Y’ye ve bütün D’lere itafen…

***Önce her şey mümkün gibi görünmüş.
''Masalları anlatanlar gerçekse, masallar da gerçek olabilir'' demiş çocuk.
Bu sözle birlikte içinde bir şeylerin kıpırdandığını hissetmiş.
“Ne olursa olsun kendi gerçeğimi bulmam gerek” diye düşünmüş.
O günden sonra yerinde duramaz olmuş.
“Gerçeğimin saklandığı yeri nasıl bulurum?” diye kendine sorar olmuş.
Az konuşmuş, uz düşünmüş, sonunda bir çözüm bulmuş.

Kendi kendine bir plan yapmış. Aradığını bulabilmek için bir an önce yola çıkmaya karar vermiş. Dünyanın bir ucundan kendisine doğru yapacağı bir yolculukmuş bu. Çocuğun
bundan haberi yokmuş. O sadece kendi masalını bulmak için yola çıkıyormuş…

O sabah erkenden uyanıp hazırlanmaya başlamış. Yolculuk için en güzel kıyafetlerini giymiş.
Ayakkabılarını silip parlatmış.
“İşte şimdi hazırım” demiş ve evden dışarı çıkmış. Kapıdan çıkarken onu kimse görmemiş. Çocuk da birilerine görünmesi gerektiğini bilmiyormuş.
Çocuk ilk defa evinden uzaklaşıyormuş. Etrafına gülümseyerek yola koyulmuş. Yürümüş, yürümüş evinden iyice uzaklaşmış.
Uzaklaşmış… uzaklaşmış… sonunda karşısına daha önce hiç görmediği bir orman çıkmış. Çocuk ormanı hiç bilmiyormuş. Hiç bilmediği bir yere gitmenin ne demek olduğunu da bilmiyormuş. Bilmemesine rağmen cesareti ona güven vermiş.
“Sen her şeyi yapabilirsin, merak etme” demiş. Demiş demesine de çocuğun bildikleri sadece kendisi kadarmış. Orman ise bildiğinden daha fazlasıymış. Çocuğunsa bundan hiç haberi yokmuş. Bilmediğini bilmediği için cesareti onu ikna etmiş. Hoplaya zıplaya ormana doğru yürümeye başlamış. Biraz gitmesine kalmadan ayağı bir taşa takılmış. Çocuk düşmekten son anda kurtulmuş. “Önemli bir şey değil, mini minicik bir taşmış” demiş ve yürümeye devam etmiş. Orman o kadar renkli o kadar değişikmiş ki çocuk büyülenmiş. “Ne kadar güzel bir yer, keşke herkes bu güzelliği görebilse” demiş. Demiş demesine ama tam o sırada ayağı yerden kesilmiş. Ne olduğunu anlayamadan yere kapaklanıvermiş. Düştüğü yerden doğrulup etrafına bakınmış. Ayağına takılıp onu düşüren irice bir taşmış. Çocuk taşa bakmış,
“Önemli değil, beni yolumdan alı koyamaz” demiş. Ayağa kalkmış ve gülümseyerek yoluna devam etmiş. Yere düştüğü için üstü başı biraz kirlenmiş. Kirlenmiş kirlenmesine ama çocuk bunu fark etmemiş. Ne de olsa orman çok güzelmiş. Bir sürü yeni şey gördüğü için mutluymuş. Kendi gerçeğine yaklaştığını hissediyormuş. “Acaba onu görünce tanıyabilecek miyim?” diye sormuş. Hemen sonra, ağaçların arasında yanıp sönen bir ışık görmüş. O kadar güzel renkler saçıyormuş ki bu ışık,
“Gerçeğim orda olabilir” diye düşünmüş. Işığın olduğu yere doğru koşmaya başlamış. Koşmuş…koşmuş…Sonra bir anda kendisini bir boşlukta hissetmiş. Sanki içi çekiliyor da uçuyor gibiymiş. Uçuyormuş uçmasına ama aşağıya doğru bir uçuşmuş bu. Kendisine geldiğinde bir kuyunun içinde olduğunu fark etmiş. Kuyu o kadar derinmiş ki; ormanı oradan görebilmek mümkün değilmiş. Çocuk bu duruma pek bir üzülmüş. Kuyudan çıkmaya çalışmış ama becerememiş. Üstü başı biraz daha kirlenmiş. Her yukarı çıkmayı denediğinde tekrar geri düşmüş.
