Dişeti Rahatsızlıkları,Dişeti tedavisi,Dişeti problemleri

Diş fırçalamayı anlatırken fırçalama hatalarının dişlerde nasıl tahribat yarattığını görmüştük. Bunun sebebide diş fırçalamayı aksatırsak neler olabileceğini göstermekti. Bu yüzden dişeti problemlerinin sebebi konusunda diş fırçalama ile ilgili bölüm okunursa ayrıntılı bilgi edinme olanağı olacaktır.

Dişeti problemleri olan bir ağızda dişetleri şiş, kanamalı, sıcak ve soğuk alındığında dişlerin sızladığı ve yoğun bir ağız kokusunun olduğu tablo söz konusudur. Uzun yılar devam eden dişeti pronlemleri sonucu hastalar dişlerinin boyunun uzadığından şikayet ederler halbuki dişin boyu aynıdır. Sadece dişeti daha aşağıda yer almıştır.

Alt ön bölgede uzun yıllardır. Devam eden problemler sonucu dişler aşırı düzeyde tahrip edilmiş.
İnsanlar dişetlerindeki problemi çoğu zaman geçirdikleri büyük bir olaya bağlarlar. Büyük bir rahatsızlık, ameliyat, trafik kazası, bir yakının kaybının yarattığı üzüntü v.b. bunlar zaten uzun yıllar tahrip olmuş ve sınıra gelmiş dişlerdeki problemlerin alevlenerek gözönüne çıkmasına sebep olurlar. Halbuki tahribat 20-30 yıldır gelmektedir. Sonuç dişlerin büyük ölçüde kaybıdır.

Dişeti tedavisi yapılmadan yapılan protez uygulamaları tahribat devam ettiği için başarısız olacaktır. Dişeti tedavisi ile dişlerin destek dokuları sağlıklı hale geldikten sonra protez ile ilgili işlemleri yapmak lazımdır.

Eğer ağızda herhangi bir nedenle dişetleri kanıyorsa veya dişetlerinin üzerine bastırınca ağrı varsa orda büyük bir ihtimalle dişeti problemi vardır. En kısa zamanda diş hekiminize müracaat etmeniz lazımdır.

Tedavi sonrasında da ağız temizliğine dikkat edilmezse problemler tekrar başlayacaktır. O yüzden temel olarak fırçalam ve diş ipi kullanımını aksatmadan devam etmek lazımdır.

HAMİLELİKTE DİŞ VE AĞIZ SAĞLIĞI

Fizyolojik bir olay olmasına rağmen diş hekimliği açısından dikkat edilmesi gereken önemli bir konuda hamilelikteki dişeti problemleridir. Vücutta meydana gelen hormonal değişiklikler sonucu ağızda, özellikle dişetlerinde bazı sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Vücut daha önce düşük düzeyde tepki gösterdiği bakteri plağının toksinlerine karşı aşrı tepki verir hale gelmektedir. Gebelikte görülen dişeti iltihabına "Gebelik Gingivitisi" adı verilir.

Hamilelikte dişetlerinde rahatsızlık olmuş bir hasta. Ağız temizliğinin ne kadar kötü olduğuna dikkat edin.

Dişetleri koyu kırmızı renkte, şiş ve kolayca kanayan bir hal alır. Bu iltihabın sebebi, aslında direkt olarak hamilelik değildir. Sadece mevcut iltihap yapıcı etkenlerden dişetlerinin (hormonal değişikliklerden dolayı) daha fazla etkilenmesidir. Bu sebeple, hamilelik süresince yapılan ağız bakımı, normale oranla çok daha titiz olmalıdır.

