[font=Times New Roman][size="5"]Belki bir gün dönersin diye...
Bekledim...
Terk edilmiş limanlarda bekledim seni.
Seni bana taşırlar diye...
Uzaktan geçen gemileri seyrettim günlerce...
Olur ya!
Senden bir haber getirirler diye...
Tüm martıları dost edindim kendime.
Belki duyarsın diye...
Eski bir sala kurulup şarkılar söyledim saatlerce.

Oysa gelmeyeceksin. Adım gibi biliyorum.
Ne tenin, ne kokun, ne sesin.. Gelmeyecekti...
Ne beni sana götürecekler, ne sen geleceksin.
Benimki de umut işte..
Delilik yani..





... Biliyor musun ! Sen gittin gideli yazamıyorum eskisi gibi. Artık elim kağıt kaleme varmıyor. Bir şeyler karalarım diye aldığım kağıtları birer birer gemi yapıp, üstüne ismini yazarak denizin soğuk ellerine bırakıyorum.
... Hasretle yoğrulmuş yeni Türküler öğreniyorum mahallemizdeki Deli Ozan’dan. Durmadan onları mırıldanıyorum. Gündüzleri pek dışarı çıkmıyorum. Anılarla dolu evde fotoğraflara dalıp dalıp ağladığım olsa da bunu kimselere belli etmiyorum. İşten çıkarılalı epey olmuş. Sararan takvim yapraklarından anlıyorum...
...Gittiğin günden beri balkondaki çiçekleri hiç sulamadım. Dönüp bakmadım bile. Yakındır; hepsi boynunu büküp yapraklarını bir bir dökmeye başlar. Ben de hayattan intikamımı böyle alıyorum.
Ne sanıyorsun !! Bu sonbahar akşamında mektuplarınla ısınıyorum.

... Bu dibini gördüğüm kaçıncı paket; inan bilmiyorum. ‘Birinci’ içiyorum. Senden sonra içime süzülmeden geçen tek şey O ...
... Seni bana unutturacak neyle meşgul olduysam nafile.. Bir sinirle parçaladığım sazım ki hala tamirde.. Ne yalan söyleyeyim; param yok ondan alamıyorum.
...Sekiz ay nasıl da geçmiş. Zamanın elinde bir gül gibi gün geçtikçe solduğumu hissediyorum.
... Marketten alışverişi kestim. Şimdilerde bakkal Hüseyin Efendi’nin kara kaplı defterinin kıvrış kıvrış olmuş sayfalarına yazdırıyorum dünyalıklarımı.
... Marmara’nın sularına dalıp dalıp gitmelerim Ramazan Usta’yı çok tedirgin ediyormuş. En çok da bir delilik yapmamdan korkuyormuş. Oysa dünyada Hiçbir şeyin (senin bile) buna değmeyeceğini ikimiz de biliyoruz.
... Geçen gün tek mal varlığım olan yetmişlik daktilomu da hurda parasına sattım. Yani dünyaya dair açık bıraktığım tek kapıyı da böylece kapattım. Buna kapatmak denmez aslında; her şeyin ve hepsinin yüzüne çarptım. Tek can dostum kaldı; o da tozlu raflardaki kitaplarım.
... Giderken gözlerimin içine bakıp “hiçbir şey değişmeyecek” demiştin. Dön de bir bak neler değişti! Hayatımdaki her şeyin yeri ve anlamı (ben bile anlamadan) bir anda nasıl da değişti ! Varlığında bile değiştiremediğin ben yokluğunda ne kadar değişmişim! “Her şey değişti” yani.. “Her şey değişti.”


[font=Times New Roman][size="5"]Dışarda yağmur,
İçimde hüzün var.
...
Yağmurun ayak sesleri geliyor evlerin damlarından.
Yağmur gökten iner gibi yüreğime iniyor.
Tıp, tıp, tıp..
Dışımdaki boşluklardan sızıp
bir dantela gibi içime işliyor.
...
Dışarda yağmur, içimde sızın var.
Dışımda yağmur, içimde sen varsın.
Anlık hayallerin var.
Korkuyorum !
Beni boğacak bu yağmur..
Bu yağmur beni ıslatacak.
Bu yağmur..
...


[font=Times New Roman][size="5"]İçimde koca bir okyanus yatıyorken ,
Ben küçük sularda boğulacak adam değildim.
Böyle yağmazdı bu yağmur !
Ben böyle değildim..

Dışımda yağmur, içimde sen varsın.
Korkuyorum!
Beni ağlatacak bu yağmur.
Bu yağmur beni anlatacak.

... Şimdi seni kaybettiğim yolda adım adım yürüyor,
Tek atımlık kurşunlar gibi yuvamı özlüyorum.

Ve Yolun sonunda
bana gülümsediğin köşede
Seni bekliyorum
Seni bekliyorum
....


Bu yağmurlu şehir akşamında sana dair yazdıklarımdı bunlar... Bunları okuyamayacaksın. Çünkü yazıp yazıp yakıyorum.
Ve kendimi sonsuzluğa bırakıyorum..

aLıntı



Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 392
favori
like
share
sılas Tarih: 23.12.2008 16:28
çok güzel
sevgi Tarih: 23.12.2008 16:19
emegine sağlık canım