Zehri ilaç yapan tılsım: Tespih



Tespih; Hz. Yunus’un dilinde sahil-i selamet, Hz. Eyyüp’ün dilinde şifa kaynağı, Hz. Musa’nın elinde kurtuluş yolu, Hz. Süleyman’ın dilinde hükümranlık, Hz. Davud’un dilinde hamur gibi demir oldu. Yalnızlığın pençesindeki insan için ise “Süphanallah” “Elhamdülillah” “Allahuekber” nidalarıyla yeryüzünü Arş-ı Âla’ya bağlayan bir tane tane köprü oldu. Aslında ve gerçekte ise “Yerde ve gökte olan her şey Allah’ı tespih eder” (Haşir Suresi, 1)



Kirpiklerin ucundan akarken acı, tespih tezgâhına girip, öğütülüyor. Bir tılsımla karşılaşıp, rengi değişiyor, gülümsüyor… Tespih, insana yalnız olmadığını hatırlatıyor. Ruhunu yıkayıp temizliyor. Arındırıyor, mutlu ediyor.

Sadece insan mı? Yerde ve gökte ne varsa hepsi O’nu tespih ediyor. O’nunla ayakta duruyor, yanıyor, aydınlatıyor, dönüyor, büyüyor... O’nunla nefes alıyor, var oluyor, yok oluyor. O’nunla toplanıyor, parçalanıyor, şekle giriyor, hayat buluyor...

Tespih madenine giren kömür, bir tılsımla karşılaşıp elmasa dönüyor… Tespih fabrikasında zehir, ilaç oluyor. Ruha dokununca acıyı tatlı, kederi huzura dönüştürüyor…

Kaçarken hayatın sıkıntılarından, tespih yıkılmaz kale, açılmaz kilit, sarsılmaz iman oluyor…

Azgın dalgalar arasındayken tespih; balığın karnı, sahil, kurtuluş ve af oluyor…

Hastalıklar içinde sabır cenderesinden geçerken tespih; gençlik, şifa, mal oluyor…

Tılsımı denizler açıp, yol oluyor… Öyle bir yere bağlıyor ki insanı, o bağ nurdan bağ oluyor…

Tesbih edince Allah’ı; kurtlar, kuşlar ve cinler emrine amade olup hükümranlık oluyor…

Sert demire “Ya Allah” deyip çekici vurunca hamur gibi oluyor avuçlarında…

Ezberi bozuyor tespih… Acıyı bozup bal, zehri bozup ilaç, sıkıntıyı bozup neşe, kederi bozup huzur, gafleti bozup nur yapıyor… İnsanı kalbinin, ruhunun, aklının gerçek sahibine, Rabb’ine kopmaz bir bağla bağlıyor…

Dinimizde “tespih çekmek” sık sık tavsiye ediliyor. Peygamber kıssaları anlatılıyor ve Allah’ı nasıl tespih etmemiz gerektiği öğretiliyor. Hemen hemen her din ve inançta tespih çekiliyor. Bir anahtar deliğinin açılması için nasıl uygun dişlinin bulunması gerekiyorsa, zorlukları aşabilmek için de belli sayıda çekilmesi gereken tespihler bulunuyor.



Sanata dönüşen tespih

Tarih içinde tespih çekerken parmaklar; taş, tane, çekirdek gibi pek çok nesne değerlendirilmiş. Bir zaman sonra ise namaz sonrası tespihleri daha kolay çekebilmek niyetiyle ipe dizilmiş, bir imameye bağlanmış. 33, 99, 500 ve daha çok sayıda tespih taneleri bir ipe dizilmiş. Zaman içinde bir sanata dönüşmüş. Eski zamanlarda sayıları çok daha fazla olan tespihçiler yok artık. Fakat ısrarla bu güzel geleneği devam ettirmek adına çalışmalar yapan değerli ustalar var. Bu arada “tespih çekme”nin ustaları için ayrı bir anlamı daha var. Onlar herhangi bir hammaddeyi tespihe dönüştürmeye “tespih çekmek” diyorlar.



