Ankara Devlet Tiyatrosu (STÜDYO SAHNE)



Yazan: Nikolay Vasiliyeviç Gogol
Uyarlayan: Sylvie Luneau, Roger Coggio
Çeviren: Coşkun Tunçtan
Proje Tasarımı,Yöneten: Cem Emüler
Yönetmen Yardımcısı: Erdal Beşikçioğlu
Dekor Tasarım: Sertel Çetiner
Giysi Tasarım: Sertel Çetiner
Işık Tasarım: Seyhun Ayaş, Zeynel Işık
Müzik, Ses, Efekt tasarım: Tayfun Gültutan

Sahne Amiri: Sait Ulu
Kondüvit: Yunus Daşdan
Işık Kumanda: Kemal Koyuncu
Dekor Sorumlusu: Zekeriya Taşkın
Aksesuar Sorumlusu: Velican Özcan


Rol Dağılımı

Erdal Beşikçioğlu


Özet

Bir delinin değil, deliren bir adamın hatıra defteri…






Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 5812
favori
like
share
ilaydaxD Tarih: 22.05.2010 22:19
oyunun türü komedi mi yoksa dram falan mı?
şanışeronline Tarih: 18.02.2010 22:03
tşkkrlr
Şayeste Tarih: 06.02.2010 11:01
Nikolay Gogol yazdığı oyun 2000'in üstünde gösterime girdi ve şimdi Kulis Oda Sahnesi Caddebostan'da

Tarih : 24 Ocak 2010 14 Şubat 2010
Saat : 15:00 18:00
Yer : Kulis Oda Sahnesi Caddebostan Kulis Oda Sahnesi Caddebostan

Şehir : İstanbul Anadolu
Yazan: Nikolay Gogol
Yöneten: Metin Zakoğlu
Oynayan: Zakoğlu Tiyatrosu

Metin Zakoğlu, Gogol'un kaleme aldığı tek kişilik oyunu 'Bir Delinin Hatıra Defteri'ni dokunaklı bir yorumla sunuyor. Sıradan bir memur olan Aksentin İvanoviç Poprişçin bu sıradanlığı karşısında sürekli aşağılanır, alaya alınır. Poprişçin günün birinde çok yüksek tabakadan bir kızın kendisini sevdiği düşüncesine kapılır. Hayal dünyasında ki mutluluğu kızın daha soylu bir beyzadeyle evlenmek üzere olmasını öğrenmesi ile yıkılır.

Bir Delinin, tuttuğu günlükten hayallerini yorumladığı koğuşunda, yatağının ucundan birebir göze göz hissettiklerini hissetmeye cesaretiniz var mı? Sadece 30 kişinin girebileceği koğuşta yerinizi şimdiden ayırtın. Oyuncu ile iç içe göz göze bir 90 dakika. Kimi zaman ben neredeyim, bu adam kim? Ben şimdi oyuncu muyum, seyirci mi, karşımda ki oyuncumu yoksa gerçeğin kendisi mi soruları ile baş başa kalabileceğimiz bir 90 dakika. Oyuncu ve seyircinin yer değiştirdiği tek gösteri. Kimi zaman gülmekten ikinci espriyi kaçıracaksınız, kimi zaman da göz yaşlarınıza hakim olamayacaksınız. Kısacası bu gösteri de çok şaşıracaksınız!

Ekim 1994 yıllından beri süren ve büyük beğeni toplayan ve bir çok olumlu eleştiri alan bu kült oyunda Metin Zakoğlu Gogol'un gerçekle hayal dünyası arasında olduğu bir dönemde kaleme aldığı bu tek kişilik oyunu seyircilere aktarmada da gerçekle hayal arasındaki o ince çizgiyi dokunaklı bir şekilde yorumlayarak seyredenlere etkileyici bir oyunculuk başarısı ile aktarıyor... Yer yer seyircilerin arasında oynanan ve seyirciye ben kimim bu adam kim burada şimdi oyun mu gerçek mi yaşanıyor ikilemi yaşatan Zakoğlu sıra dışı bir seyirci katılımı ile oyunun tıpkı denizle kumsalın git-gel'lerinde yaşadığı bir ilişki gibi oyuncu seyirci ilişkisini de oyunda bu git-gel'lerin üzerine kurarak oluşturuyor...

