Allah-u Teâlâ buyuruyor ki: “Sözünüzü tutun. Çünkü söz sorumluluktur.” (İsra: 34)
“Karşılıklı sözleştiğiniz zaman Allah’ın ahdini yerine getirin.” (Nahl: 91)
“Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getiriniz.” (Maide: 1)
“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınızı söylemeniz en çetin bir buğz (u gerektirmek) bakımından Allah indinde büyüdü.” (Saff: 2-3)

Ebû Hureyre (ra) anlatıyor:
Resûlullah (sav) buyurdular ki: “Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler. Söz verdiği zaman sözünde durmaz. Kendisine bir şey emanet edilirse hıyanet eder.”
(Buhari, Müslim)
Müslim’in bir rivayetinde: “Oruç tutsa, namaz kılsa, Müslüman olduğunu söylese bile” ilavesine de yer verilmiştir.

Abdullah b. Amr b. el-As (r.anhuma) anlatıyor:
“Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: “Şu dört haslet kimde bulunursa özbe öz münafık olur. Kimde bunlardan biri bulunursa onu bırakıncaya kadar kendisinde münafıklıktan bir parça bulunmuş olur. Kendisine emanet edildiğinde hıyanet eder, konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde sözünü tutmaz, hakime dava ulaştırdığında haktan sapar.”
(Buhari, Müslim)

Cabir (ra) anlatıyor:
Hz. Peygamber (sav) bana hitaben:
- “(Ey Cabir!) Bahreyn malı gelirse, sana şu kadar, şu kadar veririm” buyurdu. Ancak Bahreyn malı gelmeden Hz. Peygamber (sav) vefat etti. Bahreyn malı gelince Hz. Ebû Bekr (ra)’in emri üzere bir münadi:
- “Resûlullah’ın kime bir vadi, yahut borcu varsa bize gelsin” diyerek seslendi. Ben de kendisine vardım ve:
- “Hz. Peygamber (sav) bana şöyle şöyle buyurmuştu” dedim. Bunun üzerine Hz. Ebû Bekr bana bir avuç dolusu (altın yahut gümüş) verdi. Onları saydığımda beşyüz (dinar ya da dirhem) olduklarını gördüm. Hz. Ebû Bekr: “Onun iki katını daha al” dedi.”
(Buhari, Müslim)

Allah-u Teâlâ buyuruyor ki: “Bir kavim kendilerindekini değiştirmedikçe Allah şüphesiz onda var olanı (nimetlerini) değiştirmez.” (Ra’d: 11)
“İpliğini sağlamca büktükten sonra sonra söküp bozan kadın gibi olma.” (Nahl: 92)
“Onlar, daha evvel kendilerine kitap verilip de üzerlerinden uzun zaman geçmiş, artık kalpleri kararmış olanlar gibi olmasınlar.” (Hadid: 16)
“Fakat onlar buna da hakkıyla riayet etmediler.” (Hadid: 27)

Abdullah b. Amr b. el-As (r.anhuma) anlatıyor:
Resûlullah (sav) bana hitaben:
- “Ey Abdullah! Sen filan gibi olma! O gece (namaza) kalkardı. Sonra gece namazını terketti” buyurdu.”
(Buhari, Müslim)

Etiketler:
Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 617
favori
like
share
M.Kutsi Çil Tarih: 02.01.2009 23:43
Zamanımız insanına yabancı bir kavram.
talha50 Tarih: 18.12.2008 20:22
ALLAH razi olsun Ellerine saglik kardes
Asiyan Tarih: 29.11.2008 00:23
sözde sakat ahde vefa namustur derler teşekkürler özlemcim