Müslümanlar arasındaki çekişme veya dağılma, onları manevi olarak güçten düşürecek bir gelişmedir. Bu, Allah'ın Kuran'da iman edenlere bildirdiği sırlardan biridir ve bununla önemli bir gerçeğe daha dikkat çekilmektedir: Nasıl ki ayrılıklar ve çekişmeler Müslümanları manevi olarak güçten düşürüyorsa, birlik ve tesanüd (dayanışma) de Müslümanlara güç kazandıracaktır. Allah Kuran'da, iman edenlerin "haklarına tecavüz edilmesi" durumunda birlik olup karşı koymalarını buyurmuştur:
Ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır. (Şura Suresi, 39)
Bu, iman edenlere İlahi bir emirdir ve pek çok hikmeti vardır. İnkarcı ideolojilerin fikren yok edilmesi de, ancak Müslümanların ittifak etmeleri ile mümkündür.
Ancak elbette unutmamak gerekir ki, iman edenlerin ittifakını güçlü kılan aslında onların imanları ve ihlaslarıdır. Gerçek dostluk ve ittifak ancak samimi iman ile kurulur. Müminler, birbirlerini araya hiçbir çıkar ya da menfaat beklentisi katmadan, halis niyetle ve sadece Allah rızası için sever, Allah rızası için dost olur ve Allah rızası için birlik olurlar. Temeli dünya üzerindeki en sağlam kaynağa, Allah sevgisine ve Allah korkusuna dayalı olan bu birliğin bozulması, dağılıp yıkılması Allah'ın dilemesi dışında hiçbir şekilde mümkün olmaz. Böylesine sağlam bir ittifakın, Müslümanlara dünyada eşine az rastlanır bir güç kazandıracağı ise açıktır. Rabbimiz, "... Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara Suresi, 249) ayetinde başarıya ulaşmak için sayıca büyük olmanın önemli olmadığına işaret etmiştir. Müslümanların iman ve ihlasa dayalı kurdukları birliktelik, onlara çok büyük başarılar elde etmelerini sağlayacak bir şevk ve irade kazandıracaktır.
Samimiyet üzerine, halis niyetle inşa edilmemiş birliktelikler her ne kadar dayanışma içinde gibi görünseler de temelde paramparçadırlar. Çünkü onların ittifakları, bir tür menfaat birlikteliğidir ve menfaatlerinin zarar görmesi ihtimali bu birlikteliğin hemen sonunu getirir. Müslümanlar, Allah'ın Kuran'da bildirdiği bu sırra vakıftırlar. Müslümanların birlikteliği, dünyevi kayıplarla sarsılmaz tam tersine daha da güçlenir. Bu ruh ve bilinç Müslüman ittifakını çok güçlü kılar. Büyük İslam alimi Said Nursi de, Müslümanların ihlas ve samimiyetle oluşturacakları birlikle ne kadar büyük kuvvet kazanacaklarını şu örnekle ifade etmiştir:
Elbette dört ferdden bin yüz on bir manevi kuvvet sağlayan ihlas sırrını kazanmak ile, dayanışmaya ve hakikate inanmaya muhtacız ve mecburuz. Evet üç elif birleşmezse, üç kıymeti var. Rakamların sırrı ile birleşse, yüz on bir kıymet alır. Dört kere dört ayrı ayrı olsa, on altı kıymeti var. Eğer kardeşlik sırrı ve birlik gayesi ve birleşme vazifesi ile denk gelip bir çizgi üstünde omuz omuza verseler, o vakit dört bin dört yüz kırk dört kuvvetinde ve kıymetinde olduğu gibi hakiki ihlas sırrı ile, on altı fedakar kardeşlerin kıymet ve kuvvet-i maneviyesi dört binden geçtiğine, pek çok tarihi olay şahitlik ediyor.

Bu sırrın sırrı şudur ki: Hakikî, samimî bir birlikte her bir ferd, diğer kardeşlerin gözüyle de bakabilir ve kulaklarıyla da işitebilir. Güya on gerçek birleşmiş adamın her biri yirmi gözle bakıyor, on akılla düşünüyor, yirmi kulakla işitiyor, yirmi elle çalışıyor bir tarzda manevî kıymeti ve kuvvetleri vardır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 583
favori
like
share
Darth Vader Tarih: 10.01.2009 15:39
Sevgili kardeşim Türk kelimesi geçti diye hemen milliyetçilik aklına geliyor,arap ingiliz fıransı alman kelimeleri sizlerde rahatsızlık uyandırmıyor ama Türk kelimesi geçtimi huzursuz oluyorsunuz.İslamda milliyetçilik yok diyorsun,islamda ırkçılık yok dersen sana katılırım ama milliyetçilik yok dersen ayeti kerimelere ve hadisi şeriflere muhalefet yapmış olursun,
Türk kelimesi geçtimi huzursuz oluyorsunuz