Altın gibi tespih

Her işi erbabına sormak lazım. Konuyla ilgili biraz araştırma yapınca yolumuz

Kuyumcukent’te tespih ustası olan Lokman Karadağ’a düşüyor. Neden bir tespihçinin Kuyumcukent’te olduğunu merak ediyor olabilirsiniz. Biz de nedenini Lokman Usta ile yaptığımız söyleşiden sonra anladık. Çünkü bu sanat o kadar kıymetli ki, en sade tespihin satış fiyatı bir çeyrek altına karşılık geliyor. Bazı tespihler var ki milyarları buluyor. Yani yapılan tespihler altın değerinde…

Lokman Usta tespih çekmeye 12 yaşında usta çırak ilişkisiyle başlamış. Ustası el becerisini beğendiği için ona imame yaptırmaya başlamış. Bu da onun şevkini arttırmış. Sonra bir gün Sivaslı Metin usta ile tanışmış. Eski kehribar tespihleri düzeltiyormuş. O kadar hoşuna gitmiş ki, 14 yaşında iken evlerinin bahçesinde kendi tezgâhını açmış. Laleli esnafının arasına girebilmek için sabırla yıllarca çalışmış. Lokman Usta’nın tespihleri tamamen el yapımı… O nedenle başından sonuna kadar el emeği göz nuruyla hazırlanıyor.

Lokman usta, bir tespihi ortaya çıkarmanın uzun zaman ve emek isteyen bir iş olduğunu anlatıyor. “Tüm tanelerin birbirinin aynı boyda olması gerekir. Tespihin tarzı ustasını anlatır” diyor. Fakat eser ortaya çıkıp da sanat konuştuğunda tüm yorgunluğun unutulduğunu eklemeyi de ihmal etmiyor.



Çıkrık kemane

Ustaların tespih tanelerini hazırlamasına “tespih çekmek” deniyor demiştik. Eskiden beri makbul olan değerli tespihler hep “çıkrık kemane” denilen torna el tezgâhında “el terazi, göz mizan” yöntemiyle çekilenler... 50X100 cm boyutlarındaki bu tezgâh, “tay” denilen iki ayağı tutan alt araç, ayar delikleri olan “delikli peşme”, dönen yuvarlak “kubbe” , kubbeyi tutan “kelebek” ve ustanın ayağını dayadığı “tezgâh takozu” bölümlerinden oluşuyormuş.

Yardımcı tezgâh ve araçlar ise tıraşlamak için “arda”, yontmak için “rende”, kesmek için “testere” ve tornayı döndürmek için kullanılan “kemane” imiş.



Tespih nasıl yapılıyor?

Tespihin yapılacağı madde önce testereyle uygun ende çubuklar halinde kesiliyor. Bu çubuklar istenilen tane boyuna göre bölünüyor. Tornada “çarkuşane” denilen aletle, dakikada 3500 devirde döndürülürken tam ortadan deliniyor. Kalıba geçirilen tane yani “habb” sol elle ileri-geri döndürülürken, sağ eldeki ardayla da yontuluyor ve rendeyle istenilen biçime sokuluyor. Tanelerin hepsinin aynı boyda olması sağlanıyor. Sonra malafadan sökülmeden kaol ile cilalanıyor. Kaol, aktarlarda satılan bir parlatma solüsyonu... Eski ustaların kol kotalarla cila yaptıkları ve tanenin deliğini dahi cilalattıkları biliniyor. Sonra “tahril” denilen bir ip üzerine parçalar diziliyor…

Tespih ustaları 1965 yılından bu yana yavaş yavaş çağa uyarak elektrikli tornalara geçmiş… Hatta bilgisayarlı torna kullananlar da varmış. Şu anda çıkrık kemane ile tespih çeken bir usta bilinmiyor. Çeken ustalar çektikleri tespihlere kendi üsluplarıyla imzalarını atmışlar… Ağaç tespihlerde ise imame, ustanın imzası yerine geçiyor. İmamenin çekilişinden ustanın kim olduğu anlaşılıyor.

Bu arada belirtmeliyiz ki, tespihlerin en güzelleri de yine İstanbul’da yapılırmış. İslam ülkelerinden zengin meraklılar yüzyıllar boyunca en güzel tespihleri hep İstanbullu ustalardan edinmişler.

Lokman Usta’nın dediğine göre günümüzde tespih koleksiyonu yapanlar da gün geçtikçe artıyor. Tespihin neden yapıldığı, imamesinin orijinalliği, tanelerin muntazamlığı, ipe dizilişindeki renk uyumu tespihin maddi manadaki değerini arttıran özellikler. Allah’ı anarken insanın elindeki aracın doğal maddelerden oluşması ona ayrı bir lezzet de katıyor. Pek çok madenin insana değdiğinde olumlu etkileri olduğunu biliniyor.

