[URL=http://imageshack.us]

Babası bankacı, annesi halkeğitim merkezinde devlet memuruydu. Annesinin teşvikiyle ilkokul çağındayken Halk eğitim merkezi müzik dersleri kurslarına dahil olur. Orada mandolinle başlayan, kanuna kadar devam eden bir enstrüman ve Türk Sanat Müziği eğitimi alır. Belki bu eğitimi almış olmasaydım; bugün müzik sektöründe yer almaz, böyle bir duruş sergileyemezdim diyerek aldığı eğitimin önemini vurgulamaktadır.

Köşe yazarlığı,sunuculuk ve radyo programcılığı yapmıştır. 2004 Yerel Seçimlerinde İstanbul Büyükçekmece İlçesi Bahçeşehir Belediyesi Belediye Başkan Adayı olmuş kazanamamıştır.

İmajıma Dokunma adlı bir kitabı bulunmaktadır. Kitap Türk Popüler Müziğine dair yazdığı çarpıcı yazılarının seçmelerinden oluşuyor.

[COLOR="darkred"]Kendisi İle Yapılan Bir Röportaj :
"...
[COLOR="darkred"]Sizin için “sivri dilli” yakıştırılması yapılıyor. Bu konuda ne diyeceksiniz?
Eğer ki, bir konuya hakimseniz ve hakim olduğunuz konuda söz söyleyip, cümle kurabiliyorsanız; kurduğunuz cümlenin ve söylediğiniz sözün içi doluysa, gerçeği yansıtıyorsa, bu sivri olmaktan çıkıp işe vakıf olmayı ifade eder. Konuyla ilgili yeterli donanıma sahipseniz; sert çıkışlarda bulunabilir, radikal yorumlar yapabilirsiniz. Bunlar o zaman “ne kadar sivri dilli” diye ifade ediliyor. Doğru, sert çıkışlarım, radikal yorumlarım ya da aklıma gelen her soruyu sorabilme duruşum var. Bunu yapmazsam ben aptal durumuna düşmüş olurum. Ben aptal bir adam değilim! Gördüğüm gerçeklerin; doğrusunu ya da yanlışını ifade etmeliyim.

[COLOR="darkred"]Türkiye’de müzik nereye gidiyor?
Müzik çok kötü. 1999 yılından beri Türkiye’de müzik sektörü tamamen inişe geçti. Müzik yapımcıları hep şunu söylüyorlar; “korsan üretim bizi çok fazla etkiledi. İnternet ortamından şarkı indirilmesi bizi çok kötü etkiledi v.s.” diyorlar. Peki müzik yapımcıları; siz birer yapımcı olarak, birer prodüktör olarak ne kadar iyi işlere imza attınız? Hiç kendinize soruyor musunuz? Ne kadar başarılı, ne kadar özgün, kaliteli, yenilikçi projelere imza attınız. Hangi yetenekleri keşfettiniz ki, onları müzik dünyasına lanse ettiniz, kazandırdınız? Bence ilk önce buraya bakmaları lazım. Türkiye’de müzik yapımcıları maalesef yaratıcılıktan, üretkenlikten yoksunlar. Eğer ki; yapımcılar ve beraberinde gerçek anlamda prodüktörler iyi projeler üretebilseler, yeni yetenekler keşfedebilseler, sektör bu halde olmazdı. Türkiye’de müzik sektörü, endüstri olması gerekirken maalesef daha da kötü bir boyutta. Sektör bile diyemeyiz. Satışlar oldukça düştü.

[COLOR="darkred"]Şafak Karaman ne dinler? Kimleri beğenir?
Türkiye’de benim kendi müzikal keyfimde, başucu albümü olarak her zaman dinleyeceğim tek isim Mazhar, Fuat, Özkan’dır. M.F.Ö. benim favori grubumdur, onları tek geçerim. Onun dışında acaba albümü nasıl oldu diye merak ettiğim ya da edeceğim hiçbir sanatçı yok. Ama diğer işleri de takip edip, işim gereği hepsini dinliyorum.