diye yazmışsınız Deli Balta Bey,Alakası yok. Ben türküm. Kimse kimsenin niyetini okuyamaz.
İslamiyet ırk ya da millet ayrımı yapmaz. İslamiyet tüm milletleri kuşatır.Milletlerin birbirinde üstünlüğü yoktur.
Aynı milletten olmamız, gelenek göreneklerimizin yakın olması,dil birliğidir.
Saygılar
ADALI Tarih: 10.01.2009 11:29
İnşaallah yöneticiler uyarı göndermez sık sık cevap yazıyorum diye,Ama hızımı alamadım arakadaşlar LEVİS kusura bakma Türk kelimasi geçince dayanamıyorum balıklama dalıyorum.Sakıncalı bulduğunuz yerleri silebilirsiniz.Saba Aslan kardeşimin konusunun gölgede kalmaması amacıyla yazıyorum.




İnsanlar Hz. Adem'den-aynı soydan ve kökten gelmekle beraber zamanla ırklara, kavimlere şubelere- milletlere ayrılmışlardır. İnsanı en güzel biçimde ve kıvamda yaratan Allah(CC) insanlara arasında insani medeniyetin gelişmesi ve her milletin bu medeniyete katgıda bulunması için karşılıklı olarak iyi ve güzel ilişkileri; müslüman milletler arasında ise " Din Kardeşliği " şuuru içerisinde iş birliğini emreder.

Aynı kökten gelen insanlar ilahi iradenin bir tecellisi olarak kavimlere ve milletlere ayrılmışlardır.Bu durum Kur'an-ı Kerim'de Hucurat suresi 13. ayette şöyle anlatılır:
" Ya Eyyühennasü inna halagnaküm min zekerin ve ünsa ve cealnaküm şuuben ve gabaile litearafü. İnne ekremeküm ındallahi etgaküm. İnnellahe alimun habir." " Ey insanlar biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve bibbirinizle tanışasınız diye, sizi şubelere_milletlere ve kabilelere ayırdık. Şüphesizki Allah yolunda en şerefli olanınız takvada en ileri olanınızdır."

Bu milletleşme sürecinde dini ve tarihi kaynaklarda Türklerin atası olarak Hz.Nuh'un oğlu Yafes aleyhisselam gösterilir. Yafes aleyhisselam'ın sekiz oğlundan birisinin adı " TÜRK" tür. Türk soyu ve Türk adı buraya dayanır. Divan-i Lügat-it Türk'ün yazarı Kaşgarlı MAHMUD'a göre milletimize Türk adını veren Yüce Allah'tır KAŞGARLI:" Tanrı onlara Türk adını verdi ve onları yeryüzünde ilbay kıldı. Zamanımızın hakanlarını onlardan çıkardı; dünya milletlerinin idare yularını onların eline verdi. Onları herkese üstün eyledi, kendilerini hak üzerine kuvvetlendirdi." Der.(Divan-i Lügüt-it Türk terc. Cilt 1, sayfa 3, Besim Atalay Tercümesi)

Türk adı, töre sahibi, töreli, güçlü, kuvvetli, kudretli millet manalarına gelmektedir.
İnsanların dillerinin, renklerinin ayrı ayrı olması da Allah'ınvarlığını, gücünü, kudretini gösteren ayetlerinden-delillerindendir.Bu duruma Şuara suresi 29, Casiye suresi 4 ve Rum suresi 22. ayetlerde dikkat çekilir ve düşünen insanların bunlardan ibret çıkarmaları istenir: " O gökleri, o yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin birbirine uymaması da O'nun ( Allah'ın ) ayetlerindendir. Hakikat bunlarda düşünenler için elbette ibretler vardır." (Rum suresi ayet:22) İşte bu ırki özellikler, renklerin, dillerin ayrılığı insanlığa renk getiren, kültür ve medeniyetlere kendine has bir özellik ve nikelik kazandıran orijinal değerlerdir. Her çiçeğe farklı renk ve koku veren, aynı meyveyi çeşitli renk ve tatlarda yaratan ve " Kitab-ı Ekber " ( En büyük kitap ) denen kainatı yaratarak bizi kainatı okumak ve anlamakla yükümlü kılan ve buradan kendi varlınğına, gücüne, kudretine ulaşmamızı isteyen hiç şüphesiz Yüce Allah'tır. Bu bakımdan biz diğer milletleri de sever ve sayar ve Cenab-ı Hakk'ın bir eseri olarak görür ve kabul ederiz. Kardeşlik duyguları içerisinde bütün milletlerle iyi ilişkiler kurmak dini bir emir ve tavsiye olmaktan öte aynı zamanda bir sosyal gereklilik ve gerçekliktir.

