Ne Güzelmiş O Günler

70′li yıllarda dizi kahramanlarımız siyah beyazdı, televizyon misafirliği vardı o dönemlerde, televizyonda “Televizyonunuzu kapatmayı unutmayınız” yazana kadar televizyon izlenirdi. Daha sonra dizi furyası başladı Çarlinin melekleri, görevimiz tehlike, kung fu, uzay yolu, mc millan ve karısı, beyaz gölge, kara şimşek, lassie, dallas, komiser kolumbo, tatlı cadı, kaçak, küçük ev, köle ısaura, kökler… Bu dizileri o dönemde yaşayanlar mutlaka izlemiştir. Çünkü tek kanaldı.
Televizyon dizileri de o yıllar insanları eve kapatacak cinstendi. En uzun yayınlanan Western dizisi Bonanza’yı çok sevmiştik. Etkileyici giriş müziğiyle at sırtında dört nala gelen Cartwright ailesi ve yaşadıkları çiftlik “Ponderosa” uzun yıllar evlerimize konuk olmuştu. Ailenin en küçük oğlu küçük Jo, daha sonra büyüyerek “Küçük ev”in babası olmuştu. Türkiye’de trafiği kilitleyen tek dizi ise 70′lerin sonlarına doğru başlayan “Dallas’dı. İnsanlar diziye yetişmek için bütün işlerini yarım bırakıyorlardı. Memlekette bir sürü JR’lar türemişti. Hanımlar diktirdikleri elbiselerin omuzlarına Sue Ellen’in ki gibi, yastık kadar vatka koyduruyorlardı. Özentilikte üstümüze yoktur ya, sosyetik evlerde yemekten önce aperatif olarak birer duble viski içilmeye başlamıştı. Birde mazlum avukat Petrocelli vardı. Garibanların davalarına bakardı ve en güzeli de karavanda yaşardı. Bir de Robert Blace’in oynadığı polisiye dizi Baretta sürükleyici olurdu. “Sementa”nın cadoloz Endora’sı, “Şahin Tepesi”nin üzüm bağları, “Kökler”in Kunta Kİnte’si, “Tatlı Sert”in Emma Peel’i, “Güzel ve Çirkin”in Vincent’i, “Shogun”un Toranaga efendisi, Anjinsan’ı, “Beyaz Gölge”nin Koç Reeves’i, aşağıdakiler yukarıdakiler, tekerlekler , kaynanalar, aşk gemisi, flamingo yolu, şerif Titus derken 80′lere ulaşmıştık…
Tüm bu karekterler aileden biri gibiydi. Hele hele Zengin ve Yoksul içimize işlemişti. Uzun zaman Tom ve Rudi Cordesh kardeşlerle uğraşıp durduk. Falkonetti korkulu rüyamız oldu. Hatta Falkonetti Tom’u öldürdüğünde ülkede yas ilan edildi. 70′lerin sonlarına doğru Charli’nin Melekleri de epey sükse yapmıştı. Sabrina, Jill ve Kelly kıvrak zekaları ve güzellikleriyle erkeklerin gönlüne taht kurmuştu. Bütün oto tamircilerinin, lokantaların, berberlerin, manavların duvarını sarışın melek Farah Fawsett’in posterleri asılmıştı.
En ünlü yapım 1939 yılında çevrilmesine rağmen “Rüzgar Gibi Geçti” hafızalara kazınmıştır mesela. Clark Gable bu filmden sonra Hollywood kralı olarak anılmaya başlamıştır. “Alfred Hickcock’un İngrid Bergman’ı, Carlo Ponti’nin Sofia Loren’i, “Cleopatra”nın Richard Burton’u ve Elizabeth Taylor’u, “Sapartacus”ün Kirk Douglas’ı, “Embryo”nun Rock Hudson’ı, “Houduni”nin Tony Curtis’i, “Mata Hari”nin Gretta Garbo’su, “Singing in the rain”in Gene Kelly’si, “My Fair Lady”nin Audrey Hepburn’ü, “atları da vururlar”ın Jane Fonda’sı, “Borsalino Çetesi”nin Alein Delon’u ve Jean Paul Belmando’su, en beğendiklerimiz arasındaydı… En sevimli sarışın Kim Novak, en efsane sarışın Marilyn Monroe, en seksi sarışın Brigitte Bardot’du ama en Sindirella’sı da Grace Kelly’ydi. Muhteşem ikili Sylvie Vartan&Jony Halliday, muhteşem üçlü ise Frank Sinatra, Sammy Davis ve Dean Martin’di. Fred Aster&Ginger Rogers’in danslarını hayranlıkla izlerken en çok FAME dizisine takılmıştık. John Travolta’ya “Grease” filminde aşık olmuş, Charlie Chaplin’in muhteşem “Şarlo”suna, Muppet Show’a, Jerry Lewis’in, Laurel Hardy’nin ve Yavru ile Katip’in maceralarına hep gülmüştük. O zamanlar sinemalarda film başlamadan önce mutlaka on dakika Şarlo ya da çizgi film gösterirlerdi. Şimdik çizgi filmler, Muppet Show’daki Kermit kadar komik değil.
















Alıntıdır

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 7958
favori
like
share
KıZıL* Tarih: 11.01.2009 12:13
tşk lerr
M.Kutsi Çil Tarih: 07.01.2009 12:30
Cemal Kamacının Avrupa boks şampiyonu olduğu maçı seyretmek için,minibüs tutup Deliceden Elmadağa gitmiştik.Hey gidi günler.
eGoiSta Tarih: 29.12.2008 16:52
sayende nostalji yaptım
Turania Tarih: 29.12.2008 15:51
harbiden be abi o günler neydi öle :72: