Sultan II. Abdülhamit, yahudilerin Filistin
topraklarına yerleşme planlarının önüne geçen bir
padişah olarak bilinir. Bu tutumundan dolayı da
yahudilerin yönlendirdiği bütün fitne teşkilatlarının
ana hedefi haline gelmişti.
Siyonizmin fikir babası olarak bilinen Teodor Hertzl,
kendilerine Filistin'de toprak verilmesi için Sultan
II. Abdülhamit'le görüşme yapmak istedi. Bazı
kitaplarda II. Abdülhamit'in onlarla görüştüğü ancak
tekliflerini reddettiği söyleniyor. Oysa gerçekte II.
Abdülhamit onlarla görüşmeyi kabul etmemiştir. Bunun
üzerine yahudi heyeti başbakan Tahsin Paşa yoluyla
tekliflerini iletmişlerdir.
Yahudiler 1902 yılında Tahsin Paşa yoluyla padişaha
ilettikleri tekliflerinde şunları bildiriyorlardı:
"Yahudiler aşağıda bulunan hususları taahhüt ederler:
1.Osmanlı devletinin otuz üç milyon İngiliz altınına
ulaşan borçlarının tamamını ödemeyi,
2.İmparatorluğu korumak için 120 milyon altın franka
mal olacak deniz filosu yaptırmayı,
3.Devletin mali durumunu canlandırmak için otuz beş
milyon altın lira faizsiz borç vermeyi.
Bütün bunlar yahudilerin, yılın herhangi bir gününde
Filistin'e ziyaret maksadıyla girmelerine müsaade
edilmesine ve yahudilerin Kudüs-i Şerif'te kendi
dinlerine mensup olanların ziyaretleri esnasında
içinde kalabilecekleri bir müstemleke (kanton)
kurmalarına izin vermesine karşılıktır".
Sultan II. Abdülhamid'e böyle bir teklifte bulunan
heyetin başında siyonizmin babası Hertzl vardı.
Yahudilerin bu teklifine Sultan II. Abdülhamid'in
cevabı şu olmuştur:
"Tahsin! Onlara de ki:
Devletin borçları onun için bir ayıp değildir. Çünkü,
Fransa gibi başka devletlerin de borçları vardır ve
borçları onlara zarar vermemektedir.
Kudüs-i Şerif'i İslam'a ilk önce Hz. Ömer (r.a.)
fethetmiştir. Burayı yahudilere satma kara lekesini ve
Müslümanların korumam için bana tevdi ettikleri
emanete ihanet etme suçunu yüklenemem.
Yahudiler, mallarını kendilerine saklasınlar. Devleti
Aliye'nin İslam düşmanlarının mallarıyla yapılan
kalelerin arkasına sığınması mümkün değildir.
Emret çıksınlar! Bir daha benimle görüşmeye veya
buraya girmeye uğraşmasınlar".
Siyonist lider Teodor Hertzl de anılarında, Sultan II.
Aldülhamid'in kendilerine şu cevabı verdiğini
yazmaktadır: "Doktor Hertzl'e bu konuda yeni adımlar
atmamasını öğütleyin. Çünkü ben bir karış toprak dahi
veremem. Orası benim kendi mülküm değil milletimin
mülküdür. Milletim bu yer için savaşmış ve orayı kanı
ile sulamıştır. Yahudiler milyonlarını kendilerine
saklasınlar. Bir gün gelir de İmparatorluğum
parçalanırsa işte o zaman yahudiler, Filistin'i para
ödemeden alabilirler. Fakat ben sağ olduğum müddetçe
bedenimin neşterle yarılması Filistin'in
İmparatorluğumdan koparılmasından benim için daha
kolay bir hadisedir. Bu imkansız bir şeydir. Ben daha
sağ iken bedenimizin üzerinde otopsi yapılmasına asla
müsaade edemem."
Sultan II. Abdülhamit, hatıralarında da yahudilerin
Filistin'e yerleşme fikirleri hakkında oldukça ilginç
noktalara parmak basmaktadır. Şöyle diyor Sultan II.
Abdülhamit:
"Yahudiler, Avrupa'da Doğu'da olduğundan daha fazla
bir kudrete sahiptirler. Bu sebeple de birçok Avrupalı
devlet çok artmış olan Semit (yahudi) ırkından
kurtulabilmek için Yahudilerin Filistin'e muhaceretini
iyi karşılayacaklardır. Fakat bizim memleketimizde
kafi yahudi vardır. Eğer Filistin'de Müslüman Arap
unsurunun faikiyetini (üstünlüğünü) muhafaza etmesini
istiyorsak, Yahudilerin yerleştirilmesi fikrinden
vazgeçmeliyiz. Aksi takdirde yerleştirildikleri yerde
çok kısa zamanda bütün kudreti elde edeceklerinden
dindaşlarımızın ölüm kararını imzalamış oluruz....
Siyonistler Filistin'de yalnız ziraat yapmak değil,
orada hükümet kurmak, siyasi temsilcilerini seçmek
gibi şeyler de arzuluyorlar." (13)
Sultan II. Abdülhamit, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin
çıkardığı ve tarihe 31 Mart Vak'ası diye geçen
isyandan sonra tahttan indirilmiştir. Bu olayda ilginç
olan bir şey şuydu: 31 Mart isyanını çıkaranlar ve
kışkırtanlar İttihat ve Terakki Cemiyeti mensupları
veya onların yönlendirdiği kimselerdi. Daha sonra
padişahın tahttan indirilmesine de yine bu cemiyet
karar verdi ve bu kararında padişahı 31 Mart isyanına
sebep olmakla suçladı. Yani kendi suçlarını padişaha
yükleyerek bunu onun tahttan indirilmesi için gerekçe
olarak kullanmışlardı. Padişahın hal'ine (yani
saltanattan indirilmesine) dair kararı ona tebliğ eden
heyetin arasında yer alanlardan biri de Emanuel Karaso
idi. Bu kararı tebliğ eden heyetin içinde bir tek Türk
yoktu. Osmanlı ahalisini temsilen padişahın karşısına
çıktığını iddia eden böyle bir heyette, ahalinin ana
unsurunu teşkil eden ve devletin yönetimini resmiyette
elinde tutan önemli bir etnik unsuru temsil eden bir
tek kişinin bulunmaması dikkat çekiciydi. Padişah da
bu durum karşısında şu ifadeyi kullanmıştı: "Bir Türk
padişahına, 33 sene bu makamda bulunmuş İslam
halifesine hal' kararını bildirmek için bir yahudi,
bir Ermeni, bir Arnavut ve bir nankörden başkasını
bulamadılar mı?" (14)
Ne yazık ki, Filistin topraklarının yahudilere
satılması için rüşvet teklifinde bulunduğunda Sultan
II. Abdülhamid tarafından kovulan yahudi Emanuel
Karaso bu kez sultanın hal' kararını tebliğ için onun
karşısına çıkmıştı. İşte bu ihanetin şartlarını
hazırlayan teşkilat da İttihat ve Terakki
Cemiyeti'ydi.
Bu arada İsrail'in ilk başbakanı Ben Gurion'un da II.
Abdülhamid döneminde İstanbul Hukuk Fakültesi'nde
okuduğunu ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin
bünyesinde padişah aleyhine çalışmalara katıldığını
hatırlatalım. Ben Gurion Birinci Dünya Harbi'nin
patlak vermesinden sonra Kudüs'e döndü.

