Kocatepe faciası ile ilgili bilgisi olan var mı?

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 965
favori
like
share
Turania Tarih: 14.12.2008 13:09
düşmanı vuracağımıza kendi kendimizi karıştırıp vurmuşuz
Pedaliza Tarih: 14.12.2008 03:14
KOCATEPE'Yi nasil yanlislikla batirdik ?


O görevde gemi komutanı olan Güven Erkaya'nın ağzından...

Kibris Baris Harekati BM Kore yaptirimi disinda Türkiye Cumhuriyeti’nin disarida yasadigi tek ciddi sicak savas olayidir.
Harekatin üzerinde en cok konusulan olaylardan birisi süphesiz Kocatepe gemisinin batisidir. Kibris Harekati Kocatepe’nin batisi basta olmak üzere askeri acidan akademilerde okutulacak karargahlarda incelenecek ve dersler cikarilabilecek bazi örnek olaylarla doludur. Ayrica bu gerceklerin bilinmesinde hatta belli bir yere kadar kamuoyuna aciklanmasinda gelecegin selameti bakimindan sonsuz yararlar vardir.

Aradan ceyrek asirdan fazla bir zaman gectikten sonra konuya belki daha sogukkanli yaklasmak mümkün olabilir. Belkide olaylari objektef kistaslarla degerlendirecek ölcüde icinde yasayan yetkili kisilerin kamuoyuna verecekleri bilgiler bu olayin karanlikta kalmis yanlarinin aydinlanmasina ve gerekli derslerin cikarilmasina katkida bulunabilir.

Amac suclu aramak degildir. Bilakis sorumluluklarinin ve isin hassasiyetinin bilincinde olan kimsilerin izahat ve yorumlari ileride cikabilecek benzer durumlar krsisinda takinilacak tavrin tesbitinden oldugu kadar bu alandaki spekülasyonlarin zararli olabilecek etkilerine ortadan kaldirmak bakimindan da fayda saglayabilecektir.

Taner Baytok:

Bugün seni disaridaki günesli havaya uygun bir aaaif ve nese icinde buldum. Amacim neseni ve aaafini kacirmak degil ama bugün yasaminda büyük iz biraktigini bilmeme ragmen yerli yersiz tartismaktanda hoslanmadigin bir konuya 26 sene önceki Kibris cikarmasi sirasinda batan Kocatepe gemisi olayina temas edelim istiyorum.
Sen 1974 Kibris Baris Harekati’na katilan ve batan Kocatepe muhribinin komutaniydin. Geminin batisi o zaman kuvvetlerimiz arasindaki koordinasyon eksikligi ile izah edilmisti. O sicak olayi en yakindan yasayan sorumlu bir kisi olarak olanlari anlatip degerlendirebilirmisin ?

Güven Erkaya:

Bu olayla ilgili bildiklerimi ve düsündüklerimi naciz vücudumla birlikte öbür tarafa tasimak hakkina sahip degilim. Bununla ilgili olarak söyleyeceklerimin hepsinin kayda gecirilip bilinmesi lazim.

Kocatepe gemisinin batirilmasi olayindan alinacak büyük dersler vardir. Bu alanda hazirlanacak bir "case study“ akademilerde okutulmali karargahlarda anlatilmalidir. Genel Kurmay bununla ilgili bir rapor hazirladi konu kapatildi. Seninde dedigin gibi asil amac suclu aramak degil gercekleri bir daha vuku bulmamasi icin aciklikla ortaya koymak eksiklikleri giderip önlemlerini almaktir.

Söyleyeceklerim bir yerde yazili olarak bulunmalidir. Bunun ne kadarini yayimlayip yayinlamayacagimizi sonra kararlastiririz. Bunlarin kamuoyumuz tarafindan bilinmeside insanlarimizin en tabi hakkidir diye düsünüyorum.

Hatirlayacaksin ben Kocatepe gemisinin komutani olmadan önce Genelkurmay‘daydim. Genel Kurmay Plan Subesinde deniz plan subayiyidim. Daha sonra Deniz Kuvvetleri’nin Personel Subesi’ne gectim ama Genelkurmay’daki görevimide yari zamanli is olarak sürdürdüm.

