[color="#bc0000"]Bir süredir "Ermeni soykırımı" denilen mesele üzerinde çalışıyorum. İki tarafı da okuyor, dinliyorum.
Hem Ermeni hem Türk tarihçilerle görüşüyorum.
Erivan'da Soykırım Müzesi Müdürü'yle de, Ankara'da Türk Tarih Kurumu Başkanı'yla da görüştüm.
Vardığım sonuç şu:
Bu iş, tarihçilere bırakılarak çözülemez.
Tarih, acıları hissetmeyen ruhsuz belgelerle konuşuyor. Ölülerin sayısını yarıştırıyor. Ceset pazarlığı yapıyor.
Hareket alanımızı daraltıyor.


Artık şunu görmek zorundayız:
Ezberlediğimiz iftira ya da savunma cümleleri ("Soykırım yaptılar", "Onlar da bizi kesti", "Arkadan vurdular" vs.) bizi bir yere götürmüyor.
Bu inatlaşma, hem Türkiye'nin hem Ermenistan'ın önünü tıkıyor.
Ceset sayarak, mezar açarak, "soykırım"ı dayatarak veya onun önüne "sözde" sıfatı koyarak, onu kabullenen parlamentoları alkışlayarak veya kınayarak, sadece kendi tezlerimizi destekleyen tarihçilere kulak kabartarak ve ABD'ye soykırımı kabul etsin/etmesin diye taviz üstüne taviz vererek bir yere varamayacağız.


Adı ister "soykırım" olsun, ister "etnik temizlik", ister "mukatele", biz bu cinnetten bu üslupta bahsedemeyiz.
Yeni bir dile ihtiyacımız var.
"Biz" derken Türkleri kastetmiyorum.
Sınıflandırmayı "Türkler" ve "Ermeniler" diye yapmıyorum.
Bu, Türklerle Ermeniler arasında bir sorun değil; bu, vicdan sahibi olanlarla olmayanlar arasında bir sorun...
Bir tarafta Ermenileri boğazlayan Türk çeteciler ve Türk diplomatlarını katleden ASALA canileri var, öte yanda bunlardan acı çeken Türkler ve Ermeniler...
Ve bizler, hem Teşkilat-ı Mahsusa'nın hem ASALA'nın katillerini lanetleyenler, 1915 cehenneminde toprağa düşen Türk ve Ermeni kurbanlara birlikte ağıt yakıyoruz.
Komşusunu boğazlayan değil, onlara canı pahasına kol kanat geren atalarımızla övünüyoruz.

Bizler, birbirinin acısını hissetmeyi bilen, bu kardeşlik toprağında birlikte yaşamış, aynı türküye ağlayıp aynı yemeğe kaşık sallamış, ekmek yere düştü mü öpüp başına koymuş insanlar...
Bu sorunu bizler çözeceğiz.
Hain ilan edilmeyi göze alarak vicdanlarımızla çözeceğiz.
Tarihi değil, insani bir çözüm olacak bu...
Meseleyi hoyrat tarihçilerin elinden alıp evladını yitirmiş anaların bağışlayıcı avuçlarına bırakacağız. Can pazarında komşusuna sahip çıkmış Anadolu insanının vicdanında, ortak bir mazinin ve kardeşçe bir arada yaşama geleneğinin koynunda ısıtacağız.
Belge değil, insaf arayacağız.
Tarihi göz ardı etmeden, ama ona esir de düşmeden köprüler kuracağız.
Kin, intikam, toprak peşinde koşanlara değil, caniler karşısında kardeşliğin bayrağını yükseltenlere kulak vereceğiz.

Keşke bugün hem Türkiye'de hem Erivan'da 1915'in tüm kurbanları anısına dua okunabilseydi.
Sınıra iki yönlü bir anıt dikilebilseydi.
Papa'nın cenazesine Türk Başbakanı, Ermeni Patriği ile gidebilseydi.
Gazeteler "Acınız acımızdır" başlığıyla çıkabilseydi.
Küçülmez, büyürdük.


Can Dündar

Etiketler:
Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 325
favori
like
share