[color="#8f9d34"]BAZEN bu köşede boşu boşuna bulunduğum hissine kapılıyorum.

Özellikle gazeteleri elime aldığımda.

Ben sizi Türkiye'de olup biten birtakım şeylerden daha fazla gülümsetebilir miyim?

Asla.

Nazım Hikmet, ‘‘Memleketimden İnsan Manzaraları’’ demiş. Günde kırk kere kullanasım geliyor bu sözü.

Bakın mesela, önümde bir gazetenin üçüncü sayfası açık şu anda, haberleri tarıyorum.

Kırıkkale'de bir eve giren hırsızlar sadece bakır kazanları alarak kaçmışlar.

Cep telefonuna, televizyona falan dokunmamışlar.

Aslında belki de cep telefonunu çalmaları daha komik olurdu. Kime satacaklar, herkeste iki tane var. Bu açıdan bakınca bakır kazan daha kıymetli olabilir.

Bunu geçiyorum o zaman.

Rize'de baz istasyonu diye caminin paratonerini sökmüşler.

Buna da şükür. Füze diye minareyi ateşleyebilirlerdi.

Hálá aynı sayfadayım.

Mobiletiyle gezintiye çıkan bir genç uçağa çarpmış.

Çocuk haklı, uçak dediğin havada olur, mobiletin önünde durup durmasının álemi ne? Bakın uçak havadayken gelip çarpsaydı o zaman başkaydı.


Öteki sayfayı çeviriyorum. Artık bir günde üç acayiplik yeter, başka bir şey yoktur herhalde.

Kim demiş?

Genç kaptan ilk seferinde denize düşmüş.

Şimdi bu ağlanacak bir vaka tabii de gülünecek bir yanı da yok mu?

Geçen gün de bir genç kız masa örtüsünü silkelerken balkondan düşmüştü. Bu kadarla kalsa iyi. Genç kızı kurtarmak isteyen annesi de arkasından...

Hayır, silkelediği halı olsa anlayacağım. Bir ağırlığı var, insanın hakikaten dengesi bozulabilir. Ama masa örtüsü dediğiniz tüy gibi bir şey. Artık nasıl bir şiddet ve celalle silkelediyse...

Bir yandan da gülme komşuna gelir başına korkusu içindeyim. Öyle ya ben de bu vatanın evladıyım.

Bir de şuna bakın:

Konya Barosu Başkan Vekili, ‘‘Bir kızın karşısında gül koklamak bile sarkıntılığa girebilir’’ demiş.

Kızın alınganlık eşiğine kalmış artık. İyice düşükse, ‘‘Bu adam benim baktığım yöne bakıyor’’ diye mahkemeye gidebilir.


Geçenlerde ‘‘Film Gibi’’de bir kadıncağız vardı. Kendisini görmek istemeyen babasıyla barışmak istiyormuş. Fakat bir yandan da kendi çocuğunu hiç görmemiş, doğurduğu gün evlatlık vermiş.

Ama dikkatinizi çekmek istediğim husus bu değil.

Ayrıldığı kocasının hiç haberi olmamış bir çocukları olduğundan. Söylememiş kadın. Ama ben buna da takılmış değilim. Gerçi olacak iş değil ama...

Gerekçesini anlatırken ‘‘Zaten ben de yedinci ayında fark ettim hamile olduğumu’’ dedi. İşte burada koptum.

Bir kadının hamile olduğunu doğuma iki ay kala fark etmesi...

Ne bileyim, üç gün sonra bu durumu öpüp de başıma koyacağımı? Olayı bebeğin kafası görününce çözenler de varmış meğer.

13 yaşında bir kız çocuğu doğum yapmış. Ailecek bebek doğunca anlamışlar kızın hamile olduğunu.

13 yaşında kızdan bir şey beklemiyorum, lakin ailesine ne demeli? 9 ay boyunca ‘‘Kızımız şişmanlıyor’’ demişler. Habire karnından şişmanlayan ilk çocuğun ana babası olmakla gurur bile duymuşlardır belki.

Ne diyeyim bilmiyorum.

En uygunu ‘‘Güleriz ağlanacak halimize’’ galiba.


Pakize Suda

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 375
favori
like
share
ADALI Tarih: 02.01.2009 18:38
ellerinize sağlık
M.Kutsi Çil Tarih: 30.12.2008 21:02
Ne olursa olsun,bu memleket bizim,insanlar bizim,akıllısı,delisi,hırlısı,hırsızı,askeri sivili,zengini,fakiri,sümüklüsü,sidiklisi,normali,anormali hepsi benim vatandaşım ve ben onları çok seviyorum.
CiCeGiM Tarih: 25.12.2008 22:59
ne kadar dogruu yaa...tesekkürler