1973 senesinin Agustos ayinda Kocatepe’nin komutanligina atandim. Gemi bizim bahriye lisaninda "overhaul“ dedigimiz genel bakimdan yeni cikiyordu. Gemi personelinin bu genel bakimdan sonra tim egitimine katilmasi gerekiyordu. Bu sirada NATO’nun Akdeniz Cagri Kuvveti’ne bir gemi göndermemiz gerekiyor. Deniz Kuvvetleri Kocatepe’yi secip NATO’Ya onun ismini bildirmis. Tazeleme egitimine giremeden dogrudan dogruya Cagri Kuvveti‘ne katildik. Cagri Kuvveti’nin iki tadbikati oldu. Ikisinede benim gemim katildi. Birisi 1973 sonbaharinda digeri 1974 ilkbaharinda.

Bu tadbikatlardan sonra ben Brüksel’deki NATO Askeri Delegasyonumuza atandim. Kursumu tamamladiktan sonra Brüksel’deki görevimin basina gidecegim. Ankara’dan bir görev verdiler. "Cumhurbaskani Fahri Korutürk Edremit’ten Erdek’e gececek geminle ona refakat et sonra Brüksel’e gidersin“ dediler. Tam Ankara’ya gidecegim bu sefer Deniz Kuvvetleri Komutani Kemal Kayacan’in Karadeniz gezisine katilmami emrettiler. Onunda arkasindan Denizkurdu Tadbikati’na katildiktan sonra Kemal Kayacan‘i Mersin’e birakip NATO’ya gececegim bildirildi.

Ben ayrilmak üzereyken Kibris’ta Nikos Somson’un darbe yaptigi haberleri geldi. Gemideki arkadaslarimi toplayip bu darbenin Türkiye ile Kibris arasinda bir harp demek olacagini söyledim. Ona göre hazirlik yapmamiz lüzumunu belirttim. Ankara’ya dönme durumu artik ortadan kalkmisti.

Kibris Harekati’na Mersin’den katildim. Ilk is olarak gemi personelinin egitimine egildim ve hava savunma ve gemiyi terk egitimlerine öncelik verdim. Cünkü ABD’nin 2. Dünya Harbi’nde kullandigi elimizdeki Kocatepe Adatepe ve Tinaztepe gemilerinin dogru dürüst hava savunma sistemleri yoktu.

Bunlar ucak gemisini denizaltilara karsi korumak üzere yapilmis gemilerdi. Üzerlerinde denizaltilara karsi savunma silahlari birde 5 pusluk 12.7 cm’lik toplari vardir. Ikisi basta ikisi kicta dört namlu. Bunlar suüstü harbi ve kara bombardimani maksatli olarak kullanilirlar. Hava savunmasinda pek etkinlikleri yoktur. Atis süratleri düsüktür. Dakikada 16 mermi atarlar. Atis kontrol sisteminin kontrol edebilecegi ucak sürati 400 mp/h civarindadir. Süratli ucaklara 2-3 mermi ya atarsin ya atamazsin. O 2-3 atista vurdun ne ala. Vuramazsan gitti demektir. Bu gemilerle suüstü savasini yapabilirsin. Zaafiyet hava savunmasinda. Bunun icin egitimde bu sahaya öncelik verdim.

Egitimde birde gemiyi terke önem verdim. Buda basli basina bir konu. Her bireyin egitim almasi gerekli. Ögle erler varki Donanma’ya girene kadar ayagi deniz suyuna girmemis. "Gemiyi terk et“ dediginde adam kendisini denize etmiyor. Erleri buna alistirdik can sali nasil denize nasil atilir sala nasil cikilir salda nasil yasanir can yelegi nasil baglanir bunlari göstere göstere erleri egittik.

Ben gemimle zaten Mersin’deyim. Digerleride Mersin‘e gelerek yükleme yaptilar Kibris’a dogru yola ciktik. Harp filosu komutanimiz Tinaztepe’de. Bizim komodorumuz Irfan tinaz ise Meresal Cakmak gemisinde. Ilk planda hedef Magosa olarak belirlenmisti. Sonra hedef Girne Plaji olarak degistirildi ve planlarda buna göre yeniden hazirlandi.

Planlari hazirlamak icin yapilacak isler var. Muhriplerin cikarma araclarinin yapacaklari isler var. Cikarma birlikleri karaya ciktiklarinda yapilacak kara bombardimani var. Gelecek olan ucaklarla irtibat var. Ucaklarda tanima-tanitma var. Yapilacak bircok sey var bunlarin hepsinin planlanmasi lazim.