Sonunda “Biri bana yardım etsin!” diye avazı çıktığı kadar bağırmış.
Bağırmış bağırmasına ama kimsecikler gelmemiş. Çocuk sonsuza dek o kuyunun içinde kalacağını zannetmiş.
“Keşke daha dikkatli olabilseydim” diye hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamış. Gerçeğini asla bulamayacağını düşündükçe ağlaması daha da artmış. Çocuğun bilmediği bir şey daha varmış. O da ormanda yaşamakta olan bilgeymiş.
Ormanın sırlarını keşfetmeye çalışan bir bilgeymiş bu. Ormanı öğrenmek isteyenler ona gidermiş. Bilge o sırada
ormanı biraz daha keşfetmek için dışarıda gezinmekteymiş. Ormanın ona fısıldadıklarını dinlerken, çocuğun ağlamasını da duymuş. Bilge çocuğu bulmuş ve ne olduğunu sormuş. Çocuk her şeyi bir bir anlatmış. Bilge,
-Peki, ne istiyorsun? diye sormuş.
Çocuk atlamış,
-Buradan bir an önce çıkmak istiyorum.
Bilge çocuğa bakmış,
-Sana yardım edeceğim ama seni ben değil, sen o kuyudan çıkartacaksın, demiş
Çocuk şaşırmış,
-İyi ama nasıl yapabilirim ki bunu? Ben her şeyi denedim olmadı, demiş.
Bilge gülümsemiş,
-Her şeyi mi? diye sormuş
-Bildiğim her şeyi, diye cevap vermiş çocuk.
-Belki artık bilmediğin bir şeyi öğrenme zamanıdır, demiş bilge
Çocuk,
-İstiyorum, demiş bana bilmediğimi anlat lütfen
Bilge, çocuğa o kuyudan nasıl çıkabileceğinin yolunu anlatmış. Çocuk söylenenleri eksiksiz yapmış ve kuyudan dışarı çıkmayı başarmış. Yukarı çıkmayı öğrettiği için bilgeye teşekkür etmiş.
Bilge, çocuğa
-Artık bilmediğini biliyorsun ama bundan sonrası daha zor, demiş.
Çocuk yine şaşırmış,
-Bundan sonra ne olabilir ki? diye sormuş
Bilge çocuğa neden ormanda olduğunu sormuş. Çocuk kendi gerçeğini aradığını, bu yüzden ormanda olduğunu söylemiş.
Bilge gülümsemiş,
-Bu hayatta herkes kendi gerçeğini arar. Önemli olansa kendi gerçeğini hak edebilmektir, demiş.
-Hak etmek nedir? diye sormuş çocuk
-Gerçeğine ulaşabilmek için nelerden vazgeçebilirsin? Demiş bilge
-Ama ben gerçeğimi tanımıyorum ya kazara ondan vazgeçersem?
Bilge bu cevaba keyiflenmiş,
-Belki de önce neyin gerçek olmasını istediğini düşünmen gerekiyor, ne dersin? demiş
Çocuk bir kez daha şaşırmış,
-Yani, istediğim şey gerçek olabilir mi? diye sormuş
-İstediğin şeyin, senden istediklerini verebilirsen olabilir, demiş bilge
Çocuk,
-Bana bunu öğretir misin? diye sormuş
Bilge, çocuğa, bir süreliğine öğrencisi olabileceğini söylemiş. Çocuk buna çok sevinmiş ve iyi bir öğrenci olacağına dair söz vermiş. Sonra beraber ormanda yürümeye başlamışlar. Yürürlerken bilge ormanla konuşmaya başlamış. Çocuk, bilgeye ne anlattığını sormuş. Bilge cevap vermiş,
-Ormanı anlatıyorum, diye
