Çocuklarımız çocukluk döneminde çok dengeli ve hassas bir bakım’a ihtiyaç duyarlar. Bir insanın hayatındaki en hassas yılları hayatını ilk yıllarıdır diyecek olursak abartmamışızdır. Bunun önemini anlatmak için şöyle diyebiliriz:



Çocuklar Ve Camii


Çocuklarımız çocukluk döneminde çok dengeli ve hassas bir bakım’a ihtiyaç duyarlar. Bir insanın hayatındaki en hassas yılları hayatını ilk yıllarıdır diyecek olursak abartmamışızdır. Bunun önemini anlatmak için şöyle diyebiliriz:


Çocuklarımızın geleceği ilk yıllarda şekilleniyor diğer bir deyimle: Biz çocuğumuzu şekillendiriyoruz yani çocuklarımız bizim şekillendirdiğimiz gibi olacaklardır.



İnsan, eğitildiği şekildedir. Çocukluk döneminde insan’a en yakın kişiler olan anne ve baba verdikleri bilinçli veya bilinçsiz eğitimle çocuklarının ilerideki kişiliğini şekillendiriyorlar öyle ki çocuğun kazandığı bu kişiliği daha sonra değiştirmek, neredeyse mümkün değildir.


Doğruluk, düzen ve temiz olmak gibi güzel özellikler, sosyal hayatın gerektirdiği birtakım kurallar ve kişiye göre değişen yeteneklerin ortaya çıkartılması anne babaların çocuklarına sunabileceği en güzel hediyedir. Eğitimin ne zaman başlaması gerektiği ise tartışılan bir konu olmasına karşın islamın bu konudaki tutumu çok net ve açıktır. Rousseau gibi bazı batılı düşünürlere göre çocuğun eğitimi doğduğu ilk haftalarda başlamalıdır. Ünlü Fransız bilim adamı Alexis Carrel şöyle diyor: bir yaşındaki bir çocuğun geçirdiği bir gün otuz yaşındaki bir kişinin geçirdiği bir günden çok daha uzundur. Carrel’e göre çocuğun eğitimi bir yaşından itibaren başlamalıdır.


İslam dini bütün batılı bilim adamlarının aksine eğitimin doğumdan önce hatta anne rahminden önce başladığını söylüyor. İnsanlara mükemmel bir hayat tarzı sunan İslam dini evli çiftlere özel yöntemler önererek bir insanın oluşumundan önceki zamanı kapsayan mükemmel bir eğitim tablosu sunuyor. Evlilik öncesi dikkat edilmesi gerekenler, evlilik sonrası, cimadan önce ve cima esnasında dikkat edilmesi gereken hususlar, çocuğun rahimdeki ilk günlerinden doğum esnasına kadar dikkat edilmesi gereken hususlar ve doğumdan sonraki dikkat edilmesi gereken hususlar çok net ve şeffaf olarak açıklanmıştır. Dolayısıyla çocuklarının dindar ve temiz bir hayat sürmesini isteyen çiftler, bu yöntemleri dikkate alarak çocuklarının eğitimini daha çocuk oluşmadan önce başlatmalıdırlar. Bilindiği üzere çocukluk dönemi insanların etraftan en çok etkilendiği yıllardır, bu yıllarda çocuklarına iyi alışkanlıklar kazandıranlar aslında yapabilecekleri en büyük yatırımı yapmışlardır.


Ünlü filozof Bertrand Russell şöyle diyor: Kundaktaki bebeğin gelişim hızı şaşırtıcıdır. Çocukluk döneminde kazanılan iyi huylar, kötü huylar karşısında sağlam bir engel gibi duracaktır bu nedenle çocukluk döneminde şekillenen alışkanlıklar çok önemlidir. Bu dönemde kazanılan iyi alışkanlıklar ileride oluşabilecek sonsuz kötülüklerin önünü kesecektir. Bu yaşta kazanılan iyi alışkanlıklar hayatın sonraki dönemlerinde de devam etmektedir ve aynen içgüdüler gibi etkili olmaktadır. Daha sonraki yaşlarda kazanılan kötü alışkanlıklar kesinlikle bu kadar etkili olamazlar dolayısıyla ilk alışkanlıklar çok titizlikle takip edilmelidir. İslam’ın namaz gibi süreklilik arz eden emirlerinin yerine getirilmesi için küçük yaşlardan alışkanlık haline getirilmelidir. Bu gibi emirler, küçük yaşlarda tamamen ihmal edildikleri takdirde ileriki yaşlarda çok ağır bir emir gibi algılanıyorlar ve genellikle uygulanmıyorlar.


