[color="#9a2020"]Dün ODTÜ’den geçtim. Stadyumun basamaklarında boydan boya yazılmış devasa “Devrim” yazısını gördüm.

ODTÜ’lüler geçen hafta sonu yazmışlardı yazıyı…

Aslında “üzerinden geçmişlerdi” demek daha doğru…

Çünkü yazı oraya 1968’de yazılmıştı.

Fikir, Hüseyin İnan’ındı. Rivayete göre boyayı kimya mühendisliğindeki devrimciler, silinmesi zor bir formülasyonla hazırlamışlardı.

Sonra Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Taylan Özgür, Mustafa Yalçıner, Mete Ertekin gibi öğrenci liderleri bir gecede stadyumu “devrim”e boyamışlardı.

Yazı tam 40 yıl orada kaldı. Yağmura, rüzgara, kazımaya, darbelere direndi. Silinmedi.

Ve 40 yıl sonra geçen hafta sonu “netleştirildi”.


ODTÜ’lülerin stadyuma şarkılar eşliğinde “Devrim” yazdıkları gece, CNN’de, BBC’de son ekonomik krizi tartışan uzmanlar, adeta ağız birliği etmişçesine bunun “Reagan döneminin sonu” olduğunu söylüyordu.

Son çeyrek asırda Reagan’dan Bush’a uzanan ve dünyanın canına okuyan “iktisatta aşırı liberal/siyasette aşırı tehditkar” çizgi, asıl sonucunu şimdi veriyor ve ağır bir kalp kriziyle yeniliyordu.

Yerine neyin geleceği tam olarak bilinemese de çokları, başıboşluğa son verecek, daha iyi denetlenecek, adil bir vergi düzeni getirecek, sosyal tedbirlerle desteklenmiş, korumacı kamusal politikalara ihtiyaç duyulduğunda müttefikti.


Kontrolsüz piyasa hayali, yerini kamusal denetim ihtiyacına bırakıyor.

Sermayenin daha çok vergilendirilmesi, sosyal harcamaların artırılması ihtiyacı fark ediliyor.

Piyasaya güvenini kaybetmiş kitlelere güven aşılayacak, şeffaf yeni politikalar aranıyor.

Ve Amerika, Irak faturasını da içine alan bu krizden ülkeyi çıkaracak bir Demokrat yönetime hazırlanıyor.


Kamunun tasfiyesini ekonomik çıkış sayan, kamusal denetimin önünü tıkayan, adaletsiz vergi nizamını korurken yolsuzluklara kapı açan Türkiye’nin gündeminde de aynı başlıklar var.

Aslında onyıllardır sol hareketlerin programı olmuş hedefler bunlar…

Sadece bunlar mı?

Türkiye’yi hala kasıp kavuran Güneydoğu sorununa yaraları saracak, adil, barışçıl bir çözüm bulunması vaadi de…

Demokratik yeni bir anayasa ve o anayasayla temsil imkanları geliştirilmiş Meclis’e yeniden itibar kazandırılması,

rejimin sivilleştirilmesi ihtiyacı da…

Reformlara tekrar hız verilmesi, temiz bir yönetimin işbaşına getirilmesi, yolsuzlukla kararlılıkla mücadele edilmesi, hukukun üstünlüğünün tescil edilmesi gereği de…

Varoşların yeniden kazanılması ve kente entegrasyonu da…

Laiklikle inanç özgürlüğünü başarıyla dengeleyebilen bir demokratik tavır da…

Dünyayla barışık, sorun çözen bir dış politika anlayışı da…

Eğitimden sağlığa, yargıdan insan haklarına kadar özgürlükçü, sosyal bir yönetim anlayışının seferber edilmesi gereği de…


Sosyal demokrasi, Türkiye’de istediği kadar bu değişime ayak diresin, milliyetçiliğe meyletsin, muhafazakarlaşsın, demokratikleşme çabalarına mesafeli dursun, koşullar yenilikçi, çağdaş bir devrimci anlayışı dayatıyor.

Bunu uzaylılar gelip yapmayacağına göre yine bu toprakların demokratları yapacak. Ve bir araya gelip yapacaklar.

Önümüzdeki yerel seçimler, silinmeye yüz tutmuş duvar yazılarını yeni bir anlayışla yeniden yazmak için kaçırılmayacak ilk fırsattır.

Can Dündar

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 351
favori
like
share