[COLOR=#8198c7]Görev aldığım ilk yılın kışıydı. Yerde bir metreden fazla kar vardı. Ayağımda yünlü çoraplarım ve botlarım, üzerimde montum olduğu halde tir tir titriyordum. Sınıfa girdiğimde elli kişilik sınıf küçük sobanın başında ısınma kavgasındaydı. Sobaya yapışıp önlüğünü yakan bir düzineye yakın öğrenci tespit ettim ama onların pek umurunda değil gibiydi. Biraz ısınabilmenin ücreti olarak mı görüyorlardı, anlam verememiştim. Zoraki ders düzenine geçirebildim. Kimsenin dikkatinin derste olmadığını zaten görüyordum. Çaresizliğimi ifade edecek kelime bulmamın imkânı yok. Dikkatleri derse toplamak için uğraşırken birden bir kız öğrencimin hıçkırmasıyla irkildim. Yanına varıp sebebini sordum. Hıçkırıkları boğazına düğüm atmış gibi konuşamıyordu. Ellerini uzattı bana. Hiçbir şey söylemeden sadece ellerini uzattı. Soğuktan mosmordular. Kan beynime hücum etti aniden. Saçlarım diken diken olup, ensemde karıncalanma başladı. Üzerimdeki monttan, ayağımdaki ayakkabıdan hiç bu kadar tiksinmedim. Soğuktan konuşamıyordu bile. Sadece ellerini uzattı bana. Sanki; siz bilmezsiniz öğretmenim ama üşüyen ellerim var benim, der gibiydi. İlk defa soğuktan ağlayan birini görüyordum. Üşüyen ellerini koyabilecek bir cebi bile yoktu. Hayatında kaç sefer bir cep olmak ister ki insan! Montumu çıkarıp ona sardım. Utandı önce, giyinmek istemedi. Zorla geçirdim sırtına. O halimle nasıl derse devam ettim hatırlamıyorum bile. Aklımda kalan, montumu bana geri vermeye gelirken teşekkür eden mahcup iki göz…







Çorapsız olanlar, terlikle okula gelenler, tabanı delinmiş ayakkabılılar, üzerlerine büyük gelen abiden-abladan kalma montlarıyla korkuluk gibi duranlar… iliklerine işleyen soğuğun sebebi olduğunu bile bile kar sevgileri… kar kavgaları… Allah’ım! Çocuğun neşesini bozabilecek bir şey var mıdır acep yeryüzünde?







Çok değer verdiğim bir ablamın desteğiyle yardım kampanyası başlattık çocuklarım için. -Rabbim defterlerine kat kat hasenat olarak yazar inşallah- fazlasıyla kılık kıyafet ve kırtasiye malzemesi toplandı. Ve bayram yerine dönen sınıfım… Dolan gözlerimi göstermemek için sınıftan çıkıp dağıtması için öğretmen arkadaşı sınıfa yollayışım… gözlerimde canlanan ülkem, gözlerimde ağlayan ülkem, gözlerimde yokluğun kamburu… biraz karla ovuşturdum yanaklarımı ve iyi geldi içime. Sınıfa geri döndüğümde suratıma çarpan neşe dalgası düşüncelerimden uzaklaştırdı biraz.


Kim bilir hangi ilin hangi evinde sandıkta çürümeye terk edilen eskilerin, yenisi oldukları çocuklarım… içime bir eldiven takmıştım sanki. Daha mı az üşüyordum, hava mı ısınmıştı, anlamamıştım. Bir serçe, ağzında kuru bir çöple… inanın bana yapılmayacak gibi değil bu yuva! Bir serçe de olsak, ağzımızdaki kuru bir çöp bile olsa…

Hares YALÇİ

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 373
favori
like
share