SOYSUZA VERİRSEN DEĞER ,DÖNER ECDADINA SÖVER
Yazar Oğuzhan Avcı
son günlerde ortalık toz duman ...
İnternette bir sitedede “çok vicdanlı az şerefli”üçbeş deyyus kendi şahsı şahanelerine mahsuben ermeni karındaşlarından kendi öziradeleri ile özür dilemeye karar vermişler ve o melun isimlerini alt alta dizerek o çok “na mühim”ve “ nahduyarlı” imzalaınıda atıvermişler.bu deyyusların kerameti kendinden menkul forslarına kanan saf avam güruhuda sıfatlarına mazhar olma gayesi ilemi nedir bilinmez şuursuz gaflet uykularındaki uyurgezerlıklerine kapılıp “aydın” deyyusların peşi sıra isimlerini o kara siteye ekleyivermişler insalık onurunu kurtamanın gurur ve şuuruyla...
Aydın deyince aklıma hep Aydın ve ege yörüklerinin sıkça kullandıkları çok sevdiğim bir sözleri gelir. “soysuza verirsen değer döner ecdadına söver”cok net bir durum tespiti değilmi?
Aslında bu memelekette ne imzalar atıldı şimdiye kadar mondros dan sevre ab den gümrük birliğine ama bu kadar gürültüsü patırtısı olmamıstır sanırım.
Bilen bilmeyen herkes bir şey söylüyor .Mevzuya hakim o kadar çok uzman varmış ki ülkede, sanki mevzu çıksada pıtırak gibi arzı endam ediversek diye bekliyorlarmış gazete, televizyon köşelerinde.
Daha dün istanbul sokaklarında hepimiz ermeniyiz diye yürüyüşler yapıp avaz avaz bağırarak darwin in evrim teorisindeki mutasyon tezini sosyolojiye taşıma başarısı gösterip “ermenileşebilmiş”bu özür dileme özürlüleri o kadar evrimleşmişlerki belkide evrimciler bile şaşacaktır bu duruma . kocaman, genişmi geniş bir kalpleri olmuş ama yürekleri ve beyinleride o oranda ufalmış .İşte bu küçücük beyinli .................ların yetersiz beyin kıvramlarının ruhlarının en karanlık dehlizlerinde yolaçtığı kıvırtmalarla attıkları o imzalar kaltaklıklarınında tarih önündeki vesikalarıdır.
Aslında bu günleri beklemek lazımdı .niyemi?
Milli maç için Cumhurbaşkanı Gül ün erivan ziyareti ile başlayıp dışişleri bakanlarının tv kameralerı karşısında gülücükler dağıtması ile devam eden o günlerin ardından Türklerin üç beş ay sonra bu patlayacak bu patırtıyı tahmin etmesi gerekirdi. Çünkü;bir kere iti anmıştı o yüzden çomağıda eline alması lazımdı .
Önemsiz bir internet sitesinden yola çıkan küçücük bir dalga bugün neredeyse tüm ülkeyi etkisi altına alan bir anafora döndü.En entelinden en cahiline emekli diplomatlardan profesörlere tarihçilerden maç yorumcularına herkes hep birden imza atanlara tepkide ve herkesin ağzında bir “özür dilemiyoruz” yada “özür istiyoruz“terennümleri dolaşmakta.Eli kalem tutan tüm bilgeler binlerce internet sitesinde dergide, şurda burda “türk tarihi ile gurur duyuyoruz””biz asla yapmadık “aslında önce Onlar yaptı”diye yazıp çizmekte
Oysa özür dileyenlerin derdi ne özür dilemekti nede insanlara özür diletmekti.onların derdi gündemi işgal etmekti ve öylede oldu.yani kamuoyu denen biz saflar gene bu zokayı yuttuk. yazdık çizdik tartıştık bağırdık çağırdık hatta afacan internet kurnazı milli hackerlarımız nasıl çökertiriz bu keferelerin sitesini diye günlerce kafa yordu durdu.Ortada bir kabahat varsa özür dilemesi gerekenler onlar değildiki .onlar zaten özür bekleyen ermeni kardeşleri ile yıllardır beraberdi. O yüce vicdanlarını rahatlatacak orgazmı defalarca yaşamışlardı. Artık atalarından miras o büyük günahdan arınmışlar damarlarındaki “pisTürk kanını “temizlemişlerdi.