Hastanın doktoru aksini belirtmediği müddetçe, acil durumlarda, hamileliğin her döneminde diş çekimi ve tedavileri yapılabilir. Bu durumda, doktorun hastasına yaklaşımı, ona güven vermesi ve titizlikle alacağı tedbirler öne çıkmaktadır. Kullanılan diş dolgu malzemeleri, anestezik maddelerin bebeğe kesinlikle herhangi bir zarar vermesi sözkonusu değildir.
Halk arsında yanlış bir inanışta hamilelikte dişlerin tahrip olduğu fikridir. Böyle bir olay mümkün değildir. Çünkü vücudun kalsiyum deposu kemiklerdir. Bebek kalsiyumu ananesinin kemiklerindeki depolarından alır. Bu sırada dişlerden 1 mg bile kalsiyum uzaklaşması sözkonusu değildir. Kadınların evlenip çocuk sahibi oldukları yaşlar; zaten çocuk sahibi olmasalar da dişlerin çürüyüp tahrip olduğu yıllara denk gelmektedir. Muhtemelen yetersiz bakım sonucu dişlerde oluşan dişeti problemleri de böyle bir fikrin zaman içinde oluşmasına sebep olmuş. Hamilelikte ilk tavsiye edilecek şey, sanırım, bir çocuğa karar verildiğinde, önce bir diş hekimi kontrolünden geçmek olacaktır. Eğer bir diş tedavisi veya çekimine mecbur kalınmış ise, ilk önce kadın-doğum uzmanı doktorunuza danışmanız ve bunu takiben vakit geçirmeden diş hekimini ziyaret etmeniz gerekir. Genellikle diş ağrısını iltihap ve apse takip edeceğinden, geçen zaman sizi bir de antibiyotik kullanmaya mecbur edecektir.

Hamilelikte hamilelikte diş tedavisini yapılamaz kılan tek şey sizin tutumunuzdur, bunu unutmayın. Stresli, tedaviden korkan ve heran zıplamaya hazır bir kişide bu korkuya bağlı olarak ilk 3 ayda düşük son 3 ayda da erken doğum riski olacaktır.

ÇENE EKLEMİ RAHATSIZLIKLARI

Konu ile ilgili biolojik, psikolojik ve sosyal nitelikli çalışmaları kısaca özetleyerek çene eklemi fonksiyon bozukluğunu izah etmeye çalışacağım.

Bilim adamları, dünyada şehirleşme hızının arttığını en azından 2050 yılına kadar artmaya devam edeceğini tahmin ediyorlar. İnsanlığın büyük bir çoğunluğunun şehirde yaşam tercihine yönelmesi, şehir insan ilişkisinin her boyutunu önemli kılmaktadır.

Bazı görüşlere göre, şehir hayatının insan sağlığı üzerinde görünen olumsuz rolü yoktur. Şehir hayatının yaşama soktuğu kalabalık, gürültü, iç ve dış mekanlar gibi etkenlerden insanın sanıldığından daha az etkilendiği, ruh sağlığının bozulmasında önemli bir etkisinin olmadığı yönünde görüşler vardır. Ancak, hızlı şehirleşme, göç gibi yüksek ivmeli sosyal olayların kent ve dolayısıyla insan üzerindeki travmasının bir dizi probleme yol açtığı bir gerçektir.

Dünyada, 1940 yılında nüfusu beş milyonun üzerinde Londra ve New York olmak üzere sadece iki şehir vardı. 1990da bu sayı 22ye çıkmıştır. 2025 yılında da 30a çıkması beklenmektedir. Bu gelişmelerden dolayı kent hayatının insan sağlığına yansımaları tıbbın ana konularından birini oluşturur hale gelmiştir. Hava kirliliği, gürültü, kimyasal atıklar, hormonlu gıdalar, trafik, yıpratıcı rekabet, gün boyu oturarak çalışma gibi birçok yeni faktörün sağlık üzerindeki etkisi araştırılmaya başlanmıştır.

Şehirli insanın kendine özgü omurga bozukluklarından, sırt ağrılarına, göz bozukluklarından sarılığa, alerjiden astıma, stresten kendine özgü bir çok hastalığa yakalanma riski taşıdığı ortaya konmuştur. Üstelik hasta bina sendromu, sekreter sendromu, yazar krampı, gürültü sağırlığı türünden yeni hastalıklar gündeme eklenmektedir.

Çene eklemi fonksiyon bozukluğu rahatsızlıklarının genel populasyondaki sıklığı oldukca fazladır ve yaygınlığı gün geçtikce artmaktadır. Tahrip edici seviyede diş gıcırdatma sıklığının % 20 seviyesinde olduğu, A.B.D.de bir yılda 3,6 milyon gece koruyucusunun uygulandığı ve hastaların buna yılda toplam 1 milyar dolar ödemek zorunda kaldıkları belirtilmektedir.