[COLOR="darkred"]Biz millet olarak iyi olsun, kötü olsun her şeyi alkışlamaya çok alıştık. Acaba iyi işlere gereken değeri vermediğimiz için mi sektör bu kadar dibe vurdu?
Bu aslında popüler kültürün bir ürünü. Sokaktaki insan gözüyle değerlendirecek olursak, çok kötü prodüksiyonlar var ortada. Ve biz birilerini alkışlamak zorundayız. Bu durumda kötünün iyisini alkışlıyoruz. Keşke mükemmel işler olsa hep. Biz de o zaman iyinin iyisini alkışlarız. Ama kötü işler çok fazla piyasaya çıkıyor. Bu sadece müzik sektörü için değil; Televizyon programları, TV dizileri, filmleri için de geçerli. Yazın hayatı da öyle. Bugün hikayeden kaleme aldığı kitaplar büyük tirajlar yapan yazarlar da alkışlanıyor. Türkiye çok kolaycı bir ülke. Türkiye’de yıldız olmak, şöhret olmak, isim olmak çok kolay. Ama asıl önemli olan halkın alkışladığı insanların ya da alkış alan insanların yıllar sonra da aynı alkışı alabilmeleri. İşte bunu başaranlar her meslek grubunda olduğu gibi, sanatsal anlamda müzik dünyasında da çok az. O yüzden herkes doyasıya dilediği alkışı alabilir. Ama almış olduğu alkış acaba yıllar sonra da o insanları yeterince doyurabilecek mi?

[COLOR="darkred"]Radyo1’in genel yayın yönetmenliği, Best Fm’de program, TV8’de Müzik Dergisi, kitabınız ve köşe yazarlığı… Hayatınız dışarıdan bakıldığı zaman hep müzikle kuşatılmış gibi. Peki Şafak Karaman için müzik nedir?
Müzik hobidir. Başka bir şey değil. Sonuçta sizde müzik dinliyorsunuz ben de. Ben sadece dinlemiş olduğum müziği yorumluyorum o kadar. Ben dünyadaki şanslı insanlardan biriyim. İşim beni yormuyor, sıkmıyor, gergin kılmıyor, üzerimde baskı yaratmıyor. Ben gerçekten dünyanın en şanslı insanlarından biriyim. Ben ekranlarda Sezen Cumhur Önal’ı, İzzet Öz’ü izlerken hep diyordum ki; “Evet bunlar başarılı insanlar. Türk müzik sektöründe, ekranda duruşu olan müzik eleştirmenleri ve programcıları… Ama onlardan sonra da bu işi birileri yapmak zorunda. Yapacak o yeni kişi ben olmalıyım” diyordum. Bu aslında kafamda hep olan bir şeydi. Herhalde bu müzikle ilgili olmak, iç içe olmak, onunla yatıp-kalkmaktan kaynaklanıyor. Ama ben müziği hiçbir zaman iş olarak görmedim.

[COLOR="darkred"]Radyo1’de nasıl bir yayın politikası izliyorsunuz. Tarzınız nedir?
Radyo1 Türkçe pop müziğin referans radyosudur. Biz bir müzik radyosu olduğumuz için şarkıların çok seçici olması lazım. Buna çok fazla dikkat ediyoruz. Radyonun müzikal akışında bir sound bütünlüğü var. Bu anlamda çalışan programcı arkadaşların da öyle. Türk popüler müziğini bilen, boş konuşmayan, ses rengi güzel olan, Türkçesi güzel olan, akıcı olan, pozitif programcı arkadaşlarımız var. Dj performansları sergiliyor bu arkadaşlar. Müzik dünyasında olup biten olaylar sanatçıların kendi sesinden kitlesine ulaşıyor. Bir sanatçı bir albüm yapacaksa, bir konser verecekse, hayatına ilişkin herhangi bir ekstrem durum söz konusuysa müzikal anlamda, kendi sesinden radyoda dinleyicilerine aktarıyor. Müzik dünyasında olup biten bütün olaylar sıcağı sıcağına bizden dinleyicilere aktarılıyor. Benim bu sektörde bir duruşum varsa; bir albüme yaptığım yorum önemliyse, bir tespittir deniliyorsa ve ben yıllardır bu işi yapıyorsam ve bu kabul görmüşse, Radyo1’i kurmuş olan genel yayın yönetmeni olarak benim burada, bu müzikal duruşumun ağırlığını hissettirmem gerekiyordu. Kısaca ben neysem, Radyo1’de o…

