“Tarih tekerrürden ibarettir” derler. Bu İlahi Adalet’in de tecellisidir. Güzel ve çetin bir imtihanın, aynı güzellik ve çetinlikte ki sorularına cevaplar verip durmuyor muyuz zaten ? Hem de Adem (A.S.) ve Havva Anamız’ dan bu yana. O, Mutlak Adalet sahibi Yüce Rabbimiz, bizler herhangi bir itirazda bulunmayalım, bizim yerimiz burası değil diyemeyelim. Benim saflık derecem bu değil, ben bunu hak etmiyorum diyemeyelim diye, adeta altını saflık derecelerine göre kategorize ettikleri gibi biz kullarını da saflık derecelerimize göre sınıflandırmak ve her kulun hak ettiği değeri ve mevkii kendisine vermek üzere bizi imtihan ediyor. Ama bu öyle güzel bir imtihan ki, sorular ile birlikte cevapları da gönderilmiş. O sorulara cevapların nasıl verileceğini en güzel bir şekilde tatbiki olarak görmemiz için de bizim gibi etten kemikten Peygamberleri de en güzel örnekler olarak göndermiş.



* İmtihandan öncesini, imtihan anımızı ve imtihan sonrasını bize bildiren.

* İçinde imtihanın soruları ve cevapları olan.

* Bizden öncekilerin bazı sorulara nasıl cevaplar verdiklerini.

* Bazı kavimlerin hangi yanılgılar içerisine düştüklerini.

* Bizim de bu hataları yapmamamız için örnek olayların ve örnek şahsiyetlerin anlatıldığı.

* Hatada ısrar edenlerin nasıl bir yeri yani mevkii hak ettiğini.

* Hatadan dönenleri ne kadar çok sevdiğini, onlara ne kadar güzel bir yer hazırladığını ve hak etmeye güç yetiremeyecekleri halde onlara derecelerine göre mevkii ve mükafatlar vereceğini vaat ettiği.

* Hayat nizamı olarak kabul eder, emir ve yasaklara azami gayret gösterirsek, dünya ve ahiret saadetine kavuşabileceğimiz.

* Her asra ve her insana hatta kainata hitap eden. Biz kullarına merhametinin ve adaletinin bir tecellisi olarak gönderdiği mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim...



Rabbimiz, biz kulları ile en mükemmel bir iletişim aracı olarak seçtiği Kur’an-ı Kerim ve hayatı ile hal, hareket ve sözleri ile etten-kemikten ama adeta canlı bir Kur’an-ı Kerim gibi, “ En güzel örnek “ olarak seçtiği ve bizim de ümmeti olmakla şeref duyduğumuz Peygamber Efendimiz (s.a.v) vasıtasıyla bizlere hep bir şeyler fısıldıyor.



“ imtihandasınız, işte sorular ve işte cevapları “

“ Falan kavim veya insan şöyle yaptı helak oldu “

“ Falan kavim veya insan şöyle yaptı kurtuldu “

“ Ben sizi cennete sokmak istiyorum ” “ Ben sizi cennete sokmak istiyorum ”

“ Ben sizi cennete sokmak istiyorum ” ………



İşte güzel ve çetin diye nitelediğimiz imtihanın “ güzel “ olan kısmı da burası. Yani bir imtihan düşünün, mesela ÖSS. Size soru kitapçığı ile birlikte cevapları da vermişler. Buna rağmen doğru cevapları işaretleyemeyen olursa diye örnek sorular ve cevapları çözümlü olarak verilmiş. Hatta yanlış cevapların neden yanlış olduğu da çözümlü olarak anlatılmış. Bu da yetmemiş gibi, tüm sorulara en doğru cevapları veren bir aday size doğru cevapları bulmak için çözüm yollarını bizzat tahtaya yazarak anlatıyor. “ Ben böyle çözdüm, çünkü soruları hazırlayan ve imtihanı yapan bana böyle öğretti. Sizi öyle seviyor ki, sizin de bu doğru cevapları işaretleyerek istediğiniz üniversiteye girmenizi istiyor. Beni de zaten bu amaçla gönderdi. Benim üzerime düşen apaçık bir şekilde bunları size bildirmemdir. Buna rağmen yanlış cevapları işaretlerseniz akıbetiniz de budur. Artık son karar sizin.” Diyor.



Ne dersiniz? Böyle bir ÖSS, böyle bir imtihan düşünebiliyor musunuz? Böylesine güzel bir imtihanı ancak rahmet ve merhamet sahibi olan yüce Rabbimiz yapar.



Ne yazık ki, bu imtihanın bir de “çetin” diye nitelediğimiz bir yanı var. O da, imtihanda hür iradelerimizi kullanalım ve aynı altın örneğinde verdiğimiz gibi saflık derecelerimize göre sınıflandırılalım diye özellikle yaratılmış olan engelleyicilerin varlığıdır. Ki ; Yüce Rabbimiz bu engelleyicilerin varlığını, nasıl engelleme yaptıklarını ve korunma yolarını da bize bildirmiştir. Buna rağmen yanlış cevaplar veren ve bu yanlışta ısrar edenlere imtihan süresinin sonuna kadar yanlıştan dönme ve doğruları işaretleme fırsatı verilmiştir. “ Yeter ki imtihanı ve imtihan edeni reddetme, cennete girecek kadar saflık derecesine sahip değilsen seni cennete layık bir hale getirecek işlemden geçirileceksin ve bu işlem sonunda cennete layık bir saflığa ulaştığında artık sende cennetlik olacaksın “ denilmektedir. Çünkü cennet saftır, saf olanı kabul eder. Temizdir, temiz olanı kabul eder. Saf ve temiz olarak yaratılmış bizlerinde imtihan süresi boyunca verdiğimiz her yanlış cevaptan dolayı kaybolan saflığımızı ve kirlenen ruhumuzu da temizleyecek bir tek şey vardır ki ; O da “ cehennem ateşidir. “ Tabiri caizse altını da saf hale getirmek için potada eritirler. Yabancı madde ve madenlerden arınan altın yeni şeklini almak üzere yeni haliyle yeni kalıplara dökülür. Artık o eski hali ile konulmadığı kuyumcu vitrinine konulmayı hak etmiş, değer kazanmıştır.



Ne mutlu imtihanda olduğunun farkında olanlara, unutanlara hatırlatanlara, doğru cevapları ve cevapların kaynaklarını diğer kardeşlerine de gösterenlere. Engelleyicilerin aldatmasına kanmadan doğru cevapları veren, saflığını ve berraklığını bozmadan Rabbinden razı, Rabbi ondan razı olarak cenneti hak edenlere



Gelin bu gün verdiğimiz bütün yanlışları silip, yerine doğru cevaplar yazalım. ÇÜNKÜ, İMTİHANIN BİTİŞ ZİLİ HER AN ÇALABİLİR...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 322
favori
like
share