Bu arada Ikinci Taktik Hava Kuvvetleri Yunanistan’dan gelebilecek bir harekata karsi kullanilmak üzere ayrildi. Kibris’taki hedeflerin belirlenmesi ilk elde sonuclandirilmasi gereken konular olarak karsimiza cikti. Bunda zaman zaman zorluklarla karsilasildigini herseyin herzaman iyi gitmedigini söylemek gercekci bir davranis olacaktir.

Rum Kibris’in iki tane hücumbota sahip oldugunu biliyorduk. Denizaltisi hava kuvveti yok. Yani bize tehdit olusturabilecek fazla bir kuvvet yok karsimizda. Ama gemideki personelin psikolojisi degisik. Simdi sana komik gelecek ama icinde yasanirken ciddi endiseler yaratan ve askeri harekati büyük hatalara sürükleyebilecek karekterde bir olay anlatayim.

Denide giderken birden civarimizda bir denizaltinin mevcut oldugu söylendi. Bunun mümkün olamayacagi elimizdeki bilgilerden anlasiliyor. Ama tedbirli olmak gerekir. Gözcü sancak bas omuzda 500 m’den bir denizalti rapor ediyor. Hemen gerekli savunma önlemini aldim.

Sonradan deniazalti olmadigini anladik. Simdi biz Girne sahillerine kara bombardimani yapiyoruz. Mermilerin bakir ve pirinc kovanlari güverteye düsüyor oradan da denize. Gemi personelinin görüp denizalti periskopu sandigi iste bu kovanlardan biri. Baskovan batmayip süyün üstünde yüzüyor. Asagisi agir yukarisi hafif oldugu icin de periskop gibi görünüyor. Ancak isi bilenin bir bakista anlayabilecegi bir fark var. Bu cisim denizdeki dalgayla birlikte bir saga bir sola yatiyor. Halbuki denizalti periskobu olsa dimdik durur ve denizi yarar gider. Ama daha önce harp görmemis personel tadbikatlarda ve egitimde ögretilen bu inceligi göremiyor.

Kibris karasularinda seyreden Rus tarama gemisi:

Bu olaydan kisa bir süre önce Kibris’in karasularinin hemen dibinden bir tarama gemisi görmüstük. Geminin teshisi görevi bana verilmisti. Iyice yaklastiktan sonra geminin bir rus tarama gemisi oldugunu gördüm. Ruslar harekati izlemek icin o gemiyi oraya yollamislar. Hemen rapor ettim ama "o gemiyi oradan uzaklastirin veya ikaz edin gitmezse batirin“ gibi bir talimat gelmedi. Gemi orada harekat sahasinin icinde sakin bir sekilde görevini sürdürdü.

Kibris Rum hücumbotlari ve Ecevit’in talimati:

Bu arada biz Girne önüne geldik. Cikarma gemisinden birligimizin komutanini personelini araclarini sahile cikaracagiz. Bu sirada Rum Kibris’in iki hücumbotunun süratle cikarma yapacagimiz plaja dogru gelmekte oldugunu gördüm. Biz plajin hemen önündeyiz. Girne limani ve oradan cikan hücumbotlar dogumuzda kaliyor. Gemilerle aramizda Adatepe muhribi var. O bölgede karakol görevi yapan Maresal Cakmak gemisi ise Girne’nin batisinda bulunuyor. Topcu subayina hedef tarif ettim. Hedef üsüne gelmesini istedim ve iki gemi menzile girdiklerinde "atis serbest“ dedim.

Tam bu sirada Basbakan Ecevit’in direktifleri üzerine oldugu beyan edilen bir emir geldi: "Karsi taraf ates acmadikca ates edilmeyecektir“. Nitekim hücumbotlar Adatepe’nin önünden gectiler Adatepe’den ates edilmedi.

Emir bütün askeri bilgilerime okudugum stratejilere mantiga ters düsmekle kalmayip bir ülkenin savasta yenilgise ve büyük prestij kayiplarina ugramasina sebep olabilecek kadar tehlikeliydi de. Yunan hücümbotu torpidosunu atacak cikarma gemisini icindekilerle birlikte havaya ucurup denize gömecek sen bundan sonra hücumbota ates acmissin acmamissin ne fark eder ? Bu cikarmanin sonu olur diye düsündüm.

Sayin basbakanin kararinin arkasindaki motifi anlamamak onu taktir etmemek elbette mümkün degildi. Ama o anda icinde bulunulan durum ve yaratabilecegi risk bu emre aynen uyulmasini makul göstermemekteydi. Topcuya menzile girildiginde ates emrimi tekrarladim. Rotami doguya cevirdim. Hücumbotlarin üpstüne giderek onlar ile cikarma gemisinin arasina girdim. O sirada havada iki ucak belirdi. Bunlar dalisa gecerek iki hücumbotu batirdilar.

