ALMAN ATASÖZLERİ

* Aller Anfang ist schwer. / Her başlangıç güçtür.
* Alles hat seine Zeit. / Her şeyin zamanı var.
* Alle Wege führen nach Rom. / Bütün yollar Roma'ya gider
* Alte Liebe rostet nicht. / Eski aşk unutulmaz.
* Alter schützt vor Torheit nicht./ Yaşlılık budalalığı önlemez - Akıl yaşta değil baştadır.
* Aufgeschoben ist nicht aufgehoben. / Yarına bırakmak işi halletmez.
* Auge um Auge, Zahn um Zahn. / Göze göz, dişe diş.
* Aus den Augen, aus dem Sinn. / Gözden ırak olan gönülden de ırak olur.
* Besser eine Stunde zu früh als eine Minute zu spät. /

Bir saat erken gelmek, bir dakika geç kalmaktan iyidir.
* Besser ein Spatz / Sperling in der Hand als eine Taube auf dem Dach./

Damda bir güvercin olmaktansa elde bir serçe olmak daha iyidir.
* Besser etwas als nichts. / Az olan hiç olmayandan daha iyidir.
* Besser spät als nie. / Hiç gelmeyeceğine, geç gelsin.
* Borgen macht Sorgen. / Borç vereni başı ağrır.
* Das Ei will klüger sein als die Henne./ Yumurta tavuktan akıllı olmak ister.
* Das Ende krönt das Werk. / İşin tacı sonunda takılır.
* Der Apfel fällt nicht weit vom Stamm./ Elma ağacın dibine düşer (Armut dibine düşer)
* Der Appetit kommt beim Essen. / İştah yemekte gelir.
* Der erste Schritt ist der schwerste. / En zoru ilk adımı atabilmektir.
* Der Klügere gibt nach. / Akıllı olan taviz verir.
* Der Mensch denkt und Gott lenkt. / İnsan düşünür ama Allah yön verir.
* Der Schein trügt. / Para aldatır.
* Der Teufel ist nicht so schwarz, wie man ihn malt. / Şeytan resmedildiği kadar kara değildir.
* Die Ausnahme bestätigt die Regel. / İstisnalar kaideyi bozmaz.
* Die Furcht hat große Augen. / Korkunun gözleri büyüktür.
* Dienst ist Dienst (und Schnaps ist Schnaps). / İş iştir, içki içkidir.
* Die Wände haben Ohren. / Duvarın kulağı var.
* Durch Schaden wird man klug. / Kaybede ede kaybetmemeyi öğrenirsin.

* Eile mit Weile. / Acele işe şeytan karışır.
* Eine Hand wäscht die andere. / Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
* Eine Schwalbe macht noch keinen Sommer. / Bir leylek yazın geldiğine işaret değildir.
* Ende gut, alles gut./ Sonuç iyiyse herşey iyidir.
* Es ist nicht alles Gold, was glänzt. / Her parlayan altın değildir.
* Freunde erkennt man in der Not. / Dostluk kötü günde belli olur.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 3081
favori
like
share
deLi_qiss Tarih: 07.02.2009 23:35
emeqine saqLıq...
PaylasiM-User Tarih: 06.02.2009 13:38
Ellerine Sağlık Çok Güzel Paylasim
ADALI Tarih: 03.02.2009 19:48
Emeğine sağlık kardeşim :107:
Garip07 Tarih: 13.12.2008 15:06
* Steter Tropfen höhlt den Stein. (Sürekli damla taşı deler.)
* Eile mit weile.(Acele işe şeytan karışır.)
* Alçak gönüllülük süstür, fakat onsuz daha başarılı olunur.

(Bescheidenheit ist eine Zier, doch weiter kommt man ohne ihr)

* Kargalarla yarenlik eden güvercinin tüyleri beyaz kalır, ama kalbi kararır.
* Kadın, çalındıktan sonra duvara asılacak bir keman değildir.
* Kart kuşu yolmak zordur.
* Ödünç alan, özgürlüğünü satar.
* Rica daima sıcak, teşekkür daima soğuktur.
* Tanrı karıncayı yok etmek isteyince, ona kanat takar.
* Herkes kendi kaderinin demircisidir.

(Jeder ist seines Glückes Schmied)

* Eğitim özgürlüğe götürür.
* Kadeh içinde, derede boğulanlardan çok daha fazla insan boğulmuştur.

(Im Becher ersaufen mehr Leute als im Bach)

* Ufak hırsızlar asılır, büyük hırsızlar serbest bırakılır.
* Düşmek suç değildir,düşüp kalmak suçtur.
* Çalışmak ekmek, tembellik kıtlık getirir.

(Arbeit bringt Brot, Faulenzen Hungersnot)

* İş, işi çeker

(Arbeit zieht Arbeit nach sich)

* Yemek pişirmek eski tavalar ile öğrenilir

(Auf alten Pfannen lernt man kochen)

* Ağaçlar gökyüzüne kadar büyümez
* İtimat kontrole mani değildir.

(Bäume wachsen nicht in den Himmel)

* Seni besleyen eli ısırma.

(Beiß nicht in die Hand, die dich füttert)

* Eldeki serçe, damdaki güvercinden iyidir.

(Besser den Spatz in der Hand, als die Taube auf dem Dach)

* Tek gözlü olmak kör olmaktan iyidir.

(Besser einäugig als blind)

* Parlayan her şey altın değildir.

(Es ist nicht alles Gold, was glänzt)

* Paylaşılan sevinç iki katına çıkar.

(Geteilte Freude ist doppelte Freude)

* Paylaşılan bir acı yarıya iner.

(Geteiltes Leid ist halbes Leid)

* Aşkta ve savaşta her şey mübahtır.

(In der Liebe und im Krieg ist alles erlaubt)

* Savaş, barışın sağladığını yıkıp gider.
* Barış zamanında bir yumurta, savaş zamanında bir öküzden daha iyidir.
* Hediye edilen atın dişine bakılmaz.
* Bozuk yumurta bütün yemeği bozar.
* Yemekten sonra dinlenmeli veya bin adım atılmalı

(Nach dem Essen sollst du ruhen oder tausend Schritte tun)

* Eğitimsiz insan, cilasız aynaya benzer.

(Ein Mensch ohne Bildung ist ein Spiegel ohne Politur)

* Balık baştan kokar.

(Der Fisch stinkt vom Kopf her)

* İki avukat arasında kalan çiftçi, iki kedi arasında kalan balığa benzer.

(Ein Bauer zwischen zwei Advokaten ist ein Fisch zwischen zwei Katzen)

* Balıklar oltayla, insanlar tatlı dille avlanır.
* Korkak olduğunu bilmeyen herkes cesurdur.
* Göze göz, dişe diş

(Auge um Auge, Zahn um Zahn)