Herkafadan bir rakkam, heryerden bir bir belge fışkırırken ,herkesin arşiv uzmanı olduğu herkesin tarihçi kesildiği bu günlerde , birbuçuk milyon ermeni işte böyle katledildi diye ağıtlar yakanlara;”siz saymayımı bilmiyorsunuz o devirde zaten o kadar ermeni yoktu ki katledilsin”cevabını verenlerin hengamesinde bellkide bu konu ile ilgili en senkronize en olması gereken şey oldu bu esnada.Evet yıllardır konuşulup duran bu meselenin bir numaralı tarafı ve başmimarı (ermenilere göre elebaşı sanığı)Talat paşa nın kendi el yazısıyla notlarını yayınladı Murat Bardakcı.Talat paşa nın Evrak-ı metrukesi adını taşıyan kitapta Bardakcı devrin sadrazamı Talat paşa yı adeta konuşturuyor. yoruma gerek bırakmadan birinci ağızdan 93 yıl sonra o günleri en ince ayrıntıları ile gözler önüne seriyor.Talat paşa Anadoluda ki ermeni nüfusunun birbuçuk milyona yakın oluğunu ve 924 bin ermeninin tehcir edildiğini tehcir öncesi ve sonrası ermeni nüfusu arasındaki farkında 972 bin olduğunu söylüyor.yani Anadoludaki ermeni nüfusu azalıyor.Zaten herşey bundan sonra çetrefilleşiyor. Ermeniler bu aradaki farkın katledildiğini Türk tarafı ise tehcire tabi olan ermenilerin Dünyanın dört bir yanına yayıldığını özellikle Rusya,Güney,Amerika ve Avrupa ya göç ettiklerini olaylar esnasında insan kaybının yüzbini geçmediğini iddia ediyor.
Osmanlı kayıtlarında Tehcir olarak geçen bu olayın bugün kullandığımız dil ile karşılığı “sürgündür”.Ama ısrarla sürgün kavramı değil, anlamını bugün tarihçi ve osmanlıcayı bilenler haricinde pekde kimsenin bilmediği bir tehcir kavramı ısrarla kullanılmakta soykırım ile birlikte o kadar çok kullanıla kullanıla bu kavram sanki zaman içinde kendi anlamından çıkıp katliam soykırım nefret gözyaşı gibi ayrıntılarıda içinde taşıyor gibi bir his vermeye başladı toplumda. Evet Ermeniler tarihlerindeki en kara gün olarak görüp kan ve gözyaşı ile andıkları 24 Nisan 1915 gününü Ermeni sürgününün fiilen ve resmen başlatıldığı gün olarak kabul etmektedirler.Ne olmuştuda O gün Ermenilerle yüzyıllarca birlikte yaşamış Türkler ermenileri anadoludan sürmeye karar vermişlerdi.Herşey yolunda giderken kimsenin kimseye bir zararı yok iken Bir gece Türkler hepbirden karar verip sabah kalktıklarında ermenileri boğazlamayamı kalkmışlardı.Türkler yüzyıllarca “millet-i sadıka”dedikleri kendi soydaşlarına dahi vermedikleri imtiyazları sundukları devletlerinin herkademesinde yöneticilik yapan özellikle tıp,hekimlik ,kuyumculuk,bankerlik gibi en muteber ve hassas mevkilerde bulunan hatta iktidardaki ittihadcı kadrolar içinde bile en muhkem yerlerdeki ermenilerden sıkılmışlarmıydı acaba?Herşey birgün içindemi olup bitmişti.23 nisan 1915 te tüm ülkede huzur ve barış hakimdide “seffah” Talat paşa ve” diğer kana susamış” Türk erkanının canını kanmı çekmişti acaba 24 nisan gecesi ?(Sefah;arapça kan döken anlamındadır ve birinci dünya savaşı sırasında İngilizlerle işbirliği içindeki arap isyancısı Şerif hüseyin ve adamlarının Türk komutanları için kullandıkları lakabdır.bunun Bazı Lübnan ve filistinli ermeni kayıtlarındada kullanıldığını gördüğüm için yazmak istedim)
Biz Türklerin sıkıntıya düştüğü nokta işte burada başlamaktadır.,tarihi bir olayı tarihçilere bırakalım diyerek başlayan tezlerle sanki evrensel bir insanlık suçu varmışta bu ağır ve ahlaksız eylemi zamanaşımına götürerek sıyrılmak isteyen bir kurnaz suçlu profilini çizmekten başka bir şey yapmamaktayız.
Çünkü sanki çok uzak geçmişte kalmış arkeolojik kazılarla yada şimdiye kadar hiç bilinmeyen bir dil ve metodla yazılmış taş tabletlerin çözümlenmesi ile aydınlanacak tarihi bir mesele değildir Türk Devleti ve Milletinin yüzyüze kaldığı durum.Bu gün bile hem Türk hem ermeni tarafından o günleri yaşamış insanlar varken hemde.
Dikkat ederseniz henüz 50 yıl önce pekde gündemde olmayan bir şey yani soykırım isnadı iğrenç bir leke olarak artık Türk devletinine bulaştırılmıştır .biraraya gelmesi tarihi gerçekler ışığında imkansız olan Türk ve soykırım kavramları birlikte anılır olmuştur. Peşi sıra birçok ülke parlamentosunda alınan soykırım kararlarının altında yatan gerçek işte bu tarihin arkasından dolanmaya çalışan resmi tarih hokkabazlarının gayretkeşliğidir.
Bu sürgünde; Ermenilerin dediği gib birbuçuk milyon değil olsa olsa elli altmış bin ermeni öldü demek aslında biz soykırım yaptık demekten başka bir şey değildir.Çünkü bin insan yada elli bin yada yüzbin insan olması yani sayılar değildir asıl olan.Asıl olan ne olduğudur neden olduğudur.Nasıl olduğudur.
Bugün yüzlerce internet sitesinde gazete dergi köşesinde yada televizyonların tartışma programlarında “biz değil onlar önce başlattı bu olayları diyerek” söze başlayanlar hep aynı şeyleri bıkmadan uslanmadan tekrarlamaktan sıkılmıyorlar.Özür bekleyenlerden özür dileyenlerinde aslında amaçları bu olsa gerek.Tamam o zaman ellibin ermeni için özür diledik yada diliyoruz derlerse ne olacak?yada tamam olaylar sırasında ermenilerin öldürdüğü Müslüman yada Türklerden dolayı bizde sizden özür diliyoruz hadi sizde bizden özür dileyin karşılıklı yapalım bu işi derlerse ne olacak?Herşey orada kalacakmı herşey düzelecekmi ?tarih 24 nisan dan öncesindeki gibimi akacak, ne olacak?
Kabul etmek gerekir ki biz Türkleri bu Ermeni meselesinde ençok sıkıştıran en çok damarına basanlardan biri ;Taner Akçan ın sanki çok gizli belgelermiş ve kendinden önce hiç gündemde değilmiş edasıyla ortaya döktüğü iddialar yada genelde Avrupa devlet arşivlerinden elde ettiği evraklara dayanan yazılarıdır.Akçan ın “Ermeni meselesi hallolunmuştur “başlığı ile 2008 de yayınladığı kitap aslında biz Türkler için 1915 Ermeni sürgününü ve olayları karşı tarafın gözünden bakarak anlatması açısından önemli bir belgedir.Çünkü kitapda ;bugünkü özür dileyenlerin kendilerine dayanak olarak gösterdikleri 1915 sürgünü ve bu esnada yaşanan trajedi kendi açılarından ama bir Türk vatandaşının kaleminden dile getirilmiştir.Peki ne diyor bu kitapda ve neden insancıl ahlaki bir erdem olarak özür dilenmesi gereken bir tablo çizilip toplumun duygularına damardan girilmeye çalışılmakta.
Akçan ve diğerlerinin dediği kısaca şu ;Osmanlının son döneminde ittihatcı kadroların Anadolu nun Türkleşmesi diğer etnik unsurlardan arındırılarak homojen bir Türk coğrafyasına dönüştürülebilmesi için tüm hristiyanları yerlerinden sürmeyi planladıklarını ama bu eylemdende en çok ermenilerin zarar gördüğünü birbuçuk milyon Ermeni nin Anadoludan sürüldüklerini söylüyorlar.İşte bunun evrensel insani değerler kriter alındığında ahlaksızca ve insanlık dışı olduğunu bunu Türklerin kabul ederek tarihleri ile yüzleşmesi gerektiğini enazından o yıllarda yaşananların kabul edilerek özür dilenmesini her erdemli ve insan ve toplumun yapması gerekeni yani kısaca Türklerin günah çıkartması gerektiğini söylüyorlar.Böylece Türklerin o karanlık günlerin pis ve iğrenç anılarından kurtulup vicdanlarını temizlemeleri gerektiğini söylüyorlar.
Evet ama o kitaba başlık olan cümlenin tamamı ne idi onuda biz söyleyelim; “Ermeni meselesi hallolunmuştur. Fuzûlî mezâlimle millet ve hükûmetin lekedâr edilmesine lüzûm yoktur”Evet Talat paşanın dahiliye nazırlığından gönderdiği şifreli telgrafda yazılan aynen budur.Biz Türklerin kabul etmesi gereken ve tartışmaya açması gereken şeyde Talat paşa ve ekibinin bu sürgünü uyguladığı ve anadoluyu Türkleştirdiği gerçeğinde utanılacak bir şey olmadığıdır.Artık bir yol ayrımına gelmiş olan Türk aydınları ve Türk devleti bu gerçekle yüzleşmelidir.Ya eski söylemlerle kendimizi kandırmaya devam edeceğiz yada Türklerin Türkiye sini kurmak için Anadolu yu bir Türk vatanı yapabilmek için gerekli olan bu sürgünü kabul edeceğiz.Balkanlardan kafkasyadan ve ortadoğudan sürülen Türklerin Anadoludan başka gidecek yerleri yoktu ve sürülmüşlerdi.Ve biz bize düşman olarak karşımıza çıkan Ermenileri gene o günkü sınırlarımı içinde kalan gene bizim olan topraklara göndedik oysa kimse o yıllarda Balkanlardaki Türklere gelin burda yaşayın diyerek ülkelerinde bir toprak parçasıda göstermemişti.Evet Türklerin Asya nın ortalarına defolup gitmesi gerektiğini söyleyenler hesap kitap yaparken sanki Türkler hiçmi yarını düşünmeyeceklerdi. Ama nedense hiçkimse Türklerin“tehcirinde”sürgününde hiçde insanlık dışı bir şey görmeyip normal savaş hali olarak değerlendirirken Rus ünüforması giyip doğuda Türk şehirlerini yakıp yıkan düzenli ermeni birlikleri yada çeteci ermeni milislerinin yaptıklarını savaş hali olarak görmemek ne kadar ahlaki ne kadar tarafsızca ve ne kadar “vicdanlıdır”sormak lazım.40 yılda kırkdan fazla isyana kalkan,zamanın padişahına suıkast tertıpleyen,Sason da müslümanları katleden zeytunluda ingiliz ve fransız askeri birlikleri ile birlikte hareket ederek düşman ünüforması ile Türk ordusunun karşısına çıkan ermenilerin sürgün edilmesinde savaş hukukuna aykırı ne olabilir sormak lazım.
Gerçeklerden kaçarak yazılanlar; bir tarih değil ancal masal olur.Evet biz Türkler Balkanlardan kafkasya dan ve ortadoğudan sürüldük ve Ermenileri hatta Ermenilerden çok daha önceden beri bu coğrafyada yaşayan düşmanımızla işbirliği yapan Rumları hepsini Anadoludan sürdük.Bunun neresinde insanlık suçu var eğer bu suç ise bu suçdan yargılanmayacak bir toplum varmıdır tarih sayfalarında.Ne yapacaktık Van da Rus bayrağı altında bize savaş açan Ermenilere yada Trabzonda Rus işgal kuvvetleri ile birlikte Türkleri katledip vilayet binasına Yunan bayrağı asan Rumları.Bizden nasıl olsa 93 sene sonra özür dileyecekler.Bu günah ile yaşayamayacak olan vicdanları birgün elbette gerçekleri inkar edecek deyip.ölmeyimi bekleyecektik.Evet bu sürgünlerde Ermenilerin çoluk çocukları öldü evet yaşlıları yollarda öldü.Ama Bizim çok daha fazla insanımız öldü Türkler Balkanlardan sürülüp anadolu yollarına düşerken Rumelide Bulgar, Sırp çetecilerin tecavüzüne uğrayıp katledilirken,limanlarda bekleyen, ingiliz ve fransızların dostlarının zırhlıları Ermenileri alıp güvenli yerlere götürüyordu.