İnsanları şubeler-milletler halinde yarattığını beyan eden bizzat Ulu Allah'tır. Biz hucurat suresi 13. ayette geçen " ŞUUB_ ŞUBE " sözcüğüne Türkçemizde millet anlamında kullanmamaktayız. Araplar " ŞU'BUT TÜRK, ŞU'BUL ARAP " deyimini kullanırken biz " ARAP MİLLETİ, TÜRK MİLLETİ " kavramlarını kullanmaktayız. Kur'an-ı Kerim'de 13 yerde geçen " millet " sözcüğü " Belirli prensipler etrafında toplanmış insan topluluğu millet " anlamlarında kullanılsa da genel olarak: " din, şeriat, tutulan yol " manalarına gelmektedir. Biz Türkçemizde bu sözcüğü Türkçeleştirerek Eski Türkçemizdeki " BUDUN " sözcüğünün yerine ve sosyolojik anlamda ki millet anlayışını karşılamak amacıyla kullanmaktayız. Nasıl ki " ketebe " Arabın, " mektup " bizimse " Millet " sözcüğü de taşıdığı anlam itibariyle Türkçedir. Biz milleti: " Mazide-geçmişte birlikte yaşamış, halen yaşayan ve gelecektede birlikte yaşama arzusu içinde olan; kültür, dil, din, tarih,soy ve ülkü birlikleri ile bir birine bağlanmış insan topluluğudur" şeklinde tanımlamaktayız."

Örnek olması açısından bir kaç islam alimimizin bu konudaki görüşleri şöyledir.Ömer Nasuhi Bilmen'e göre millet: " Bir ırka mensup cemaat, bir dine salik olan kavim demektir. Din ve şeriat manasında da kullanılmaktadır." ( Ö.N.B. Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri cilt 1, sayfa 443 )

Elmalılı Hamdi Yazır, " millet kelimesi mecaz olarak 'insan kitlesi', " Belirli prensipler etrafında oplanış insan toplumu " anlamında kullanılagelmiştir.( E.H.Y. Hak Dini Kur'an Dili cilt 1, sayfa 483) demektedir.

İslam'da ırk var, fakat biyolojinin ve antropolojinin sahasına giren " biyolojik ırkçılık " yoktur. Bunun yanında " aynı soydan_ırktan " gelme şuuru biçimde tezahür eden ve sosyolojinin alanına giren bir milletin birliğini pekiştiren " içtimai ırk,manevi soyculuk " anlayışı vardır ve meşrudur. Yine İslam'da millet ve bir milleti ve onun kültüreldeğerlerini benimseyip sevme geliştirme düşüncesi olarak nitelendireceğimiz " milliyetçilik " vardır ve meşrudur.

Biz elhamdülillah ' galu beladan ' beri hem Türk'üz hem de Müslümanız.....
ADALI Tarih: 10.01.2009 11:25
Darth Vader'denmilletimiz için iyi güzelde, islamiyette milliyetçilik yok.

Sevgili kardeşim Türk kelimesi geçti diye hemen milliyetçilik aklına geliyor,arap ingiliz fıransı alman kelimeleri sizlerde rahatsızlık uyandırmıyor ama Türk kelimesi geçtimi huzursuz oluyorsunuz.İslamda milliyetçilik yok diyorsun,islamda ırkçılık yok dersen sana katılırım ama milliyetçilik yok dersen ayeti kerimelere ve hadisi şeriflere muhalefet yapmış olursun,
mesela:saba aslan kardeşimin konusuna yrdım amacıyla yazıyorum



İnsanlara rahmet ve bereket olarak gönderilen Yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim ve Yüce dinimiz İslamiyet " IRK" ve " MİLLET " gerçeğini hem kabul hem de tasdik eder, insanların bu şekilde yaratılışını Yüce Allah'ın bir iradesi ve O'nun varlığını, birliğini, gücünü ve kudretini gösteren deliller olarak kabul ve ilan eder.