Neticede her iki anlamda da “tespih çekmek” insanı bulunduğu boyuttan çok daha ötelere götürüyor. İnsana diyor ki, “Nerede olursanız olun kalbinizin tespihini yanınızda götürün. Yüce olan tek yaratıcıyı her an anın. Huzur bulun, huzurla kalın.”



Tespihin parçaları

TANE (HABB): Taneler değişik biçimlerde yapılabiliyor. Taneler; tam toparlak (kürevi), yassıca yuvarlak, ucu toparlak, söbe (beyzi), dolgun beyzi, yarım beyzi, yumurta, şalgami (iki tarafı basık), armudi, kürevi üstüvane, kesme (iki tarafı düz), fesatalı (elmas gibi tıraş edilmiş) olarak biçimlendirilebiliyor.

Kadın tespihi, yani “zenne” için özel yapılan taneler ise çok küçük oluyor. Tanelerin üzerine bazen kalem oyması motifler yapılınca “üzeri oymalı” ya da “kalem oyma süslü” oluyor. Tanelerin üzerinde birçok delik bulunuyorsa ve tanenin içi boşatılmışsa bu defa “ajurlu” oluyor.

NİŞANE (Durak) : 99’luk tespihlerde her 33 tanede bir konulan ve tane dizisinin dışına doğru sarkan çeşitli biçimlerde, bazen üzerinde hareketli halkalar da bulunun iki adet nişane bulunuyor.

PUL: 33’lük tespihlerde ise nişane yok. Yalnızca pul denilen küçük yassı, mercimeğe benzer iki parça var.

İMAME: İmame tespihin uzun başlığı… Dizilmiş olan tane, nişane ve pullar iki uç halinde bir araya gelerek iplikle imameden geçirilir. İmameye gizli düğüm yuvası yapmış olan ustalar varmış. İmame tespihçi ustasını sanat gücünü gösteren önemli parçalardan biri… Genellikle Osmanlı tespihlerinde tanenin üç boyu uzunluğunda, şimdiki tespihlerde ise 5-6 boyu kadar olması ya da 3-6 santimetre boyunda ve uca doğru incelerek zarif olması gereken bir parça.

PÜSKÜL ya da KAMÇI: Klasik ağaç tespihlerde imameden önce tire, ibrişim ya da ipekten örülmüş bir püskül, 8-10 cm boyunca bir bükme ya da Çerkes kaytanı biçiminde örülmüş bir kordon kamçı vardır.

TEPELİK ya da HATİME: Tespihin ucunda püskül değil de kordon kamçı varsa bu kamçının en üst ucunda tespih ustasının zevkine göre yapılmış bir parça bulunur. Bu parçaya tepelik ya da hatime denir.

ÇİVİ: Tepeliğin en üst ucunda çivi adı verilen bir parça girer. Kordonun ucu çiviye bağlanarak tepeliğe sıkıştırılır. Çivi hem tespihin dizilmesini tamamlar hem de tepelik parçasının en üst şekline kalıplanır.

TAHRİL: Tane, nişane ve pulların içinden geçen ibrişim ya da ibrişim kordonuna deniyor.



Tespih yapılan maddeler

Tespih çok çeşitli maddelerden yapılabiliyor. Bunlar; mineraller, madenler, hayvansal maddeler, denizden gelen maddeler, fosil kökenliler, ağaçlar, bitkiler ve sentetik maddeler…



MİNERAL VE MADENLER: Alaca akik, altın, ametist, elmas, firuze, gümüş, Necef, seylantaşı, şahmaksut, yakut, yeşim, yıldıztaşı, zümrüt, kristal.

HAYVANSAL MADDELER: Amber, bağa (deniz kaplumbağası kabuğu), balina dişi, boğa boynuzu, buffalo boynuzu, denizaslanı dişi, deve kemiği, fildişi, geyik boynuzu, kaplan tırnağı, köpekbalığı dişi, mors dişi özü, naka, su aygırı dişi, testere balığı dişi, zergedan (gergedan boynuzu).

DENİZ KAYNAKLI MADDELER: Açık siyah akmercan, inci, koyu akmercan, mercan, sedef, siyah mercan (yüzsürü, yüsrü).

FOSİL KÖKENLİLER: Kehribar (rengine göre şeffaf, ateşi, sarı, buzlu, yeşil), lületaşı, oltutaşı (kara kehribar) ve mamut dişi.