Oyunun konusuna gelince; sıradan bir 3.dereceden memur olan Aksentin İvanoviç Poprişçin bu sıradanlığı karşısında sürekli aşağılanır, alaya alınır... Ve günün birinde Poprişçin çok yüksek tabakadan bir kızın kendisini sevdiğini sanır,hayal dünyasında ki mutluluğu kızın daha soylu bir beyzadeyle evlenmek üzere olmasını öğrenmesi ile yıkılır... Bundan sonraki hayalleri onunda tıpkı o soylu gibi bir asilzade hatta belki de bir kral olmaktır... Ve günün birinde Aksentin İvaneviç Poprişçin kendini İspanya Kralı olmuş bir vaziyette akıl hastahanesinde bulur... Saçları kısaltılmış bir halde gözleri yaşlı annesini yanına istemesi oyunun en gerçek anıdır belki de...
Nehir Tarih: 26.06.2009 23:53
Tarih : 15 - 19 - 20 - 30 Aralık 2009
Saat : 20:30
Yer : Kulis Oda Sahnesi Caddebostan
Şehir : İstanbul Anadolu

Biletleri biletix satış noktalarından alabilirsiniz..
MiSS-FENER Tarih: 24.05.2009 21:55
Oyun İzmirde Olsaydı Muhakkak Gideridm..
Şayeste Tarih: 23.05.2009 12:24
Bir Delinin Hatıra Defteri

Oyun, gerçek seyircisiyle buluşuyor: Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi`nde bulunan hastalar için Mazhar Osman Çok Amaçlı Salonu`nda özel olarak sahnelenecek
Nikolay Gogol’ün büyük ustalıkla yazdığı öyküsünden yola çıkılarak oyunlaştırılan “Bir Delinin Hatıra Defteri”, hepimizin hayatına ayna tutuyor aslında. İçinde bulunduğumuz bu pop kültürde amaç, bir an önce kendimizi kurtarmak olarak aşılanıyor bize. Hayatın bundan ibaret olduğunu zannedip gelişen yeni bireylerimiz ise hep daha ileriye taşımaya çalıştığımız toplumumuz için potansiyel birer tehlike.

Dışlamadan ve doğru bildiğimiz hiçbir şeyi onlara dayatmaya çalışmadan, önlerine bütün seçenekleri serip doğruyu seçmelerini beklemek bile yeterli olacaktır. Yeter ki gençlerimize takılan at gözlüklerini geldiği yere, tarihin karanlık çağlarına geri gönderelim. Bu görevde tabii ki hepimizin görevi. Aramızda dolaşan Poprişçin’lerin azalması dileğiyle...


Poprişçin, bir garip dünyalı... En acımasız şekillerde aşağılandığı, itilip kakıldığı, haksız rekabete zorlandığı ve “şanslı doğanlar” tarafından ezildiği günler de olmuş (ki bunlar çoğunlukta!) insan yerine konulduğu, saygı gördüğü günlerde...

Evet sıradan bir dünyalı Poprişçin...Gelin şimdi onun dünyasına bir giriş yapalım:
Soyluların dünyasında kendine yer açmaya çalışan minnacık bir memur,sınıflara bölünmüş bir ülkenin çocuğu Poprişçin. Üstlerine gereken saygıyı göstermesine rağmen kendi alt sınıfından “hak ettiği saygıyı” göremez bir türlü. Bu yüzden durmadan bulunduğu konuma lanet eder, herkes gibi o da kısa yoldan bir üst sınıfa geçmenin hesapları peşindedir hep.

Soylu kimlikle anılmaya başlandığındaysa ilk yapacağı şey, sanılanın aksine, bu kötü gidişata dur demek değil, şu an kendi gibi memur olanları aşağılamak olacaktır. Düzeni değiştirmeyi düşünebilecek kadar bir entelektüel birikime bile sahip değildir henüz ve aslında toplumun ona dayattığı kurallara boyun eğen kişiliğiyle, sadece ve sadece kendini kurtarmaya adamış bir adam olmasıyla, düzenin içinde, görevini başarıyla yerine getiren, iyi de bir bireydir. Bu yüzden toplumdan bağımsız bir tek görüş, bir tek bakış açısı da yoktur beyninin içinde.

Hayata taktığı at gözlüğünün elverdiği kadarıyla bakıp o sınırlar içinde kendine bir amaç edinmiş ve bunu hayata geçirmeye ant içmiş bir zavallıcık, Poprişçin. Ki, maalesef bulunduğu toplumda bu ona hazır tepside sunulmayacaktır. Durmadan olasılık hesaplarına girişse de ne fayda, başladığı yerden bir adım bile öteye gidemez ve yorulduğunda belki de o güne kadar yaptığı en akıllıca şeyi yapar; soylulara yama olup soylu ilan edilmeyi beklemektense, bir anda kendini soylu ilan eder...

Oyuncu Erdem Topuz’un Ağzından...
“Bu küçük adamın hikayesini oynamak, oyunculuk serüvenimin ve belki de hayatımın en uzun ve en tatlı yolculuğuydu. Kafamızda binlerce soruyla, sürekli peşinden koştuğumuz ve bir türlü yakalayamadığımız, tutunamadığımız küçücük hayatlarımızın bence en güzel özeti olan bu oyunu, umarım oynamaktan aldığım keyifle izlersiniz...”