Bu hususu daha sonra Montreux’den dönerken ucakta Basbakan Ecevit’e anlattim. "Verdigimiz talimat zamana ve duruma uymadi“ dedim. Savastaki birliklere harp sahasindaki durmu bilmeden genel yaklasimlar dogrultusunda emirler verilmesinin sakincalarini tarihteki misalleriyle anlattim.

Birliklerimizin Kibris’a cikisi:

Güven Erkaya:

Bizim cikarma birliklerimiz Girne’ye cikarken bizde sahildeki Rum hareketlerini izliyoruz. Cikarma plajinin orada kamyonlarla silah havan ve malzeme tasiyorlar. Bir otel binanisnin önündeki agaclarinin arkasina mevzilenmis bir birlik gördüm.
Bize makineli tüfekle ates etti. Bende kara bombardimaniyla birligi yok ettim. Üzerlerine atis yapildigini görünce arkadaki binaya kactilar. Bu sefer binayi bombaladim. Herkez kendisine göre gördügü hedef üzerine atis yapiyor.

Taner Boytok:

Cikarma sirasinda zaiyat verdik mi ?

Güven Erkaya:

Gemide bir tabur askerimiz vardi. Zaiyat vermedik. Yalnizca ilk cikanlardan fabrikada calisan bir isci sehit oldu. O anda cikarma aracinin icindeymis. "Bende cikacagim“ demis. Egitimsiz oldugu icin cikarken mak. tüfek mermisinden korunmasini bilememis ve isabet almis.

Taner Boytok:

Böylece cikarmanin ilk günü heyecanli bir sekilde fakat büyük bir aksilik olmadan tamamlanmis oldu degilmi ?

Konvoy ihbari:

Güven Erkaya:

O geceyi Mersin’de gecirirken Girne önüne dönmemiz emri geldi. Tinaztepe gemisi Deniz Kuvvetleri’yle veya havada bulunan deniz karakol ucagiyla muharebe irtibat gemisi olarak görevlendirilmisti. Tinaztepe Mersin’e ikmal yapmaya gittiginden bu görevi bana Kocatepe’ye verdiler.

Bu arada deniz karakol ucagi bir rapor gecti. Raporda bir konvoyun doguya Baf’a dogru yol aldigi belirtilmekte ve bizden bu gemilerin Kibris’a cikmalarinin engellenmesi istenmekteydi.

10-12 gemiden olusan bir konvoyun Kibris’a dogru yol aldigina dair Mugla’daki Jandarma Il Komutanligi’ndan alinan ham bir istihbarata dayan bir emir. Emirde konvoyun rotasi Baf olarak belirtiliyor. Sürati bildiriliyor.

Ben Konvoy olarak belirlenen gemi toplulugundaki gemilerin tiplerini ve milliyetini sordum. Deniz karakol ucagindan bunlarin bilinmedigi cevabini verdiler. "Sabah alaca karanligi kesfinde bunlari ögrenip birlige bildirin“ dedim.

Simdi ne olmus burada kesip öncesine döneyim. Mugla’daki Il Jandama Komutanligi’ndan Mugla valisine ondan Jandarma Genel Komutanligi’na bu komutanliktan Genelkurmay’a Genelkurmay’dan da Deniz Kuvvetleri Komutanligi’na bir rapor gelmis. Rapor su: "Rodos’ta Mandraki Burnu aciklarinda asker yüklü 10-12 gemi“. Iste bütün olaylari baslatan rapor bu.

Bir hesap yapmislar. Bunlar gitse gitse 8 mil hadi bilemedin 10 mil süratle gider o süratle Baf’a su saatde varirlar. Bizden istenende o saatden önce Baf önlerine varip bunlarin Baf’a girmesini önlememiz.

Bu 10-12 gemilik asker yüklü toplulugu konvoy olarak vasiflandirmislar. Konvoy askeri gemi toplulugu demek. Bir yerden bir yere ya asker ya askeri malzeme ya da yiyecek tasiyor. Bunu koruyan bir Yunan birligi varmi ? Koruyan 10 muhrip varsa biz bunu üc gemiyle nasil durdururuz ?