İmam Sadık (as) şöyle buyuruyor: Ali bin Hüseyin (imam Zeynelabidin) çocuklardan akşam ve yatsı, öğlen ve ikindi namazlarını kılmalarını isterdi. “Vaktinin dışında namaz kılıyorlar” denildiğinde ise şöyle buyuruyordu: O vakitte yatmalarındansa namaz kılmaları daha iyidir. Bu hadisle yola çıkarak, çocukların bu konuda herhangi bir zorunluluğu olmadığını ancak alışkanlık kazanmaları için bunu yapmalarının çok faydalı olduğunu söyleyebiliriz.

Eğitim uzmanlarının bulduğu en etkin kurallardan birisi “tekrarlamak” kuralı ve “teşvik” kuralıdır.


Hz Ali (as) şöyle buyuruyor: Alışkanlık ikinci içgüdüdür./ alışkanlık insanın amiri gibidir./ fazilet, alışkanlıkları yenmekle elde edilir. Alışkanlıkların çocuklarımızın hayatındaki önemini göz önünde bulundurarak çocuklarımızı doğru yola sevk etmeli ve onları kötülüklerden sakındırmalıyız. İşte ancak böyle olursa kötü niyetli insanlar, kültürel saldırılar ve benzeri karanlık tuzaklar toplumumuzun gençliğini kötü yönde etkileyemez.


Çocukluk döneminde kazanılan alışkanlıkların önemini göz önünde bulundurarak soruyoruz: İslam dini, çocukların cami’ye yönelmesine nasıl bakıyor? Birçok hadisimizde çocukların camiye gitmesi tavsiye edilen iyi bir eylem olarak değerlendirilmiştir. Peygamber efendimizin kendisi çoğu zaman torunları Hz Hasan ve Hz Hüseyin’i de yanına alarak cami’ye gidiyorlardı, aynı eylem birçok sahabe için de geçerliydi.


Bazen namaz esnasında secdedeyken, daha çocuk olan Hz Hasan ve Hz Hüseyin, büyükbabalarının sırtına çıkıyorlardı ve peygamber, onları incitmemek için sırtından inene kadar secdeden kalkmazdı. Bir hadiste şöyle okuyoruz: Bir gün Resulullah namazın son iki rekâtını diğer günlerin aksine, hızlıca kıldırıp namazı çabuk bitirdi, “neden hızlıca namazı bitirdiği” sorulduğunda ise şöyle buyuruyor: Ağlayan çocuk sesini duymadınız mı?


Diğer bir yerde ise şöyle buyuruyor: Namaza durup uzunca bir namaz kıldırmak istiyorum ama bir çocuğun ağlama sesini duyduğumda namazı kısaltıyorum. Cabir, İmam Cafer Sadık’tan (as) “çocukların nasıl cemaat namazlarına katılmaları gerektiğini” sorduğunda şöyle yanıtlıyorlar: Onları son safta bir arada tutmayın, büyüklerin arasına dağıtın.


Büyük İslami düşünür Şehit Mutahhari şöyle yazıyor: Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et.[1]”. Küçük yaştaki çocukları namaz’a alıştırmalıyız, onları namaza yönlendiren ortamlara götürmeliyiz. Çocuklarımızı camiye götürecek olmazsak, onları cemaat namazlarından uzak tutarsak, ileride büyüdüklerinde cami ve cemaatten uzak duracaklardır. Toplu bir işi yapmanın kendisi insanı o işe yönlendiriyor, büyükler bile toplu bir ibadet yaptıklarında kendilerini daha iyi ibadete verdiklerini göreceklerdir. Çocuklarımızı düzenli olarak camiye götürmeliyiz, ancak bu şekilde onları camiyle tanıştırabiliriz, biz kendimiz camide büyüdüğümüze rağmen ne kadar camiye gidiyoruz? Hiç camiye gitmeden üniversite yaşına gelen bir gencin ne kadar camiye gitmesini bekleyebiliriz? Evet, beğenmediğimiz şeyler olabilir, cami temiz olmayabilir veya vaizin, hocanın konuşmalarını beğenmeyebiliriz, ama bunların hepsi düzeltilebilen olumsuzluklardır. Bu sorunlarla bizim çocuklarımıza karşı sorumluluğumuz son bulmuyor. Burada söylenmesi gereken önemli bir konu daha var, o da çocuklarımızın annelerinin bilgisiz kalmasıdır, annelerin cami ve benzeri dini ortamlara gitmemesi, onların dini konularda bilgisiz kalmasına ve sadece kulaktan dolma eksik, yanlış bilgilerle yetinmesine sebep olacaktır bunun anlamı da çocuklarımızın eğitiminin büyük bölümünü üstlenen kişinin dini konularda yetersiz olması ve neticede doğru bir dini eğitim vermemesidir.


