Hak yolunda İsmail olmak

Bir ses hep aynı şeyi söylüyor, her defasında aynı sözleri tekrarlıyordu.
O halde bu rüya şeytani olamazdı.
Zaten gördüğü rüya bir zamanlar kendi kendine verdiği sözü hatırlatıyordu.
Sahi neydi o söz?
İçinde fırtınalar koparan, günlerce zihnini meşgul eden, çaresizliğin en acı, en onulmaz yanını tattıran söz. Kime verilmişti?
Bu bir emirdi. Ötelerden, hem de çok ötelerden, aynı zamanda şah damarından daha yakın bir yerden geliyordu.

“Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Yoktanda vardanda öte bir var vardır.”
[Sezai Karakoç]

Teslimiyet; İlahî iradeye boyun eğmeyi, kula değil, yaratana kul olmayı gerçek hürriyet sayanların değişmez tavrıydı.

-oğlum, dedi titrek bir sesle.
-gözümün nuru! İsmail’im! Bir tanem! Yavrucuğum!
Rüyamda seni boğazladığımı görüyorum. Birisi rüyamda sürekli “Allah” (celle-celalüh) sana oğlunu boğazlamanı emrediyor, diyor.
-bir düşün! Ne dersin?
İsmail (a.s) gözlerini babasına çevirerek sakin bir tavırla:
-babacığım! Emrolunduğun şeyi yap! İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın, dedi.

Baba ile oğlu tarifi güç bir halet-i ruhiye ile sabra yönelirken, büyük, çok büyük bir sınavında eşiğinde bulunuyorlardı. Artık her şey hazırdı. Bir kez… iki kez… üç kez.. denedi, yeniden denedi.. ama olmadı.. bıçak kesmedi..kesemedi..
Yanında duran kayayı bir dokunuşta ikiye bölen bıçak, yavrusu İsmail’in boğazında körleniyor, adeta eriyordu..

Bunun üzerine gökten bir melek eşliğinde süratle yaklaşan bir kurban, İsmail (a.s)’ın imdadına yetişti. Uğruna evladını feda etmeyi göze aldığı Rabbi İbrahim’e (a.s):
“Ey İbrahim! Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükafatlandırırız. Bu gerçekten çok açık bir imtihandır. Biz oğluna bedel olarak ona büyük bir kurban verdik. İbrahim’e selam!” diye sesleniyordu.

Sınav sona ermiş, baba ile oğul bu sınavı kazanmıştı. Bu imtihan kıyamete kadar devam edecek olan, “Rabbin için kurban kes!” emr-i İlahî sinin de sebebi olmuştu.

İşte Kurban’ın anlamı, işte Bayram’ın tadı!
Bu bayram; “İsmailem hak yoluna, canımı kurban eylerem! “ Diyenlerin bayramıdır.

Bu Bayram; “gönül dalında yetiştirdiği meyveleri Allah için, sırf O’nun (celle-celalüh) rızasını kazanmak uğruna kendi elleriyle koparacak derecede fedakar olanlar’ın” Bayramıdır.

Bu Bayram; “ismailî meşrebe sahip olan evlatlar yetiştiren, ömrünü bu gayeye ma’tuf hizmetlere adayanların” bayramıdır.

Bu Bayram; “ben islamın kurbanıyım “ diyebilenlerin bayramıdır.

Bu bayram; ”yavruları ekmeğe katık yapılıp, nefsine arz edilenlerin” bayramıdır.

Bu bayram; “yaşadığı topraklar üzerinde Hakk’ın razı olacağı bir hayatı özleyen, bu hayata hayatiyet kazandırmak için gayret sarf edenlerin “ bayramıdır.

Ne mutlu bayramı idrak edebilenlere!
Ne mutlu İsmaillere!

Ve ne mutlu “hak yolunda canımı kurban eylerem “ diyebilenlere!...

[Mustafa Demirci’nin aşk kâğıda yazılınca adlı kitabından alıntıdır.]

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 428
favori
like
share
MeLaNkOLiK Tarih: 11.12.2008 20:12
bayramın anlamını herkese gösterdiğin için sağolasın