Bazı aklı evveller bu yaşananların Osmanlıyı bağlayacağını Türkiye Cumhuriyetini bağlamayacağını ve hiçbir sorumluluğunun olmadığını söylüyorlar.İşte bu özür dileyen deyyuslar“diyerek “yazının başında kaltaklıkla şucladıklarımızdan dahada alçakça bir söylem ve eylemdir.Kim ne derse desin İttihad terakkinin iktidar yılları Türkiye cumhuriyeti nin kurulması için gerekli önşartların oluşturulduğu bir ulus devlet denemesidir.Tüm kayıtlarda ve arşivde o zamanki Osmanlı devletinden Türkiye diye bahsedilir bunun en açık örneğinide şu ayrıntıda Tüm çıplaklığı görmekteyiz.Bu gün Avrupa da ermenilerin en güçlü oldukları ve politakalarına yön verdikleri ülke Fransa dır.İşte o Fransa da cumhurbaşkanı Sarkozy nin sağkolu olan hatta perde arkasından onu yönlendirdiğine inanılan başbakan olmasına kesin gözü ile bakılan bir ermeni var adı;Patrıck deveciyan bu adam Asala militanlarının avukatı aynı zamanda.İşin ilginç yanı bu adamın dedesi Karekin Deveciyan Bir İstanbul Ermenisi ve zamanın üst düzey Osmanlı bürokratı ,İstanbul balık halinin müdürlüğünü yapmış senelerce ve yazdığı bir kitap var; "Türkiye'de Balık ve Balıkçılık" Osmanlıda yada Anadoluda değil istanbulda değil .Altını çizerek; “Türkiyede “çok net değilmi herşey.Cumhuriyetli yada Cumhuriyetsiz burası Türkiye.Dede deveciyan hayatının sonuna kadar İstanbulda yaşamış.Çocukları Paris e yerleşmelerine rağmen kendisi ancak hastalık sebebiyle ve ömrünün son günlerinde Paris e gitmiş ve oradada ölmüş zaten.Torun Deveciyan tüm hayatını Asalaya ve ermeni soykırımı iddialarına adamış olsada dede deveciyan bu konuda asla hiçbirsöz etmemiş ölene dek.Onun ağzından Türkler yada Türkiye aleyhine bir söz alamamışlar.Deveciyan örneğindende anlaşılacağına göre1915 li yılları yaşayan ermenilerin soykırım diye bir derdi yoktu evet büyük acılar çekmişlerdi.yerlerinden yurtlarından atılmışlar.birçoğu ölmüştü ama hiçbirzaman bunu soykırım olarak isimlendirmemişlerdi.onlar bu yaşadıklarını “Büyük felaket”olarak nitelendirip Türklerle girdikleri savaşın mağlubiyetini yaşamışlar bedelinide ödemişlerdi. bu yenilgininSavaşmış ve kaybetmişlerdi. Biz Türklerin Rumeli den yada kafkaslarda sürülüp atılmaları kadar doğaldı bu sonuç.Ancak kendilerinden sonra gelen ikinci kuşak hiçde babaları gibi düşünmedi bu yaşanları gittikleri ülkelerde erimemek var olabilmek adına milliyetlerine dahada sarıldılar.En iyi kenetlenme ve topluluklarını birarada tutma yolu olarakda intikamı, kini Türk düşmanlığını öğrettiler çocuklarına.nefretle kin ve gözyaşı ile intikam yeminleri ile büyüttükleri çocıklarını artık ağzından soykırımdan başka bir şey çıkmıyordu.3.kuşak ermeniler gittikleri ülkelerde yönetici işadamı politikacı oldular.Herşeyleri vardı ama “Ermeni”olarak yaşabilmeleri için Türk Düşmanlığından başka hiçbir seçenek göremediler .Acı ve gözyaşı ile yoğrulan Trajik bir bir ruh hali ile hep intikamın peşinde koştular .Sonunda kendileri bile inandılar bu yalanlarına öyleki Avrupa da şehir