Sultan İkinci Abdülhamid Han, siyonizm tehlikesini çok iyi gören devlet adamıdır. Osmanlı tahtına çıkınca ilk icraatı, Filistin’in bütün topraklarını sarayın (Osmanlı Hanedanının) mülkü haline getirmek oldu. Böylece nüfusun çoğunluğunu elde etme planının bir parçası olan Filistin’de toprak satışı kesin olarak önlendi. Ayrıca Filistin’e 33 senelik saltanatı esnasında tek bir Yahudinin girmesine izin vermedi.

Siyonizm teşkilatının lideri Dr.Theodor Hertzel birçok defa Saraya ve Babıali’ye mektup yazdı. İngiltere’nin aracılığı ile Theodor Hertzel ve Haham Moşe Levi, Sultan Abdülhamid Han ile görüştüler. Dr.Theodor Hertzel, Abdülhamid Han’a şu tekliflerde bulundu. Filistin’de altın para karşılığı toprak sattığı takdirde:

1- Yahudiler Osmanlı Devletinin bütün borçlarını ödeyecekler.

2- Osmanlı Devletine büyük mali yardımda bulunacaklar.

3- Sultan Abdülhamid Han’ın siyasetini Avrupa’da destekleyecekler.

4- Yahudiler, Osmanlı Devletinde inşa edilecek savaş üslerinin parasını ödeyecekler.

5- Sultan Abdülhamid Han’a şahsı için büyük servet verecekler.

Osmanlı Devleti ekonomik yönden büyük bir çöküntü, hatta, iflas durumunda olmasına rağmen, Sultan Abdülhamid Han bu büyük maddi teklifler karşısında çok hiddetlenerek yüksek sesle, “Dünyanın bütün devletleri ayağıma gelse ve bütün hazinelerini kucağıma dökseler, size siyonistlik adına bir karış yer vermem. Ecdadımızın ve milletimizin kanıyla elde edilen bir vatan, para ile satılamaz. Derhal burasını terk edin. Defolun!” diyerek huzurundan kovmuştur.

