1953 Siirt doğumlu Remzi ERDAL…

Yıllardır güneşin üzerine doğar. İstisnasız her sabah erken saatlerde yollara düşüp, her gördüğüne gülücükler dağıtır. Herkesin asık suratla yürüdüğü saatlerde ona buna takılır, şakalaşır. Bu güne kadar kimseye zarar verdiği görülmemiş, ama nadiren de olsa sinirlendiği olur.

Taklit yapmaktan, özellikle siren sesi çıkarmaktan hoşlanır.

Siirt eski valileri Recep Birsin Özen, Atilla Koç ve Mehmet Süer dâhil, şehrin ileri gelenleriyle gayet samimi olan Remzi, kimseden para istememesiyle de tanınıyor. Sıkı bir Siirt spor fanatiğidir aynı zamanda. Maç kaçırmaz.

Sevimli hareketleriyle taraftarı da futbolcuyu da coşturur. Bir de medeni cesareti vardır ki dillere destan.

1984 yılında Siirte Vali olarak atanan Recep Birsin Özen, ilk geldiği günlerde yanında korumalarıyla şehri dolaşmaya çıkar. Güres caddesinde gezerken birileri Remziye, karşıdan gelen lacivert takım elbiselinin yeni Siirt valisi olduğunu fısıldar. Remzi bir an bile duraksamaz. Hemen meşhur yürüyüşüyle valiye yönelir. Kendini tanıtma gereği bile duymaz. Klasik selamını verir ve harika Türkçesiyle; “Hoş geldin vali paşa,” der. Yanındakiler valiye Remziyi tanıtırlar. “Yarın saat tam sekizde yanıma gel,” der vali, Remzi ye. Remzi bu, unutur mu? Ertesi sabah saat tam sekizde valiliktedir.

Remzi; “Vali paşa nerede?” diye sora dursun, vali biraz gecikecektir. Saat 8.30 olduğunu vali beyin geldiği Remziye rapor edilir. Remzi kışkırtıcı gülüşüyle valiye yaklaşır, saatsiz bileğini gösterir ve sorar; “Saat kaç vali paşa?”

Belki de, “Siirtte işimiz zor,” diye geçirir içinden Recep Birsin Özen bey ve yanındakilere; “Baksanıza Remzi beni tenkit ediyor,” der.

Böyledir Remzi. Bazıları gibi, güldürmek için yalan atmaz. Aslında belki insanları güldürmek gibi bir derdi de yoktur. Gördüklerini, duyduklarını kendi özgün yorumlarıyla anlatır, hepsi bu.

Temiz tertemiz olduğu için söyledikleri aleyhimize de olsa, kızmaz güleriz.

Birinden duysak veya biri bizden duysa tahammül edilmeyecek sözleri bile ondan duyduğumuza keyifleniriz…

Öyle ya; hangimiz bir memura yaklaşıp, “Bu gün hasılat nasıl?” diye sorup, hem hak ettiğimiz tebessümü hem de hissemizi alabiliriz?
[URL=http://imageshack.us]
Onun için, Siirtin en tanınan simasıdır dersek, şüphesiz abartmış olmayız. 1970 li yıllardan sonra Siirtte bir süre görev yapmış herkes, bulunduğu yerde bir Siirtliyle karşılaşsa, önce Remziyi sorar.

Belki Remzi pak ve temiz fıtratıyla onu da sıkıntılı bir anında biraz eğlendirmiş, biraz güldürmüş, bir an için bile olsa derdini unutmasına vesile olmuştur.

Evet öyledir Remzi. Hepimizi bir gün eğlendirmiştir.

Ama hep eğlendirecek değil ya… Zaman zaman Remzi de eğlenme ihtiyacı duyar. Burhanı veya Celali bulsun bulmasın, eğlenmek istedi mi de baya eğlenir.

Elini megafon gibi kullanarak garip anonslar yapmaktan hoşlanan Remzi, bir ara Siirtte bulunan yıldız futbolcu Sergen Yalçını gözüne kestirir. Canı eğlenmek istemiş ya, başlar anonsa; “Dikkat dikkat, Sergen Yalçının insaniyet namına belediyeye gelmesi rica olunur!...”

Remziyi tanımayan ve bu özelliğinden haberdar olmayan Sergen ise bu anonsla irkilir. Ne olduğunu anlamaz, şaşkın gözlerle etrafa bakar. Sonra çevredekilerden bunun Remzinin klasik bir şakası olduğunu öğrenir. Antrenmandan hemen sonra ilk işi Remzi ile tanışmak olur. Bu gülen yüzümüzü, biraz daha eğlenmek (!) için kızdıran bazı vatandaşlarımıza, Remzi, hak ettikleri küfürleri söylemekten de geri kalmıyor. Ama insanlar Remzinin küfürlerinden bile alınmıyor ve kahkahalarla gülüyorlar.

Güldüğü zaman da, kızdığı zaman da güldüren, şehrimizin sevimli siması Remziyi seviyoruz
[URL=http://imageshack.us]

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 622
favori
like
share