şehir dolaşarak”Ermeni soykırımını “sahneledikleri piyeslerde bir şehirdeki piyesde on ermeni Türklerce katledilirken birkaç şehir sonra bu sayı binleri buluyordu.1950 li yıllarda gündeme yavaş yavaş getirlimeye başlayan işte bu soykırım iddialarının sahibi olan ikinci kuşak Ermenilerin ardından gelen içleri kin ile doldurulmuş intikam yemini ile büyütülmüş 3.kuşak ermeniler teröre yönelmekden çekinmediler.1970 li yıllarda Asala Türk büyükelçilerini katlederek”Soykırım” lafının tüm dünyada yankı bulmasını sağlıyordu.1915 ve öncesinde Ermenileri örgütleyen silahlandrıp organiz eden taşnak partisin devamı olan Asala dan Türk kanı döktüğü için “çok vicdanlı az şerefli deyyuslarımız”hiç özür falan beklemedi.Ermenilerin birmilyondan fazla azeri türkünü karabağdan sürmesine yersiz yurtsuz sivil halkın hastalıkdan soğukdan yada “hocalı”da çoluk çocuk demeden Taşnakcı Ermeni ler tarafından katledilmesinde o imzacı vicdanlıların insanlıkları hiç”duyarlı” olamadı hep uyudu nedense .
Evet herşey ortada 90 sene önce birbucuk milyon nüfusu olan ermeniler yok artık aynı şekilde onlardanda fazla nüfusu olan Rumlarda yok artık Türkiye de.Anadolu artık bir Türk coğrafyasıdır ve bundan hiçbir Türkün utanacak hali yoktur.Eğer Türkler o yıllarda savaşı kaybetse idi ne gidecek bir yerimiz vardı .nede bizden özür dileyecek birileri olacaktı şimdi.Bu yüzden ben her türkün Ermeni katilerinin silahlarından çıkan kurşunlarla şehit düşen Talat,Cemal ve Enver başta olamk üzere tüm silah arkadaslarına bir şükran borcu olduğunu düşünüyorum.Evet o çok tartışılan “ya sev ya terket” sözü en yalın hali ile bu coğrafyada gerçekleşti.Çünkü burası Türkiye idi ve Türkiye Türklerindi.Aksi taktirde bu gün kü şartlar altında 30 40 milyonluk bir Rum Ermeni nüfusun ve yandaşları “deyyuslar”ile birlikte biz Türklerin ne kadar yaşama hakkımız olurdu düşünmek bile istemiyorum.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 498
favori
like
share
ilke61 Tarih: 15.03.2009 22:30
Eğer gençlerimiz tarihi bilmezse olacağı bu. unutturuluyor Türk oldukları ve yine unutturuluyor yapılanlar. Yunanların, ermenilerin ve diğer devletlerin yaptıklarını kaç kişi biliyor. Bilmiyor ve insanlık sevgisi aşılıyorlar sözümona. ama yunanlılar hala Türk düşmanlığını gündemde tutuyorlar okullarında. Türk kelimesi her yerde yasaklanıyor. Bizim okullarda bir sarıgelin belgeseli izletildi olay oldu. Neymiş efendim ermeni çocuklar rencide ediliyormuş. Yaa benim Türk gençliğimin bilmesi gerekenler bildirilmiyor kii.

Harika bir yazı İLBEYİ, eline emeğine sağlık.
Allah içimizdeki ermenilerden bizi korusun. Amin
ADALI Tarih: 20.02.2009 18:02
Teşekkür ederim kardeşim.Sizinde yüreğinize sağlık
KARAKABAK Tarih: 20.02.2009 11:45
HARİKA TESPİTLERDEN DOLAYI KUTLARIM..MÜKEMMEL BİR YAZI KALEME ALMIŞINIZ TEBRİKLER....
ADALI Tarih: 05.01.2009 15:45
yaremceden
gerçekten çok haklısınız
duyarlılığınız için sağol kardeşim.
YAREMCE Tarih: 05.01.2009 14:05
gerçekten çok haklısınız