En az dişler kadar çene ekleminede zarar veren bu epideminin önüne geçmenin Amerikalıların uykularında tatlı Amerikan rüyasını görebilmeleri için şart olduğu vurgulanmıştır. Bir epidemi olarak nitelendirilebilecek kadar yaygınlığı artan çene eklemi fonksiyon bozukluğu rahatsızlıklarına sebep olan faktörler, kas gerginlikleri, diş kaynaklı sebepler, travma ve sistemik sebepler olarak gruplandırılabilir. Yapılan çalışmaların çoğunda kas gerginliği en büyük sebebi oluşturmaktadır.

Psikolojik kökenli faktörler çiğneme kaslarını etkiler ve buna bağlı olarak çiğneme sisteminde bir takım düzensizliklerin gelişir. Stresin kısa döneminde adale gerilmeleri, kalp atış sayısında artma, kan basıncında yükselme gibi fizyolojik etkiler yarattığı, uzun dönemde ise bu değişikliklerin baş ağrıları, hipertansiyon, kalp hastalıkları, adale ve eklem rahatsızlıkları gibi hastalıklara dönüştüğü bilinmektedir.

Psikolojik etkenler çiğneme kaslarının kasılmasına sebep olur. Çene eklemi fonksiyon bozukluğu rahatsızlıklarının nedenlerinde psikolojik-kassal sebeplerin kaynağı stresdir.

Bu hastalarda, normal kişilere göre daha sık olarak stres ile ilişkili olarak somatizasyon ve psikolojik davranış bozuklukları tespit edilmiştir. Bu kişilerde gece koruyucusu tedavisi, depresyon tedavisi ve kombine tedavi ile birlikte psikolojik tedavi gerekli olabilir.

Ayrıca stresin çene eklemini direkt etkilemesinin yanısıra diş gıcırdatma ve diş sıkma gibi istem dışı hareketlere de sebep olmaktadır. Diş gıcırdatma mekanizması tam olarak aydınlatılmış değildir. Bununla birlikte kişinin gerginlik seviyesi ile diş gıcırdatmanın günlük şiddeti arasında pozitif bir ilişkinin varlığı kesindir; yani stres ile istem dışı hareketler arasındaki bu ilişki sonucunda çene eklemi fonksiyon bozuklukları ortaya çıkar. Ayrıca bu üç faktörün aralarında etkileşimi sürekli birbirini etkileyen bir kısır döngü olarak düşünebiliriz.

Ağrı nedeniyle oluşan anksiyete (ruhsal sıkıntı, huzursuzluk) ağrı bölgesinde kasların uzun süreli spazmlarına sebep olur. Bu esnada kas dokusunda damarların büzülmesi, o bölgede kansızlık ve ağrıya neden olan maddeler oluşturur. Bu nedenle ağrı, stres ve kas gerginliği arasında istem dışı hareketlerde olduğu gibi bir kısır döngü ilişkisi ortaya çıkar. Diş gıcırdatma, nevrotik ruhsal yapı ve kas ağrısı arasında da yakın bir ilişki vardır. Ayrıca genel anksiyete ile çene eklemi fonksiyon bozukluğu arasındaki ilişki genel manada çene eklemi fonksiyon bozukluğu hastalıklarının psikolojik kökenli faktörler ile olan ilişkisini ortaya koymaktadır.

Hızlı bir şehirleşmenin getirmiş olduğu hayat tarzı stresin insan ruhu üzerinde olumsuz etkisini, çene eklemi fonksiyon bozukluğu rahatsızlığı olarak farklı bir boyutta yeni bir şehir hastalığı olarak karşımıza çıkarmaktadır. Gittikce artan bir oranda da 2000li yıllar sonrasında da güncelliğini koruyacak bir şehir hastalığı olarak gündemimizde kalacağı kesindir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 3299
favori
like
share
MiSS-FENER Tarih: 06.01.2009 02:21
Faydalı Bilgiler İçin Teşekkürler..
refik Tarih: 04.01.2009 18:40
Ellerine saglık degerli paylaşımların için