NERESİNDEN bakarsanız bakın, Gazze’de yaşananlar en hafifinden vahşettir. Medeni olduğunu iddia eden Batı’nın ne kadar gaddarlaşabildiğinin gayet açık bir göstergesidir. İnsanlığın çuvala sokulup, ağzının bağlandığı ve insan denilen varlığın bir tür canavara dönüştüğü anlarda işte böyle durumlar ortaya çıkar.
Ancak bu durum belki de insanlığın her zaman çuvala sokulup, ağzının bağlandığı bir vaziyete işaret ediyor. Çünkü Gazze’de yaşanan olaylar İsrail’in giriştiği ve kameralar önünde gerçekleştirdiği ilk katliamlar değildir. Ve korkarım ki, sonuncusu da olmayacak.
İsrail hep böyle
İSRAİL, mağdur Musevi halkın başını sokacak bir devletleri olsun diye kurulmuştu. Daha kuruluş aşaması resmileşmeden etnik temizliğe başladı. Filistin’e yerleşen Yahudi yerleşimciler İkinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği günlerden itibaren etraflarındaki Filistinlileri zorla ve her türlü şiddet başvurarak topraklarından atmaya başladılar.
Ardından BM kararıyla 1947 yılında İsrail devleti kuruldu. O tarihten itibaren de İsrail sürekli olarak etnik temizlik yaptı. Savaşlarda kazandığı topraklarda yaşayan Filistinliler’i zorla topraklarından sürdü. Direnenler öldürüldü. Diğerleri sürüldü. Kısacası İsrail devleti etnik temizlik ilkesi üzerine kuruldu. Ve İsrailliler bütün bunları yaparken, adeta kendilerine İkinci Dünya Savaşı sırasında yapılanlardan fazlasını masum insanlar üzerinde denemek ister gibiydiler...
Filistinliler’i topluca etnik temizliğe tabi tutmaları yetmedi. Etraflarında ve bilhassa Lübnan topraklarında mülteci kamplarında perişan bir vaziyette yaşamaya zorlanan Filistinliler’i o ülkelerin topraklarına girerek ve kadın-erken, çoluk-çocuk ayrımı yapmadan öldürdü.
Yetmedi, Filistinliler’i ve o zamanki liderleri Yaser Arafat’ı aşırı güç kullanarak Lübnan’dan çıkarıp, Tunus’a sürdü. Değişik ülkelerdeki Filistinli liderlere karşı nokta operasyonları düzenleyerek öldürdü. Bu arada İntifada uygulayan Filistin halkına karşı dönem dönem aşırı şiddet kullanmaktan hiç çekinmedi. Aşırı güç kullanmaması yönünde yapılan eleştirileri kulak ardı etti.
Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, Ariel Şaron’un tahrikleri sonucunda başlayan İkinci İntifada’yı gerekçe göstererek Oslo Barış Süreci’ni çöp sepetine attı. Ardından başlayan şiddet dalgasında El Fetih üzerinde aşırı güç kullandı. Sonunda El Fetih lideri Yaser Arafat öldü veya çok muhtemelen öldürüldü. Batılı dünyanın baskıları sonucu gerçekleştirilen serbest seçimleri Hamas kazandı.
Hamas’ı tasfiye
KISACASI Hamas’ın kazanması İsrail’in Filistinliler’e uyguladığı aşırı şiddet politikasının sonunda geldi. Çünkü o şiddet dalgasında Arafat ve El Fetih yeterince karşı koymuyormuş gibi göründü halkın gözünde. Hamas ise şiddeti elden bırakmayacağını sürekli ifade eden ve İsrail ile sonuna kadar boğuşmayı kendine ilke edinmiş ve bu arada sosyal yardımlaşma kurumları vasıtasıyla halkın daha itibar ettiği bir örgüt haline gelmişti.
Seçimleri Hamas’ın kazanmasından itibaren, bir yandan Amerika ve Avrupa öbür yandan da İsrail Hamas’ı tanımayacaklarını; Hamas’ı devre dışı bırakmak için ne gerekirse yapacaklarını açıkça beyan ettiler. İşte bugünlerde yaşananlar Hamas’ı tasfiye amaçlıdır. Ancak bu politika bu defa da yeni bir Hamas doğuracak ve şiddet artan bir oranda devam edecektir. Çünkü İsrail bölgede barış istemeyen bir tavır sergiliyor. Her barış müzakeresinin sonuçlanma aşamasında Filistinli bir grubun yaptığı bir işi, eylemi ve saireyi bahane ederek barış sürecinden çekiliyor. Ardından daha kapsamlı ve daha fazla şiddet içeren bir operasyon düzenliyor Filistin halkına karşı. O tür operasyonlar Filistin halkını İsrail’i daha fazla düşman ediyor.
İsrail İnandırıcı değil
DOLAYISIYLA şimdilerde İsrail devlet yetkililerinin Hamas’ı tasfiye etmekle yetineceklerine dair söylediklerinin inandırıcı bir tarafı kalmadı. Yani İsrail Hamas’ı tasfiye ettikten sonra, El Fetih grubu ile kolayca adil ve kalıcı bir barışa imza mı atacak? Hayır. Gerçekte öyle olmadığı halde, adil ve kalıcı olduğu iddiasıyla ortaya atılacak bir barış antlaşması başka çaresi kalmadığını düşünecek Filistin lideri Mahmut Abbas’a kabul ettirilse bile, bu, Filistin halkının acılarının üstüne tuz basmasını sağlayacak mı? Muhtemelen hayır.
Bu defa da İsrail aleyhtarı ve sonuna kadar mücadele retoriği ile ortaya çıkacak başka bir grup olacak. Filistin halkı onların etrafında toplanacak. Belki aralarında yeniden çatışmalar çıkacak vs. Ama bu iş devam edip gidecek. Filistinlere yapılanlardan beslenen, ilham alan, haklılığını oradaki zulme dayandıran yeni gruplar Amerikan hedeflerine El Kaide tarzı yeni eylemler düzenleyecekler...
Kısacası bu iş Filistinliler için olduğu kadar Amerika için de bir çıkmaz sokak. Amerika, İsrail politikalarını sorgulamadan uygulayan bir ülke olamaya devam ettikçe, bu bölgede barış ve huzur olamayacak gibi görünüyor. Baksanıza, umutla beklenen Obama, daha görevini devralmaya almaya hazırlanırken olanlara... Çıka çıka bu mu çıkacaktı?

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 400
favori
like
share
ADALI Tarih: 03.02.2009 19:38
Teşekkür ederim kardeşim :107:
cobra_R Tarih: 05.01.2009 00:20
haklısın Türkiye olarak cok iyi ve yardımsever mılletiz ama cogu ülkenin düşmanıyız malesef...
M.Kutsi Çil Tarih: 04.01.2009 22:59
Osmanlı buralardan çekildikten sonra,buralarda huzur kalmadı.Kalmadı ama,Osmanlıyı buralardan çıkaranların başını da,İngiliz altınlarıyla kandırılan araplar geliyor.Askerlerimizi arkadan vuran,askerlerimizin kuyularına zehir atan da maalesef araplar.Bir yerde "Bize ettiklerini torunları çekiyor" Ama din kardeşlerimiz diye,en çok da biz üzülüyoruz,dikkat ederseniz bizden başka çabalayan da yok,arap ülkeleri bile oralı olmuyor.İşte Türkün büyüklüğü,alicenaplığı da buradan geliyor.