibi oluyorum. ALLAH'im onlara sabirlar versin Sehitlerimize rahmet eylesin.