Hz Mevlananın Muhteşem Eseri 6.cilt+Şiirler+Kitaplar

Hz. Mevlana'nın Hayatı

Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur.
Mevlâna'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında "Bilginlerin Sultânı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur.
Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'den ayrıldı.
Sultânü'I-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.
Sultânü'I Ulemâ Nişabur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâ'be'ye hareket etti. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldiler. Karaman'da Subaşı Emir Mûsâ'nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler.
1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun'u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.
Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti'nin egemenliği altında idi. Konya'da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi.
Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni ikametlerine tahsis ettiler.
Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu SarayınınGül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'ndaki bugünkü yerine defnolundu.
Sultânü'I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.

Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems'de "mutlak kemâlin varlığını" cemalinde de "Tanrı nurlarını" görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü.
Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkûbî ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar.
Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk' ın rahmetine kavuştu. Mevlâna'nın cenaze namazını Mevlâna'nın vasiyeti üzerine Sadreddin Konevî kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevî çok sevdiği Mevlâna'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine, Mevlâna'nın cenaze namazını Kadı Sıraceddin kıldırdı.
Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.

Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!

Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir"

[url=www.tasavvuf.gen.tr][/url]
-------------------------------
AYİNLER
Mevlana neden ellerinin birisi havayı,diğeri yeri gösterir ve başı eğik olarak sema yapardı?
''Allah'tan alırım,halka dağıtırım.''
Dönerek sema yapan Mevlevi'nin durumu;transa geçmiş bir Hal'dir.Sağ el yukarıda,baş sağ kola yatmış vaziyette,sol el aşşağıya yere bakıyor.Esrarda burada başlıyor.Mevlana'nın burada yapmış olduğu majik bir ritüel uygulaması ve dahası santral(transformatör)görevinin yerine getirilmesidir.
İnsan varlığı olarak bütün enerjiler,sağ parmak uçlarımızdan ve başımızın önünde bulunan bıngıldaktan girer.Enerjiler vücudü tamamen dolaşarak türüne göre göver yapan enerjiler sol el parmak uçlarından çıkar gider.Bizler bu enerjilerin görev ve oluşumlarını bilmeden yaşarız.Bazen yaşadığımızı da sanabiliriz.Ama santral görevi yapan varlıklar bizzat bilerek o enerjiyi kullanır.Evrende hangi enerji türünü alırsa alsın,santral varlık,beden içinden geçen enerjiyi kanallarında onları istediği şekle dönüştürerek değişime uğratır.Negatif enerjileri bu varlıklar vücütlarında (enerji kanallarında),değişime uğratarak(transforme ederek)pozitif hale getirip,evrene tekrar verirler.Yani dualiteyi korur bu santral varlıklar.
Negatif enerjinin arttığı bir ortamda,bu dejenerasyonun önüne geçmiş,evrende tıkanan enerji kanallarını açarak dualiteyi korumuştur.O'nun yaydığı pozitif enerjiler hala geçerliliğini korumaktadır.Korumayada devam edecektir.
Toplu sema ayinleri için şöyle bir değerlendirmeyi yapmak mümkün olur.Mevlevi dervişleri istedikleri an o ruhsal enerjileri sema tekniği sayesinde trans hale girerek,toplayarak,manyetik alan yaratmaktadırlar.
Temel hakikatler hiçbir zaman değişmemiştir ve değişmeyecektir.Nasıl ki henüz yeni keşvedebildiğimiz pek çok şey potansiyel olarak her zaman mevcutsa,keşvedeceklerimiz içinde aynı şey geçerlidir.Öyleyse değişen nedir?Değişen ve gelişen insanın bilincidir.Nüfuz edebilme yeteneğidir.Bu geliştikçe önümüze yeni imkanlar açılmakta,ufkumuz genişlemektedir.
İnsanlar herşeyden önce zihinlerini temiz tutmayı öğrenecekler,öğrenmek zorundalar.Yani birbiriyle olan ilşkilerini gayet sağlam ve açık seçik bir hale getirmek zorundadır.Yüksek enerjiye dayanabilecek şekilde iç basıncın artırılarak kabukların açılmasına devam etmeliyiz.Biliyoruz ki hür olmayan bir varlıkgelişemez ve değişemez.
İç basıncın artırılarak kabuklarının kırılmasını sağlayacak enerjilerin en güçlüsü bilgi enerjisidir.Bu bilgi,kendini tanıma bilgisidir.Mevlana,bu bilgileri,bilgilenmek isteyenler için serpiştirmiş.
Mevlana sema ile dönmesini bir rubaisinde şöyle değerlendiriyor:
''Bu dönüşü ben kendi canımdan öğrendim.Beden kalıba girmeden önce can aleminde de böyle dönerdim.Bana sabır ve sükun daha uygundur diyorlar.Ben bu sabrıda sükunuda size bağışladım.''
Sükun ve sabır içinde olan Mevlana sema yaparak trans hale geçmektedir ki;etrafındakilerin,aman Hazret yavaş olunuz,demelerine şöyle cevap verir:,
''Deliliğe aşığım,akıllılığa usluluğa doydum.''
Muammer Sağlam'ın sema tekniği ile ilgili çok değerli bir anlatımını buraya aktarmamız çok yerinde olacaktır:
''Mevlevi semasındaki duruşun anlamı ve gayesi,vecd ile başlar.Vecd hali ise bedendeki manyetik alanın şiddetini arttırır,çekim güçlenir.Kozmikten gelen akışlar hızla bedene dolmak ister.Bu akışın normal giriş kapısı bındıldaktır.Çıkılması gereken sekiye ulaşabilmek için,evvel sistem gereği,hem dönmek hemde devinmek gerekir.Bedendeki enerji akış yönü ise sağdan sola doğrudur.Bu sebeple sağ kol omuz hizasından biraz yukarıda,avuç içi evrene dönük,parmaklar açık,akışı kontrol edip başa indirirken,başın hafifçe sağa yatık olması da akışın bıngıldağa yönelmesine yardım içindir.Sol kol,omuzdan aşşağı tutularak avuç yere dönük,parmaklar yine açık ve serbest,yerden gelecek ters yönlü akışları kontrol eder!Tennürenin beyaz sof veya beyaz ipek olması ve dönerken daire biçiminde açılacak şekilde dikilmi de yine yerden gelecek ters yönlü akışların engellenmesi içindir.Kumaşın cinsi ve renginin önemi de modeli kadar önemlidir.''