Konvoya saldiri emri:

Bekledigimiz emir sabaha karsi Ankara’dan geldi. Ankara "Efendim siz üc gemiyle konvoya müdahale edeceksiniz“ diyor. "Önce Hava Kuvvetleri sonra siz taarruz edeceksiniz“ deniliyor. Harekat sahasinda da uzak durmamiz isteniyor. Simdi harekat sahasi neresi ? Harekat sahasi diye bir yer cizilmemis. Harekat sahasi belirlenmedigine göre sen kendin tayin edeceksin. Nasil tayin edeceksin ? Birligi vur emri dogrultusunda. Ben öyle bir yerde bulunmaliyim ki hava taarruzundan sonra oraya ulsabileyim ve konvoy Baf’a girmeden bunu önlemek imkanina sahip olabileyim.

Aldigimiz emir karsisinda benim istedigim bilgiler daha da acil hale gelmis oluyordu. Tekrar deniz karakol ucagiyla temas kurup gemilerin tipi milliyeti ve refakat durumlariyla ilgili bilgileri göndermelerini istedim. Cevap "Sis yüzünden asagisini göremiyoruz“ oldu.

Bana radar bilgilerini verebiliyorlardi sadece. Bununda yeterli olmadigi meydandaydi.

Bir ara deniz karakol ucagi Mersin’e intikal emri verilen mayin tarama gemilerimizide Yunan hücum botu olarak rapor etti. Ama elinde daha fazla bilgi bulunan ve oradaki mayin tarama gemilerinin mevcudiyetinden haberdar olan filo komutaninin müdahalesiyle bu yanlislik düzeltildi. Bilmem durumu anlatabiliyormusum ?

Bir türlü konvoy denilen gemi toplulugunun ne oldugunu anlayamiyoruz. Gelen raporlar celiskili oluyor. Bazen konvoyun 8-10 muhriple korundugunu duyuyoruz. Biz ise sadece üc muhribiz. Bazen "Korumada muhrip yok“ deniyor bir baska haberde konvoyun yildiz seklinde dagildigi bildiriliyor. Biz ise üc muhrip azami süratle Baf’a dogru ilerliyoruz. Orada bir sey var ama ne oldugunu bilemiyorlar. Deniz karakol ucagi konvoyun tesadüfen bir araya gelmis ticaret gemileri oldugunu dahi söylüyor. Gözle yapilan istihbarata dayanmayan bu bilgilerin hangisinin dogru oldugunu bilmek mümkün degil.

Taner Boytok:

Belkide birileri radarlari sasirtiyor.

Güven Erkaya:

Oda mümkün. O bölgede bunu yapabilecek kabiliyette Amerikalilar Israillliler ve Ruslar var. Amerikalilarin ve Israillilerin bunu yapacaklarini sanmiyorum. Geriye Ruslar kaliyor. Biraz evvel bahsettim bölgede bir Rus tarama gemisi var zaten.

Bize konvoy dedikleri gemiler toplulugunun mevki sürati ve rotasiyla ilgili bilgiler geldikce ben "Bizi ilgilendiren gemilerin tipi milliyeti ve koruma durumudur“ diye mukabil bir mesaj gectim. Cevap "Kuvvet komutanimiz bölgedeki bütün Yunan gemilerinin batirilmasini istemektedir“ seklinde oluyor.

Kocatepe’ye hava saldirisi:

Biz sahaya iyice yaklastik. Onlarin verdikleri mevkileri koyduk haritaya. Bölge bizim radarlarimiza girdi. 20 milde olsan gemileri bizim görmemiz lazim. Ama konvoy filan görünmüyor. Sadece bizim güneyimizde iki gemi göründü. Iki tekne arasinda 5 mile yakin mesafe var. Diger muhriplerimizin radar görüntülerni istedim. Onlarda sadece bu iki gemiyi teyit ettiler. Bunlardan baska birseyi onlarda görmüyorlar.

Söyle bir sey geldi aklima: Burada gemi toplulugu yok. Iki tane gemi var. Deniz karakol ucaginin pilotu durmadan konvoy rapor ediyor. Biz buraya yaklasiyoruz. Daha Hava Kuvvetleri’nin taarruz zamanida gelmedi. Harekat sahasi dedikleri bir alaninicine dogru yaklasiyoruz. Öyle bir durum olacak ki o iki gemi bizde onlari korumakla mükellef 3 muhrip 5 gemi olacagiz. Konvoy olarak rapor edilen gemiler bir anda biz oluverecegiz.
Hava Kuvvetleri’ne menzup ucaklarda gelip bize saldiracaklar.
Bundan endise ederek Ankara’ya bir rapor gectim: "bizim mevkiimiz rotamiz süratimiz nizamimiz sudur. Nizamdaki gemilerin isimleri sunlardir. Birlik komutani su gemidedir. Sizin konvoy diye nitelediginiz gemi toplulugunun yeri olarak rapor ettiginiz yerde biz birsey göremiyoruz. Sadece 20 mil mesafede su ve su mevkiilerde 2 gemi var.
Bunlarin aralarinda da 5000 m mesafe var. Simdi bize:

1) Bu iki geminin geminin tip ve milliyetini söyleyin;

2) Konvoy diye nitelediginiz gemi toplulugunun mevkiini bildirin.