İnancımıza göre ilk insan ve ilk peygamber Hz.Ademdi. Kur'an-ı Kerimden öğrendiğimize göre insan " En güzel biçimde-kıvamda ve surette yaratılmış" (Tin suresi) ve ona " anlatma ve anlama yeteneği" ( Rahman,4) verilip, yer yüzünde " halife " olarak ilan edilmiştir. ( Bakara, ayet 30 ) Bakara suresi 30-31-32ve 33. ayetlerden anladığımıza göre; Cenab-ı Hakk, Hz.Adem'e " Bütün isimleri ve eşyanın adını öğretti." Yani Hz.Adem, bütün meleklerin isimlerini ve teker teker görevlerini biliyordu. Yine insanlığın ilk atası olarak yaratılmış olduğundan dolayı kendi neslinden gelecek olan bütün insanların adlarını, milletlerin adlarını, onların konuşacağı bütün dilleri yine onların bilim ve teknoloji alanında bu gün bildiklerini ve dahası kıyamete kadar ulaşacakları bilimsel ve teknolojik buluşların hepsini biliyordu. Düşünün ki o anda insanların bedenleri yok fakat ruhları ve nefisleri yaratılmış ve Hz Adem bütün bu insanları adlarıyla biliyordu. Allah (CC) bu bilgilerin tamamını Adem'e öğretmişti. Hz.Adem, Allah'ın emri üzerine meleklere, başta meleklerin adları ve görevleri olmak üzere yukarıda saydığımız bilgilerin hepsini saydı. Ardından Sad suresi 72. ve 73. ayetlerde anlatıldığı gibi Yüce Allah Meleklere " Derhal O'na (Ademe) secde edin " dedi. Ve " Bütün melekler Adem'e secde ettiler." Buradaki secdeden kasıt saygı secdesidir, İslam alimleri bu secdenin hafif bir şekilde saygı göstermek amacıyla eğilme şeklinde olduğunu belirtirler.

İnsanın bir ırktan ve milletten olarak yaratılması bir tercih ve irade sonucu olmayıp Allah'ın takdirine bağlanmıştır. Yani bir ırka ve bir millete mensup olmak bir noktada tercih işi değil bir kader işidir. Türkçülüğün Esaslarının yazarı Ziya Gökalp, millet konusunu anlatırken," Millet iradi bir kavram olamaz. Çünkü her ferdin milliyeti, onun keyfine, iradesine tabi bir şey değildir. Görünüşte fert kendisini şu yahut bu millete mensup kabul etmekte hür zanneder. Halbuki fertte böyle bir hürriyet yoktur. Bir millete mensup olmak bir noktada kader işidir. Fert, bir millet içerisinde hayata gelir ve o mlletin terbiyesini alarak yetişir ve o kültürel zümreye dahil olur." Bazı insanlar istisna olmak üzere bir kültür dairesinden çıkıp, başka bir kültürü benimsemekle millet değiştirmiş olsalar da bunlar istisna-i hallerdir.

Cenab-ı Alah, Er-Rum Suresi 22. ayette şöyle buyuruyor: " O gökleri, o yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin birbirine uymaması da O'nun ( Yani Allah'ın ) ayetlerindendir. ( varlığını,gücünü, kudretini gösteren delillerindendir.) Hakikat bunlarda düşünenler için ibretler vardır."
Yüce dinimiz " ırk " gerçeğini inkar etmez, ancak bu gerçeğin istismarına ve bir ırkın bir başka ırkı hor ve hakir görmesine ve insanlara renginden ırkından dolayı adaletsiz davranılmasına de müsade etmez. Sevgili Pegamberimiz de " Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepeniz Adem'in çocuklarısınız, Adem insan ise topraktandır.Arabın, Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır." der ve ırkçılığı yasaklar. İslamın yasakladığı ırkçılık, biyolojinin ve antropolojinin sahasına giren ırk ve ırkçılıktır. Bir de sosyolojinin sahasına giren ve aynı ırk ve soydan gelme anlayışı biçimde ortayan çıkan " içtimi ırk- manevileştirimiş soyculuk " anlayışı vardır ki İslamiyet buna müsade eder. Biz biyolojinin sahasına giren ırkçılığı reddetmekle beraber sosyolojinin sahasına giren ve bir milleti oluşturan bireylerin " aynı soydan gelme şuurunu taşımaları " şeklinde beliren " manevi soyculuk anlayışı "nı benimser ve kabul ederiz. Ve bir topluma aynı soydan gelme şuurunun kuvvetli bir şuur halinde yaşamasının gerekliliğine inanırız. Zaten bu şuurun kuvvetli sosyal bir şuur halinde yerleşmediği toplumlarda bölücü ve ırkçı faaliyetlere çok rastlanır.
Darth Vader Tarih: 09.01.2009 22:01
milletimiz için iyi güzelde, islamiyette milliyetçilik yok.