Sn.Burhan Yılmaz'ın Bilinmeyen Mevlana isimli kitabından bir bölümdür.
---------------------------------
MESNEVİ

Mesnevî, klâsik doğu edebiyatında, bir şiir tarzının adıdır. Sözlük anlamıyla "İkişer, ikişerlik" demektir. Edebiyatta aynı vezinde ve her beyti kendi arasında ayrı ayrı kafiyeli nazım şekillerine Mesnevî adı verilmiştir.
Her beytin aynı vezinde fakat ayrı ayrı kafiyeli olması nedeniyle Mesnevî'de büyük bir yazma kolaylığı vardır. Bu nedenle uzun sürecek konular veya hikâyeler şiir yoluyla söylenilecekse, kafiye kolaylığı nedeniyle mesnevî tarzı seçilir. Bu suretle şiir, beyit beyit sürüp gider.
Mesnevî her ne kadar klâsik doğu'şiirinin bir şiir tarzı ise de "Mesnevî" denildiği zaman akla "Mevlâna'nın Mesnevî'si"gelir. Mevlâna Mesnevî'yi Çelebi Hüsameddin'in isteği üzerine yazmıştır. Kâtibi Hüsameddin Çelebi'nin söylediğine göre Mevlanâ, Mesnevî beyitlerini Meram'da gezerken,otururken, yürürken hatta semâ ederken söylermiş, Çelebi Hüsameddin de yazarmış.
Mesnevî'nin dili Farsça'dır. Halen Mevlâna Müzesi'nde teşhirde bulunan 1278 tarihli, elde bulunan en eski Mesnevî nüshasına göre, beyit sayısı 25618 dir.
Mesnevî'nin vezni : Fâ i lâ tün- Fâ i lâ tün - Fâ i lün'dür
Mevlâna 6 büyük cilt olan Mesnevî'sinde, tasavvufî fikir ve düşüncelerini, birbirine ulanmış hikayeler halinde anlatmaktadır.