Çocukların cami ve benzeri yerlerde yaramazlık yapmaları da kaçınılmazdır, aslında onların yaramazlık yapmamasını beklemek yanlıştır. Maalesef günümüzde sadece bu bahaneyle çocuklarımızın cami ve cemaatlerden uzak tutulduğunu görüyoruz. Sağlıklı bir düşünce tarzı hiçbir zaman sorunu kökünden kazıyarak veya sorunu görmezden gelerek ona çare bulmaz, çocuklarımız yaramazlık yapıyorlar diye camiye gelmesinler düşüncesi çok kısır ve basit bir düşünce tarzıdır. Cami ve cemaatin çocuğumuzun ilerideki hayatındaki önemini göz önünde bulundurarak bir kez daha düşündüğümüzde aslında onların yaramazlıklarına katlanmaktan başka hiçbir çaremiz olmadığını da göreceğiz.


Betonlarla çevrili bir hayat kurmuşuz kendimize, doğal olarak da çocuğumuz, camideki açık alanı gördüğünde içindeki biriken enerjiyi daha fazla tutamayacaktır ve bu alanda koşup oynamaya başlayacaktır. Çocuğumuzun oyun ihtiyacını cami dışında giderecek olursak onun bu yaramazlıkları da bir nebze azalacaktır ama yine de onun kendiniz gibi saatlerce hareketsiz bir yerde oturmasını bekleyemezsiniz.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 992
favori
like
share
kuber Tarih: 17.01.2009 13:42
çok değerli paylaşım için ALLAH razı olsun arkadaşım.
sana katılıyorum havilcim öncelikle biz anne babalara düşüüyor görev bence birazda yetiştirmeyle alakalı
NaZ Tarih: 15.01.2009 19:16
Bazi hocalarimizdada suç var ama ben anne-babalarida biraz suçlu görüyorum. Evde çocuga camii de nasil davranilmasi gerekildigini ve camiilerin önemini iyice anlatmak gerekir. Nasil okula göndermeden önce belirli seyler anlatilip ögretiliyorsa aynisi camii içinde yapilmali.

Geçtigimiz kadir gecesinde bayanlar kisminda namaz kilarken çok zorlandik. Anne babalari camiide olmamasina ragmen çocuklar aksamin o saatinde camiide idi. Çocuklar kosusturup bagirdikca biz namaz esnasinda sasiriyorduk. Insanlar çocuklarini adete baslarindan savmak adina camiiye göndermisti. Bence bu çok yanlis. Onlarin sorumsuzlugu yüzünden biz rahatca namazimizi kilamadik.
M.Kutsi Çil Tarih: 15.01.2009 18:00
Bazı din adamları çocukları,gürültü ediyorlar diye,camiden kovuyor,onları azarlıyorlar,az da olsa var böyleleri.
Asiyan Tarih: 12.01.2009 14:42
Bazen namaz esnasında secdedeyken, daha çocuk olan Hz Hasan ve Hz Hüseyin, büyükbabalarının sırtına çıkıyorlardı ve peygamber, onları incitmemek için sırtından inene kadar secdeden kalkmazdı. Bir hadiste şöyle okuyoruz: Bir gün Resulullah namazın son iki rekâtını diğer günlerin aksine, hızlıca kıldırıp namazı çabuk bitirdi, “neden hızlıca namazı bitirdiği” sorulduğunda ise şöyle buyuruyor: Ağlayan çocuk sesini duymadınız mı?


şimdi böyle mi sırf yaramazlık yaptığından dolayı camide azar işiten ve bir daha camiye gitmeyen insanlar var herşeyin başı hoşgörü çocukları alıştırmak istiyorsak önce hoşgörülü olmak lazım

teşekkürler sahabeler