Daha sonra Abdülhamid Han’ı tahttan indirerek intikamlarını aldı İngilizler. Teşkil olunan yeni Osmanlı hükumetinde üç Yahudi veya dönme bakan (maliye, ticaret ve ziraat ile nafia bakanlıkları) bulunuyordu. İttihat ve Terakki, azınlıkların da toprak satın alabileceğine dair kanun çıkarttı. İttihat ve Terakki’nin ihanetlerinden biri de budur... Yahudiler geniş topraklar alarak üzerlerine tapuladılar. Sultan Abdülhamid Han’ın şahsi (Hanedan) arazisi kasten ve yok pahasına Yahudilere satıldı.

Birinci Dünya Harbinden önce İngiltere ve Fransa, Yahudilere teminat verdi: Osmanlı Devleti yıkılacak ve Filistin’de Yahudi Devleti kurulacaktı. İttihat ve Terakki partisinin basiretsiz liderlerinin bir emri vakisi ile Osmanlı Devleti 1914’te Birinci Dünya Harbine katıldı.

Tarih kitaplarında Birinci Dünya Harbinin görünen ve görünmeyen sebepleri olarak çok şeyler söylenmiştir. Fakat gerçek sebep Osmanlı Devletini yıkmak ve Yahudi devleti kurmaktır.

Filistin’i işgal eden İngilizler derhal askeri idare ilan ettiler. Çeşitli planlarla, mülk satışlarıyla Yahudilerin sayısını artırmaya başladılar. 1919’da Filistin’de, Arapların sayısı, Yahudilerin 16 misliydi. 1947’de ise Yahudi sayısı ile Arap sayısı eşit duruma geldi.

İkinci Dünya Harbi müttefiklerin galibiyetiyle bitince, İngilizlerin Filistin’i Yahudilere hediye etmesine artık hiçbir mani kalmadı. 14 Mayıs 1948’de Yahudiler, İsrail’in kuruluşunu ilan ettiler.

Bu arada Filistinliler, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi gibi değişik teşkilatlar kurarak mücadeleye başladılar. Fakat bunlar da, dış güçlerin kontrolünde, İslam kültüründen habersiz, ateist, Hıristiyan kökenli maocu, marksist-Leninist ideolojilere sahip teşkilatlardı. Yusuf aleyhisselamın kabrini yakacak kadar cahil, dinden bîhaber kimselerdi.

Netice olarak Filistin’in bugünlere gelmesinin müsebbibi İngilizler ve bunların oyunlarına alet olan, İttihat terakkiciler ve Osmanlının kıymetini bilemiyen Filistin halkıdır.


"Dünyanın bütün devletleri ayağıma gelse ve bütün hazinelerini kucağıma dökseler, size siyonistlik adına bir karış yer vermem. Ecdadımızın ve milletimizin kanıyla elde edilen bir vatan, para ile satılamaz. Derhal burasını terk edin. Defolun!”

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1333
favori
like
share
GeCeMSiNSeN Tarih: 08.03.2009 05:34
başarılara imza atmış bir padişahımız. keşke şu zamanda onlar gibi akıllı bir yönetici olsaydı
M.Kutsi Çil Tarih: 07.03.2009 17:06
Yahudiler Abdülhamidden,bugünkü Filistin topraklarının bir kısmını isterler ve 25 teneke dolusu altın teklif ederler.Abdülhamid yahudileri kovar.İttihat ve terakkililer Abdülhamidi tahttan indirdikten sonra,yahudiler bu toprakları yavaş yavaş alırlar ve"Abdülhamide 25 teneke dolusu altına yaptıramadıklarımızı bir teneke altına yaptırdık"derler,üstelik öylesi bir padişaha "Kızıl sultan"damgasını vururlar.Maalesef bizim bazı cahil hatta echel tarihçilerimiz de,derslerinde kızıl sultan Abdülhamit diye bahsederler ulu hakandan.Ne yapalım bu da bizim ayıbımız.
keto_41 Tarih: 22.02.2009 12:42
BiLgiler icin Tessekur Ederim..
doorcap Tarih: 15.02.2009 01:30
Güzel paylaşım ellerinize sağlık.... Sultan Abdülhamid Han tarihimizin en zeki siyasetçisiydi. Osmanlı İmparatorluğunun çöküşünü 33 sene geciktirmiş. Eğer ondan sonra onun gibi zeki, basiretli bir padişah daha gelebilseydi Osmanlı İmparatorluğu çökmezdi.[SIZE="2[COLOR="PaleGreen"]"]
PaylasiM-User Tarih: 06.02.2009 18:42
Çok Güzel Bir Paylasim