Kaynak : Kültür Bakanlığı
Mesnevi Redaksiyon ve Site Tasarımı : Ercan Ether İnan
Tasarım ve içeriğin kullanımı, kaynak gösterildiği sürece serbesttir.
E-kitap Olarak Düzenleyen : Metin Ekinci

1.CİLT

GİRİŞ (İLK ONSEKİZ BEYİT)
GERÇEK AŞK
İKİ ŞARABIN FARKI
AHMED'E DOĞRU 1
AHMED'E DOĞRU 2
TEVEKKÜL MÜ? ÇALIŞMAK MI?
HZ.ÖMER'İN KERAMETİ
ŞEYTAN ADEM'E NEDEN SECDE ETMEDİ?
TACİRİN HİKAYESİ
BENLİĞİN ŞIMARTILMASI
MAŞALLAHU KAN SÖZÜNÜN TEFSİRİ
ÇENK ÇALAN İHTİYAR
YAĞMURUN SIRRI
KADININ FENDİ -1-
SALİH PEYGAMBERİN DEVESİ
KADININ FENDİ -2-
PİR KİMDİR SIFATLARI
PERİŞANLIKLAR İKİLİKTEN DOĞAR
ASLAN'IN ADALETİ
KILIÇ SAPINI KESEBİLİR Mİ ?
VAHYİN IŞIĞI
GURURUN AKILA OYUNU
GÖNÜL MÜ TANRIDIR TANRI MI ?
GÖNÜL GÜNDÜZÜ GECELEYİN ARA
HZ.ALİ'YE GÖRE BÜYÜK SAVAŞ

2.CİLT

NEDEN GECİKTİ?
BİR BİLENE SORMALI
İSA'DAN TEN DİRİLİĞİ ARAMA
LA HAVLE
CAHİLİN SEVGİSİ
HELVA SATAN ÇOCUK
EŞŞEK GİTTİ
İFLASI SABİT OLUNCAYA KADAR
ÖLEN Mİ ÖLDÜREN Mİ?
PADİŞAHIN İKİ KÖLEYİ SINAMASI
VİRANEDEKİ DOĞAN
LOKMAN'IN SINAVI
HÜTHÜD İLE BELKIS
MUSA PEYGAMBER VE ÇOBAN
AĞIZA KAÇAN YILAN
HASTA HATIRI
BİR AKILLI ARIYORUM
İBLİSTEN DOST OLUR MU?
AYKIRI GİDİŞ
KENDİ AYIBINI GÖREMEYİNCE
İLK ÖZEL SON DEĞERLİDİR
İHTİYARLIKTAN
NİŞANELERİ OKUMAK
SÜVARİDEN KORKAN OKÇU
KURU AKIL NEYE YARAR
İBRAHİM ETHEM'İN KERAMETİ
SECCADESİZ NAMAZ
GEMİDEKİ DERVİŞ
YAHYA PEYGAMBERİN İSA'YA SECDESİ
HAYAT AĞACI