[COLOR="darkred"]Türklerden niye dünya starı olmuyor? Bizde eksik olan nedir?
Bir kere Türklerden dünya starı olabilmesi için çok ama çok iyi şarkıcı olmasına gerek yok. İyi şarkı yakalanması gerekiyor. Siz ne kadar iyi şarkıcı olursanız olun, dünyanın en iyi yorumcusu olun ama şarkınız dünyanın nabzını tutmuyorsa; siz o güzel sesinizle dünyayı etkileyemezsiniz. Madonna da önce şarkı bulmak zorunda, Sting de, Michael Jackson da, Jennifer Lopez de… Bunların hepsi birbirinden ayrı sanatçılar. Bazılarının müzikal duruşu var, bazılarınınsa sahne duruşu… Fakat hepsinin ihtiyacı olan doğru, iyi, güçlü bir şarkı. Türkiye’den dünya starı çıkmaz. Bu ülkenin müziği bir endüstri olamamışsa, kendi endüstrisini oluşturamamışsa hala sektörse ve satışlar her geçen gün daha da geriye gidiyorsa; sen hangi koşullarda dünya starı yaratacaksın ki… Sen zaten kendi toprağın içerisinde iyi bir şarkı üretemiyorsun ki! Bana 2005 yılında piyasaya çıkmış olan çok iyi bir şarkı söyleyin ya da son on beş yıla bakalım. Bana müzikal anlamda yenilikçi, çarpıcı, “vay be!” dedirten bir şey söyleyin, yok ki… 90’lı yılların ikinci yarısında Mirkelam “her gece” ile çıkış yaptı. Uğur Dündar onunla bir röportaj yaptı. Tüm Türkiye onun peşinden koştu. Peki şimdi Mirkelam nerde? İstikrar çok önemli. Dünyada müzik belli ülkelerde endüstri kimliği kazanmıştır. Star yaratmak için çaba gösterirler ve bunun içinde doğru projeler üretip, doğru adım atarlar. Ama Türkiye’de bunu gerçekleştirebilecek ne prodüktör var, ne sanatçı, ne şarkı sözü yazarı, ne de besteci var. Aranjör belki…

[COLOR="darkred"]Çok kötümser bir tablo çizdiniz.
Tabi canım. Gerçekçi olalım. Yani Tarkan yurtdışında falan, bunlar hikaye…

Peki Türkiye’de star var mı?
Türkiye’de star var. Ne olacak ki yani. Türkiye coğrafyasında stardan geçilmiyor ki! Her iş kolunda star var. İş dünyasında, müzik dünyasında, sporda… Her yerde star var. Ama bunlar lokal başarılar. Bize global başarılar gerekiyor. Türkiye’de elde ettiğin başarı bir şey ifade etmiyor. Global… Dünya seni tanımalı, dünya senin müziğini kabul etmeli, dünya senin endüstrinin üretmiş olduğu müziği yakından takip etmeli. Türkiye’ye, Türk müzik sektörüne sermaye geldi. Geldiği gibi de gitti. Kalanlar da durumundan memnun değil. "

Solmaz Akça röportajı

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 5297
favori
like
share