Deniz karakol ucagindan pilotundan gelen cevapta karakol ucaginin bahsettigimiz iki geminin üzerinde oldugu bizide gördügü bildiriliyordu. Konvoy denen topluluk bu raporda iki gemiye inmisti. Gemilerden birinin Yugoslav digerinin Italyan ticaret gemisi oldugu nihayet anlasilmisti. Konvoyun mevkii ise önce bildirilenlerden farkliydi.

Vuzuha kavusan durumu özetlemek üzere Ankara’ya Deniz Kuvvetleri‘ne bir mesaj yolladim.

Bu sirada carkcibasim Metin Sürüs köprü üstüne yanima geldi. Cokda güzel bir hava. Saat 13 sulari. Kumanyalarimizi yiyoruz. Metin "Komutanim buraya Yunan ucaklari gelirmi?“ diye sordu. "Metin buraya Yunan ucaklari gelmez ama biraz sonra Türk ucaklarinin gelmesinden endise ediyorum. Biz buraya yaklastik yaklastik ve adeta sözü edilen konvoyu olusturduk. Konvoy sanip bize taarruz etmelerinden korkuyorum dedim"“
Ben daha lafimi bitiremeden radardan Türkiye yönünden gelen ucaklari rapor ettiler. Bu yanlisin bir yerinden döneceklerini sanip baslangicta ates etmeyi düsünmedim. Üzerimizden iki roket gecip hemen yanimizda denize düstü. Suyu geminin üstüne sicratti. Vay anasina olacak is degil. Ancak o zaman "ates serbest“ emrini verdim.

Tepemizdeki ucaklar saat 16‘ya kadar gittiler geldiler. 1. Ve 2. roketleri siyirmistik. Ama 3. Ve 4. roketlerle tam isabet aldik.
Bunlardan birisi kictaki topu vurdu. Digeride bacayi deldi ve savas harekat merkezine girdi. Ben o roketleri görünce hemen telsiz kamarasina inip birligin roket saldirisina ugradigini rapor ettim. Mevkiimizi ve rotamizi bildirdim. Gemi o sirada bir daha sarsildi. Hemen savas harekat merkezine ciktim. Roket bu kez harekat merkezinde patlamisti. Bütün radarlar atis kontrol kulesi devreden cikmis iceride yangin baslamisti.

Taner Baytok:

"Gemi saldiriya ugradi“ mesajini cekerken bunun kendi ucaklarimiz tarafindan gerceklestirildigini vurgulamismiydin?

Güven Erkaya:

Hayir gemi kictan isabet alinca pilot bunu rapor etti. "Bu gemiyi kictan vurup topunu susturduk ona kictan yanasacagiz“ diye. Silahi olmayan gemiye yaklasmak elbette daha kolay olmaktaydi. Bu arada diger iki muhribimizde yara almisti. Bizde harekat merkezinden sonra telsiz kamarasinda da yangin cikti. Dinamo devreden cikti. Gemi bir anda cöküp kalmisti. Deniz suyu devrelerinde takat kalmadi. Yedek yangin tulumbalari güvertedeydi. Onlarda artik yoktu.
TMOLOS Tarih: 14.12.2008 03:10
1974 yılında KIBRIS BARIŞ HAREKATI sırsında TÜRK hava kuvvetlerine bağlı uçaklar, YUNAN gemisi sanıp bizim KOCATEPE adlı askeri gemimizi vurarak batırmışlardı..askerlerimiz şehit oldu.ama dumlupınar konuşulurken,ağıt yakılırken KOCATEPE nin üstüne sünger çekildi.benim merak ettiğim: o dönemde kocatepeyi yunan gemisi sanıp VURUN emrini kim verdi?Bu emir ANKARA dan verildi..
Pedaliza Tarih: 14.12.2008 02:06
Anlamadım..biraz daha ayrıntı verirseniz iyi olur