3.CİLT

ÜÇ SÜNNETTİR
FİL YAVRULARI
GÜNAHSIZ AĞIZ
KÖYLÜNÜN FENDİ
SEBALILAR VE NİMETTEN AZMALARI
DOĞANIN KAZLARI OVAYA ÇAĞIRMASI
DERVANLILARIN HİKAYESİ
KENDİNİ BİLMEZLİĞİN SONU
HARUTLA MARUTUN HİKAYESİ
FİRAVUNUN RÜYASI
NEFSİNİZİ ÖLDÜ SANMAYIN
KARANLIKTAKİ FİL
KÜFRE RAZI OLMAK KÜFÜRDÜR
HAYRET
TEMBELİN DİLEĞİ
MESNEVİ'YE DAİR
BİLGİNİN İKİ KANADI VARDIR ŞÜPHENİN İSE TEK
DAĞDA HALVET EDEN DERVİŞİN HİKAYESİ
GÖREBİLEN GÖZ
RIZA MAKAMINA ULAŞANLAR
AHMAKLARDAN DAĞA KAÇIŞ
PEYGAMBERLERDEN MUCİZE İSTEĞİ
SOFİNİN BOŞ SOFRAYA SEVDALANMASI
MUKALLİDİN İMANI KORKU VE ÜMİTTİR
ÇÖLDEKİ ARAP KERVANI
BUNALMA BİR ŞEYE HAK KAZANMIŞ OLMAYA ŞAHİTTİR
HAYVANLARIN DİLLERİ
HAMZA'NIN SAVAŞA ZIRHSIZ GİRMESİ
ALIŞVERİŞTE ALDANMAMANIN ÇARESİ
SU UYUR DÜŞMAN UYUMAZ
AŞIKLAR İÇİN CAN VERMEK KOLAYDIR
ŞEYTANIN ŞEYTANLIĞI
KURAN'IN ZAHİRİ VE İÇYÜZÜ
MESNEVİ'Yİ KINAYANA CEVAP
ZITLARIN ÇEKİMİ

4.CİLT

AYDAN DA PARLAK
VAİZ
AŞIĞIN AHMAKLIĞI
KÖTÜLÜK BİR TOHUMDUR
SINAMA
MESCİT-İ AKSA
HALİN VERDİĞİ
İNSAN ALEMDİR
BELKIS'IN HEDİYESİ
KORUYAN ADALETTİR
İBRAHİM ETHEM'İM GÖÇÜ
PUTLARIN SECDESİ
ŞAİRE PADİŞAHIN İHSANI
DEVİN SÜLEYMANLIĞI
AHMAĞA VERİLECEK CEVAP SUSMAKTIR
KÖLENİN ŞİKAYETİ
ARİFİN GIDASI
DERT VE ELEM KOKUSU
EBUYEZİD'İN MÜJDESİ
PEYGAMBER TAKDİRİ
BAHİS
GÖKLER YERLER VE İKİSİ ARASINDAKİLER
SÖZ MANAYI AÇAR MI ÖRTER Mİ?
HZ.MUSA'NIN TANRIYA SORUSU
KATIR VE DEVE
NİL'İN SUYU
ZÜLKARNEYN'İN KAF DAĞI ZİYARETİ

5.CİLT

YILDIZLARIN NURU*
KESİLESİ KUŞLAR
İNANANIN KAFİRDEN FARKI
İBADETLERİN TANIKLIĞI
ÖLÜYÜ DİRİLTEN YEMEK
YIRTIK CÜBBE
TAVUS KUŞU
GÖZYAŞI BEDAVA
GÜNEŞTE YOK OLMAK
AHIRDAKİ CEYLAN
YEDİ ÖKÜZ
TANRIYA GÖZYAŞI
ŞEHVETİN SONU
ŞÜPHE
ADEM'İN YARATILIŞI
EYAZ'IN DEFİNESİ
ZAHİDİN KARISI
NASUH TÖVBESİ
EŞEK TİLKİ VE ASLAN
BİLGİLER EMEN ZAHİT
DAVET
BU NE YAMAN ÇELİŞKİ
KİBİR
KONUK EVİ
ŞEHİT OLMAK
AY YÜZLÜ
EMRİN LEZZETİ

6.CİLT

DAVET
HİNTLİ KÖLENİN AŞKI
EYAZ'IN AKLI
ÇAYIRLIKTAKİ KUŞ
SEVGİLİNİN SÖZÜ
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLMEK
AŞURE GÜNÜ
SAHUR DAVULU
HZ.BİLAL AŞKI
HİLAL'İN HASTALIĞI
KOCAKARI HİKAYESİ
AYIPLARI ÖRTEN HEKİM
DEFİNE YIKIK YERDEDİR
ZAMAN YAPRAKLARINDAKİ GİZ
KAZANMADAN RIZK DİLEYEN YOKSUL
HASAN-I HARKANİYE'YE AİT HİKAYE
ÜÇ YOLCU
TİRMİZ PADİŞAHI
FARE İLE KURBAĞA
SULTAN MAHMUT
ÖLÜ;YAŞADIĞI HALDE ÖLEN KİŞİDİR
ADIN ÖMER İSE
BEY'İN GÜZEL ATI
PADİŞAHIN ÜÇ OĞLU