AĞAÇLAR: Abanoz, ardıç, demirağacı, demirhindi, fethipaşa, fıstık ağacı, gülağacı, günlük, kalenbek, kanağacı, kokobolo, keklik ağacı, kıral ağacı, laleağacı, morağaç, pelesenk, sakız ağacı, sandalağacı, satenağacı, servi, sisu ağacı, şeker ağacı, tik ağacı, yerli gülfidanı, yılan ağacı, maun ağacı.

BİTKİLER: Andız, benekli kuka, hurma çekirdeği, kuka, narçıl, sıkıştırılmış gül yaprakları, sırçalı kuka, tom, zeytin çekirdeği.







Kur’anı Kerim’de Allah’ı tespih etmekle ilgili ayetler

Şüphesiz Rabb’ın katındaki (melek)ler O’na ibadet etmekten büyüklenmezler. O’nu tespih ederler ve yalnız O’na secde ederler. (Araf, 206)

Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır. (Rad, 13)

Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halîm’dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır. (İsra, 44)

Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) ve onlara “Sabah akşam Allah’ı tespih edin” diye işaret etti. (Meryem, 11)

“Seni çok tespih edelim diye” (Taha, 33)

O halde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabb’ini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın. (Ta-ha, 130)

Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler. (Enbiya, 20)

Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Dâvûd ile birlikte, Allah’ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik. (Enbiya, 79)

Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle, sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tespihini kesin olarak bilmektedir. Allah onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir. (Nur, 41)

Öyle ise akşama girdiğinizde, sabaha kavuştuğunuzda, Allah’ı tespih edin. (Rum, 17)

Göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah’ı tespih edin. (Rum, 18)

Bizim âyetlerimize ancak, kendilerine bu âyetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rabb’lerine hamd ederek tespih edenler inanırlar. (Secde, 15)

Onu sabah akşam tespih edin. (Ahzab, 42)

Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir lütuf verdik. “Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin” dedik ve “(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. “Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm” diye vahyettik. (Sebe, 10-11)

Eğer o, Allah’ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı. (Saffat, 143-144)

“Şüphesiz biz (Allah’ı) tespih edip yüceltenleriz.” (Safft, 166)

Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rabb’lerini hamd ederek tespih ederler, O’na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: “Ey Rabb’imiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru.” (Mü’min, 7)

Ey Muhammed! Sabret. Allah’ın vaadi şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabb’ini hamd ederek tespih et. (Mü’min, 35)

Eğer onlar büyüklük taslarlarsa, bilsinler ki Rabb’inin yanında bulunanlar (melekler), gece gündüz hiç usanmadan onu tespih ederler. (Fussilet, 38)

Neredeyse gökler (onun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. Melekler ise, Rabb’lerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. (Şura, 5)

Ey insanlar! Allah’a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah’ı tespih edesiniz diye (Peygamber’i gönderdik.) (Fetih, 9)

O halde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabb’ini hamd ederek tespih et. (Kaf, 39)

Gecenin bir kısmında ve secdelerin ardından da onu tespih et.(Kaf, 40)

Rabb’inin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin, kalktığında Rabb’ini hamd ile tespih et. (Tur, 48)

Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı sırasında O’nu tespih et.(Tur, 49)

Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Hadid,1)

Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Haşr, 1)

Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Saff, 1)

Göklerdeki ve yerdeki her şey, mülkün sahibi, mukaddes, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ı tespih eder. (Cum’a, 1)

Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih eder. Mülk yalnızca O’nundur, hamd de O’na mahsustur. O her şeye hakkıyla gücü yetendir. (Teğabun, 1)

Onların en akl-ı selim sahibi olanı, “Ben size ‘Rabb’inizi tespih etseydiniz ya!’ dememiş miydim?” dedi. (Kalem, 28)

O halde sen, yüce Rabb’inin adıyla tespih et. (Hakka, 52)

Gecenin bir kısmında ona secde et; geceleyin de onu uzun uzadıya tespih et. (İnsan, 26)

Yüce Rabb’inin adını tespih et. (A’la, 1)

Allah’ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah’ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabb’ine hamd ederek tespihte bulun ve O’ndan bağışlanma dile. Çünkü O, tövbeleri

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 6691
favori
like
share
Asiyan Tarih: 08.01.2009 08:22
çünkü o tevbeleri kabul edendir

yaşlanınca çekerim diye düşünenler tesbihi sadece yaşlılara yakıştıranlar Allahı tesbih etmeye vaktiniz olmayabilir imkanımız varken Allahı bol bol tesbih edelim

teşekkürler arkadaşım