Çocuk o an ilk defa ormanda yürüdüğünü fark etmiş. Ormanla ilgili bilgeye bir sürü soru sormuş. Bilge, bildiklerini anlatmaya başlamış. Çocuk ormanı öğrendikçe, merakı daha da artmış. Her gün birlikte ormana yürüyüşe çıkar olmuşlar. Bilge ormanla konuştukça, çocuk da ormanı daha çok öğrenir olmuş. Aradan günler, aylar, yıllar geçmiş. Çocuk zamanla olgunlaşmış, bilgisini geliştirmiş. Bazı zamanlarda bilge çocuğun ormanla konuşmasını istermiş. İlk başlarda çocuk ormanla konuşmakta epey zorlanmış. Zorlanmış zorlanmasına ama bir süre sonra ormanla konuşabilmeyi becerir olmuş. Sonunda bilge, çocuğa artık gitme vaktinin geldiğini hatırlatmış. Çocuk kendi gerçeğini henüz tam bilemediğini söylemiş.
Bilge gülümsemiş,
-Bunu ben sana söylemeyeceğim, sen kendin bulacaksın. Yolculuğun için gereken donanıma artık sahipsin, demiş. Yine de her zaman dikkatli olmalısın diye de tembih etmiş.
-Ben ormanı öğrendim sanıyordum, demiş çocuk
-Ormanı öğrenmek hiçbir zaman bitmez. Benim bile bilmediklerim bildiklerimden daha fazla, demiş bilge.
Çocuk bunun son dersi olduğunu anlamış. Bilgeye öğrettikleri için teşekkür edip yanından ayrılmış. Tam yola koyulacağı sırada garip bir şey fark etmiş. Bilgeyle vedalaştıkları yer, bilgenin onu ilk bulduğu yermiş. Çocuk gülümsemiş ve o günü anımsamış. Bu sefer kuyuyu, içine düşmeden fark edebildiğine sevinmiş. Aradan geçen zamanda başka neler fark ettiğini düşünmüş. Kuyunun başında durup ormanla konuşmaya başlamış. Çocuk o an neden o zaman o kuyuya düştüğünü anlamaya başlamış. Daha öncesinde ayağının takıldığı taşları hatırlamış.
Neden sürekli düştüğünü bunun neden tekrar ettiğini kavramaya başlamış. Ayaklarının kaymayacağı şekilde yürümeyi öğrenmezse ormanda hep düşeceğini fark etmiş. Çocuk bunu daha önce nasıl fark edemediğine şaşırmış, biraz da korkmuş.
Bilgenin onu neden orda bıraktığını da anlamış.
Sınavından geçebilme fırsatını kendisine verdiği için içinden bilgeye teşekkür etmiş. Kuyunun başından kalkmış, elbisesini temizlemiş, ayakkabılarını silmiş.
“Şimdi biraz daha hazırım” demiş
Bu sefer cesareti ona bilinçli bir şekilde seslenmiş,
“Korkmana rağmen yapabilirsin, merak etme” demiş.
Çocuk gülümseyerek yürümeye başlamış. Bir yandan da ormanla konuşmaya devam etmiş.
Konuştukça ormana ışık verenin kendisi olduğunu anlamış. Ormanla beslenen, beslendikçe parlayan bir ışıkmış bu. Bu ormanın masalını anlatabilmek için içinde dayanılmaz bir istek duymuş.

''Masalları anlatanlar gerçekse, masallar da gerçek olabilir'' demiş çocuk.
Bu sözle birlikte içinde bir şeylerin kıpırdandığını hissetmiş.
Adımlarını gitmek istediği yere yöneltmiş;
Kendi gerçeğini ilk düşlediği yere…***

Yeni yılda gerçeğinize kavuşmanız dileğiyle…


Kamer Gündüz

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 382
favori
like
share
HAZANx Tarih: 14.12.2008 14:14
''Masalları anlatanlar gerçekse, masallar da gerçek olabilir''

guzel paylasiminiz icin yureginize saglik...
Kafasız Çocuk Tarih: 13.12.2008 18:30
Yüreğine mutluluk