[url=http://dosyalar.semazen.net/MESNEVI-I_SERIF_1.cilt.pdf] 1.cilt.pdf [/url]
[url=http://dosyalar.semazen.net/MESNEVI-I_SERIF_2.cilt.pdf] 2.cilt.pdf [/url]
[url=http://dosyalar.semazen.net/MESNEVI-I_SERIF_3.cilt.pdf] 3.cilt.pdf [/url]
[url=http://dosyalar.semazen.net/MESNEVI-I_SERIF_4.cilt.pdf] 4.cilt.pdf [/url]
[url=http://dosyalar.semazen.net/MESNEVI-I_SERIF_5.cilt.pdf] 5.cilt.pdf [/url]
[url=http://dosyalar.semazen.net/MESNEVI-I_SERIF_6.cilt.pdf] 6.cilt.pdf [/url]

[url=http://www.semazen.net/download_detail.php?id=6] KAYNAK [/url]


[url]http://www.boxca.com/6s55go9zzkli/Mesnevi-i_Serif.rar.html[/url]

Alternatif Link :

[url]http://depositfiles.com/en/files/bcvxm824r[/url]

Alternatif Link :

[url]http://uploaded.to/?id=cjsjl5[/url]

Alternatif Link :

[url]http://s1.dosya.tc/Mesnevi-i_Serif.rar.html[/url]

Alternatif Link :

[url]http://upload.bilgilihoca.com/5Mesnevi-i_Serif.rar[/url]


[url=http://www.semazen.net/download_detail.php?id=10] Mesnevi Dersleri[/url]

[url=http://www.sufizm.com/download/] KAYNAK [/url]
-------------------------------------------------------
«Lâ ilâhe illâllah» ne demektir? "TANRI yoktur sadece ALLAH vardır" anlamında değerlendirilir...
«Lâ ilâhe»de; "Lâ", yoktur; "ilâhe", TANRI demektir; yani, tapınılacak tanrı yoktur, demektir.Elmalılı Hamdi Yazır'ın Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından bastırılmış "Hak Dini Kur'ân Dili (c:1/24-25)
-------------------------------------------------------
"İslâm Dini" ile ilgili, günümüzün en büyük sorunlarından biri de hemen herkesin, başkalarının yaptıklarını Allah ADINA yargılayarak, hükümler vermesi.. Herkes, biribirini eleştiriyor; diğerinin, kendi yaptığına uymayan davranışının yanlış olduğunu söyliyerek,"Allah`ın onun yaptığını kabul etmeyeceği" hükmünü veriyor!.
Şu anda yeryüzünde yaşamakta olan hiç bir kişi,-Nebive Rasûl** değilse-ALLAH ADINA değerlendirme ve hükmetme yetkisine sahip değildir!.Böyle bir yetkisi olduğunu söyleyen kişi ise, ancak ve sadece akıl hastası olabilir!. Böyle birine inanmak ise, cehaletin son sınırıdır!.
Biz bütün insanlar, Hz Muhammmed Aleyhisselâm’ın bize bildirdiklerine veKur`ân-ı Kerîme dayalı olarak, kişisel yorumlarımızla"İSLAM DİNİ" HAKKINDA düşüncelerimizi dile getirebiliriz. Ama kim olursak olalım,"İSLÂM DİNİ" HAKKINDAKİ kişisel düşünce ve yorumlarımız,DİN ve ALLAH ADINA değildir!.Ahmed Hulusi
-------------------------------------------------------
Kişi herhangi bir konu hakkında konuşacaksa BENCE diye başlamalıdır.Ahmed Özhan
-------------------------------------------------------
"İkrah" yani zorlamanın "İslâm Dini"nde olmayışını; insanları bu konuda zorlamanın kesinlikle Dine uygun bir davranış olmadığını bakın değerli müfessir Elmalılı Hamdi Yazır ünlü tefsiri "Hak Dini Kur`ân Dili"nde nasıl açıklıyor:"Dinin mevzuu ef`âli ıztırariye (zorlamalı fiiller) değil; ef`âli ihtiyarîyedir (kişinin kendi dileğiyle).. Bunun için ef`âli ihtiyarîden birisi olan ikrah, dinde menhîdir (yasaktır).Belki âlemde ikrah bulunabilir, amma Dinde, Dinin hükmünde, Dinin dairesinde olmaz veya olmamalıdır
Dinin şanı ikrah etmek değil, belki ikrahtan korumaktır.Binaenaleyh Dini islâmın bihakkın hâkim olduğu yerde ikrah (zorlama) bulunmaz ve bulunmamalıdır!.. Şu halde Din, ikrah ediniz demez; ikrah meşru ve muteber olmaz!.İkrah ile vâki olan amelde dinin va`dettiği sevap bulunmaz; rıza ve hüsni niyyet bulunmayınca hiç bir amel ibadet olmaz!.Ameller niyete göre değerlenir!.. Metalibi diniyyenin hepsi ikrahsız, hüsni niyyet ve rıza ile yapılmalıdır..İkrah (zorlama) ile itikad mümkün değil; ikrah ile kılınan namaz, namaz değil; oruç keza; hacc keza ilah...Bundan başka, bir kimsenin diğerine tecavüz edip de herhangi bir işi ikrah ile yaptırması da câiz değildir; hasılı, hükmi islâm altında herkes vazifesini bilihtiyar yapmalı, iKRAHSIZ YAŞAMALIDIR!." (c:1; s:860-861)
-------------------------------------------------------



