[size="3"]Yüce Allah, Hz. Adem'i yaratmadan önce melekleri konu hakkında bilgilendirir, bir de meseleyi nasıl karşıladıklarını sorar. Bakara Suresi'nin ilk sayfalarında olay şöyle cereyan eder:

"Hani, Rabbin meleklere, 'Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım' dedi. Onlar, 'Bizler hamdinle Sana tesbih ve Seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun?' dediler. Allah da onlara, 'Sizin bilemeyeceğinizi herhalde Ben bilirim' dedi." 11

Cenab-ı Hak, henüz Hz. Adem'i yaratmadan önce insanları yeryüzüne yerleştireceğini haber verdi. Yani insanların cennette değil de, dünyada yaşayacaklarını bildirdi.

Meleklerin, insanların fesat çıkaracaklarını ve yeryüzünde kan dökeceklerini tahmin etmelerine ve bu düşüncelerini Allah'a arz etmelerine gelince...

Bu âyetlerin tefsirlerinde yer aldığı gibi, Cenab-ı Hakk'ın "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demesi üzerine, melekler, "Ey Rabbimiz, bu halife nasıl olacak?" diye sorarlar. Allah, "Onların neslinden gelenlerin bir kısmı yeryüzünde bozgunculuk yapacaklar, kan dökecekler, haset edip birbirlerini öldürecekler" buyurur. Bunu üzerine melekler "Ey Rabbimiz, yeryüzünde fesat çıkaracak ve kan dökecek insanı mı halife yapacaksın?" diyerek niyazda bulunurlar. Görüldüğü gibi, meleklerin bu soruyu sormalarının sebebi, Allah'ın kendilerine daha önce vermiş olduğu bilgidir.

Bazı kaynaklarda yer aldığına göre ise, melekler, insanın yaratılışından bin sene önce yeryüzüne gönderilen ve kan döken cin taifesinin durumunu bildikleri için Allah'a böyle bir niyazda bulundukları anlatılır. 22

Şeytanın Hz. Adem'e ve eşi Havva'ya vesvese vererek cennetten çıkarılmasına sebep olması, insanın dünyaya gönderilmesine sadece bir hikmetidir. Yoksa kader çizgisi böyle çizilmiş, İlahi program böyle yapılmış, programın icrası ve tasarrufu bütünüyle Allah'a aittir.

İlk bakışta, şeytanın yaratılmasında ve onun yüzünden pek çok insanın cehenneme gönderilmesinde bir terslik görülse de, olayın gerçek yüzüne hikmet penceresinden baktığımızda sayısız hikmet ve güzellikleri görebiliriz.

Eğer şeytan yaratılmamış olsaydı ve Hz. Adem cennette kalmış olsaydı, kâinatta tecelli eden birçok hikmet pırıltıları görülmeyecekti.

Her şeyden önce, Cenab-ı Hakk'ın, insanda bulunan pek çok isim ve sıfatlarının tecellisi görülmeyecek, insanla melek arasında bir farklılık bulunmayacaktı.

Çünkü insan, meleklerden çok üstün özellikte ve kabiliyette yaratılmıştır. İnsan cennette kalınca, kabiliyetleri gelişmeyecek, melekler gibi sabit kalacaktı. Hz. Ebu Bekir gibi yüce ruhlar, Ebu Cehil gibi alçak ruhlarla aynı seviyede kalacak ve bir adaletsizlik görülecekti.

Diğer taraftan, meleklerden farklı olarak insana nefis ve şehevî duygular verilmiştir. Bu özelliklerinin görülmesi için insanların dünyaya gönderilmesi, onlara bazı sorumlulukların verilmesi ve bir imtihana tâbi tutulmaları gerekliydi.

Ta ki, insan bu tecrübe meydanında kabiliyetlerini ortaya çıkarsın, elmas veya kömür kıymetinde olan farklı yetenekler gelişme kaydetsin.

Bu açıdan Hz. Adem'in cennetten çıkarılıp dünyaya gönderilmesinin asıl nedeni, bu imtihan salonunun açılması, iyi ruhlarla kötü ruhların ayırt edilerek gerçek adaletin tecelli etmesidir. Yoksa şeytanın bu konuda bir katkısının olduğunu söylemek mümkün değildir.

Bu çıkarma işleminde de gerçek sebep ve gerekçe Cenab-ı Hakk'ın elindedir. 33 1. Bakara Suresi, 30. 2. et-Tefsirü'l-Kebir, 2: 170. 3. Mektubat, s. 3941; Lem'alar, s. 65.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 357
favori
like
share