SABAHA KARŞI KIZ

Muhtemelen güzel rüyalar görmüştü kız ama hatırlayamıyordu. Aralanan perdesinden sızan sabahın ilk ışığı her şeyi unutturmuştu kıza; her şeyi değil tabi ki, yalnızca ay’ın yapay aydınlatışının bir bölümünü. Belki de o kadar güzel rüyalar görmüştü ki, çocuk onları çalmıştı kızdan, bir süreliğine gizleyecekti. Fakat kötü bir amacı olduğundan değildi, yalnızca rüyası ilk defa bu kadar saflık ve güzelliklerle doluydu kızın; bunu saklayacak birinin varlığı gerekliydi.

Kız hızlı çarpan bir fırtınadan henüz çıkmıştı; her fırtınadan çıkan gibi o da yaralanmıştı, hafif darbeler almıştı. Fakat kendinin bir türlü bir araya getiremediği sözleri döktüren bu çocuk, onu yavaş yavaş fırtınanın etkisinden çekip kurtarıyordu. Kız eli tutmakta tereddüt etmemişti. Neden etsindi?

GECENİN BİR YARISI ÇOCUK

Tanıdığı bir kız varmış çocuğun, pek tanımak da denmezmiş buna. Ama yine de biliyormuş içinde bir yerde onu. Kız öyle güzel gitar çalıyormuş ki çocuğun pek de sevmediği klasik gitar sesi hayattaki melodisi olmuş. Dingin bir günündeymiş çocuk ve her şey yine aynıymış; aynılıkları üst üste koydukça daha da aynı olurmuş ya. Sonmuş artık bu aynı, aşmış barajı ve düşüyormuş çocuk. Düşerken de ne duysun; kız kelebeklerin ezgisini çalıyormuş, güzel elleriyle. Düşememiş çocuk, asılı kalmış hayatla hayalleri arasında. İçi birden huzurla dolmuş; öleceğini anlamış o an. “Ama böylesine gülerken ölmek değil mi hepimizin amacı!” diye bağırmış, sonra ölmüş. Ölmüş de kendine gelmiş. Sabah kalktığındaysa “Kusura bakma kelebek, bir günlük yer değiştirdim ama inan bana bu gerekliydi.” diyebilmiş. Uzaklardan gelen "ama o bir gün benim bütün hayatımdı.." sözüne kulak asmadan, bastırmış söyledikleriyle.

ZAMANSIZLIKTAKİ KIZ

Sabaha karşı bir anda her şeyin gelip geçici olduğunu anlamış kız. Buna üzülmeli miymiş, sevinmeli miymiş? Tam olarak bilememiş, ama o bunu bilemeden de zaman geçip gitmiş. Çemberinde dolanan olaylardan tut da hayatına giren insanlara kadar, hepsi bir anlıkmış, hepsinin anları varmış; bazen beraber, bazense ayrı. Ama sonuçta aynaya baktığında o gülümseme olacakmış. Kaçınılmazmış gülümsemek.

UYANINCA ÇOCUK

“Günaydın.” demiş kıza seslice. Cevap vermemiş önce kız, başını eğmiş yalnızca öne. Çocuğun sesi kırılmış biraz, "günaydın" demiş yine; kız gülümsemiş, çocuk gülümsemiş ve güneş hiç doğmadığı kadar hızlı doğmuş. Saçları ışıkla yıkanmış kızın; "güzelsin" demiş, kız hiçbir şey söylememiş.

Ve günaydın demiş çocuk tekrar.

KIZ (köşede)

Kız fazla utangaçmış. "Neden zorlandım?" diye sormuş yine de kendine. Cevabını içinden vermiş; dışından söylemeye utanmış.

ÇOCUK (kenarda)

Neden umursamadı? Yoksa utandı mı?

KIZ (bucakta)

Bilmem.


ALINTIDIR.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 238
favori
like
share
BULUVEY Tarih: 26.12.2008 08:52
emeğinize sağlık
CANÖZÜM Tarih: 26.12.2008 02:36
çok güsel olmuş ellerine sağlık