Ahmet Özhan ile yapılan söyleşi

Hülya Avşarın programına konuk olduğu videolar
[url]http://www.okyanusum.com/videos/Video/ahmethulya1.html[/url]

Alternatif Link
[url]http://www.orijinkutuphane.org/ahmet-ozhan.html[/url]

NOT:swf video dosyalarını,İnternet Download Menager programına linki yazarak bilgisayarınıza indirebilirsiniz.
--------------------------------------------------------------------
DÜNYAYI ÇİRKİN BULUYORSAN HER ŞEYDE KUSUR ARIYORSAN KALBİNİ YOKLA.AÇAN GÜLLERİN RENGİNİ FARK ETMİYORSAN,O GÜL KOKULARIYLA KENDİNDEN GEÇMİYORSAN,YAĞMURLAR YAĞDIĞINDA ISLANMAYI SEVMİYORSAN DUR BİR DÜŞÜN.VE HERZAMAN ONU YANINDA HİSSETMİYORSAN,HER NEFES ALIŞINDA KALBİNİN HER ATIŞINDA ONUN İSMİNİ ZİKRETMİYORSAN,HER DAİM ONA YAKARMIYORSAN KALBİNİ YOKLA.VE GÖRDÜĞÜN HERŞEYDE ONUN KUDRETİNİ İDRAK ETMİYORSAN,YAŞADIĞIN HERŞEYİ ONDAN BİLMİYORSAN VE ONDAN İSTEMİYORSAN DÜŞÜN VE KALBİNİ YOKLA.SONBAHARDA GÖKYÜZÜNDEN GELİN GİBİ SÜZÜLEN KURU YAPRAKLARA BAK.SANA AŞKI HATIRLATMIYORMU.VERDİĞİ AŞK İÇİN ONA ŞÜKRETMİYORSAN KALBİNİ YOKLA.DURUP ETRAFINA BAK NE GÖRÜYORSUN.İKİ PARMAĞININ UCUNU GÖZÜNE KOY.BİRŞEY GÖRÜYORMUSUN...SEN GÖREMİYORSUN DİYE BU ALEM YOK DEĞİL...MEVLANA
--------------------------------------------------------------------

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 4923
favori
like
share